Haberler :::
-
23.12.2025
İKÇÜ Memur Kardeşler Camisi İçin İlk Adım Atıldı
Yapımını Memur Kardeşler Vakfı adına hayırsever iş adamı Sabri Memur’un üstleneceği, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi ana yerleşkesinde yapılması öngörülen ‘Memur Kardeşler Üniversite Camii’ protokolü, İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban’ın katılımıyla düzenlenen resmî törenle imzalandı.Törende, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Rektörü Prof. Dr. Saffet Köse, Memur Kardeşler Vakfı Başkanı Sabri Memur, Vakıf Yönetim Kurulu Üyesi Niyazi Memur, Memur Kardeşler Yardımlaşma Derneği Başkanı Taha Aksoy, üniversite ve vakıf temsilcileri hazır bulundu. Hem Üniversiteye Hem de Bölgeye Hizmet Edecek İmza töreninde konuşan İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban, hem üniversiteye hem de bölgeye hizmet verecek caminin yapılmasından duyduğu memnuniyeti paylaştı. Vali Dr. Elban, “Bugün çok ilimiz için ve üniversitemiz için çok hayırlı ve güzel bir iş için burada bulunuyoruz. Uzun zamandan beri üniversitemiz kampüsünde ihtiyaç olan üniversite ile ilgili yapılar büyük ölçüde tamamlanmıştı. Orada hem üniversite hem de civara hizmet edecek bir cami ile ilgili yer hazırdı ve yapımıyla ilgili hayırseverler konusunda üniversitemizin yapmış olduğu çalışmalar vardı. Memurlar Kardeşler ile Saffet Hocam görüştüler. Mutabakata vardılar. Sonucunda caminin yapımı Memur Kardeşler Derneği tarafından yapılıp vakfı tarafından da işletilmesi yapılacak. Bu güzel eseri ilimize, üniversitemize, Çiğlimize kazandıracak olan Niyazi Bey'in şahsında Memur Kardeşlere huzurlarınızda çok teşekkür ediyorum. Allah yapacakları hayırları, hizmetleri kabul etsin. Kazasız, belasız inşallah en kısa zamanda yapılıp insanımızın hizmetine ve ibadete açılır diye temenni ediyorum. Memur kardeşlere, Saffet Hoca'ma, Taha Bey'e ve tüm herkese huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Hayırlı ve mübarek olsun diyorum” dedi. Bu Anlamlı Günlerde Projeye Başlamak Bizi Ayrıca Mutlu Etti Rektör Prof. Dr. Saffet Köse de İKÇÜ’de altyapı hizmetlerinin büyük ölçüde tamamlandığı bir dönemde üniversite bölgesinde eksikliği duyulan caminin yapılması adına girişimde bulunmaktan mutluluk duyduğunu aktardı. Rektör Prof. Dr. Köse, “Bugün bizim için çok özel bir gün. 2010 yılında kurulan İKÇÜ’nün altyapı hizmetlerinin büyük ölçüde tamamlandığı bir dönemde tek eksiğimiz olan bir cami yapımı idi. Onu da Memur Kardeşler üstlendiler. Öncelikle kendilerine çok teşekkür ediyorum. Bu mutlu günümüzde bizi onurlandıran Sayın Valime hürmetlerimi teşekkürlerimi arz ediyorum. Mübarek 3 aylara girdik. Recep-i Şerif'in 2’nci günündeyiz. Bu anlamlı günlerde mübarek bir projeye başlamak bizi ayrıca mutlu etti. Özellikle ihtiyaçlar hiyerarşisinde manevi ihtiyaçların maddi ihtiyaçlara göre çok daha öncelikli olduğu dikkate alınırsa; bu caminin hem 20.000'i aşkın öğrencimizin, 2000'i aşkın personelimizin hem de o bölgede böyle bir ibadethanenin olmadığı dikkate alınırsa bölgenin ihtiyacını karşılayacak şekilde planlanmış olmasının verdiği bir huzur var. Sayın Valime ve Memur Kardeşlerin nezdinde Niyazi Abi'ye, Taha Bey'e emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum. Tamamlanmasını sabırsızlıkla bekliyoruz” ifadelerini kullandı. Sayın Valimizin Desteği Bizim İçin Çok Kıymetli Memur Kardeşler Vakfı adına konuşan Niyazi Memur, İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban’ın desteklerinden duyduğu memnuniyeti paylaştığı konuşmasında, Mavişehir’de ibadete açılan Memur Kardeşler Camisinin yapımı için gösterdikleri gayreti, Üniversite Camisi için göstereceklerini ifade etti. İş adamı Niyazi Memur, “Sayın Valimizin desteği bizim için çok kıymetli, bu desteği ve gücü hissetmek çok değerli. Daha evvelden de burada bu camiyi yapmakla ilgili bir gayret içerisinde olduk ve 6 yıla yakın bir sürede bitirmek nasip oldu. Buradaki teveccüh gören benzer bir mimariyi biraz daha gelişmiş bir şeklini oraya yapamaz mıyız diye Saffet Hocamızla görüşmemiz oldu. Bizler bu tecrübe birikimini oraya yansıtmayı arzu ettik. Nasip olur bitirebilirsek niyet ettik bismillah dedik. Hayırlı uğurlu olur inşallah” şeklinde konuştu. İhtiyaç Duyulan Bir Bölgeye Yapılacak Memur Kardeşler Yardımlaşma Derneği Başkanı İzmir eski Milletvekili Taha Aksoy, İKÇÜ’nün kuruluşunda Rektör Danışmanlığı görevini üstlendiğini hatırlatarak; o bölgede kapasitesi ile bölgeye ulaşacak bir camiye ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Aksoy, “Mavişehir’de yapılan caminin gördüğü ilgiye hepiniz tanıksınız. Estetiği, kapasitesi ile göze çarpan cami külliyesinin ihtiyaç olan yere yapıldığı anlamını taşıyor. İnşallah İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Camisi de böyle bir ihtiyacı karşılamak üzere yapılacak. İKÇÜ’de rektör danışmanlığı yaptım. Oradaki büyük ihtiyacı biliyorum. Cuma namazlarının, vakit namazlarının kılınması ciddi problemler oluşturuyordu. Kaldı ki o günden bugüne üniversitenin nüfusunda büyük gelişme oldu. İnşallah büyük bir ihtiyacı karşılayacak. Finansmanında büyük fedakarlıkta bulunan Memur Kardeşlere, bu olayın gerçekleşmesi için bugüne kadar çok büyük uğraş veren Sayın Rektörümüze, bizi onurlandıran, protokolün hazırlanmasında kendisi şahsen emek ortaya koyan Sayın Valimize çok teşekkür ediyorum” dedi. Konuşmaların ardından 10 bin metrekare alana inşa edilmesi planlanan yapımı Memur Kardeşler Vakfınca karşılanıp kullanımı Müftülüğe tahsis edilecek Memur Kardeşler Üniversite Camisi protokolü taraflarca imzalandı. -
22.12.2025Gençler Yapay Zekâ ile Su ve Atık Yönetimine Çözüm Üretiyor
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi öncülüğünde düzenlenen Green Catalyst Ideathon’da üniversite ve lise öğrencileri, yapay zekâ destekli sürdürülebilir su ve atık yönetimi çözümleri geliştirmek için bir araya geldi.İKÇÜ Technocity İzmir ve Teknoloji Transfer Ofisi tarafından, üniversite ve pilot lise öğrencilerinin yapay zekâ temelli çevreci çözümler üretmesini hedefleyen Green Catalyst Ideathonunun açılış programına; Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Çiğli Belediye Başkan Yardımcısı Oktay Düzgün, TECHNOCITY İzmir Genel Müdürü Prof. Dr. Serhat Burmaoğlu, İKÇÜ TTO Genel Müdürü Anıl Baybura, Proje Genel Koordinatörü Doç. Dr. Levent Aydın, akademisyenler, öğretmenler ve çok sayıda öğrenci katıldı. Geleceğimizi Kurtarmak İçin Çalışıyoruz İKÇÜ’nün sürdürülebilirlik ekosistemine katkıda bulunmak amacıyla TECHNOCITY ve İKÇÜ TTO tarafından düzenlenen böylesine önemli bir etkinliğe ev sahipliği yapmaktan mutluluk duyduğunu söyleyen Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, “İKÇÜ’nün bilimsel bilginin teknolojiye dönüştürülmesi ve sanayi ile iş birliklerini güçlendirme vizyonu ile Ar-Ge, inovasyon ve girişimcilik ekosistemine katkıda bulunmak üzere hayata geçirdiğimiz ve birlikte müthiş bir uyumla çalışan TECHNOCITY ve İKÇÜ TTO, özellikle çevresel sorunlar ve sürdürülebilirlik konusunda akıllı çözümler üretmek için uzun bir süredir çalışmalar yapıyor. İKÇÜ Teknoloji Transfer Ofisi (TTO) Türkiye’de örnek gösterilebilecek bir yapıya dönüştü. TECHNOCITY inşaatının kampüsümüz içinde başlayacağı müjdesini de buradan duyurmak istiyorum. Kuzey İzmir’in ilk ve tek teknoparkı TECHNOCİTY’yi bir an önce hayata geçirmek gibi bir niyetimiz ve yoğun çabalarımız var. 2026 yılı içerisinde bu inşaatı büyük ihtimalle tamamlamış olacağız. Görüşmeler bitti, protokol bugün imzalanıyor. Gelinen noktada proje desteklerini ve bu tarz organizasyonları daha fazla yapmak için de kaynak tasarrufu yaratmış olduk. Az önce Çiğli Belediye Başkan Yardımcımıza da söyledim ki bu ve benzeri konularda birlikte çalışmalar yapmak zorundayız. Zira biz üniversite olarak toplumun dertleri ile dertlenen bir yönetim anlayışına sahibiz ve yerel yönetimlerle, ilgili ya da ilişkili tüm kurumlarla beraber sinerji oluşturmamız gerekiyor. Çiğli Belediyesi önceki yıllarda daha yoğun çalışmalar yapıyorduk. Bir süredir, onların farklı sorunları bizim iş birliğimizde bazı sorunlar oluşturdu. Onlar iç sorunlarına daha fazla enerji harcamak durumunda kaldı. Bunu anlayabiliyoruz ama konu su, çevre ve iklim olduğunda gelecek nesiller için bu alanlara öncelik vermenin zorunlu olduğunu hatırlatmak istiyorum. Tahmin ediyorum ki onlar bu sorunları aşacaklar ve biz yine güç birliği oluşturacağız. Yine büyükşehir belediyesinin de bu işte olması gerektiğinin altını çizmek istiyorum. Burada çıkacak sonuç esasen onları ilgilendiriyor. Önceki ay, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Cemil Tugay’ı burada ağırlayıp, ideathon fikrini kendisine açtığımızda çok heyecanlanmıştı. Ancak, Büyükşehir Belediyesi’nden de buna ilişkin bir dönüş alamadık. Bazı çabalarımız ise sonuçsuz kaldır. Biz de, nasıl olsa fikrin pazarı bulunur, biz yapalım dedik. Kendi olanaklarımızla daha çok olmak üzere bu organizasyonu hayata geçirdik. Çünkü biz bu konuda kenarda durmak istemiyoruz. Tüm olanakların su krizi için hayata geçirilmesi gerektiğinin ve bunun ertelenemez boyuta ulaştığının farkındayız. Artık akıllı çözümlerin hayatın her alanını kontrol etmesi yanında, bugün Türkiye’nin uğraştığı, hatta dünyanın büyük kısmının ciddi biçimde tehdit altında olduğu su yönetimi konusunda, özellikle de İzmir’de başarılı olunmadığı gerçeğiyle karşı karşıyayız. O kadar yağmur yağmasına rağmen barajlardaki doluluk oranının yüzde 1’in altında olması hepimize sorumluluklar yüklüyor. İklim değişikliği muhakkak var ama yağmur yağdığı, sel olduğu halde biz kuraklıktan bahsediyorsak, o zaman burada bir su yönetimi sorunu var demektir. Yağan yağmurun sel oluşturduğu bilindiğine göre bu suyun kanalizasyona gitmemesi için adımlar atılmalı, en basitinden yağmur hasadı başta olmak üzere alternatiflerin geliştirilmesi gerekmektedir. Bu ideathonda ortaya çıkacak o beyin fırtınası, belki bir işaret ve sonrasında gelecek olan büyük bir proje ile hem bugünü hem de gelecek nesilleri kurtarma yönünde ciddi bir katkı sağlayacaktır diye düşünüyorum. Her bir katılımcımıza, hocalarımıza, belediyemize, paydaşlarımıza, sponsorlarımıza çok teşekkür ediyorum” diye konuştu. Gelecek Çözümleri Dört Gözle Bekliyoruz Belediyeye bağlı müdürlüklerle birlikte, sahadaki sorunlara yönelik çözümler aradıklarını söyleyen ve bu sorunlarla ilgili İKÇÜ’nün girişiminden memnuniyet duyduklarını belirten Çiğli Belediye Başkan Yardımcısı Oktay Düzgün, “İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürü Dr. Yeşim Esen’le beraber, atık ve su yönetimi ile ilgili ilçemizde yaşanan birçok sorunu çözmeye çalışıyoruz. Bu sorunların çözümüyle ilgili ne yaparız veya belediyemize maddi anlamda nasıl bir katkı sağlarız diye düşünürken, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi’nden bu organizasyona ilişkin bir davet aldık. Bu, bizi fazlasıyla mutlu etti. Çiğli Belediyesi olarak bizim sahada karşılaştığımız sorunların çoğu atıkla ilgili. Dolayısıyla, bu organizasyonun bize çok katkı sağlayacağını; üniversiteyle ve siz katılımcılarla beraber olumlu geri dönüşler alacağımızı düşünüyorum. Bu sebeple, ideathona katılım sağlayan tüm akademisyen ve öğrencilerimize teşekkürlerimi sunuyorum. Sizlerden gelecek çözümleri dört gözle bekliyoruz” ifadelerini kullandı. Geliştirilen Yenilikçi Fikirler Geleceğe Değer Katacak Tüm katılımcılara başarı ve şans dileklerini ileterek sözlerine başlayan İKÇÜ TTO Genel Müdürü Anıl Baybura ise, ideathon’un yalnızca bir yarışma değil; gençlerin sürdürülebilirlik odaklı düşünme, birlikte üretme ve çözüm geliştirme becerilerini güçlendiren önemli bir platform olduğuna vurgu yaptı. Sürdürülebilirliğin günümüz dünyasında ve üniversitelerin topluma karşı sorumluluklarında taşıdığı kritik role dikkat çeken Baybura, bu doğrultuda geliştirilen yenilikçi fikirlerin geleceğe değer katacağını ifade etti. Etkinliğin hayata geçirilmesinde emeği geçen başta üniversite yönetimi olmak üzere, destek veren kurumlara ve organizasyonda görev alan ekiplere katkılarından dolayı teşekkürlerini sunan Baybura, konuşmasını, gençlerin ortaya koyacağı fikirlerin hem kampüsler hem de kentler için sürdürülebilir çözümlere dönüşeceğine olan inancını paylaşarak tamamladı. Etkinlik, açılış konuşmalarından sonra, Çiğli Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürü Dr. Yeşim Esen ile İKÇÜ Sürdürülebilirlik Koordinatör Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Ufuk Özkan’ın tema konuşmalarıyla devam etti. Ardından, Hekim Hacı Paşa Konferans Salonu fuaye alanı ve Öğrenci Toplulukları Etkinlik Salonunda, TECHNOCITY İzmir Teknoloji Geliştirme A.Ş birim sorumlularının ve İKÇÜ TTO yetkililerinin mentörlüğünde çalışan öğrenci ekipleri “Atık ve Su Yönetiminde Yapay Zekâ Destekli Akıllı Çözümler” konusunda fikirlerini olgunlaştırmaya çalıştılar. İki gün süren ideathon'un ardından yapılan jüri değerlendirmeleri sonucunda, Üniversite kategorisinde İKÇÜ öğrencilerinin oluşturduğu Green Drain ekibi birinci, Badube ekibi ikinci, Piezotech ekibi ise 3’üncü oldu. Lise kategorisinde ise Gelişim Koleji öğrencilerinin oluşturduğu Esoscan ekibi 1’inci, Radikal Koleji öğrencilerinin oluşturduğu Yıldızlar ekibi 2’nci, 15 Temmuz Şehitler Anadolu Lisesi öğrencilerinin oluşturduğu Blue Shield ekibi ise 3’üncü olma başarısını gösterdi. -
23.12.2025
İzmir’deki Öğrenci Kalite Toplulukları İKÇÜ’de Buluştu
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Kalite Topluluğu tarafından Türkiye Cumhuriyeti Gençlik ve Spor Bakanlığı desteğiyle UNİDES Projesi kapsamında yürütülen, “Akreditasyon Yolculuğunda İzmir Üniversiteleri: Öğrenci Kalite Toplulukları Deneyim Paylaşımı ve İyi Uygulama Örnekleri” programına ev sahipliği yaptı. İzmir de ilk kez düzenlenen programın açılış oturumunda, Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Muhsin Akbaş, Prof. Dr. Süleyman Akbulut, Yükseköğretim Kalite Kurulu (YÖKAK) Öğrenci Komisyonu Koordinatörü Doç. Dr. Songül Vargün, YÖKAK Öğrenci Komisyonu Başkan Yardımcısı Kadir Özkan, Karabük Üniversitesi Bilimsel Yarışmalar Koordinatörlüğü SOSYALFEST Birim Sorumlusu Doç. Dr. Hakan Vargün, İzmir Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Daire Başkanlığı Gençlik Çalışmaları Şube Müdürlüğünden Pınar Aslan, Dokuz Eylül Üniversitesi, Ege Üniversitesi, İzmir Demokrasi Üniversitesi, İzmir Tınaztepe Üniversitesi, İzmir Kavram Meslek Yüksekokulu, Yaşar Üniversitesi Kalite Topluluklarından gelen öğrenci temsilcileri ile etkinliğe ev sahipliği yapan İKÇÜ SKS Kalite Topluluğu Akademik Danışmanı Öğr. Gör. Özlem Bakan Demirel, Topluluk Başkanı Yağmur Akdemir ve topluluk üyeleri hazır bulundu. Akreditasyon Yolculuğunda Kurumların Lokomotifi Kalite Topluluklarıdır Açılışta konuşan Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, öğrenci topluluklarının yönetsel organizasyon yapısı dahilindeki tüm süreçlerle ilgili görüşlerini dinamik şekilde ortaya koymasından memnuniyet duyduklarını vurguladığı konuşmasında, özellikle kalite süreçlerinin gençlerden gelen geribildirimlerle şekillendiğini aktardı. Rektör Prof. Dr. Köse, “Akreditasyon süreçleri ya da kalite çalışmaları salt belgenin alınması ya da belli dönemlerde başarılı bir denetim sürecini atlatmaktan fazlasıdır. Kalite, kurumun vizyonu, misyonu, paydaşlarla ilişkisi ve faaliyetine ilişkin tüm süreçlerde sürekli çaba göstermeyi gerektirir. Kurumların tüm bileşenlerinin kalite anlayışını içselleştirmesi ise yine başarının en önemli bileşenidir. Akreditasyon, üniversitelerin eğitim-öğretim, araştırma- geliştirme ve topluma hizmet faaliyetlerinin nitelikli, sürdürebilir, gelişime açık ve sürekli en iyiyi arama çabalarının bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Bu çabaların başarıya ulaşmasında ve akreditasyon belgelerinin kurum kültürü halinde gelmesinde yönetsel kararlılık en önemli husustur. Ancak sürecin tüm paydaşlarının süreçlerde aktif rol alması ve etkin katılması esastır. Bu noktada kuşkusuz üniversitelerin asli unsuru öğrencilerdir ve onların dışında kalite çalışmaları, akreditasyon süreçleri ya da nitelikli eğitim düşünülmesi gerçekçilikten uzaktır. İşte bu noktada öğrencilerin de yönlendirilmesi, bireysel gücün sinerjiye dönüşmesi önemli hale geliyor. Öğrenci kalite toplulukları, akreditasyon yolculuğunda kurumların lokomotifi olarak işlev sunan oluşumlardır. Bu haliyle de süreçlerin iyileştirilmesinden değerlendirilmesine her adımda aktif olarak rol üstlenmelerine gerek vardır. YÖKAK Öğrenci Komisyonu da bu noktada takdire şayan önemli bir misyon üstlenmiştir. İKÇÜ Kalite Topluluğumuzun İzmir’de bir ilki bakanlığımızın destekleriyle üniversitemize taşımasından gurur duyuyoruz. Bizlere misafir olan tüm öğrencilerimize de kalite güvencesi süreçlerindeki farkındalığını artırmak ve katılımı güçlendirmek amacıyla yürüttüğü tüm faaliyetler sebebiyle tebriklerimi sunuyorum” dedi. Öğrencilerimizin Aktif Olması Elimizi Güçlendiriyor Kaliteyi sadece belgeden ibaret olarak görmeyen, yönetim kültürü olarak içselleştiren anlayışa sahip bir İKÇÜ olarak öğrenciler, akademisyenler ve yönetim arasında güçlü bir kalite ekosistemini yaygınlaştırmak adına çalıştıklarını kaydeden Rektör Prof. Dr. Köse, Türkiye’de kalite güvencesi sisteminin öğrenciler tarafından giderek daha fazla benimsendiği ve bu farkındalığın yıllar içinde genel bir artış eğiliminde olmasının memnuniyet verici olduğunu aktardı. Prof.Dr.Köse,"Kalite güvencesi süreçlerine öğrenci katılımının önem kazandığını ve her geçen yıl arttığını, öğrencilerin kalite güvencesi süreçlerine entegrasyonunu dikkatle takip etmekteyiz. En büyük paydaşımız öğrencilerimizin aktif olması da elimizi güçlendiriyor. Bakanlığımızın ve YÖKAK’ın kalite güvencesi ekosisteminde insan kaynağının gelişimine yaptığı katkının somut çıktısını bugün İKÇÜ’de sunmak da ayrı bir heyecan. Kalite kültürünün hem mevcut durumda hem de gelecekte bir felsefe haline dönüştürülmesinde bu toplulukların katkısı öncelenmelidir. Biz de üniversite olarak bu açıdan şanslıyız ve tüm akreditasyon süreçlerinde aktif görev alan kalite topluluğuna sahibiz. Onlar kendi üniversitemiz yanında bugün şehrimizin diğer üniversiteleri ile akreditasyon süreçlerini tartışacaklar. Diğer üniversitelerden gelen öğrenci kardeşlerimiz deneyimlerini aktarmak yoluyla etkileşime imkân sağlayacaklar. Ben bu önemli organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür ediyor, birlikte çalışma anlayışınızın diğer topluluklara ve birimlere örnek olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı. Kalite Sadece Üniversite Biosunda Yer Alan Bir Kavram Değil Açılış panelinde konuşan YÖKAK Öğrenci Komisyonu Koordinatörü Doç. Dr. Songül Vargün, kurumsal organizayon yapısını ve yürütülen faaliyetleri özetlediği konuşmasında, kalite süreçlerine çok sesli katılımın önemine dikkat çekti. Kurumsal Değerlendirme raporlarının (KİDR) karar alma, yönetişim ve iyileştirme süreçlerine katılımın, kalite süreçlerine sağladığı katkılara değinen Koordinatör Doç. Dr. Vargün, “Tüm kurumların kendi fotoğraflarını çekmeleri açısından ve rehberlik olması açısından son derece önemli olan bu raporlarla aslında hem üniversite hem kamuoyu aslında üniversitenin hangi aşamada olduğunu, hangi noktalarda ilerleme kaydettiğini görmekte ve şeffaflık ilkesi de uygulanmaktadır. Öğrencilerimiz de bu işin aslında temeli, ana paydasıdır. Dolayısıyla ben de öğrenci komisyonu koordinatörü olarak öğrencilerin bu süreçlerdeki gönüllü katılımlarını son derece destekliyorum ve gerçekten çok yoğun bir süreç içerisinde çalışıyoruz. Kalite sadece üniversite biosunda yer alan ya da kurumlar bazında değerlendirilecek bir şey değil, aynı zamanda tabii ki hayatın her alanında var. Aslında biz doğduktan itibaren kaliteyle, kalite süreçleriyle aslında iç içe olmaya başlıyoruz. Yükseköğretim kurumları açısından ele alacak olursak tüm paydaşların ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde etkin, verimli ve sürdürülebilir biçimde faaliyet göstermesini sağlayan sürekli iyileştirme olarak değerlendiriyoruz. Kalite güvencesi süreci aynı zamanda kurumların öğrencilere, topluma ve paydaşlara karşı hesap verebilir olmasını da sağlıyor” diye konuştu. Kar Topu Etkisiyle Bu Süreçleri Yaygınlaştırıyoruz Öğrencileri bu sürecin merkezine yerleştirdiklerini belirten YÖKAK Öğrenci Komisyonu Koordinatörü Doç. Dr. Vargün, öğrencilerin sürecin en temel paydası olduğunu kaydetti. Doç. Dr. Vargün, “Bu gönül bağı kurularak içselleştirilmesi gereken bir şey ve de çok kıymetli. Kar topu etkisiyle aslında biz bu süreçlerin biraz daha yaygınlaşmasını ve içselleştirilmesini de arzu ediyoruz. Aynı zamanda Bologna süreci kapsamında da bir zorunluluktur. Dolayısıyla öğrenci katılımı artık her yükseköğretim kurumunun kendi süreçlerini yürütebileceği ve öğrencileri dahil edebileceği bir mekanizmayı da gerektiriyor. Tabii bununla birlikte aslında YOKAK'ta öğrenci katılımı stratejik hedefleri arasında öncelikli hale getiriyor. Öğrencilerin aktif yer alması eğitim-öğretimin iyileştirilmesine çok ciddi katkı sağlıyor. Öğrenciler aslında bir kurumunda bence reklam yüzü. Bir öğrenci kalite sürecindeyse üniversitenin sunmuş olduğu hizmetlerin gerçek ihtiyaçlara uygunluğunu da garanti altına almış oluyor. Bir kere öğrenciler liderlik, temsil ve iletişim becerilerini geliştiriyorlar. Yine kendi kurumuna aidiyet geliştirebiliyorlar. Yine ulusal ve uluslararası deneyimleri kazanıyorlar, mesleğiyle kalite kültürüne yönelik bir ilişki kurabiliyor. Yani aslında birçok açıdan hem kuruma hem de öğrenciye çok yönlü bir katkıdan bahsedebiliriz” dedi. Amacımız Ülkemizdeki Yükseköğretimde Öğrenci Katılımını Güçlendirmek “İç Kalite Güvencesi Sisteminde Öğrenci Topluluklarının Rolü ve Katkıları” başlığıyla sunum yapan YÖKAK Öğrenci Komisyonu Başkan Yardımcısı Kadir Özkan da kalite topluluklarında yer almanın artılarına değindi. Özkan, “Kimse benim cebime burada para koymuyor aslında. Ama şöyle diyorum. Gerçekten bence paradan daha önemli bir şey koyuyor. Deneyim koyuyor. Çünkü gerçekten burada edindiğimiz deneyimler, özellikle bu alanda çalışmak isteyenleriniz varsa, akademisyen olmak isteyeniniz varsa çok önemli ve kıymetli deneyimler sağlıyor. Aslında eğitim bizler için var. Yani sonuçta eğitimi biz alıyoruz. Bundan kaynaklı olarak en büyük söz haklarından biri de bizim. Kalite zaten kültürdür ama sonuçta sizde bu kültüre nasıl kendi içselleştirdiğiniz tamamen size bağlıdır. Öğrenci katılımcısı olarak ilk başta ilgili mevzuatlar doğrultusunda programların tasarımında ve güncellemesinde yer alabilirsiniz, geri bildirim anketlerinde yer alabilirsiniz. Amacımız ülkemizdeki yükseköğretimde öğrenci katılımını güçlendirmek. Rize’nin de dahil olacak olması ile 81 ilimizdeki kalite topluluğumuzla beraber ortak çalışmalara her zaman açığız” ifadelerini kullandı. Açılış oturumunun ardından konuk üniversitelerden gelen Kalite Topluluğu temsilcilerince ‘Deneyim Paylaşımı ve İyi Uygulama Örnekleri’ başlığıyla yapılan sunumlara geçildi. -
18.12.2025
Yapay Zekânın Etik ve Hukuki Boyutları Masaya Yatırıldı
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Yapay Zekâ ve Veri Bilimi Uygulama ve Araştırma Merkezi ile Kadın ve Aile Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (İKÇÜKAM) iş birliğiyle düzenlenen çalıştayda alanında uzman akademisyenler tarafından yapay zeka kullanımının etik ve hukuki değerlendirmesi yapıldı. Günümüzün en önemli konularından biri olan yapay zekâ teknolojilerinin kullanımını disiplinler arası bir yaklaşımla ele almayı amaçlayan “Yapay Zeka Kullanımının Etik ve Hukuki Değerlendirilmesi” çalıştayı Prof. Dr. Fuat Sezgin Konferans Salonunda düzenlendi. Çalıştaya, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Yasin Bulduklu ve Prof. Dr. Süleyman Akbulut, Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gökçen Bombar, Yabancı Diller Yüksekokulu Müdürü Dr. Öğr. Üyesi İrfan Arık, Sağlık Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Hatice Yıldırım Sarı, Yapay Zekâ ve Veri Bilimi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü ve Bilgisayar Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ayşegül Alaybeyoğlu, Kadın ve Aile Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü ve Tarih Bölüm Başkanı Prof. Dr. Fatma Akkuş Yiğit, Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Dekan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Aydın Ülker, Kadın ve Aile Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Nilgün Nurhan Kara ile akademisyenler ve çok sayıda öğrenci katıldı. Kullanıcı Olmanın Yanı Sıra Üretmek de Çok Önemli Açılış konuşmasında, tarihsel süreçte her yeni teknolojinin ilk geliştiği andan itibaren her zaman birtakım korkular yarattığını ve tartışmaları beraberinde getirdiğini ifade eden Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, “Teknoloji ilk ortaya çıktığı andan itibaren, ‘hangi meslekler ölecek? Yeni süreçte kimler neyi, nasıl yapacak veya yapabilecek mi? Bu gelişim nerede duracak? gibi soruların etrafında birtakım tartışmalar yaratmış. Hesap makinesi icat edildiğinde muhasebecilik mesleğinin biteceği konuşulmuş, ancak daha da gelişmiş. 90’lı yıllarda özel radyo yayıncılığı ve artan radyo istasyonu karşılığında sanatçılar, kaset satamayacaklarını düşündüler. İşlerinin azalacağından korktular. Ancak, yeni kitle iletişim teknolojileri onlara bambaşka alanlar açtı, işin biçimi değişti. Daha fazla sanatçı daha büyük bir sektör ortaya çıktı. Tekerlek ilk icat edildiğinde, o zamanın insanları, yaşadığı ortamın dışında bir şeylerin de var olduğunu görmeyi beklemiyordu. Dolayısıyla bu tartışmaların kökeni, insanoğlunun sabanı kullanmasına kadar gider. Elbette yapay zekâ konusundaki kaygı bunlara kıyasla daha anlaşılabilir gibi duruyor. Ancak bilinmeli ki, bundan kaçarak veya yok sayarak çağın gereklerine ayak uydurmamız mümkün değil. Kullanıcı olmanın da ötesinde bir şeyler yapmamız gerektiği kanaatindeyim. Özellikle yapay zekanın interdisipliner yapısı düşünüldüğünde; neredeyse her alanın bu yöndeki çabalara katkıda bulunması gerekliliği ortaya çıkıyor. Her alanın birlikte geliştirdiği ‘büyük veri’ analizi üzerinde çalışma yapmamız şart. Bu teknolojiyi kullanmanın yanı sıra, dil modelini geliştirmeye ve üretici boyutta girişimlere de ihtiyacımız var. Dil modellerini geliştirebilen kurumlar olduğumuzda, akademi bu yönde çaba göstermeye başladığında, herkese faydalı sonuçlarının olacağını kestirmek güç değil ama bir yerde sınırını da çizmek gerekiyor. Hukukun buna da uyarlanmasının ve yapay zekanın hukuki çerçevesinin oluşturulmasının çok önemli olduğunun altını çizmek istiyorum. Bu etkinlik, iki birimimizin düzenlediği, çok sayıda paydaşın da katkıda bulunduğu bir organizasyon. Bu tarz güç birliklerinin olumlu çıktılar verdiğine ve sinerji oluşturduğuna çok defa şahit olduk. Örnek olmasını ve devamının gelmesini temenni ediyorum. Hocalarımız başta olmak üzere tüm katılımcılara teşekkür ediyorum. Hayırlı bir çalıştay diliyorum” diye konuştu. Teknik Bilginin Sosyal, Etik ve Hukuki Perspektiflerle Desteklenmesi Gerek Yapay Zekâ ve Veri Bilimi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü ve Bilgisayar Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ayşegül Alaybeyoğlu, “Bu çalıştayın, aynı üniversite çatısı altında faaliyet gösteren iki farklı araştırma merkezinin, disiplinler arası işbirliği anlayışıyla, ortak bir amaç etrafında bir araya gelmesinin somut ve değerli bir örneği olduğu inancındayız. Yapay zekâ gibi çok boyutlu ve hızla gelişen bir alanda yalnızca teknik bakış açısının yeterli olmadığı; bu bakış açısının sosyal, etik ve hukuki perspektiflerle desteklenmesi gerektiği artık açık bir gerçektir. Bu nedenle, merkezlerimiz arasındaki bu iş birliğinin üniversitemizin disiplinler arası bilimsel üretim kapasitesini ve toplumsal sorumluluk bilincini güçlendiren önemli bir adım olduğu inancındayız. Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi Başkanlığı ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından hazırlanan Ulusal Yapay Zekâ Stratejisinde ve üniversitemiz Yapay Zeka Politika Belgesi'nde de açıkça vurgulandığı üzere, yapay zeka sistemlerinin geliştirilmesi ve kullanılmasında etik ilkelere bağlılık, şeffaflık, hesap verilebilirlik ve doğru kullanım, temel prensipler arasında yer almaktadır. Bu çalıştayın, Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi hedefleri ve üniversitemiz Yapay Zeka Politikası doğrultusunda, yapay zeka çalışmalarının ve kullanımının etik ve hukuki çerçevede yürütülmesine ve bu yaklaşımın daha güçlü biçimde benimsenmesine katkı sağlayacağı inancındayız. Çalıştayın düzenlenmesinde başta üniversitemiz üst yönetimi olmak üzere, düzenleme kurulu üyelerimize, katkı sunan değerli konuşmacılara ve katılım sağlayan siz kıymetli akademisyenlere, idari personele ve öğrencilere teşekkür eder, verimli bir çalıştay olmasını dilerim” dedi. Etik ve Hukuki Değerlendirmeler Teknolojiye Yön Vermek Zorunda İKÇÜKAM Müdürü ve Tarih Bölüm Başkanı Prof. Dr. Fatma Akkuş Yiğit ise, “İnsanlık, tarih boyunca pek çok teknolojik gelişim yaşamış. Ancak sanıyorum ki şu ana kadar yaşadığımız dönüşüm, hiçbir çağda bu kadar hızlı bir şekilde olmamıştı. Zira yapay zekâ, önceki teknolojik gelişmelerden çok daha farklı olarak karar verme, öngörme, sınıflandırma ve hatta öğrenme gibi insan zihnine özgü kabul edilen alana doğrudan temas ediyor. Bu durum yalnızca ‘ne yapabiliriz?’ sorusunu değil, daha da önemlisi ‘ne yapmalıyız?’ sorusunu da gündeme getiriyor. Bugün yapay zekâ, hukukta karar destek sistemlerinde, sağlıkta tanı ve tedavi süreçlerinde, eğitimde, sosyal hizmetlerde, güvenlikte ve bunun gibi pek çok alanda aktif bir şekilde kullanılmaktadır. Ancak bu yaygın kullanım beraberinde mahremiyet, ötekileştirme, hesap verilebilirlik, şeffaflık, insanlık haysiyeti, toplumsal değerler ve adalet gibi temel etik ve hukuki meseleleri de kaçınılmaz bir biçimde gündeme taşımaktadır” dedi. Çalıştayda, yapay zekânın önemi ve kullanım alanları nelerdir? Ulusal Yapay Zekâ Stratejimizin kapsamı nedir? Yapay zekânın doğru kullanımı ve geleceği öngörülebilir mi? Yapay zekânın manipülasyon gücü nedir? İnsanın yerine geçmesi mümkün müdür? Yapay zekânın hak, birey, varolma anlamında etik boyutları nelerdir? Yapay zekanın kullanımında hukuki sorumluluk kime aittir? Kişisel verilerin korunması ve karar verme mekanizmalarındaki rolü ne olmalıdır? Akademide yapay zekanın kullanımı nasıl düzenlenmelidir? Gibi bir dizi soruya cevap aranacağını dile getiren Prof. Dr. Yiğit, etik ve hukuki değerlendirmeler ile teknoloji arasındaki ilişkiyi anlatırken, “Etik ve hukuki değerlendirmeler teknolojinin hızına yetişmek zorunda değil, ona yön vermek zorundadır” ifadelerini kullandı. Açılış konuşmalarının ardından, çalıştay oturumlarına geçildi. İKÇÜKAM Müdürü ve Tarih Bölüm Başkanı Prof. Dr. Fatma Akkuş Yiğit moderatörlüğünde gerçekleşen oturumlarda, Yapay Zekâ ve Veri Bilimi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü ve Bilgisayar Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ayşegül Alaybeyoğlu, Sosyal ve Beşerî Bilimler Fakültesi Felsefe Bölümü Bilim Tarihi ve Felsefesi Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Hilal Kahraman ve Hukuk Fakültesinden Dr. Öğr. Üyesi Deniz Onur Aras konuşmacı olarak yer aldı. -
17.12.2025
İKÇÜ’den Z Kuşağının Siyasal Katılımına Işık Tutan Araştırma
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Sosyal ve Beşerî Bilimler Fakültesi Medya ve İletişim Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Burcu Öksüz’ün yürüttüğü ve en kapsamlı Z kuşağı siyaset araştırmalarından biri olarak gösterilen TÜBİTAK destekli “Siyasi Mesajların Z Kuşağı Üzerindeki Etkilerinin Değerlendirilmesi: Beklentiler, Duygular ve Değerler Üzerine Bir Araştırma” başlıklı proje kapsamında “Siyasal İletişim ve Gençler” başlıklı çalıştay düzenlendi. Z kuşağının siyasal katılımına ve siyasete yönelik tutumuna ışık tutması beklenen, Türkiye’deki siyasal iletişim çalışmalarına yol göstermesi amaçlanan projenin ele alındığı “Siyasal İletişim ve Gençler” konulu çalıştay, İKÇÜ Kurumsal İletişim Koordinatörlüğü, Bilim İletişim Ofisi ve Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi iş birliği ile Prof. Dr. Fuat Sezgin Konferans Salonunda yapıldı. Çalıştayda, Z kuşağının siyasetle olan ilişkisini ele alan oturumlarla birlikte, Prof. Dr. Burcu Öksüz’ün yürütücüsü olduğu; Medya ve İletişim Bölümü Öğretim Üyesi, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. İrem Özgören Kınlı, Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Burcu Güler ve Sosyoloji Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Emrah Başaran’ın yer aldığı projenin gerçekleşme süreci ve proje ile ilgili çarpıcı sonuçlar da paylaşıldı. Çalıştaya Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şaban Doğan, Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Emre Güler, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sevtap Ünal, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Derya Özer Kaya, Beykent Üniversitesi Öğretim Üyesi Ebru Güzelcik Ural, Anadolu Ajansı Yönetim Kurulu Üyesi ve İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. İsmail Çağlar, Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nil Çokluk, İKÇÜ Bologna Eşgüdüm Koordinatörü Doç. Dr. Necmettin Çelik, Medya Merkezi Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Ümit Aydoğan, akademisyenler ve çok sayıda öğrenci katıldı. Gençlerimiz Siyasetin Odağındalar Çalıştayın açılış konuşmasını yapan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, “Proje başlarken, Burcu hocamla Z Kuşağı kavramsallaştırmasını analiz ettik ve günümüz gençlerinin bir ‘kuşak’ tanımlaması içinde tanımlanıp tanımlanamayacağını tartıştık. Hepimizin bildiği gibi kuşak kavramı, belli dönemin özelliklerini taşıyan, kendi arasında homojen kabul edilebilecek tutumlara ve belirli davranış kalıplarına sahip bir grubu tanımlar. Bu kuşağın özelliklerinin kategorizasyon açısından sorunlar taşıdığı konusunda bir ön kabulümden de söz ettim. Ama sahaya çıkmadan bunu kanıtlamak elbette güç olurdu. Araştırma ekibi ile aynı şekilde ben de birkaç saha çalışmasına bizzat katıldım. Gidip gençleri dinledikten sonra, akşam yaptığımız değerlendirme toplantısında, bu jenerasyonun da belli açılardan ortak özellikleri olduğunu ama kuşak aralığının daraldığını gördük. Bizim tahmin ettiğimiz konularda birleşmiyorlardı belki ama pek çok hususta aslında bakış açılarının benzer ya da aynı olduğunu fark ettik; hem de bu farklılık ideolojik kamplar oluşmadan ortaya çıkıyordu. Farklı çerçevelere konumlanıyor olsalar da belli konulara bakış açılarının aynı ya da yakın olduğunu gördük. Bir de siyasete uzak oldukları yönündeki yargıların da doğru olmadığını tespit ettik. Gençlerimiz siyasetin tam merkezinde ve içindeler. Farklı yerlerde, farklı ortamlarda ve gruplarla yaptığımız söyleşiler sonucunda, hepsinin de ülkenin geleceğine ilişkin kaygılarının olduğuna şahit olduk. Dikkatimi çeken diğer bir husus da, hiçbirinin belli başlı kalıpların içerisine hapsedilmemiş olduğu ve her birinin bir diğerini dinleyebildiğiydi. Belli konulardaki bakış açıları ayrı olsa da, duruşlarının ortak özellikleri olduğunu saptadık. Kendi geleceklerine ve ülkenin yarınlarına ilişkin ciddi dertleri vardı, bunu kendilerince çözmeye yönelik fikirleri de değerliydi. Aslında pek çok kritik kavşakta gençlerin apolitize olmadıklarını deneyimlemiş bir toplum olarak gençlere yönelik dili oluşturmak mecburiyetindeyiz. Her ne kadar genç nüfusa yönelik nicel azalma ve nitel kaygılar öne çıkıyor olsa da ülkemiz için gençler en büyük hazinemiz. Bizim en büyük beşeri sermayemiz ve gelecek vizyonumuzun en önemli bileşenleri de yine onlar. Hatta bu vizyonu, bizden daha da ileriye taşıyacak motivasyona sahip olduklarını bizzat araştırmalar sırasında gördüm. Bu açıdan araştırma sonuçlarının açıklandığı andan itibaren ciddi bir biçimde sansasyonel etkisi olacağını düşünüyorum. Ülke siyasetine yön vereceğine inandığımız sonuçları önümüzdeki günlerde açıklarız” diye konuştu. Gurur Kaynağımız Oldular İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesinin misyon ve vizyonu doğrultusunda, üniversite üst yönetiminin çizdiği perspektif doğrultusunda etkinlikler yapma gayreti içerisinde olduklarını ve özellikle son zamanlarda proje bazlı çalışmalarda fakülte olarak önemli bir ivme yakaladıklarını vurgulayan Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şaban Doğan, “Fakülte olarak sosyal, siyasal ve ekonomik konularda araştırmaları teşvik ediyoruz. Bu noktada giderek artan bir başarı ivmesine sahibiz. Burada, siyasal iletişim konusunda inisiyatif alan başta Prof. Dr. Burcu Öksüz olmak üzere tüm hocalarımıza ve öğrencilerimize teşekkür ediyorum. Gerçekten gurur kaynağımız oldular. Proje kapsamında sahada olan arkadaşlarımız çok önemli deneyimler ile döndüler. Siyasal İletişim ve Gençler çalıştayında eldeki veriler değerlendirilecek, kıymetli neticeler çıkarılacak. Panelde konuşma yapacak olan hocalarımız bizlere alanla ilgili çok kıymetli bilgiler verecekler. Biz de istifade edeceğiz. Kendilerine de tekrar teşekkür ediyoruz. Bu anlamlı etkinliklerde, hiç şüphesiz mutfak kısmı çok fazla görünmez, ancak orada hummalı çalışmalar yapılır. Bu açıdan, etkinliği birlikte düzenlediğimiz Kurumsal İletişim Koordinatörlüğüne ve bu etkinlik başta olmak üzere, düzenlediğimiz bütün etkinliklerde işin mutfağında olan, göze görünmeyen kahramanlarımıza ve başta Prof. Dr. Burcu Öksüz hocamız olmak üzere emeği geçen tüm hocalarımıza da ayrıca teşekkür ediyor, verimli bir çalıştay diliyorum” ifadelerini kullandı. 7 Bölgede, 14 Şehirde Yapılan Kapsamlı Bir Çalışma Proje hakkında bilgi veren Proje Yürütücüsü Medya ve İletişim Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Burcu Öksüz ise, “Projemizin TÜBİTAK tarafından desteklendiğini öğrenir öğrenmez, bu haberi Rektörümüz Prof. Dr. Saffet Köse ile sabahın erken saatlerinde paylaşmış, kendisinden de hızlı bir tebrik mesajı almıştım. Böylece böyle bir projede bir üniversitenin en üst kademesinde bulunan yöneticiden destek almak ve proje süresince destekleyici bir iletişimin devam ettirilmesi, bilimsel araştırma konusundaki motivasyonumuzu artıran en önemli etkenlerden biriydi. Verdiği samimi destek için Rektör hocamıza teşekkürlerimi sunuyorum. Projenin gerçekleştirilme sürecinde, projenin bir parçası olan ve farklı aşamalarda desteklerini gördüğümüz Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Yasin Bulduklu’ya, Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Dekanımız Prof. Dr. Şaban Doğan hocamıza, çeşitli birimlerde görev yapan idari personele ve sosyal organizasyonunda görev alan öğrencilerimize, yanı sıra çalıştaya konuşmacı olarak katılan hocalarıma katkıları için ayrıca teşekkür ediyorum” dedi. Toplumsal gruplar hakkındaki düşünme biçimimizin, büyük ölçüde o grubun bir parçası olup olmadığımıza bağlı olduğunu belirten Prof. Dr. Öksüz, bu görüşten hareketle Z Kuşağı gençlerinin kendilerine karşı duydukları siyasi sempatiye sahip olmanın, onların dışında kalanlar açısından mümkün olmadığını belirtti. Projenin tam da bu bakış açısından hareketle hazırlandığını söyleyen Prof. Dr. Öksüz, “Ancak Z kuşağını dinleyip, anlamaya çalışabiliriz. Biz de bu noktadan hareketle, Z Kuşağını tanımak için yola çıktık. Ülkemizin 7 bölgesinde 14 şehirde gençlerle bir araya geldik. 24.500 km yol yaptık. Yaklaşık 2 yıl boyunca gençlerle görüşürken çok şey öğrendik. Doğru bildiklerimizin bazılarının yanlış, yanlışların ise doğru olabildiğini gördük. Bazen iki saati bulan görüşmelerde gençlerin dünyaya bakışının ne kadar ilham verici olabildiğine şahitlik ettik. Kendilerini rahatça ifade etmelerinden memnuniyet duyduk. Bize güvenerek düşüncelerini açıkça paylaşmalarından dolayı mutlu olduk. Görüştüğümüz gençlere ne kadar teşekkür etsek az. Sözün özü, bu proje ortaya çıktığında akademik hayatımın en heyecan verici araştırması olacağını hiç düşünmemiştim. Biz, bu proje üzerinde çalışmaktan çok keyif aldık. Umuyoruz sizler de çalıştayımız boyunca yapılacak paylaşımlarda aynı ilgide olacaksınız. Bize katıldığınız için tekrar teşekkür ederiz” şeklinde konuştu. Açılış konuşmalarının ardından moderatörlüğünü Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu’nun yaptığı, Beykent Üniversitesi Öğretim Üyesi Ebru Güzelcik Ural, Anadolu Ajansı Yönetim Kurulu Üyesi ve İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. İsmail Çağlar ve Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nil Çokluk’un panelist olarak yer aldıkları “Siyaset ve Gençler” paneli gerçekleşti. Panelin ardından çalıştay oturumlarına geçildi. Prof. Dr. Burcu Öksüz moderatörlüğünde düzenlenen ilk oturumda “Gençlerin Siyasal Katılımı ve Geleneksel Medya” konusu ele alındı. Doç. Dr. İrem Özgören Kınlı moderatörlüğünde düzenlenen ikinci oturumda ise “Gençlerin Siyasi Tercihleri Üzerinde Yeni Medyanın Etkileri” konuşuldu. Rapor sunumları ve genel değerlendirme ile birlikte çalıştay sona erdi. -
09.12.2025
Ege Bölgesi YDY Sempozyumunun Ev Sahibi İKÇÜ
Ege Bölgesi’nde yer alan üniversitelerin Yabancı Diller Yüksekokulları arasında akademik iş birliğini güçlendirmek amacıyla düzenlenen Ege Bölgesi Yabancı Diller Yüksekokulları Sempozyumunun dördüncüsü İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesinde (İKÇÜ) yapıldı. İKÇÜ Yabancı Diller Yüksekokulu ev sahipliğinde ”Boşlukları Doldurmak, Birlikte Büyümek" temasıyla düzenlenen sempozyumun açılış oturumuna Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Muhsin Akbaş, Prof. Dr. Süleyman Akbulut, Yabancı Diller Yüksekokulu Müdürü Dr. Öğr. Üyesi İrfan Arık, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokul Müdürü Prof. Dr. Murat Keçiş, DEÜ Yabancı Diller Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Hatice İrem Çomoğlu, Pamukkale Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokul Müdürü Prof. Dr. Ertan Kuşçu, İzmir Demokrasi Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokul Müdürü Öğr. Gör. Dr. Kudret Öktem Öztürk, İzmir Ekonomi Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokul Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Donald Staub, Yaşar Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokul Müdürü Öğr.Gör. Aylin Bedriye Atacan, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokul Müdür Yardımcısı Öğr. Gör. Dr. Ali Ceylan, Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu Müdür Yardımcısı Öğr. Gör. Dr.Başak Özker, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu Müdür Yardımcısı Öğr.Gör.Rıdvan Korkut, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Yabancı Diller Yüksekokulu temsilcisi Öğr. Gör. Seda Altıner, Afyon Kocatepe Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu temsilcisi Öğr. Gör. Nurcay Durmaz ile konuk okullardan gelen akademisyenler katıldı. Üniversiteler Dil Politikalarını Zamanın Gereklerine Göre Gözden Geçirmeli Güncel araştırma alanlarının konuşulduğu, yenilikçi yaklaşımların paylaşıldığı bölgesel platform buluşmasına İKÇÜ olarak platforma ev sahipliği yapmaktan memnuniyet duyduklarını ifade eden Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, 2022 yılında Manisa Celal Bayar Üniversitesi öncülüğünde başlatılan “Ege Bölgesi Yabancı Diller Yüksekokulları Sempozyumu’nun bölgedeki kurumlar arasında iş birliklerini arttırmakta önemli bir misyon edindiğini kaydetti. Modern öğretim teknikleri ve yöntemlerinin sürekli geliştiği dil öğretiminde öğrenci beklenti ve yeteneklerine uygun olanlarının kullanımının öne çıktığını aktaran Rektör Prof. Dr. Köse, “Uluslararasılaşmanın önem kazandığı dünyada ve Türkiye'deki yükseköğretimde beceri kazanmanın önemli adımı dil öğrenmekten geçmektedir. Bu açıdan üniversiteler dil politikalarını ve planlamalarını zamanın gereklerine göre gözden geçirmek zorundadır. Başka bir dil bilmenin insana kazandırdığı hem itibar var, hem şöhret var hem de bir ayrıcalık var. Yani sosyal anlamda, kültürel anlamda, uluslararası ilişkiler anlamında dilin kazandırdığı çok fazla şey var. Özellikle akademik camia için akademik süreçlerde belirleyici olan da bir tarafı var. Dil konusu bu kadar önemli olmasına rağmen akademik süreçlerde belirleyici olmasına rağmen bilimsel çalışmalarda merkezi konumda bulunmasına rağmen dil öğretimiyle ya da öğrenimi ile ilgili sorunlarımız var. Bölgesel ölçekte buluşturan bu gibi ortak platformların ülkenin değişen ihtiyaçlarına göre dillerin çeşitlendirilmesine, üniversitelerin kendi programlarına uygun dil eğitimlerini planlamalarına, öğrenme becerilerine ve stratejilerine, yaygınlaşabilecek uygulamalara vesile olacağını düşünüyorum. O sebeple bu toplantı gerçekten çok değerli. Bu buluşmada emeği geçen hocalarımıza teşekkür ediyorum. Bildirileriyle katkı sunacak olan tüm hocalarımıza şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu. Öğretim İçin Pedagoji Ve Teknoloji Evrensel Misafir akademisyenlere seslenen İKÇÜ Yabancı Diller Yüksekokulu Müdürü Dr. Öğr. Üyesi İrfan Arık da sempozyum içeriğiyle ilgili bilgiler verdi. İKÇÜ YDY’nin kurulduğu günden bu yana yakaladığı başarı ivmesini DEDAK tarafından akredite edilerek taçlandırdığını kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Arık, “Öğrencilerimize sunduğumuz dil eğitiminin ulusal ve uluslararası düzeyde kabul gören standartlarda olduğunu sizlerle paylaşmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Diller birbirinden farklı olsa da öğretimleri için gerektirdikleri pedagoji ve teknoloji evrenseldir. Üniversiteler arasındaki iş birliği artırılarak dil eğitiminde değişen dünyayı okuyarak dil eğitimi planlamaları önemli hale gelmiştir. Ege Bölgesi yabancı diller okullları öğretim kadrosunu bir araya getiren bu sempozyumların geleceğimize vizyon çizeceğine yürekten inanıyorum. Öncelikle, yüksekokulumuza her zaman destek veren ve bu toplantıya katılımlarıyla bizleri onurlandıran Rektörümüz Sayın Prof. Dr. Saffet Köse’ye, bizlerle birlikte olmak üzere başka illerden ve üniversitelerden gelen çok kıymetli misafirlerimize, organizasyon sürecinde özveriyle çalışan üniversitemizdeki meslektaşlarıma ve destekleriyle bu günü kolaylaştıran asistan öğrencilerimize içten teşekkürlerimi sunmak isterim. Bu sempozyumun, hepimiz için verimli, ilham verici ve iş birliğimizi daha da güçlendirecek bir buluşma olmasını temenni ediyorum” dedi. Açılış konuşmalarının ardından "İngilizcenin Geleceği: Küresel Perspektifler, Akreditasyon, Değişim Yönetimi” gibi başlıkların yer tartışılacağı oturumlara geçildi. -
09.12.2025KDK Denetçisi Yıldız, Proje Toplantısına Katıldı
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümünden Doç. Dr. Gizem Kolbaşı Muyan’ın yürütücülüğünü üstlendiği, “Avrupa Birliği’nin Eşitlik Perspektifini Yaygınlaştırma ve Vurgulama” (Disseminating and Emphasizing Equality Perspective of the European Union) EU DEEP Jean Monnet Modül Projesi toplantısı yapıldı. Bilim İletişimi Ofisi koordinasyonunda İKÇÜ ERASMUS Koordinatörlüğü, Uluslaraarası İlişkiler Topluluğu ve Ombudsmanlık Topluluğunca düzenlenen resmi törene Kamu Denetçiliği Kurumundan (KDK) Denetçi Özcan Yıldız, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sevtap Ünal, Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kerem Batır, Güzelbahçe İlçe Milli Eğitim Müdürü Yüksel Yıldız, Erasmus Koordinatörü Doç. Dr. İrem Özgören Kınlı, EU DEEP yürütücüsü Doç. Dr. Gizem Kolbaşı Muyan, proje ekip üyeleri ile fakültelerden gelen öğretim üyeleri katıldı. Sorunumla İlgilenen Bir Kurum Var Açılışta konuşan Kamu Denetçisi Özcan Yıldız, kurumun işleyişi ve faaliyetleri ile Ombudsmanlık hakkında bilgiler aktardı. Kamu hizmetlerinin kalitesinin artırılmasında, insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden KDK’nın üstendiği sorumlulukları başarıyla yerine getirdiğini belirten Denetçi Özcan Yıldız, hak arama kültürünün yaygınlaştırılmasını sağladıklarını ifade etti. Yıldız, “Hem bir denetim organı hem de kamu yönetiminin halka gülen yüzü mahiyetinde olan ombudsman aslında kamu vicdanının sesi durumundadır. Ombudsman, kişilerle idare arasında bir anlamda iletişim köprüsü görevini yerine getirmektedir. Bu felsefi yaklaşımla kurumumuz, Türkiye Büyük Millet Meclisinden aldığı manevi güçle ülkemizde evrensel hukuk ilkeleri ışığında, başta hukukun üstünlüğünün tesisinde kişilerin hak ve özgürlüklerinin korunması, insan onuru ve insanın bizatihi varlık olarak yüce değerinden hareketle daha iyi standartlarda hizmet alabilmesi, hakkını arayabilmesi ve iyi yönetim ilkelerinin kamu yönetimine rehberlik etmesi açısından çok önemli bir misyon üstlenmiştir. KDK olarak, hukukun üstünlüğünü, demokrasiyi, aklı ve bilimi rehber kabul ederek, vatandaşlarımızın idareyle olan sorunlarının adalet ve hakkaniyetle çözülmesi için var gücümüzle çalışmaktayız. Birebir iletişim kurduğumuz için vatandaş ‘Sorunumla ilgilenen bir kurum var.’ diyor " diye konuştu. Bir Nevi Hakkaniyet Denetimi Denetçilerin bağımsız ve tarafsızlık yönüne dikkat çeken Yıldız, Osmanlı İmparatorluğu adalet sistemindeki uygulamaların Ombudsmanlığın tarihe kaynaklık ettiğini, devlet ile vatandaş arasında çok önemli bir insan hakları kurumu olduklarını vurguladı. KDK Denetçisi Yıldız, “Kurumumuz 2012 yılındaki kuruluşundan bugüne kadar verdiği kararlarla bir yandan idarenin daha etkin şekilde çalışmasına, hizmet vermesine; diğer yandan, kişilerin hak arama bilincinin geliştirilmesine katkıda bulunarak hukuk devleti ilkesinin güçlenmesine çok önemli katkılar sağlamıştır. Ombudsmanlık vatandaşla devlet arasındaki meseleleri çok kısa bir şekilde 6 aylık bir süreç içerisinde sulh yoluyla çözen çok önemli bir müessesedir. Mevzuat açısından kişiye uygulanan bütün işlemler hukuka uygun olsa bile hakkaniyet açısından bir eksiklik, bir noksanlık varsa Ombudsmanlık kurumu burada devreye girer ve o meseleyi kişinin lehine çözme noktasında ciddi anlamda bir misyon yüklenir. Herkesin vatandaş olsun, olmasın, başka bir ülkenin vatandaşı olsun veya vatansız olsun herkesin başvurusunu alan ve bunları Türkçe dilinde de değil, her dilden dilekçe kabul eden, 18 yaşının altındaki çocuklardan şikâyet başvurusu ve veli veya vasi rızası olmaksızın alabilen tek kurumudur. Denetçilere tavsiye ve telkinde bulunulamaz, talimat verilemez. Ombudsman nezaket sahibi kişidir, kimseye emir, talimat vermez, buyrukta bulunmaz. Ombudsmanın tavsiyesi en optimum faydayı herkes için adil bir sonucu doğurduğu için hakikatten ötürü tavsiye niteliğindedir” ifadelerini kullandı. Köklerimizden Kopmadan İlerlemeli Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, kadim medeniyetimizin vazgeçilmezi olan hakkaniyet kavramına değindiği konuşmasında Türk yönetim geleneğinde, bilgeliğin temelinin adalet olduğunu, adaletin ise devletin temeli olduğunu söyledi. Yönetimsel olarak zengin-yoksul, güçlü-zayıf dil, din, ırk, cinsiyet farkı gözetmeden adil davranılması gerektiğine yönelik sayısız örnek verilebileceğini belirten Prof. Dr. Bulduklu, “Kamu Denetçiliği Kurumunun geçmişimizden günümüze yansıyan önemli bir kavramı yaşattığını düşünüyorum. Bizim millet olarak geçmişimizden bugüne kadar getirdiğimiz en önemli değerler aslında adalet ve hakkaniyet. Eşitlik her zaman adalet demek değil ve çoğunlukla bu husus gözden kaçırılıyor. KDK kamu yöneticisini daha çerçevenin içerisinde tutan ve keyfiyetten uzaklaştıran bir bakış açısı geliştirmiş durumda ve bu, adaletin ya da hakkaniyetin yerleşmesi açısından çok değerli. Tabii hukuki olmak ayrı şey, Eşitlik ayrı şey, hak ayrı bir şey. Adalet daha da ayrı bir şey. Avrupa Birliği'nin bu tarz projeleri desteklemesi, gelişmekte olan ülkelere bir tür mevcudu, mevzuatı iyileştirmesi ya da müfredatına bunları dahil etmesi amaçlanıyor. Ama bizim gibi kadim geçmişe sahip toplumlar için biraz dikkatli olmak gerektiğini düşünüyorum. Zira biz bu tür etkinliklerde hızlıca köklerimizden kopuyoruz. Bu noktada Avrupa Birliği'nin üniversite bakışı açısından ziyade kültürel kodlarla ilişkilendirmek, eş değerliği kıymetli görmek, hak ve adaleti yine en önemli değerli olarak görmek yönünde bir müfredat iyileştirilmesi bizde de zorunluluk olarak öne çıkıyor. Yine az önce değindiğimiz Ombudsmanlık bu topraklardan uzak bir şey değildi. İsveçliler bizden aldıkları köfteyi İsveç köftesi olarak bize satıyor. Bizim dayanışma ve uzlaştırma müessesemizi de ombudsmanlık adı altında yeniden pazarlıyorlar. Dolayısıyla bu noktada köklerden kopmadan tümüyle her aktarılan değil de özümüze dönerek belki iyileştirilmesi gereken alanları kabul ederek gelişmenin daha faydalı olacağına inanıyorum. Elbette bunu propagandacı mantıkla yapmamalıyız. Bir tarafı güçlendirirken diğer tarafı düşman gösterip orayı güçsüzleştirmek yönünde işleyen bir süreç hâline gelmeye başlaması da rahatsız edici bir durum. Bir dezavantajlı grubu pozitif ayrımcılıkla adalet çerçevesinde daha da güçlendirip diğerlerini zayıflatmak da yanlış. Burada diğerlerinin hakkına girmek boyutunda işleyen bir sürece doğru ilerlemek teşvik edildiğinde sosyal sorunlar yaşanıyor. Ben bilim insanlarının üzerine ciddi görevler düştüğünü ve eğitim camiasının da bu noktaya duyarsız kalmaması gerektiğini özellikle ifade etmek istiyorum. Elbette toplumda bir adaletsizlik varsa bunun önüne geçmek için toplumu yönlendiren insan olarak bizler sorumluluğu almak zorundayız” şeklinde konuştu. Çıktılarıyla Adil Dünya Katkısı Proje hakkında bilgi veren İKÇÜ İİBF Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gizem Kolbaşı Muyan, İnsan haklarının uluslararası düzeyde korunmasına yönelik ilk adımın 10 Aralık 1948 tarihinde İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin BM Genel Kurulu'nda kabul edilmesi ile atıldığını, proje açılış etkinliğinin de 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü Demokrasi Haftasında yapılmasının önemli bir mana kazandığını belirtti. Doç. Dr. Gizem Kolbaşı Muyan, “Her türlü önyargının, ayrımcılığın ve şiddetin son bulduğu; herkesin eşit haklar temelinde haklarından yararlandığı, adil bir dünya diliyoruz. Hatta bunun salt bir dilekten ibaret olmaması için AB tarafından desteklenen Jean Monnet Modül Projesi EU DEEP ortaya çıktı. İşte bu yüzden 1 Eylül’de başlayan projemizin açılış etkinliğini İnsan Hakları ve Demokrasi Haftası’nda düzenlemek istedik. Projemize ve bize desteğini açılışımızda yer almayı kabul ederek gösteren TBMM Kamu Denetçiliği Kurumu kısa adıyla Ombudsmanlık Kurumuna ve Kamu Denetçisi Sayın Özcan Yıldız’a teşekkür ederiz. AB’ye uyum sürecinde eşitlik ve insan hakları ile ilgili önemli iki kurum olan Kamu Denetçiliği ve Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK) proje süresince de paydaş olarak gördüğümüz kurumlardır. Projede yılda 4 kez eğitici eğitimleri, lise ve üniversite öğrencileri ile eğitimler, farazi davalar, ikinci döneme seçmeli havuz dersi, projelerde AB’nin eşitlik perspektifi üzerine eğitimler, seminerler ve özel davetler, araştırma ve yayınlar, eğitim içerikli el kitabı gibi alanlarda çalışmalar yürütülecektir. Disiplinlerarası atölyelerin gerçekleştirileceği projede, Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kerem Batır, AB Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tülay Yıldırım Mat, İİBF Uluslararası İlişkiler Bölümünden Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sedef Eylemer, Prof. Dr. Nesrin Demir, Prof. Dr. Didem Buhari, Prof. Dr. Uğur Burç Yıldız, Doç. Dr. Nihal Kırkpınar Özsoy, İzmir Demokrasi Üniversitesinden Prof. Dr. İlke Evin Gencel ile Arş.Gör.Dr. Melis Eroğlu da görev almaktadır” dedi. Projeye ilişkin sunumların yapılmasının ardından etkinlik fotoğraf çekimiyle sona erdi. Denetçi Yıldız daha sonra Rektör Prof. Dr. Saffet Köse'yi makamında ziyaret etti. -
09.12.2025“Santorini’nin Külleri, Su ve Ateş” İzmir Prömiyeri Yapıldı
Yapımcılığını ve yönetmenliğini İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Medya ve İletişim Bölümü Başkanı Prof. Dr. Cenk Demirkıran’ın üstlendiği, görüntü yönetmenliği ve kurgusunu Medya Merkezi Müdür Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Halit Kartal’ın gerçekleştirdiği, Coğrafya Bölüm Başkanı Prof. Dr. Serdar Vardar’ın araştırmalarından yola çıkılarak hazırlanan “Santorini’nin Külleri, Su ve Ateş” adlı performatif bilim belgeselinin İzmir prömiyeri ve söyleşisi yapıldı. M.Ö. 1650 yılında Ege Denizi’nde meydana gelen ve tarihin kaydettiği en büyük doğal felaketlerden biri olarak kabul edilen Santorini Yanardağı patlamasının Anadolu ve Ege Bölgesi üzerindeki etkilerini konu alan belgeselin özel gösterimi, Hekim Hacı Paşa Konferans Salonu’nda düzenlendi. Programa Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Genel Sekreter Nurettin Memur, Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şaban Doğan, Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gökçen Bombar, Sanat ve Tasarım Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Oğuz Dilmaç, Yabancı Diller Yüksekokulu Müdürü Dr. Öğr. Üyesi İrfan Arık, Genel Sekreter Yardımcısı Muhammed Enes Uzun, çeşitli uygulama ve araştırma merkezi müdürleri, akademisyenler ve çok sayıda öğrenci katıldı. Birlikteliğin Sinerjiye Dönüşmesi Başarıyı Getirir Programın açılış konuşmasını yapan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Medya ve İletişim Bölümü’nün sürekli üreten tarafta olmasından; bu yönüyle Medya Merkezi ile birlikte hem üniversitenin yükünü üstlenmesinden hem de bağlı olduğu Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi’ne dinamizm katmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. İKÇÜ Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Dekanımız Prof. Dr. Şaban Doğan ve Prof. Dr. Cenk Demirkıran’ın yapımcılığını ve yönetmenliğini üstlendiği, Moğolistan bozkırlarındaki taşbabaların restorasyon sürecini konu edinen Göktürklerin Gizemli Mirası: Taşbabalar filminin ilk gösteriminde aldığımız muhteşem geri dönüşleri yine Şaban hocayla birlikte dinledik. Gerçekten çok başarılı bir işe imza atıldı ve hem ulusal hem de uluslararası medya büyük ilgi gösterdi. Biz yönetim olarak her zaman en iyinin peşinde olmaya, birlikte çalışmaya ve üretmeye odaklandık. O proje de bu açıdan önemli bir adımdı. Bugünkü proje ise bizim diğer coğrafyalarda da dert edindiğimiz meseleler olduğunu gösteriyor. Bu proje batıya yönelik bir çalışma olarak öne çıkıyor; ancak bizim özellikle Balkan coğrafyasında önemli projeleri hayata geçirme mecburiyetimiz var. Medya ve İletişim Bölümü öğretim üyemiz Prof. Dr. Nazım Ankaralıgil’in Balkanlar’da yakın zamanda tamamladığı bir belgeselin haberini de buradan duyurmuş olayım. Nazım hoca da belgesel alanında orada çok önemli bir çalışmaya imza attı. Yakında onun da gösterimini yine bizim ev sahipliğimizde yapacağız. Bu çabaların hepsi, aslında birlikte aynı yöne bakmanın bir sonucu. Birlikteliğin sinerjiye dönüşmesi başarıyı ortaya çıkardı” dedi. Uygulamalı Eğitime Önem Veriyoruz Uygulamalı eğitime özel bir önem verdiklerini özellikle vurgulayan Rektör Yardımcısı Bulduklu, medya alanında nitelikli işlerin ancak iyi uygulayıcılarla mümkün olacağını ifade etti. Prof. Dr. Bulduklu, “Geçtiğimiz yıl ilki düzenlenen İKÇÜ Film Festivali, ses getiren bir proje olarak önemli bir etki oluşturdu. Oradaki başarının temelinde de öğrencilerimizle akademik kadromuzun birlikteliğinin yarattığı sinerji vardı. İşte bu sinerjiyle hayata geçirilen projelerde öğrenci katkısının çok değerli olduğunu özellikle vurgulamak istiyorum. Uygulamalı eğitimin en güzel örnekleri olan bu projeler, öğrencilerimizi geliştirme yönünde çok kıymetli fırsatlar sunuyor. Çünkü bizim alanımızda teorik bilgi tek başına yeterli değildir. Uygulamaya geçtiğinizde, sorumluluk aldığınızda ve elinizi taşın altına koyduğunuzda inanılmaz işler ortaya çıkıyor. Biz Rektörlük olarak uygulamayı ve bu tür projeleri her zaman destekledik, desteklemeye de devam ediyoruz. Emeği geçen herkesi kutluyorum. Bu sinerjiyi ortaya koyan yöneticilerimize ve öğrencilerimize ayrıca teşekkür ediyorum” dedi. Multidisipliner Çalışmalar Fakülteye Yeni Bir Vizyon Kazandırıyor Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şaban Doğan, konuşmasında fakültenin bilim ve sanat ekseninde yürüttüğü çalışmalara dikkat çekerek, üniversitenin son yıllarda özellikle bu iki alanı buluşturan önemli üretimlere imza attığını vurguladı. Prof. Dr. Doğan, Medya ve İletişim Bölümü’nün uzun süredir ortaya koyduğu nitelikli projelerin fakülteye ayrı bir değer kattığını belirterek şu ifadeleri kullandı: “Son yıllarda fakültemizin farklı bölümleriyle kurulan güçlü işbirlikleri sayesinde, bir zamanlar hayal gibi görünen multidisipliner projeler bugün somut ürünlere dönüşmüş durumda. Akademisyenlerimizin titizlikle yürüttüğü bilimsel araştırmaların, yüksek estetik anlayışla hazırlanmış belgesel çalışmalarına evrilmesi; hem üniversitemiz hem de ülkemizin bilim ve sanat ortamı açısından büyük bir gurur kaynağıdır. Medya ve İletişim Bölümü son dönemlerde gerçekten örnek gösterilecek işler yapıyor. Aslında bu başarı uzun yılların birikimi, ancak son birkaç yılda özellikle fakültemizin diğer bölümleriyle kurulan işbirliği sayesinde bu sinerji çok daha görünür ve etkili hale geldi. Bilimin derinliğini sanatın gücüyle bir araya getirerek ürettikleri belgeseller, yalnızca akademik dünyanın değil, medya ve sanat çevrelerinin de yoğun ilgisini çekiyor. Üniversitemizde üretilen bilimsel bilgiyi, geniş kitlelere ulaşan sanatsal bir dile dönüştürmek kolay değildir; fakat bölümümüz bu zor olanı başarmış durumda. Bu nedenle başta Bölüm Başkanımız Prof. Dr. Cenk Demirkıran olmak üzere emeği geçen tüm hocalarımıza içtenlikle teşekkür ediyorum. Onların vizyonu, çabası ve üretim heyecanı fakültemize hem yeni bir soluk hem de güçlü bir yönelim kazandırdı. Ayrıca her daim desteğini yanımızda hissettiğimiz Rektörümüz Prof. Dr. Saffet Köse’ye ve Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Yasin Bulduklu’ya da şükranlarımı sunuyorum. Yöneticilerimizin açtığı alan, sağladığı teşvik ve bizlere duyduğu güven sayesinde bugün fakültemiz sadece bilimin merkezinde değil, aynı zamanda sanatın da güçlü bir taşıyıcısı hâline gelmiştir. Belgesel Seyirciyle Buluştu, Ardından Söyleşi Gerçekleşti Açılış konuşmalarının ardından “Santorini’nin Külleri, Su ve Ateş” belgeseli İzmir prömiyerini yaparak izleyiciyle buluştu. Gösterimin ardından film ekibi; Prof. Dr. Cenk Demirkıran, Dr. Öğr. Üyesi Halit Kartal ve Prof. Dr. Serdar Vardar, performatif belgeselin bilimsel danışmanlarından Türk İslam Arkeolojisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Akın Ersoy’un moderatörlüğünde gerçekleştirilen söyleşide sahne aldı. -
28.11.2025
Bakan Yerlikaya Akademik Açılış Törenine Katıldı
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) 2025-2026 Eğitim Öğretim Yılı Akademik Açılış Töreni İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın teşrifleriyle yapıldı. İKÇÜ Rektörü Prof. Dr. Saffet Köse’nin ev sahipliğinde Çiğli Ana Yerleşkede gerçekleştirilen törene, İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban, İzmir Cumhuriyet Başsavcısı V. Aydoğan Samsak, İzmir Demokrasi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Selim Karahasanoğlu, İçişleri Bakanı Başdanışmanı Prof.Dr. Ergün Yolcu, Dışişleri Bakanlığı İzmir Temsilcisi Büyükelçi Yeşim Kebapçıoğlu, İl Emniyet Müdürü Celal Sel, İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Metin Düz, Sahil Güvenlik Ege Deniz Bölge Komutanı Tümamiral Tayfun Paşaoğlu, Çiğli Kaymakamı Fatih Görmüş, Menemen Kaymakamı Vedat Yılmaz, Karabağlar Kaymakamı Mehmet Özer, Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, AK Parti İl Başkanı Bilal Saygılı, MHP İl Başkanı Veysel Şahin, Gençlik ve Spor İl Müdürü Murat Eskici, İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Ayhan Kul, Orman Bölge Müdürü Mahmut Yılmaz, Çiğli İlçe Emniyet Müdürü Eyüp Çulha, Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcısı Halil Sezgin, Bakırçay Üniversitesi Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Adnan Yamanoğlu, Mehir Vakfı Kurucu Başkanı Mustafa Özdemir, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Muhsin Akbaş, Prof. Dr. Süleyman Akbulut, Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Genel Sekreter Nuretdin Memur, dekanlar, akademik ve idari personel, siyasi parti ve STK temsilcilerinin yanı sıra öğrenciler katıldı. Türkiye Yüzyılının Temelinde Gençlerimiz Var Törende İKÇÜ’de olmaktan duyduğu memnuniyeti paylaşan İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, üniversitelerde gençlerle bir arada olmaktan ayrı bir heyecan duyduğunu belirttiği konuşmasında gençlerin Türkiye Vizyonunun temel harcı olduğunu ifade etti. Bakan Yerlikaya, “Farsça’da genç, ‘hazine’ anlamına geliyor. Sizlerin her biri, paha biçilemez bir hazinesiniz. Bu yüzden bugün sizlerden, ilham almaya, enerji almaya, güç almaya geldim. Gençlik, ‘Ruhu ayağa kaldırma’ iradesinin adıdır. Büyük ve güçlü Türkiye’nin harcında, Türkiye Yüzyılı vizyonun temelinde gençlerimiz var. Büyük ve Güçlü Türkiye hedefine ancak sizlerin desteğiyle ulaşabiliriz. Sizler gibi bu sıralardan geçmiş, yurtlarda kalmış, yemekhanede sıraya girmiş, geç saatlere kadar ders çalışmış, sınavlara girmiş bugün İçişleri Bakanı olan biri olarak diyorum ki: sahip olduğunuz hazinenin, yani gençliğinizin değerini bilin. Üniversite yılları çok değerli. Hayatın rotası üniversite sıralarında çiziliyor. Kimliğiniz, hayalleriniz burada şekilleniyor” dedi. Kâtip Çelebi Yürüyüşünün İlhamı İKÇÜ’nün adını taşıdığı büyük ilim adamı Kâtip Çelebi’nin örnek çalışmalarından bahseden Bakan Yerlikaya, tarihimizdeki bilim ve ilim dünyasındaki şahsiyetlerin başarıyla anılan eserlerinin gençlere yol gösterici mihenk taşları taşıdığını aktardı. Bakan Yerlikaya, “Üniversitenizin adını taşıyan Kâtip Çelebi, ilmin sınırlarını zorlayan büyük bir mütefekkirdi. Coğrafyadan tarihe, denizcilikten bibliyografyaya uzanan muazzam eserler verdi; ‘Cihannümâ’ ile dünyayı anlamaya, ‘Keşfü’z-Zünûn’ ile bilginin atlasını çıkarmaya çalıştı. Kâtip Çelebi bize şunu öğretir; ‘Bilgi, birikmezse eksilir. İlim, hayata değmezse yarım kalır’ Araştırmayı, eleştirel düşünceyi ve toplumsal faydayı, odağına alan Kâtip Çelebi Üniversitesinin yürüyüşü budur. Miras, taşınan bir yük değil; omuzlanan bir bayraktır. Bugün sizden beklenen, bu bayrağı daha yükseğe taşımanız, daha çok okumanız, daha çok düşünmeniz, daha çok üretmenizdir. Çünkü Türkiye’nin en büyük gücü sizlersiniz. Türkiye gençleriyle büyüyecek ve daha da güçlenecek” diye konuştu. Sanal Bahisin Hedefinde Gençler Var Bilişim çağında oluşan fırsatların yanında risklerin de yer aldığına değinen Bakan Yerlikaya, özellikle manevî alanı daraltan akımların hedefinde gençlerin olduğuna işaret etti. Bakan Yerlikaya, “Dijital dönüşüm büyük fırsatlar getiriyor. Ama dikkat etmezsek büyük riskler de taşıyor. Siber dünyanın karanlık dehlizleri, her geçen gün daha da derinleşiyor. Deepfake ile insanın onuru hedef alınıyor. Sanal kumar ile gençlerin emeği, zamanı, aklı çalınıyor. Görünür âlemin çapını biliyoruz; ama siber âlemin çapını bilmiyoruz. Görünmez bir alem var ve sürekli büyüyor. Kapısı kilit tutmayan paralel bir evren var. O yüzden hangi odalarda takıldığınıza, kimlerle yan yana geldiğinize, hangi içeriklere maruz kaldığınıza dikkat edin. Sanal bahis, alkol gibi, uyuşturucu gibi bir bağımlılık. Çağımızın bir nevi vebası olan bu bağımlılık, sizde var olan “maddi ve manevi cevheri” bir bir azaltıyor, yuvaları dağıtıyor, intiharlara sürüklüyor. Sanal bahis şirketleri, kimi vatandaşlarımızın, özellikle de gençlerimizin hesap numaralarını kiralıyor. Onlara cazip gelecek belli bir ücret ödüyorlar. Milyonlarca lira sizin o hesabınızdan gelip gidiyor. Artık o hesap sizin değil ama sorumluluğu sizin. Sizlere böyle bir teklif geldiğinde itibar etmeyin, hemen bize bildirin. Çünkü İçişleri Bakanlığı olarak, “Türkiye’nin Huzuru” şiarıyla; her türlü suç ve suç odağıyla kararlılıkla mücadele ediyoruz. Bu mücadelede hedefe ulaşmanın en önemli şartı sizsiniz. Gençlerimizin desteği olmadan hiçbir mücadele tamamlanmış sayılmaz” dedi. ‘Nerede Bir Ağ Varsa Orada Bir Operasyon Var’ Bakanlık olarak uyuşturucu ile yapılan mücadelede gelinen noktayı paylaşan Bakan Yerlikaya, Türkiye’nin en kapsamlı Narko-Kapan operasyonlarından birini daha yaptıklarını, güvenlik güçlerinin zehir tacirlerine göz açtırmadığını vurguladı. Bakan Yerlikaya, “Uyuşturucu; göreve geldiğim günden beri en çok üzerinde durduğumuz, en çok mesai harcadığımız suç türlerinin başında geliyor. Çünkü uyuşturucu, asimetrik savaşın en kirli aparatlarından biri, bir insanlık suçudur. Bir yandan bu zehri ülkeye sokmaya çalışan şebekelerin tepelerine biniyor; üretim hatlarını dağıtıyor, sevkiyat yollarını kesiyoruz. ‘Nerede bir ağ varsa orada bir operasyon var’ diyoruz. Diğer yandan da; bağımlılıkla mücadelede farkındalığı büyütüyor, rehabilitasyonu güçlendiriyor, aileyi, okulu, sokağı, kampüsü bu mücadelenin parçası yapıyoruz. Çünkü talep yok olmadan bu karanlık pazar küçülmez. Şu saatlerde Türkiye’nin en kapsamlı Narko-Kapan operasyonlarından birini daha gerçekleştiriyoruz. Basın toplantısı yapacağım ve 3-4 saat sonra duyarsınız. Kimlerin tepesine bindiğimizi, kaç tane zehir taciri yakaladığımızı söyleyeceğim. Göreve geldiğim günden bugüne 93 bin 279 zehir tacirini tutukladık. Bu sayı şu an hala artıyor 225 ton uyuşturucu madde, 260 milyon adet uyuşturucu hap ve yaklaşık 18 ton ara kimyasal ele geçirdik. Organize suç örgütlerine yönelik yürüttüğümüz operasyonlar sonucunda da 345 narkotik organize suç örgütünü çökerttik. Bu mücadele siyaset üstü bir mücadeledir. Uyuşturucuya karşı mücadele bizim gelecek meselemizdir. İnanıyorum ki, bu mücadele, devletimizin kararlılığıyla, milletimizin iradesiyle, özellikle de gençlerimizin desteğiyle başarıya ulaşacaktır” ifadelerini kullandı. Yeni Trafik Yasası Teklifi Trafik Güvenliği başlığı ile ilgili açıklamalarda bulunan Bakan Yerlikaya, ‘önlenebilir bir halk sağlığı olan’ trafik kazaları nedeniyle kaybedilen her canın sorumluluğunun direksiyon başına geçen herkesin omuzlarında olduğunu söyledi. Cezalarda caydırıcılığın sağlanması, trafik kültürünün oluşması için adına Yeni Trafik Yasası Teklifinin yılbaşından sonra meclisin oluruna sunulacağını açıklayan Bakan Yerlikaya, “2024 yılında trafik kazalarında 6 bin 351 vatandaşımızı kaybettik. Kimi ay 510, kimi ay 530 canımızı yitirdik. Sizce bir ayda kabul edilebilir sayı kaçtır? Kesinlikle sıfır! Ancak maalesef, ‘önlenebilir bir halk sağlığı sorunu olan’ trafik kazaları nedeniyle her gün bir bir eksiliyoruz. Aşırı hız öldürür. Her gün 10 canımızı aşırı hız yüzünden kaybediyoruz. Sadece kırmızı ışıkta durmadığımız için, 3 günde bir, bir ocağa ateş düşüyor. Makas atmak öldürüyor, ters şerit öldürüyor, yakın takip öldürüyor, seyir halinde telefonla konuşmak, mesajlaşmak öldürüyor. Geçen yıl trafik kazalarında kaybettiğimiz 6 bin 351 vatandaşımızın 780’i: 0-18 yaş arasındaydı. 1881’i 19-35 yaş arasında. Kaybettiğimiz canların 2 bin 661’i, 35 yaşını geçmemiş gençlerimiz. Günde ortalama 17.4 vatandaşımızı trafik kazalarından dolayı toprağa vermek vicdanımıza ağır geliyor. Bu amaçla; cezalarda caydırıcılığın sağlanması, trafik kültürünün oluşması için, Yeni Trafik Yasası Teklifi hazırlandı. Gazi Meclisimiz bu yasayı onayladığında inanıyorum ki direksiyon başına geçen herkes, daha sorumlu davranacak, yolda makas atamayacak, drift atamayacak, keyfine göre yolu kapatamayacak, gaza basmadan önce, kırmızı ışıkta geçmeden önce bir kez daha düşünecek. Bizim amacımız trafik cezası kesmek değil, trafik kültürünü oluşturmaktır. Bu noktada, gençlerimizden destek bekliyoruz. Trafik kültürünü gençlerimizle birlikte oluşturacağız” şeklinde konuştu. Üniversitelerin Üstlendiği Misyonlar Önemli İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın akademik yıl açılışına teşriflerinden duyduğu memnuniyeti paylaşan Rektör Prof. Dr. Saffet Köse de üniversitelerin gelecek kuşakların yetiştirilmesinde üstlendiği önemli misyona dikkat çekti. İKÇÜ’nün devletiyle milletiyle güç birliği içinde emin adımlarla ilerlediğini aktaran Rektör Prof. Dr. Köse, “Ülkemiz Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde her alanda dikkat çekici bir atılımın içinde bulunmakta ve güçlü bir aktör olarak dünya siyasetini belirleme yolunda emin adımlarla ilerlemektedir. Üniversiteler, dinamik bir anlayışla nitelikli insan gücü, iş ve bilim ahlakına sahip uzmanlar yetiştirerek, bilimsel araştırmalar yaparak bu yürüyüşte katkıda bulunmalıdır. Ürettiği bilgi ile toplumsal hedefleri desteklemek, üretilen bilgiyi sosyal faydaya dönüştürmek, kültürel ve ahlaki gelişimi teşvik etmek gibi görevleri vardır. Özellikle üniversitelerin, sömürge güçlerinin araçsallaştırdıkları ve evrensel norm olarak dayattıkları manipülatif bilgilerle bilim üzerinden görünmez biçimde oluşturmak istedikleri kolonyal yapılara karşı yeni bir dilin oluşturulmasına öncülük etmek gibi bir vazifeleri de vardır. Ulusal ve uluslararası alanda başarının ilk koşulunda iç cephenin güçlü tutulmasına ihtiyaç vardır. Şehrimizin ve bölgemizin sorunları için elimizi taşın altına koymaktan çekinmiyor, daha adil ve yaşanılabilir bir dünya için var gücümüzle çalışıyoruz. İnsanımıza yönelik atılacak adımların sadece devlet ile sınırlı tutulması toplumsal gelişim ve dönüşüm için tek başına yeterli değildir. Vatandaş katılımı ve sivil toplum iş birliğinin oluşturacağı sinerjik etki, ülkemizi stratejik hedeflere ulaşmak noktasında güçlü kılacaktır. Bu farkındalık çerçevesinde devletimizin ve bakanlıklarımızın bizden olası talepleri için ise hazır olduğumuzu özellikle ifade etmek isterim” dedi. İzmir’in Üçüncü Büyük Üniversitesi Sorumluluğunun Bilincinde Günümüzde giderek bireyselleşen toplumsal dinamiklerin özellikle genç kuşakların gelişiminde olumsuz etkiler bıraktığını kaydeden Rektör Prof. Dr. Köse, fiziksel, zihinsel ve ruhsal açıdan gençlere zarar veren alışkanlıkların önüne geçilmesinde tüm kurumların birlikte çalışmasının oldukça önemli olduğunun altını çizdi. Rektör Prof. Dr. Köse, “Bugün gençlerimizi yalnızlaştırmaya, toplumuna yabancılaştırmaya kendi kültüründen, değerlerinden, geleneklerinden, ulusal kimliğinden uzaklaştırmaya çalışan küresel saldırılarla başa çıkmada el birliği içinde çalışmaya ihtiyacımızın olduğunu hatırlatmak isterim. Devlet kurumları ve sivil toplumun iş birliği içinde çalışması, ülkemizin geleceği ve sosyal gelişme açısından son derece önemlidir. Toplumda huzur, sükûn ve adaletin sağlanması için insanımızın fiziksel, zihinsel ve ruhsal açıdan zarar görmesine neden olacak uygulama ya da alışkanlıkların engellenmesi büyük önem arz etmektedir. İKÇÜ olarak bilgiyi dört duvar arasında üretip hapseden bir anlayış yerine ürettiği bilgiyi insan ve toplum yararına kullanan, soyut öneriler yerine somut çıktılarla sorun çözmeye odaklanan bir anlayışı hâkim kılma gayreti içinde olduğumuzu ifade etmek isterim. İzmir’in üçüncü büyük üniversitesi olarak iş dünyası, kamu kurumları ve sivil toplum ile birlikte önemli projelere imza attık. Her bir disiplinin kendi alanına giren konularda projeler yapmasını teşvik ettik, etmeye devam ediyoruz. Bilimsel yükselişimiz yanında sosyal projelerde de ülkemizin güzide yükseköğretim kurumlarından biri olma hedefimize hızla yürüyoruz. Başta aile kurumunun önemi olmak üzere çok sayıda çalışmayı yaptık ve yapmaya devam ediyoruz. Bağımlılık ile mücadelede konunun tüm paydaşları ile yakın iş birliğimizi sürdürüyoruz. Dezavantajlı gruplara yönelik her bir çabanın paydaşı olmaya gayret gösteriyoruz. Akredite olmuş bir yükseköğretim kurumu olarak bu alanın sürdürülebilirliğini önemsiyoruz. Sürdürülebilir bir çevre için çalışmalar yapıyor, her bir kaynağın gelecek nesillerin emaneti olduğu anlayışı ile misyonumuzu yerel ve bölgesel düzeyde yerine getiriyoruz” ifadelerini kullandı. Rektör Prof. Dr. Köse tarafından kurumsal hediye takdim edilen İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın katılımıyla yapılan akademik açılış programı, toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi. -
24.11.2025MÜSİAD Yüksek İstişare Heyeti Başkanı Asmalı Gençlerle Buluştu
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Bilim İletişim Ofisince (İKÇÜ BİO) Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) İzmir Şubesi paydaşlığında düzenlenen “MÜSİAD Üniversite Buluşmaları- Tecrübe Paylaşımı” programı Rektör Prof. Dr. Saffet Köse’nin moderatörlüğünde yapıldı. MÜSİAD Yüksek İstişare Heyeti Başkanı Mahmut Asmalı’nın üniversite gençliğine yönelik tecrübe paylaşım söyleşisini, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Muhsin Akbaş, Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Prof. Dr. Süleyman Akbulut, dekanlar, akademik ve idari personelin yanı sıra çok sayıda öğrenci takip etti. En Pahalı Sermaye Tecrübedir Programın açış konuşmasını yapan Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, yerli ve milli üretimin en önemli aktörlerinden MÜSİAD’ın, kurulduğu günden bu yana ekonomik gelişmeye sunduğu katkıya dikkat çekerek; öğrencilerin ve genç girişimcilerin sektörel gelişimi anlamında üstlendiği sosyal sorumluluğun da takdire şayan olduğunu aktardı. Rektör Prof. Dr. Köse, “Ülkemizin stratejik hedeflerine katkıda bulunan MÜSİAD’ın üniversitelerde de sorumluluk alıyor olmasını çok değerli bulduğumu ifade etmek istiyorum. Bugünkü deneyim paylaşımının bu sorumluluğun en iyi yansıması olduğunu ifade etmek istiyorum. Bu program, gençlere vizyon kazandırmayı hedefleyen önemli bir adım olup, girişimciliğin geçirdiği dönüşümün en iyi örneklerine tanıklık etmemizi sağlayacaktır. Konu, tecrübe paylaşımı ve emin olun en pahalı sermaye tecrübedir. Öğrencilerimizin ve genç girişimcilerimizin, iş dünyasında karşılarına çıkabilecek zorlukları henüz sektöre adım atmadan önce tanımaları; fırsatları daha net görebilmeleri açısından bu paylaşımlar çok değerli. Biz üniversite olarak her zaman iş dünyası ve sivil toplum ile iç içe olma gayreti içinde olduk. Üniversitemizin bilgi üretme kapasitesi ile MÜSİAD’ın sahadaki tecrübesini yan yana getirerek bir sinerji oluşturma, gençlere rehberlik etme amacını taşıyarak bu programı yaptık. Üniversitemiz, iş dünyasıyla kurulan bu tür köprüleri her zaman desteklemeye ve geliştirmeye devam edecektir. Türkiye’nin girişimcilik ekosistemine yön veren, iş dünyasında üretim, yatırım ve istihdamın gelişmesine önemli katkılar sunan göz bebeğimiz MÜSİAD’ın üniversite buluşmalarına ev sahipliği yapmaktan duyduğum memnuniyeti ifade ediyor, katılımları için başta Yüksek İstişare Heyeti Başkanımıza, programın gerçekleşmesinde emeği geçen MÜSİAD İzmir Şubesine ve tüm paydaşlara teşekkürlerimi sunuyorum” diye konuştu. Sabırla, Metanetle Çalışmaya Devam Edin İş hayatına yönelik tecrübelerini gençlerle paylaşan MÜSİAD Yüksek İstişare Heyeti Başkanı Mahmut Asmalı, mesleğin severek yapılmasının başarıya taşıdığını söyledi. Gençlere kendilerini sürekli geliştirmesi tavsiyesinde bulunan Başkan Asmalı, “Başarıya ulaşmanın bir yaşı yoktur. Öğrenim hayatımda çok başarılı olamam, gelecekte de başarılı olamam kaygısına asla kapılmayın. Kırk yaşından, 50 yaşından sonra başarılı olmuş çok iş adamları var. Özellikle gençlerimizde maalesef acelecilik var. Bir an önce olsun, yapayım diye şeyler var. Sabırlı olmak lazım. Sabırla, metanetle çalışmaya devam edin. Sizler üniversiteyi bitirince çok daha genç yaşta olacaksınız. Ömrünüzde inşallah çok uzun bir zaman var, dolayısıyla kendinizi geliştirerek, mesleğinizi severek hangi meslekte olursanız olun, o meslekte öne çıkmayı başararak gelecekte çok başarılı bir iş insanı olabilirsiniz” dedi. İşin Hilesi Dürüstlüktür İş hayatında dürüst olmanın önemine değinen Başkan Mahmut Asmalı, günümüz dünyasında ve iş hayatında en büyük kazanımın insanların güvenini kazanmak olduğunu belirtti. Başkan Asmalı, “Günümüzde maalesef dürüst olmayan insanların olduğu bir ortamda dürüstlük hakikaten bizim en kıymetli değerlerimizden biri. Bedeli ve sonucu ne olursa olsun asla yalan konuşmayın. Dürüstlük çok önemli bir meziyettir, önemli bir kazançtır. İş hayatındaki en büyük kendime çıkardığım derslerden biri bu. İşinizi iyi yapın. İşinizi iyi yapmak kazancınızın karşılığı değil, karakterinizin karşılığıdır. En büyük sermayemiz itibarımızdır. Dolayısıyla bir iş adamının güzel bir sözü var. "İşin hilesi dürüstlüktür." diyor. Bana büyük bir kurumda çalışan genel müdür öyle demişti. "Başkanım, bana çalışkan insan getirin." Çalışkan insan günümüzde ekmeğini taştan çıkarır. Dolayısıyla hele siz meslek sahibisiniz, üniversite mezunusunuz. Yaptığınız işi iyi yapın ve çalışkan olun. İş hayatına girdiğim zaman 5 sene hiç izin kullanmadım. Çok mücadele ettim, gayret ettim. Özetle başarıya ulaşmak için, hedefleriniz olsun, bunları gerçekleştirmek için mücadele edin. Başarısızlıklarda asla pes etmeyin. Kendinize uygun bir ekip kurun. Kendinizle iyi geçinin. Uyku saatlerinize dikkat edin. Beslenmenize dikkat edin. Ruhunuzu ve beyninizi temiz tutun. Kendi işinize odaklanın” şeklinde konuştu. Şu Anda Üniversitede Olsaydım Çince Öğrenirdim Türkiye’nin 2053 vizyonuna emin adımlarla yürüdüğüne dikkat çeken MÜSİAD Yüksek İstişare Heyeti Başkanı Mahmut Asmalı, bu gelişim potansiyelinde gençlerin üstlendiği misyonun oldukça önem arz ettiğini kaydetti. Başkan Asmalı, “Türkiye'ye gerçekten potansiyeli büyük bir ülke. 2053'te Türkiye dünyanın en büyük 10 ekonomisinin arasına girecek. Donanımlı, çalışkan, vatanperver gençlere ihtiyacımız var. Şu anda ben üniversitede olsaydım bir kere dil eğitimine çok önem veririm. Mutlaka en az bir yabancı dilli konuşuyorsunuz diye düşünüyorum. Ama bunun yanında bence Çinceyi öğrenirdim. Arkadaşlar, geleceğin süper gücü olarak dünyada dengeleri değiştirecek bir ülke olarak Çin geliyor. Dünyanın ekonomi merkezi Avrupa'dan, Amerika'dan artık Orta Asya'ya, Uzak Doğu’ya, Çin'e, Hindistan'a kayıyor. Çin'de inanılmaz bir değişim var, sanayide geçen sene 189.000 robot çalışırken, 2024 yılı sonunda 2 milyona çıktı. Bu sene herhalde 5 milyonlara falan çıkar. İnanılmaz bir teknoloji. Eskisi gibi ucuz mallarla değil, ARGE’de çalışan milyonlarca mühendisin yaptığı yeni buluşlarla Çin çok güçlü adımlarla geliyor. Oradaki teknolojik gelişmeyi mutlaka yakından takip edin” ifadelerini kullandı. Bilgi, Ahlakla Birleşirse Güç Olur MÜSİAD İzmir Şubesi olarak gençlerle yaptıkları buluşmaları çok değerli bulduklarını ifade eden Şube Başkanı Gökhan Temur da üniversite gençliği ile kariyer paylaşımında bulunmaktan heyecan duyduklarını kaydetti. Temur, “Bizim medeniyetimizde bilgi, ahlakla birleşirse güç olur. Adaletle birleşirse bereket olur ve merhametle birleşirse de medeniyet olur diyoruz. Sizler ülkemizin geleceği umutlarımızsınız. Sizler bilgiyi, vicdanla, emeği, ahlakla, başarıyı insanla buluşturacak olanlarsınız. Temenni ediyoruz ki bu söyleşi de tecrübenin rehberliğinde hayat yolculuğunuza ilham vermesi açısından faydalı olur. Bu vesileyle bizlere tecrübeleriyle yol gösterecek olan Yüksek İstişare Heyeti Başkanı Sayın Mahmut Asmalı Başkanımıza, kıymetli ev sahiplerinden dolayı İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Rektörümüz Prof. Dr. Saffet Köse hocamıza ve bu güzel organizasyonu gerçekleştiren tüm emeği geçen kardeşlerimize ve özellikle siz katılımcı genç kardeşlerimize teşekkür ediyorum” dedi. Gençlerden gelen soruları yanıtlayan MÜSİAD Yüksek İstişare Heyeti Başkanı Mahmut Asmalı ile söyleşi programı teşekkür belgesi takdimi ile sona erdi. Söyleşiye katılan protokol, Turizm Fakültesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü öğrencilerinin yaptığı birbirinden özel pastaların yer aldığı “Şeker Hamuru Pasta Sergisi” alanını ziyaret ederek genç şeflerin tariflerini dinledi. -
18.11.2025İKÇÜ Ata’yı Andı
Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, ebediyete irtihalinin 87’nci yılında İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Rektörlük binası önünde düzenlenen törenle anıldı. Törende, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Muhsin Akbaş, Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Prof. Dr. Süleyman Akbulut, dekanlar, akademik ve idari personel ile çok sayıda öğrenci hazır bulundu. Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu’nun öğrencilerin eşliğinde Atatürk Anıtına çelenk sunmasının ardından saat 09.05 te iki dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. “Hürriyet ve İstiklal benim karakterimdir” diyerek milletinin özgürlüğüne doğru yeniden şahlanışının kahramanı, esaret zincirlerini kırıp istiklal meşalesini yakan, vatan topraklarımızı geçilmez yapan iradenin adı, milletine sevdalı ülkemizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ebediyete irtihalinin 87’nci yılında saygı, minnet ve rahmetle anıyoruz. -
27.10.2025
“Kök Hücre ve Organ Naklinde Güncel Pratikler İnovatif Yaklaşımlar”
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Tıp Fakültesi ve Transplantasyon İmmünolojisi ve Genetiği Derneği paydaşlığında “Kök Hücre ve Organ Naklinde Güncel Pratikler İnovatif Yaklaşımlar” Sempozyumu yapıldı. Organ bağışının hayati önemi ve toplumda farkındalık oluşturmanın gerekliliğinin vurgulandığı oturumların yer aldığı sempozyum için düzenlenen resmi törene, İKÇÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof.Dr. Esra Meltem Koç, Transplantasyon İmmünolojisi ve Genetiği Derneği (TİGED) Başkanı Prof.Dr. Caner Süsal, Türk Nefroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Aydın Türkmen, İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi (TÖTM) Karaciğer Nakil Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sezai Yılmaz, İKÇÜ Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi, TİGED Yönetim Kurulu Üyesi, Prof. Dr. Tülay Kılıçaslan Ayna, İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Organ Nakli Koordinatörü Dr. Rahmi Baykan, Sağlık Bakanlığı Türkkök Birimi yöneticileri, İzmir Bölgesi Transplantasyon Faaliyetlerini aktarmak üzere İzmir Şehir Hastanesi, Acıbadem Üniversitesi İzmir Kent Hastanesi, İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi, Ege Üniversitesi ile Koç Üniversitesi Organ Nakli İmmünoloji Araştırma Mükemmeliyet Merkezi (TIREX) araştırmacıları, çok sayıda akademisyen ve öğrenci katıldı. Sağlık İletişiminin Doğru Kullanımının Önemi Konuklara seslenen Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, ülkemizde organ naklini artırmak için sağlık iletişimi kanallarının etkin kullanılması gerektiğine dikkat çekti. Bağışçıları olumsuz etkileyecek unsurların doğru iletişim stratejileriyle aşılabileceğini ifade eden Prof. Dr. Bulduklu, “Konunun sosyal ve özellikle iletişim stratejileri boyutunda tartışılmasının gerekliliğine inanıyorum. İnsanlar arasındaki bilgi eksikliği, organ bağışına engel olmaktadır. Bunun için ciddi bir farkındalık ve kampanyalara ihtiyaç var. Zira insanın insana yapabileceği en büyük iyilik herhalde yaşama hakkı sunmaktır. Ayette belirtildiği gibi, 'Her kim bir hayatı kurtarırsa bütün insanları kurtarmış gibi olur' Birinin hayatına devam etmesini sağlamanın kutsallığı aslında eğitim ve bu kampanyalar yoluyla aktarmak gerektiğinin altını çizmek isterim. Organ nakli hizmetlerinde paydaş olan bağışçılar, aileler ve yakınlar, sağlık personeli, hastane yönetimi, üniversiteler, toplum sağlığı merkezleri, din görevlileri, bakanlıklar, kamu kurumlarının içinde olduğu geniş bir yelpazede yapılacak sürdürülebilir faaliyetlerde iletişimin doğru yönetilmesi önem arz etmektedir. Halkın konu ile ilgili farkındalık düzeyinin artırılması sağlık iletişiminin doğru kullanımıyla olacaktır” diye konuştu. İlham Verici Buluşma İKÇÜ Tıp Fakültesi hakkında sunum yapan Dekan Yardımcısı Prof.Dr. Esra Meltem Koç, sempozyumun Rejeneratif Tıp ve Kök Hücre Uygulamaları alanlarında bilgi paylaşımına fırsat vermesi açısından oldukça önemli olduğunu vurguladı. Koç, “Yeni iş birliklerine, bilimsel üretkenliğe ve yenilikçi yaklaşımlara katkı sağlayacak sempozyumun öğrencilerimize yeni ufuklar ve deneyimler kazandırmasını umuyoruz. Ayrıca sempozyuma katkı ve destekleri için tüm paydaşlarımıza, değerli konuşmacılarımıza ve katılımcılarımıza teşekkür ediyor ve İlham verici bir program olmasını diliyorum” şeklinde konuştu. Çapraz Nakil İhtiyacı TİGED Başkanı Prof.Dr. Caner Süsal da derneklerinin üstlendiği misyona değindiği konuşmasında amaçlarının inovatif yenilikçi tedavileri değiştirebilen, bu testleri uygulayabilen genç bir yeni nesil yetiştirmek olduğunu aktardı. Direktörlüğünü yürüttüğü Koç Üniversitesi Organ Nakli İmmünoloji Araştırma Mükemmeliyet Merkezi TIREX’in çalışmalarından bahseden Başkan Prof. Dr. Süsal, “TIREX, Avrupa Komisyonunca Türkiye’ye ilk kez verilen 2,5 milyon avro hibe destekli ERA Chair projesine sahip. Türkiye dünyada canlı vericili nakillerde böbrekte ilk, karaciğerde ikinci sırada. Canlıdan karaciğer ve böbrek nakillerinde oldukça iyi bir deneyim ve birikimimiz var. Türkiye'nin çok ihtiyacı olan ‘Çarpaz Nakil’ konusunu oturumlarda tartışacağız. Bu konuda nasıl ilerleyebiliriz? Bunun dışında da lokal ve kök hücre konusundaki klinik çalışmaları, böbrek nakli konusunda kapsamlı olarak tartışmaya çalışacağız. 2025 Nobel Tıp Ödülü, bağışıklık sisteminin kendi dokularımıza saldırmasını önleyen regülatör T hücrelerini keşfeden Mary Brunkow, Fred Ramsdell ve Shimon Sakaguchi’ye verildi. Transplantasyon immunolojisi bildiğiniz gibi oldukça önemli bir konu. Bunu da son Nobel ödülü ile tekrar teyit etmiş olduk. Biliyorsunuz bu regülatör T hücreleri organ naklinde de önemli bir rol oynuyor ve yeni klinik çalışmalar bu konuda yapılmaya başlandı. Bu keşifler, tıpta bağışıklık sistemini yeniden düzenleyerek otoimmün hastalıkları tedavi etme imkânı sunuyor. Örneğin, interlökin-2 (IL-2) gibi moleküllerle Treg hücrelerinin sayısı artırılabiliyor. Ayrıca hastadan alınan Treg hücreleri laboratuvar ortamında çoğaltılarak, organ nakli sonrası reddi önlemek amacıyla kullanılabiliyor. Onun için derneğimiz bu önemli konularda yoğun olarak çalışmakta” dedi. Evlerinde Umutla Telefon Bekleyen Hastalar İçin Transplantasyon İmmünolojisi ve Genetiği Derneği Yönetim Kurulu Üyesi, Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tülay Kılıçaslan Ayna, organ ve kök hücre naklinin sadece tıbbi bir konu olmadığını, yaşam zincirini devam ettiren bir insanlık sorumluluğu olduğunu kaydetti. Prof. Dr. Ayna, “Bu buluşmalarda, alanda çalışan uzmanların karşılıklı bilgi alışverişinde bulunması ve üniversite öğrencilerimizde bir farkındalık oluşturması amaçladığımız temel noktalardan. Bir insanın yaşamına dokunmak, ona yeniden nefes, yeniden umut olabilmek, bağış kelimesinin ardında gizli olan en büyük anlam. Ülkemizde binlerce insan kök hücre nakli ve organ nakli için bekliyor. Bu hastalardan bir kısmı süreci hastanelerde geçiriyor, bir kısmı evlerinde umutla bir telefon bekliyor. Bu bekleyiş işi sona erdirecek şey belki bizim bir imzamız, belki bizim bir kararımız, belki bizim bir farkındalığımız olabilir. Bu yüzden siz değerli gençler bu konuda en büyük gücü taşıyorsunuz. Bu etkinliğin sonunda hepimizin bu konuda biraz daha bilinçli, biraz daha duyarlı, biraz daha kararlı, hatta birinin umudu olacak kadar cesur olmasını diliyorum” dedi. Açılışın ardından konuk araştırmacıların transplantasyon faaliyetleri başlıklarında kendi alanlarında yaptıkları sunumların yer aldığı bilimsel oturumlara geçildi. -
24.10.2025
İKÇÜ’de “2. Uluslararası Sosyal İnovasyon ve Veri Analitiği” Kongresi
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) ve Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) iş birliği ile organize edilen “2’nci Uluslararası Sosyal İnovasyon ve Veri Analitiği Kongresi” düzenlenen resmi açılış töreni ile başladı.. İKÇÜ Bilimsel Araştırma Projeleri (BAP) Koordinatörlüğü ile İstatistik,Danışmanlık,Ölçme ve Değerlendirme Uygulama ve Araştırma Merkezi, NEÜ Büyük Veri Koordinatörlüğü paydaşlığında; kamu, özel sektör, sivil toplum ve akademi temsilcilerini bir araya getiren kongrenin açılış törenine, İKÇÜ Rektörü Prof. Dr. Saffet Köse ev sahipliği yaptı. Törene, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, NEÜ Rektörü Prof. Dr. Cem Zorlu, İzmir Kavram Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Derman Küçükaltan, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Süleyman Akbulut, Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Erciyes Üniversitesi Araştırma Dekanı Prof. Dr. Gökmen Zararsız, İzmir İl Milli Eğitim Şube Müdürü Doç.Dr. Özden Ölmez Ceylan, İzmir Aile ve Sosyal Hizmetler Müdür Yardımcısı Adem Soylu, Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Yönetim Kurulu Üyesi, Üniversite Sanayi İş birliği Koordinasyon Kurulu Başkanı Ali Arda Yüksel, İzmir Planlama Ajansı Başkanı Prof. Dr. Koray Velibeyoğlu, Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Muhlis Kaan Özhelvacı, İzmir Ticaret Borsası Araştırma ve Piyasa Geliştirme Müdürü Dr.Kenan Keskinkılıç, Ege Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Yiğit Tatış, İKÇÜ Bilimsel Araştırma Projeleri (BAP) Koordinatörü Prof. Dr. Mustafa Agah Tekindal, İstatistik, Danışmanlık, Ölçme ve Değerlendirme Uygulama ve Araştırma Merkezi(İSMER)Müdürü Prof. Dr. Ferhan Elmalı ile Dekanlar, çok sayıda konuk araştırmacı ve öğrenci katıldı. Çözüm Kültürünün Parçası Olun Açılışta konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, inovasyonu İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde kültür olarak yerleştirmeye çalıştıklarını belirterek, “Sırtımızı bilime yaslayalım, inovasyon kültürünü sahiplenelim ve kendimizi dışarıda değil bu işin tam merkezinde hissedelim” dedi. İnovasyonun yenilik olduğunu vurgulayan Başkan Dr. Tugay, “İnovasyon evinizden, bireysel yaşam alanınızdan tutun ülkeye, dünyaya dair yaşanılan sorunları çözmede yenilikçi bakış açısıdır. Genelde inovasyondan bahsedilince bir tür Ar-Ge olarak düşünülüyor. Oysa inovasyon herkesin dahil olması gereken bir kültürdür. Biz belediyede inovasyonu kültür olarak kurumun içerisine yerleştirmeye çalışıyoruz. Herkesin bir sorunun çözümüne bireysel olarak sağlayacağı katkı var. Kendinizi böyle tanımlamalı ve bu kültürün bir parçası haline gelmelisiniz. Şehrinizin sorunları için çözüm üreten kişiler olmalısınız. Ülkemizin gelişmesi, hak ettiği yere gelmesi, gençlerimizin refah, sağlık ve güven içerisinde yaşaması için bu yaklaşıma ihtiyacımız var” dedi. Gençlere Çağrı Belediye olarak gençlerin yolunu açmak için çalıştıklarını kaydeden Başkan Tugay, “Bu iş gençlerde bitiyor. Gençlerin zihinlerinde inovasyonun anlamını oturtmuş, bu kültürün bir parçası olmayı kabul etmiş olması gerekiyor. Gençler sorunların çözümüne katkı verecek büyük bir potansiyele sahip. Uluslararası kuruluşların yaptığı değerlendirmeler de bu yönde. Biz, güçlü kültürel alt yapısı ve güçlü dinamikleri olan bir ülkeyiz. İhtiyacımız olan şey sadece biraz daha fazla sorumluluk almak. Gerek aldığınız eğitim ortamının iyileştirilmesi gerek aldığınız eğitimin, sosyal yaşamınızın gelişmiş olması veya benzer her türlü sorun için veya yaşadığınız şehrinizin sorunları için çözüm üreten kişiler olmalısınız. Ülkemizin gelişerek hak ettiği yere gelmesi için özellikle gençlerimizin bu refah, sağlık ve güven içerisinde yaşaması için buna ihtiyacımız var. Öğrencilerin güç aldığı kurumların başında gelen üniversiteler bu anlamda çok önemli. Sırtımızı bilime yaslayalım, inovasyon kültürünü sahiplenelim ve kendimizi dışarıda değil bu işin tam merkezinde hissedelim” ifadelerini kullandı. İnovasyonda “Toplumsal Katkı Ekseni” İKÇÜ Rektörü Prof. Dr. Saffet Köse de yerel yönetimlerin, sosyal inovasyonu teşvik etmek için önemli paydaş kurumlar olduğunu belirterek üniversitelerin inovasyon kültüründe üstlendiği sorumluluğa dikkat çekti. Rektör Prof. Dr. Köse, “Üniversiteler, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşları hem bilgi üretimi hem de sosyal etki yaratımı açısından önemli aktörlerdir. Özellikle Yükseköğretim Kurulu ve Yükseköğretim Kalite Kurulu’nun 2023 ve sonrası kalite güvencesi sistemlerinde üniversitelerin “toplumsal katkı ekseni” temel bir değerlendirme alanı haline gelmiştir. YÖKAK’ın “toplumla etkileşim” kriterleriyle birebir örtüşen bu projeler, sosyal sermayeyi güçlendirmekte, politikaların şekillenmesine veri sağlamakta ve sosyal dönüşüme öncülük etmektedir. Bilimsel bilgiyi yerel temsilcilerle buluşturmak, sosyal inovasyon için kilit öneme sahiptir. “Bilimi toplumla buluşturmak” mottosuyla YÖK’ün tüm şehirlerimizde başlattığı 81 ilde 150 üniversitenin dahil olduğu “Bilim Kafe” buluşmaları bu yönüyle dünyada ilk olma özelliği taşımaktadır. Merkezi bir örnek olarak sunabileceğim bu uygulama, bilim ve toplum arasındaki bağın daha da güçlendirilmesi, üniversitelerin ürettikleri bilginin toplumda anlaşılır ve erişilebilir hale gelmesi, bilime olan güvenin artması, üniversitelerin şehirlerine ve bölgelerine sağladıkları katkıları arttırmayı hedeflemektedir” dedi. Bölge İçi Kurum ve Aktörlerle Etkin İş Birliği Sosyal sermayenin genel anlamda artırılması için toplumun dezavantajlı kesimlerine ulaşılmasından geçtiğine değinen Rektör Prof. Dr. Köse, “Özellikle çocuk, genç ve kadınlara ekonomik ve sosyal hayata daha fazla katılmalarını sağlayan sosyal destek programlarına ağırlık verilmelidir. Öğrencilerin ve araştırmacıların gerçek dünya sorunlarıyla etkileşim kurmasını ve deneyimsel öğrenmeyi teşvik etmesini sağlayacak iletişim kanalları oluşturmak, öğrenme forumları, şehir ağları, ve sınır ötesi ortaklıklar kuran yerel yönetimler, akademiden sosyal inovasyon sektörüne yapılandırılmış araştırmadan uygulamaya geçişi kolaylaştırabilir, farkındalığı artırabilir ve katılımı teşvik edebilir. Sosyal İnovasyon Ekosistemi projelerinin etkili bir şekilde ölçeklendirilmesi sağlanabilir. Bu noktada bölge içi kurum veya aktörlerle etkin iş birliğinin sağlanması önemlidir. Yerel yönetimler, sosyal inovasyonu teşvik etmek için gereken yapıyı sağlamakta önemli paydaşlardır. Öznesi insan olan yelpazesi oldukça geniş ve hayatın her alanına dokunan bu önemli kavramın anlaşılması, aktarılması ve kamuoyuna katkı sunması manasında Uluslararası Sosyal İnovasyon ve Veri Analitiği Kongresini oldukça önemli buluyor ve tüm paydaşlarımıza, katılım sağlayan tüm değerli protokol üyelerimize, araştırmacılarımıza ve çok değerli öğrencilerimize en kalbi şükranlarımı sunuyorum” şeklinde konuştu. Sosyal İnovasyonun Kalbinde ‘İnsan’ Vardır NEÜ Rektörü Prof. Dr. Cem Zorlu da kongrenin çağın sorunlarına cevap aramak için büyük öneme sahip olduğunu vurgulayarak, sosyal inovasyonun temel kaynağının insan olduğunu aktardı. Rektör Prof. Dr. Zorlu “Veri, insanı unuttuğunda yönünü kaybeder; insan, veriyi anlamadığında kendi gerçeğini ve geleceğini eksik anlatır. Sosyal inovasyonun kalbinde teknoloji değil, insan vardır. Sosyal inovasyon, insanın insana temas ettiği, toplumsal sorunlara yaratıcı ve adil çözümler üretebildiği bir düşünme biçimidir. Veri analitiği ise bu çözümlerin hem bilimsel dayanağını hem de geleceğe uzanan yol haritasını oluşturur. Bu tanımlardan hareketle bu iki alanın teknik kavramlara indirgenemeyeceği aşikardır. Sosyal inovasyon ve veri analitiğinin kesiştiği yerde bilgi yalnızca depolanan bir şey olmaktan çıkar, yaşamı dönüştüren bir güce dönüşür.NEÜ son yıllarda bu dönüşümün aktif bir parçası olma yönünde kararlı adımlar atmaktadır. Kampüsümüzde yürütülen veri temelli analiz projeleri, yerel yönetimlerden sivil toplum kuruluşlarına kadar pek çok alanda uygulanmaktadır. Farklı fakültelerimizin iş birliğiyle yürütülen öğrenci projeleri, sosyal inovasyonu merkeze alarak toplumsal fayda, adalet ve dayanışma odaklı yenilikler üretmektedir. Bu noktada, üniversitemiz ile Konya Büyükşehir Belediyesi’nin ortak girişimiyle kurulan Sosyal İnovasyon Ajansı, bu yaklaşımın en somut örneklerinden biridir. Bu anlamlı organizasyonda emeği geçen tüm akademisyenlerimize, düzenleme kuruluna ve katılım gösteren değerli konuklarımıza teşekkür ediyorum. Kongremizin, yeni düşüncelere, yeni iş birliklerine ve insanı merkeze alan yenilikçi yaklaşımlara vesile olmasını diliyorum” dedi. Önemli olan Veriyi Nasıl Kullandığınız Dünyada artık veriyi doğru yorumlayıp sosyal ve ekonomik değere dönüştüren ülkelerin rekabetinin yaşandığına dikkat çeken EBSO Üniversite Sanayi İşbirliği Koordinasyon Kurulu Başkanı Ali Arda Yüksel, güçlü ekonomiler arasında yer almanın yolunun katma değerli üretimden geçtiğini belirtti. Başkan Yüksel, “Artık kimin ne kadar çok veri topladığı değil de o veriyi nasıl kullandığı önemli. Veriyi değerli kılan şey onu doğru analiz edebilmek ve bir strateji belirleyebilmektir. Burada da kimin ne kadar çok üretim yaptığı değil, üretimin ve ihracatın niteliğinin fazla olması önemlidir. Bugün yaşadığımız çift savaşları bunun en somut örneği. Küresel rekabetteki lider şirketlerin veriyi analiz ve analitikten öte bir inovasyon aracına dönüştürmede kullandıklarına tanık oluyoruz. Bunu başarabilecekler yeniden inovasyona gidiyorlar. EBSO olarak yıllardır takip edilen ekonomiler arasında yer almanın yolunun katma değerli üretimden geçtiğini vurguluyoruz. Kâr amacı gütmeyen üyelerine hizmeti esas alan bir meslek örgütü olarak veri analizini her zaman kullandık ve faaliyetlerimize yön vermesine katkı sağladık. Ege Bölgesi Sanayi Odası olarak verinin raporlarda bir analiz olarak kalmaması ve sosyal inovasyona dönüşmesi gerektiği bilinciyle faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Sürdürmeye de devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. Açılış konuşmalarının ardından törene katılan konuk protokol mensuplarına plaket takdim edildi. Törenin ardından iki gün devam edecek yüz yüze ve çevrim içi kongre oturumlarına geçildi. -
13.10.2025
Toplu İş Sözleşmesi İmzalandı
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) ile Öz Büro –İş Sendikası arasında 4 Temmuz 2025 tarihinde grev nedeniyle sekteye uğrayan toplu iş sözleşmesi görüşmeleri, tarafların yürüttüğü müzakereler sonucunda, uzlaşı ile sonuçlandı. Senato Salonunda yapılan sözleşme imza töreninde, geçirdiği rahatsızlık nedeniyle katılamayan İKÇÜ Rektörü Prof.Dr. Saffet Köse’ye vekaleten Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Öz Büro-İş Sendikası Genel Başkanı Baki Gülbaba, üniversite idari kadrosu ile sendika temsilcileri hazır bulundu. Kamu Yararını ve İşçi Menfaatini Gözeten Bir Sözleşme Toplu iş sözleşmesinde gelinen süreci Rektör Prof. Dr. Saffet Köse’nin yönetiminde uzlaşı anlayışı içinde yürüttüklerini ifade eden Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, başından bu yana 4 temmuz da başlatılan grevin hiç başlatılmadan anlaşma ile tamamlanması arzusunda olduklarını kaydetti. Prof. Dr. Bulduklu, “Elbette gönül isterdi ki 4 Temmuz süreci olmasın ama zaman zaman da bazı gelişmeler sizin elinizde olmadan ortaya çıkabiliyor. Yaşanan elbette bir hak arama mücadelesidir ve biz de kamu kaynaklarının etkin kullanılmasından sorumluyuz. Biz kamu tarafıyız ve kamu kaynağını kullanırken aynı zamanda kendi işçimizin adına da kamu yararını gözetmek durumundayız. Ülkemizin kaynaklarını sürdürülebilirlik açısından baktığınızda bizler de sorumlu yönetici pozisyonunda görevliler olarak sorumluluk duygusuyla davranmak zorundayız. Sendika görevini yapabilir. Burada bir kırgınlık, alınganlık söz konusu olmaz. Neticede kamu sorumluluğu bilinciyle kamu yararını ve işçi menfaatini gözeten bir sözleşme mutabakatıyla süreci olumlu olarak sonlandırdık” dedi. Herkesin Adil Biçimde Hak Ettiğini Alması İçin Rektör Prof. Dr. Saffet Köse’nin tarafların yapıcı yaklaşımlarını esas aldığını İKÇÜ’nün çalışanlarının özlük haklarını her zaman ön planda tutan bir yönetim anlayışının söz konusu olduğunu vurgulayan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, yeni süreçte de aynı anlayıştan ödün vermeden devam edeceklerinin altını çizdi. Prof. Dr. Yasin Bulduklu, “İşyeri olarak kimseye bizim bir kırgınlığımız olamaz. Biz hem işyeri barışı hem de kurumdaki herkesin adil biçimde hak ettiğini alması noktasında elimizden gelen gayreti gösterdik. Göstermeye devam edeceğiz. Hazreti Mevlâna’nın çok güzel bir sözü var. 'Dünle beraber gitti, cancağızım, ne kadar söz varsa düne ait. Şimdi yeni şeyler söylemek lazım'. Artık yeni şeyleri konuşma zamanı. Ben her bir çalışanımızın ki hepsini birebir tanıyorum. Önümüzdeki süreçte yine her bir çalışanımıza kapımız hep açık, telefonumuz da açık. Geç olsa da güç olmadan bu anlaşmanın hayata geçirilmesindeki emekleri için Sayın Başkana ayrıca teşekkür ediyorum. İnşallah hayırlı olur” dedi. Çalıştığımız Kurum Bizim Kutsalımızdır Sendika olarak ülkenin, bağlı bulundukları kurumların ve üyelerinin içinde bulundukları şartları göz önünde bulundurarak ideolojilerden uzak bir anlayışla hareket ettiklerini ifade eden Öz Büro-İş Sendikası Genel Başkanı Baki Gülbaba da sendikacılığın gereği neyse o çizgiyle sendikacılık yapma gayretinde olduklarını kaydetti. Başkan Gülbaba, “İKÇÜ’de 4 Temmuz'da başlayan grevin bugün imzalayacağımız toplu iş sözleşmesiyle sonlanacağından dolayı hepimiz mutluyuz. Toplu iş sözleşmemizin imzalanması konusunda özellikle Rektörümüz Sayın Saffet Köse ve Rektör Yardımcımız Sayın Bulduklu'nun ortaya koyduğu tavrı sendikamız adına da arkadaşlarımız adına da şükranla karşılıyorum. Aslında grev bir yanlışlık değildi ama bir talihsizlik oldu ve çıkmak durumunda kaldık. Ülkenin koşulları, kamu çerçeve protokolü, genel toplu sözleşme süreçlerinde bazı beklentilerimiz vardı. Çalışanlar orantısız bir vergi yükü ile karşı karşıya. Eksikleri, artıları, yanlışları, hatalarıyla bir süreci geride bıraktık. Bizim için önemli olan yarından sonra işimizin başına dönmektir. En verimli, en efektif şekilde çalışarak ortaya bir emeği koymak durumundayız. Çalıştığımız kurum bizim için rızık kapısıdır. Kutsalımızdır. Herhangi bir konuda bir alınganlık ya da duygusallık içinde olunması zaten beklenemez. Bu noktada imzalayacağımız toplu iş sözleşmesinin hem üniversitemize hem de bütün üyelerimize hayırlı olmasını diliyoruz” ifadelerini kullandı. Karşılıklı iyi dileklerin ardından 31.12.2026 tarihine kadar geçerli olan toplu iş sözleşmesi için imzalar atıldı. -
10.10.2025İKÇÜ’den MANAS E-LAB Projesine Bilimsel Ortaklık
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Kırgızistan'daki yükseköğretim kurumlarında sürdürülebilir girişimcilik ekosistemlerinin geliştirilmesini hedefleyen MANAS E-LAB projesi ile Avrupa Komisyonu Yükseköğretim Alanında Kapasite Geliştirme Programı (Capacity Building in Higher Education) kapsamında destek almaya hak kazandı. Kırgız-Türk Manas Üniversitesi koordinatörlüğünde, İKÇÜ’nün yanı sıra İspanya'dan Fundación Universidad San Jorge, Kırgızistan'dan Naryn Devlet Üniversitesi ve Kırgızistan Yüksek Teknoloji Parkı’nın proje ortakları arasında yer aldığı 36 ay sürecek projenin bütçesi 537.230 Euro olarak belirlendi. İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinden Prof. Dr. Serhat Burmaoglu'nun proje yöneticiliğinde Doç. Dr. İrem Özgören Kınlı, Dr. Öğr. Üyesi Ela Burcu Uçel ve Dr. Öğr. Üyesi Esra Dündar Aravacık'tan oluşan İKÇÜ’lü akademisyenler, müfredat güncellemesi ve modernizasyonu konularında liderlik rolü üstlenerek projenin bilimsel altyapısının şekillendirilmesinde öncü olacak. Bişkek'te Tam Donanımlı Bir İnovasyon Merkezi MANAS E-LAB projesi hakkında bilgi veren Prof. Dr. Serhat Burmaoğlu, beş ana iş paketi üzerinden şekillenen kapsamlı bir yaklaşımla Bişkek'te kurulması planlanan inovasyon merkezinin bölgedeki genç girişimcilerin buluşma noktası olacağını aktardı. Proje kapsamında farklı fakültelere kolaylıkla entegre edilebilecek 4 modüler ders içeriği geliştirileceğini söyleyen Prof. Dr. Serhat Burmaoğlu, “Fiziksel ve Dijital Altyapı Geliştirme çalışmalarıyla Bişkek'te tam donanımlı bir inovasyon merkezi kurulması ve modern dijital öğrenme platformunun geliştirilmesi hedefleniyor. Potansiyeli yüksek en az 5 öğrenci girişimi finansal ve mentörlük desteğiyle güçlendirilecek ve yerel ile uluslararası 30 paydaşla stratejik ortaklıklar kurulacak. Bunların yanı sıra uluslararası bir akademik kongre ve öğrenciler arası iş planı yarışması düzenlenerek bölgesel ve uluslararası ağların genişletilmesi sağlanacak. Bu yarışma, genç girişimcilere fikirlerini yatırımcılar ve sektör temsilcileri önünde sunma fırsatı tanıyabilecek. Müfredat Güncelleme ve Modernizasyon aşamasında, teorik ağırlıklı geleneksel yaklaşımdan uzaklaşılarak, mevcut girişimcilik dersleri uygulamaya dayalı ve disiplinler arası bir perspektifle yeniden yapılandırılıyor. Bu sayede öğrenciler, gerçek iş dünyasının dinamiklerini deneyimleyerek mezun olabilecekler” diye konuştu. Türkiye- Kırgızistan Arasındaki Akademik ve Ekonomik Bağları Derinleştirecek En az 1000 öğrencinin girişimcilik programlarına aktif katılımının sağlanmasının hedeflendiğini belirten Prof. Dr. Serhat Burmaoğlu, insan kaynağı ve kapasite geliştirme çerçevesinde 50 akademik personelin girişimcilik eğitmeni olarak yetiştirilmesine imkân sağlanacağını da vurguladı. Prof. Dr. Burmaoğlu, “Hackathon ile bootcamp gibi yenilikçi etkinliklerin düzenlenmesi, bu etkinlikler ile öğrencilerin yaratıcı fikirlerini somut projelere dönüştürmeleri önemli hedeflerimizden biri. Etki, İletişim ve Sürdürülebilirlik iş paketi ile projenin kısa ve uzun vadeli etkilerinin bilimsel yöntemlerle ölçülerek sürdürülebilir iyi uygulamalar yaygınlaştırılacaktır. MANAS E-LAB projesi, İKÇÜ’nün bölgesel kalkınma ve uluslararası iş birlikleri konusundaki vizyonunun somut bir yansımasıdır. Türkiye ile Kırgızistan arasındaki akademik ve ekonomik bağları da derinleştirecektir. Proje, Kırgızistan'ın 2040 Ulusal Kalkınma Stratejisi ile tam uyumlu bir şekilde bölgede sürdürülebilir kalkınmaya, nitelikli istihdam yaratmaya ve genç kuşakların girişimcilik kapasitelerinin geliştirilmesine önemli katkılar sağlamayı amaçlamaktadır” ifadelerini kullandı. -
01.10.2025İKÇÜ’lü Akademisyenler, Dünyanın En Etkili Bilim İnsanları Listesinde
Stanford Üniversitesi tarafından bilim insanının yayınlarına yapılan atıfların etkisine göre sıralandığı "Dünyanın En Etkili Bilim İnsanları" listesinde İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Mühendislik ve Mimarlık Fakültesinden 4 akademisyen yer aldı. Kariyer Boyu Etki” ve “Yıllık Etki” kategorilerinde her yıl yayımlanan listede, dünya genelinde 22 anabilim dalı ve 174 alt bilim dalından 200 bini aşkın bilim insanı değerlendirildi. En az 5 yayına sahip araştırmacılar arasından c-score sıralamasında ilk 100.000’e girenler veya alt bilim dalında ilk %2’lik dilimde yer alanlar listeye alındı. Bilgisayar Mühendisliğinden Prof. Dr. Aytuğ Onan ile Makine Mühendisliğinden Prof. Dr. Buket Okutan Baba’nın “Kariyer boyu” etki kategorisinde yer aldığı sıralamada, 1500’üncü olarak yer alan Prof. Dr. Aytuğ Onan başarısını “Yıllık etki” başlığında da tescilledi. Prof. Dr.Onan’a bu kategoride Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümünden Prof. Dr. Gül Yılmaz Atay ile Elektrik Elektronik Mühendisliğinden Prof. Dr. Merih Palandöken eşlik etti. Küresel Rekabette Daha Güçlü Var Olabilmek İçin Rektör Prof. Dr. Saffet Köse İKÇÜ’nün başarılı akademisyenlerinin bilimsel arenada çalışmaları ile ön plana çıkmasından duyduğu gururu paylaştı. Yeni eğitim-öğretim yılına başarı haberleri ile başlamanın memnuniyetini yaşadığını kaydeden Rektör Prof. Dr. Köse, akademisyenlerin ürettikleri projelerin, bildirilerin ve makalelerin İKÇÜ’nün dünya çapındaki tanınırlığına büyük katkı sağladığına vurgu yaptı. Prof. Dr. Köse, “Günümüzde ülkelerin küresel bilgi ekonomisinde söz sahibi olabilmeleri açısından üniversitelerde yapılan bilimsel araştırmaların önemi tartışılmaz bir gerçektir. Üniversitelerin küresel rekabet ortamında daha güçlü bir şekilde var olabilmeleri, yüksek katma değerli araştırma sayısını artırmasına bağlıdır. Bölgesel, ulusal ve uluslararası çapta yürüttüğü önemli proje ve çalışmalar ile kente, bölgesine ve ülkesine değer katan bir bilim yuvası olan bir İKÇÜ olarak her alandaki nitelikli bilimsel üretime destek vermeye devam ediyoruz. Disiplinlerindeki en güncel bilgi ve araştırmaları öğrencilere aktaran hocalarımız etki değeri yüksek yayınlarıyla ulusal ve uluslararası sıralamalardaki başarılarını yıldan yıla güncellemektedir. Bu anlamda yerel, bölgesel ve ulusal ihtiyaçlara cevap veren, uluslararası standartlarda araştırma projelerinin sayısını artırma gayesindeyiz. Bilimi sadece bilim için değil, topluma fayda sağlamak için de kullanan, genç nesillere ilham kaynağı olan başarılı akademisyenlerimizi yürekten kutluyorum ve çalışmalarının başarıyla artarak devamını diliyorum” ifadelerini kullandı. -
01.10.2025
TSE’den Tetkik Görevlisi Eğitimi
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesinde (İKÇÜ) TS EN ISO 9001 standardı kapsamında düzenlenen kalite eğitimleri tamamlandı. Türk Standartları Enstitüsü (TSE) Ege Bölge Koordinatörlüğünce Kalite Koordinatörlüğü tarafından organize edilen eğitimlere farklı birimlerden 30 personel katıldı. TSE Eğitmeni Gülhan Yüzereroğlu tarafından verilen 3 günlük eğitim programında katılımcılara; kalite yönetim sisteminin temel kavramları, süreç yaklaşımı, sürekli iyileştirme, risk temelli düşünme, tetkik teknikleri ve tetkikçi etik ilkeleri gibi konularda kapsamlı bilgiler verildi. Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhsin Akbaş, Kalite Koordinatörü Doç. Dr. Funda İfakat Tengiz, Kalite Güvencesi Uzmanları Öğr. Gör. Özlem Bakan Demirel, Öğr. Gör. Dr. Bahar Yalçın Kavuş ’un takip ettiği eğitim hakkında bilgi veren Yüzereroğlu, İKÇÜ’nün uzun yıllardır Kalite Yönetim Sistemi belgeli olduğunu hatırlatarak, TSE tarafından verilen eğitimin hem bir hatırlatma mahiyeti taşıdığını hem de yeni tetkikçilerin kuruma kazandırılması amacıyla gerçekleştirildiğini dile getirdi. Sürdürülebilir Bir Kalite Anlayışı Üniversitenin kalite yönetim sistemlerinin sürdürülebilirliğinin sağlanması, iç tetkik süreçlerinin daha etkin bir şekilde yürütülmesi adına bu eğitim programlarını oldukça önemsediklerini ifade eden Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhsin Akbaş, kalite seviyesini bir basamak daha yükseltmek için bu tür programların taşıdığı önemi vurguladı. Kalite odaklı yönetim anlayışını daha da güçlendirmeyi hedeflediklerini kaydeden Prof. Dr. Akbaş, “Kalite farkındalığının artırılması ve kalite kültürünün tüm üniversite bileşenleri tarafından benimsenmesi, üniversitelerin sürdürülebilir gelişiminde kritik bir rol oynamaktadır. Öğrencilerimizin de katılımıyla kalite güvencesi çalışmaları son dönemde önemli bir ivme kazandı. İKÇÜ kalite yönetimi alanında attığı adımlarla kurumsal kapasitesini arttırmayı ve hizmet kalitesini en yüksek seviyeye çıkarmayı hedeflemektedir. Sürdürülebilir bir kalite anlayışı, üniversitenin stratejik hedeflerine ulaşmasında önemli bir yol haritası olmaktadır. Kalite kültürü sadece akademik başarıyla sınırlı bir kavram değildir. Aynı zamanda öğrenci memnuniyeti, araştırma-geliştirme, toplumsal katkı ve kurum içi verimlilik gibi pek çok başlıkta temel göstergeleri belirlemektedir. Birimlerimizi ulusal ve uluslararası kalite standartlara uygun olarak güncelleyerek üniversitemizdeki bilim iklimini güçlendirmeye devam etmekteyiz. Bizlere bu yolculuğumuzda rehberlik eden stratejilerimizin hayata geçirilmesiyle gelişimimize katkı sunan yaklaşımları için Yükseköğretim Kalite Kuruluna, kalite kültürünün yaygınlaşması ve içselleştirilmesi için faaliyetlerimize destek veren TSE’ye, süreci başarıyla yürüten Kalite Koordinatörlüğümüze, öğrencilerimize, tüm çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyorum”diye konuştu. Eğitim programı Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhsin Akbaş’ın TSE Eğitimcisi Gülhan Yüzereroğlu ’na teşekkür belgesi takdim etmesi ile sona erdi. -
16.09.2025
İKÇÜ Yeni Öğrencilerini Oryantasyon Programı İle Karşıladı
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) 2025-2026 akademik yılında eğitim hayatına yeni adım atan öğrencilerini oryantasyon programı ile karşıladı. Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığınca düzenlenen programda, yeni öğrencilerinin üniversite hayatına geçişini kolaylaştırmak için kurulan stantlarda ; kampüs hayatı, sportif faaliyetler, öğrenci toplulukları, ders programları, spor tesisleri, ERASMUS gibi yurt dışı eğitim fırsatları, kütüphane gibi başlıklarda bilgilendirmelerde bulunuldu. Prof. Dr. Fuat Sezgin Fuaye Alanında öğrencilerin yoğun olarak katılım gösterdiği etkinliğin ilk gününde Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Muhsin Akbaş, Prof. Dr. Süleyman Akbulut ile Prof. Dr. Yasin Bulduklu eşliğinde stantları ziyaret ederek öğrencilerle sohbet etti. Biz, Sizlerle Farklıyız Rektör Prof. Dr. Köse, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi ailesine yeni katılan öğrencileri karşılamaktan büyük bir memnuniyet duyduklarını ifade ederek çıktıkları üniversite hayatı yolculuğunda hem eğitim hayatını şekillendirecek hem de kişisel ve mesleki gelişimlerinde dönüm noktası olacak bir sürecin başladığını kaydetti. Prof. Dr. Köse, “Üniversitemizi özetlerken “Farkındayız, Farklıyız” diyoruz. Biz, sizlerle farklıyız. Her biriniz İKÇÜ’nün ferdi olarak geleceğimizi şekillendirecek önemli başarılara imza atacaksınız. Üniversiteye adım atmak, yeni bir sayfa açmak demektir. Bu sayfa, hem akademik hem de kişisel gelişiminiz için sadece sınıfların, ders kitapların ötesinde yeni fırsatlarla dolu bir deneyimdir. Burada, yeni arkadaşlar edinecek, yeni ilgi alanları keşfedecek ve bilgiyle dolu bir dünyanın kapılarını aralayacaksınız. Bu yolculukta yöneticilerimiz, öğretim elemanlarımız, idari personelimiz ile daha deneyimli öğrencilerimizin yanınızda olduğunu unutmayınız. Oryantasyon programı üniversitemizi, akademik programları, sosyal-kültürel ve sportif etkinlikleri daha yakından tanımanız için düzenleniyor. Bu süreçte soru sormaktan, deneyimlerinizi paylaşmaktan çekinmeyin. Üniversitemize katıldığınız için gurur duyuyoruz. Hayatınızda en değerli birikimleri edineceğinize inandığım İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi yıllarınızda sizlere eşlik etmekten ve her zaman yanınızda olmaktan mutluluk duyacağız. Sizlere, yeniden 'Aramıza hoş geldiniz' derken sevgiyle kucaklıyorum” ifadelerini kullandı. Oryantasyon buluşması, Rektör Prof. Dr. Köse ve beraberindeki rektör yardımcılarının fuaye alanındaki öğrenci topluluklarının ve idari birimlerin kurdukları stantları tek tek ziyaret ederek, topluluklarla ilgili bilgi almasıyla devam etti. Öğrenciler bu alanda, üniversitenin sosyal ve kültürel yapısını yakından tanıma şansı edindi. -
28.08.2025
Tercihlerde de "Farkında ve Farklı"
Lisans bölümleri ve ön lisans programları tamamen dolan İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) bu yıl da öğrencilerin gözdesi oldu. ‘Farkındayız Farklıyız’ sloganıyla Türkiye’nin dört bir yanından öğrencinin tercih ettiği İKÇÜ, 48 lisans ve 5 ön lisans programına yerleşen toplamda 2749 yeni öğrenciyi bünyesine katarak ailesini büyüttü. İlk Kez Öğrenci Alanlar Güçlü akademik kadrosu ile araştırma üniversitesi olma yolunda emin adımlarla ilerleyen İKÇÜ’de bu yıl 3 yeni lisans programı eğitim hayatına ilk öğrencileri ile başladı. YÖK’ün desteklediği dijitalleşmeyi önceleyen, istihdama duyarlı programlara yönelik çalışmaları kapsamında; Sosyal ve Beşerî Bilimler Fakültesinden Bilgi Güvenliği Teknolojisi, yüzde yüz İngilizce eğitim verecek Turizm ve Gastronomi Yönetimleri, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinde açılan Veri Bilimi ve Analitiği bölümleri yüksek puanlarla tercih sıralamasında yer aldı. Öğrencilerin İKÇÜ’ye gösterdiği ilgiden dolayı son derece mutlu olduklarını söyleyen Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, “Üniversitemizin doluluk oranının yüzde 100 olarak gerçekleşmesi hem üniversitemizin sunduğu eğitim kalitesinin hem de öğrenci ve ailelerin duyduğu güvenin bir göstergesidir. Türkiye’nin ulusal yükseköğretim hedefleri doğrultusunda güncel teknolojik altyapıyla eğitim kalitesini her yıl daha da yükselterek daha donanımlı, sektördeki rekabetten daha az etkilenen her zaman tercih edilen İKÇÜ’lüleri geleceğe hazırlamayı kendimize en büyük görev olarak görüyoruz. YKS yerleştirme sonuçlarının tüm öğrencilerimiz, aileleri ve ülkemiz için hayırlı olmasını diliyorum. Üniversitemize yerleşen ailemizin bir parçası olan gençlerimize başarılı bir üniversite hayatı temenni ediyorum” ifadelerini kullandı. Kayıt İşlemleri Elektronik Ortamda ya da Yüz Yüze İKÇÜ’ye yerleşen öğrencilerin kayıt işlemleri tüm programlar için üniversiteye gelmeden E-Devlet şifresiyle elektronik ortamda 01-03 Eylül 2025 tarihleri arasında yapılacak ve adaylardan herhangi bir belge istenmeyecek. E-kayıt sistemiyle kayıt yapamayan adaylar ise 01-05 Eylül 2025 tarihleri arasında fakültelerin ilan ettiği günlerde bizzat gelerek kayıt olabilecek. -
28.08.2025Türk Kültürel Miras’ı Prof. Dr. Doğan’a Emanet
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Sosyal ve Beşerî Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şaban Doğan, Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Vakfı bünyesinde faaliyet gösteren Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Enstitüsü başkanlığına atandı. Özellikle yurt dışındaki Türk kültür varlıkları üzerine Türkiye merkezli arkeolojik çalışmaların önünü açan çalışmalar yürüten enstitüde, yeni görevine başlayan Prof. Dr. Doğan, atanmasından duyduğu memnuniyeti paylaştı. Prof. Dr. Doğan, “Türk arkeolojisinin arzulanan seviyeye gelmesi ve kültürel mirasımızın gelecek nesillere gereği gibi aktarılması için çıkılan bu kutlu yolculukta görev almanın gururunu yaşıyorum. Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Enstitüsü Gaziantep'te bulunmaktadır. Uygarlığın beşiği olarak adlandırılan Mezopotamya topraklarının, çağın en önemli arkeolojik keşiflerinden olan Zeugma Antik Kenti’ne ev sahipliği yapan Gaziantep şehrimizden dünyanın dört bir yanındaki kadim uygarlığımızın tarihîne katkı sunacak çalışmalara geçit olmaya devam edilecektir. Hitit, Lidya, Frigya gibi uygarlıkların yanı sıra Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı İmparatorluklarının yaşam sürdüğü bu topraklarda yapılan arkeolojik kazılar, son dönemde Göbeklitepe gibi alanların keşfi dünya tarihini değiştirmeye devam etmektedir. Bu bakımdan enstitü faaliyetleri oldukça önemli” dedi. Gelecek Nesillerimize Ulaştırmamız Gereken Emanetler İKÇÜ bünyesinde özellikle Moğolistan’da başkanlık yaptığı Togu Balık kenti gibi Orta Asya tarihine önemli bulgular kazandıran arkeolojik kazıların kapsamını genişletecek olmanın heyecanı içinde olduğunu ifade eden Prof. Dr. Doğan, “Antropoloji, sanat tarihi, tarih, epigrafi, nümismatik gibi tüm ilgili alanlarda Avrupa, Orta Doğu, Balkanlar, Akdeniz, Ege, Karadeniz, Kafkasya, Orta Asya, Güney Asya ve dünyanın diğer bölgelerindeki kültür varlıkları üzerine Türk bilim insanları ve öğrencilerimizin çalışmalarına destek olmaya devam edilecektir. Tarihî ve kültürel taşınmaz varlıklarımız sadece geçmişten bize kalan miras değil, gelecek nesillerimize ulaştırmamız gereken emanetlerdir. Bu emanetlerin ayakta tutulması, gelecek kuşaklara aktarılması ve turizm destinasyonuna kazandırılması adına Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Enstitüsü bünyesindeki projelere katkı sunmaktan onur duyacağım.Bu göreve layık gören Kültür ve Turizm Bakanımız Sayın Mehmet Nuri Ersoy’a, Bakan Yardımcımız Sayın Gökhan Yazgı’ya ve Mütevelli Heyet üyelerine teveccühleri için şükranlarımı arz ederim” ifadelerini kullandı.
Toplam 222







