Haberler :::
-
30.09.2026YeniRektör Prof. Dr. Balcı: “Gazilerimiz, Şanlı Tarihimizin Onur Abideleridir”
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Balcı, 19 Eylül Gaziler Günü ve Gaziler Haftası dolayısıyla üniversite bünyesinde görev yapan gazileri Rektörlük makamında konuk etti. Vatan savunmasında gösterilen eşsiz fedakârlıkların minnetle anıldığı Gaziler Haftası kapsamında düzenlenen ziyarette konuşan Rektör Prof. Dr. Mustafa Balcı, Türk milletinin tarih boyunca sergilediği direniş ruhuna, bağımsızlık iradesine ve vatan sevgisine dikkat çekti. Gazilerin milletin ortak hafızasında ve tarihindeki yerine vurgu yapan Prof. Dr. Balcı, “Toprakları vatan kılan, bayrağı gönderde tutan en büyük güç; canını bu aziz milletin bağımsızlığına feda etmeyi göze alan kahramanlarımızın inanç ve sadakatidir. Bu ülkenin sadece coğrafi sınırlarını korumakla kalmayan şehitlerimiz ve gazilerimiz, aynı zamanda milletimizin ruhunu, şerefini ve yaşama iradesini temsil eden en temel manevi değerlerimizdir. Eğitim kurumu olarak sadece bilim üretmekle kalmıyor; vatan sevgisinin, vefanın ve tarih bilincinin gelecek nesillere aktarılmasını en temel ödevlerimizden biri sayıyoruz. Üniversitemizde görev yapan, bu şerefli unvanı onurla ve tevazuyla taşıyan gazilerimizle aynı çatıyı paylaşmaktan büyük bir kıvanç duyuyoruz. Bu duyguyla, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere tüm gazilerimize şükranlarımı sunuyor; aramızda bulunan kıymetli gazilerimizin ve tüm kahramanlarımızın Gaziler Haftası’nı yürekten kutluyorum.” dedi. Üniversite bünyesindeki çeşitli birimlerde görev yapan gaziler de Rektör Prof. Dr. Mustafa Balcı’nın kendilerine gösterdiği nazik ilgi ve samimi ev sahipliğinden duydukları memnuniyeti dile getirerek teşekkürlerini iletti ve Rektör Balcı’ya görevinde başarılar diledi. Ziyaret, günün anısına çekilen hatıra fotoğrafının ardından sona erdi. -
29.09.2026YeniRektör Prof. Dr. Balcı: "Toplumun Her Kesimine Uzanıyoruz"
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Balcı, 2023 Kahramanmaraş depremlerinde kurduğu ‘Psikolojik Destek’ Masası ve gönüllü faaliyetleriyle hizmet vermeye başlayan Psikolojik Danışma ve Rehberlik Uygulama ve Araştırma Merkezini ziyaret ederek yürütülen çalışmalar hakkında Merkez Müdürü Prof. Dr. Mustafa Şahin’den bilgi aldı. Ziyarette Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Gökçen Bombar ve Genel Sekreter Nuretdin Memur da hazır bulundu. Üniversitelerin topluma hizmet ödevine dikkat çeken Rektör Prof. Dr. Mustafa Balcı, Psikolojik Danışma ve Rehberlik Uygulama ve Araştırma Merkezinin yalnızca bilimsel üretimle sınırlı kalmayıp, toplumun tüm katmanlarına uzanan bir anlayışla hareket etmesinin önemini vurguladı. Rektör Prof. Dr. Balcı, "Merkezimiz doğrudan halka, sokaktaki vatandaşa, ailelere ve kurumlara ulaşmaktadır. Hizmetlerin yalnızca öğrencilere veya çalışanlara özel tutulmayıp, yaş, meslek veya konum gözetmeksizin kapılarını dışarıdan gelen tüm vatandaşlara sonuna kadar açması, her kesimi kucaklayan yapısının bir tezahürüdür. Kamu ve özel kurumlarla ortaklaşa yürütülen süreçler, üniversite-şehir bütünleşmesini güçlendirerek toplumsal sorunlara bilimsel çözümler üretilmesine zemin hazırlamaktadır. 2023 Kahramanmaraş depremleri sürecindeki özverili 'Psikolojik Destek' çalışmaları başta olmak üzere, kuruluşundan bu yana emek veren Psikoloji Bölümü öğretim üyelerimize, merkez yönetimine, uzman psikologlarımıza ve katkı sunan tüm paydaşlarımıza şükranlarımı sunarım" dedi. Çalışmaları hakkında bilgi veren Merkez Müdürü Prof. Dr. Mustafa Şahin, çalışma alanlarının ücretsiz olarak merkezden faydalanan üniversite öğrencileriyle sınırlı kalmadığını; akademik ve idari personelin yanı sıra dışarıdan başvuran tüm vatandaşları kapsadığını aktardı. Alanında uzman 2 psikolog eşliğinde geçtiğimiz dönemde 400’e yakın psikolojik destek seansı yapıldığını ifade eden Prof. Dr. Şahin; toplumun farklı kesimlerini bilinçlendirmeyi amaçlayan seminerlerin yanı sıra koruyucu, önleyici ve destekleyici psikolojik danışma uygulamaları ile bireysel sağaltıcı görüşmelerin de kesintisiz olarak devam ettiğini kaydetti. -
16.09.2026Gazze’deki Öğrenci ve Akademisyenlerin Sesleri İKÇÜ Kampüsünden Yükseldi
Yükseköğretim Kurulu (YÖK) koordinasyonunda Türkiye genelinde sürdürülen “Gazze Üniversiteleri ile Dayanışma Programı” kapsamında, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Kurumsal İletişim Koordinatörlüğüne bağlı Bilim İletişimi Ofisi yürütücülüğünde “İşgal ve Soykırımın Ortasında Gazze'de Öğrenci ve Akademisyen Olmak” başlıklı Bilim Kafe programı düzenlendi. Çiğli Ana Yerleşke girişindeki etkinliğe Rektör Prof. Dr. Mustafa Balcı, üniversite yönetimi, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Soykırımın gölgesinde sürdürülen eğitim mücadelesinin masaya yatırıldığı programda, Gazze'de sadece binaların değil kütüphanelerin ve akademik hafızanın da yok edilmek istendiğine dikkat çekildi. Bilim İletişimi Ofisinden Gazze’deki Akademik Varoluş Mücadelesine Destek Kur’an-ı Kerim tilaveti ve İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Kayacan’ın açılış konuşmasıyla başlayan etkinlikte, imkânsızlıklara rağmen eğitim hayatını Gazze’de sürdürmeye çalışan Filistinli öğrenci Sema er-Ramlâvî ile akademik çalışmalarını İbn Haldun Üniversitesinde sürdüren, Gazzeli akademisyen, araştırmacı Dr. Öğr. Gör. Nour Mahmud Alhila’nın gönderdiği video mesajı dinlendi. Programda ayrıca Osmanlı Motosiklet Derneği (OMD) İzmir Şubesi üyeleri Türk ve Filistin bayrakları eşliğinde yaptıkları kortej geçişi ve kampüs turuyla “Her zaman Gazze'nin yanındayız” mesajı verdi. Etkinliğin sonunda öğrencilerin taşıdığı “FREE GAZA” yazılı kartonlarla düzenlenen koreografi drone çekimleriyle görüntülendi. Her Enkazın Altında Yarım Kalmış Bir Tez Kalıyor Programın açılış konuşmasını yapan İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Kayacan, üniversitelerin zulme karşı sessiz kalamayacağını vurguladı. Gazze'deki yıkımın yalnızca fiziki binalardan ibaret olmadığını dile getiren Kayacan, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Yıkılan yalnızca binalar değildir. Her enkazın altında bir dersliğin sesi, bir kütüphanenin hafızası, yarım kalmış bir tez ve ertelenmiş bir mezuniyet hayali kalıyor. Süren işgal bir toplumun salt bugününü değil, eğitimini ve yarınını hedef alıyor. Bilgi, insanın acısına sırtını döndüğü anda anlamından kaybeder." Gençlere de seslenen Prof. Dr. Kayacan, kanıksama ve alışma tehlikesine işaret ederek "Hiçbirimizin yapmaması gereken tek bir şey var: Alışmak. Çocukların ölümüne, açlığa ve yıkıma alışmak... Çünkü zulmün en büyük başarısı, kendisini sıradan göstermesidir. Gazze meselesi vicdanı olan herkesin, bizim için ise ayrıca imanımızın ve ahlakımızın imtihanıdır" dedi. Eğitim Direnişimizin Parçası Etkinlikte, Gazze’den video mesaj yollayan Filistinli öğrenci Sema er-Ramlâvî’nin sözleri duygu dolu anlar yaşattı. İlkokul ve ortaokulu Türkiye'de okuduğunu belirten er-Ramlâvî, "Enkaz altında 5 saat kaldım; babam ve Türkiye doğumlu küçük kız kardeşim şehit oldu. Hayalim Türkiye'de babamın mezun olduğu Dokuz Eylül Üniversitesinde mimarlık okumaktı. Ancak şartlar ne kadar ağır olursa olsun şimdilik üniversiteye Gazze'de devam edeceğim. Çünkü eğitim, bizim Gazze'deki direnişimizin ve ısrarımızın bir parçasıdır" ifadelerini kullandı. 1.300'den Fazla Eğitim Binası Yıkıldı, 20 Bin Öğrenci Hayatını Kaybetti İbn Haldun Üniversitesinde çalışmalarını sürdüren Gazzeli akademisyen Dr. Öğr. Gör. Nour Mahmud Alhila ise bölgedeki akademik tabloyu sayısal verilerle ortaya koydu. Gazze'de 1.300'den fazla eğitim binasının yıkıldığını, yaklaşık 20 bin öğrenci ile 800’e yakın eğitim personelinin yaşamını yitirdiğini aktaran Alhila; Gazze'deki hocalara maaş, öğrencilere burs sağlanması ve uluslararası bilimsel veri tabanlarının bölgeye ücretsiz açılması çağrısında bulunarak, "Eğitimin yeniden inşası soykırım sonrasına ertelenemez" dedi. Program; Osmanlı Motosiklet Derneği (OMD) İzmir Şubesi üyelerinin Türk ve Filistin bayraklarıyla gerçekleştirdiği kortej geçişi ve öğrencilerin “FREE GAZA” yazılı kartonlarla oluşturduğu koreografinin drone çekimleriyle tamamlandı. -
08.09.2026İKÇÜ, 5 Yıl Süreyle Tam Akredite Edildi
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ), Yükseköğretim Kalite Kurulu (YÖKAK) tarafından yürütülen 2026 yılı Kurumsal Akreditasyon Programı (KAP) ara değerlendirme sürecini başarıyla tamamlayarak 5 yıl süreyle “Tam Akreditasyon” almaya hak kazandı. 2023 yılında Kurumsal Akreditasyon Programı kapsamında 2 yıl süreyle akredite edilen İKÇÜ, kalite güvencesi çalışmalarını tam akreditasyonla taçlandırdı. YÖKAK değerlendirme takımının 7-10 Haziran tarihlerinde gerçekleştirdiği ziyaret ve kapsamlı incelemeler sonucunda alınan karar; üniversitenin eğitim-öğretim, araştırma-geliştirme, toplumsal katkı ve yönetim süreçlerinde sürdürdüğü iyileştirme çalışmalarının önemli bir kazanımı oldu. Kalitede Sürekli Gelişim Kararlılığı Karara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Rektör Prof. Dr. Mustafa Balcı, kalite güvencesini üniversitenin bütün süreçlerine yön veren bir sorumluluk olarak gördüklerini belirtti. Prof. Dr. Balcı, “İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi, kurulduğu günden bu yana nitelikli eğitim, bilimsel üretim ve topluma hizmet anlayışıyla gelişimini sürdürüyor. 2023 yılında başlayan akreditasyon sürecinde ortaya konulan kararlılığın tam akreditasyonla karşılık bulmasından büyük mutluluk duyuyoruz. Bu başarı, kalite kültürünü üniversitemizin bütün birimlerinde güçlendirmek için yürütülen sistemli çalışmaların ve ortak emeğin bir sonucudur. “Planla, Uygula, Kontrol Et, Önlem Al” döngüsü çerçevesinde süreçlerimizi düzenli olarak değerlendiriyor, elde ettiğimiz sonuçları somut iyileştirmelere dönüştürüyoruz. Tam akreditasyonu, ulaştığımız düzeyi korumanın ve daha ileriye taşımanın sorumluluğuyla karşılıyoruz” dedi. Kurumsal Birikimin ve Ortak Emeğin Başarısı Akreditasyonun yıllara yayılan bir hazırlık, uygulama ve değerlendirme sürecine dayandığını vurgulayan Rektör Prof. Dr. Balcı, önceki yönetime ve sürece katkı sunan tüm paydaşlara teşekkür etti. Prof. Dr. Balcı, “Bu başarıda, ilk başvurudan itibaren oluşturulan kurumsal birikimin ve kararlılıkla sürdürülen çalışmaların büyük payı bulunmaktadır. Akreditasyon sürecini başlatan ve üniversitemizin kalite yolculuğuna öncülük eden önceki dönem Rektörümüz Sayın Prof. Dr. Saffet Köse’ye ve birlikte görev yaptığı yöneticilerimize emekleri ve katkıları için şükranlarımı sunuyorum. Süreci titizlikle yürüten Kalite Komisyonumuza, akademik ve idari personelimize, değerlendirme ve iyileştirme çalışmalarına katılımlarıyla güç veren öğrencilerimize ve dış paydaşlarımıza yürekten teşekkür ediyorum. Üniversitemizin ortak emeğiyle elde edilen bu kazanımı, güçlü kurumsal birikimimizden aldığımız destekle daha ileriye taşıyacak; eğitimde, araştırmada ve topluma hizmette niteliği artırmak için çalışmayı sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı. -
08.09.2026Afetlerde Beslenmeye Yenilikçi Yaklaşım: İKÇÜ ve Türk Kızılaydan Bilimsel Eğitim
TÜBİTAK 2237-A Bilimsel Eğitim Etkinliklerini Destekleme Programı kapsamında; İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) yürütücülüğünde, Türk Kızılay iş birliğiyle ve Ege Üniversitesi ile Nuh Naci Yazgan Üniversitesinin paydaşlığında düzenlenen “Afetlerde Beslenme Hizmetlerinde ve Menü Yönetiminde Yenilikçi Yaklaşımlar” başlıklı bilimsel eğitim etkinliği başladı. İKÇÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Toplu Beslenme Sistemleri Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Dilek Ongan’ın yürütücülüğünü üstlendiği proje, afetlerde beslenme hizmetlerinin kesintisiz ve etkin biçimde sürdürülebilmesine odaklanıyor. Üç gün sürecek eğitim programında; sahada mutfak kurulumu, iş akışı yönetimi, lojistik planlama, gıda yardımlarında teknolojik uygulamalar ve tedarik zinciri çözümleri gibi kritik başlıklar kapsamlı biçimde ele alınacak. Etkinliğin resmî açılışına İKÇÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ender Akan, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Derya Özer Kaya, proje yürütücüsü Doç. Dr. Dilek Ongan, İzmir İl Afet ve Acil Durum Müdürü Nazif Ekinci, Türk Kızılay İzmir Afet Bölge Yönetim Müdürlüğü Afet Müdahale Birim Şefi Levent Çınar’ın yanı sıra akademisyenler, eğitmenler, kurum temsilcileri ve öğrenciler katıldı. “İhtiyacımız Olan, Doğru Organizasyon” Programın açılışında konuşan İKÇÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ender Akan, Türkiye’nin coğrafi konumu ve değişen iklim koşulları nedeniyle yüksek afet riski taşıdığına dikkat çekti. Daha önce karşılaşılmayan afet türlerinin de ortaya çıkabildiğini belirten Prof. Dr. Akan, mevcut ve muhtemel afetler karşısında doğru organizasyonun hayati önem taşıdığını vurguladı. 6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş merkezli meydana gelen ve 11 ili etkileyen depremlerin ardından İKÇÜ’den bir ekibin de bölgeye giderek arama kurtarma çalışmalarına katıldığını hatırlatan Prof. Dr. Akan, şunları söyledi: “Asrın felaketinin ardından ülke olarak sahip olduğumuz imkânlara ve milletimizin hayırseverliğine bir kez daha şahit olduk. Afetten etkilenen vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını karşılamak için ülke çapında seferberlik başlattık. Yaraları sarmak amacıyla çok sayıda insanımız gerek kendi imkânlarıyla gerekse kurumların ve özel şirketlerin sağladığı olanaklarla bölgeye gitti. Bütün bunlar; lojistik ve diğer altyapı imkânlarımızın gücünü, insanımızın duyarlılığını ve yüce gönüllülüğünü gösterdi. Bununla birlikte doğru bir organizasyona ne kadar ihtiyaç duyduğumuzu da açık biçimde ortaya koydu. TÜBİTAK tarafından desteklenen bu projenin önemli bir ihtiyaca karşılık vereceğini düşünüyorum. Başta proje yürütücüsü Doç. Dr. Dilek Ongan olmak üzere emeği geçen bütün ekibe bu kıymetli çalışma dolayısıyla teşekkür ediyor, etkinliğin verimli geçmesini diliyorum.” “Önleme, Tedaviden Çok Daha Üstün ve Maliyet Etkindir” Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Derya Özer Kaya, sağlık bilimlerinde koruyucu sağlık yaklaşımının taşıdığı öneme değindi. Sağlık Bilimleri Fakültesi Dergisi’nde afetler konulu özel bir sayı hazırladıklarını hatırlatan Prof. Dr. Kaya, şöyle konuştu: “Biz sağlık bilimcileri, önemli bir ilkeyle hareket ederiz: Önleme, tedaviden çok daha üstün, önemli ve maliyet etkindir. Burada yapmak istediğimiz de tam olarak budur; afet meydana gelmeden önce gerekli hazırlıkları yapmak. Kazalar, afetler ve çeşitli sorunlarla her zaman karşılaşabiliriz. Sorun ortaya çıktıktan sonra çözüm üretmeye ve büyük bir krizle mücadele etmeye çalışmak yerine önceden hazırlıklı olmak son derece önemlidir. Fakültemizce hazırlanan derginin özel sayısında, afetlerin çok farklı boyutlarının ve bu alanlarda karşılanması gereken pek çok ihtiyacın bulunduğunu gördük. Arama kurtarma ve kadavra arama köpeklerinin eğitiminden gıda lojistiği, sevkiyatı ve güvenliğine; yaralıların taşınmasından ampütasyon sonrası tedavi süreçlerine kadar pek çok alanda akademisyenlerimizle kıymetli çalışmalar gerçekleştirdik. Önümüzdeki üç gün boyunca da bu program kapsamında afetlerde beslenme konusunu ayrıntılı biçimde ele alacağız. Bu ve benzeri çalışmalara büyük ihtiyaç bulunuyor.” Eğitime katılan kursiyerlerin edinecekleri bilgi ve deneyimlerle sahada önemli çalışmalar gerçekleştireceklerine inandığını belirten Prof. Dr. Kaya, organizasyonda emeği geçenlere teşekkür ederek eğitim programının başarılı geçmesini diledi. “Afetlere Hazır ve Uzmanlaşmış Diyetisyenler Yetiştirilecek” Proje yürütücüsü Doç. Dr. Dilek Ongan ise projenin çok paydaşlı ve disiplinler arası yapısına dikkat çekerek eğitim programının kapsamı hakkında bilgi verdi. Üç gün sürecek programın teorik bilgiyi uygulamaya dönüştürecek biçimde tasarlandığını belirten Doç. Dr. Ongan, şunları kaydetti: “Dokuz farklı ilden 26 katılımcı ve sekiz üniversiteden 15 eğitmenle bir araya geliyoruz. Beslenme ve Diyetetik, Gıda Mühendisliği, Lojistik, Gastronomi ve Mutfak Sanatları ile Bilgisayar Mühendisliği gibi farklı disiplinlerden uzmanların katkı sunacağı etkinlikte, Beslenme ve Diyetetik Bölümü son sınıf öğrencileri ile lisansüstü düzeydeki katılımcıları aynı öğrenme ortamında buluşturuyoruz. Afetlerde beslenme hizmetlerinin organizasyonundan lojistiğe, mutfak kurulumundan risk gruplarının beslenmesine, geleneksel ve yenilikçi menü planlama uygulamalarından afet gıdalarının geliştirilip tasarlanmasına kadar bütün süreçleri geniş bir çerçevede ele alacağız. Atölye çalışmaları ve saha deneyimleri aracılığıyla bilginin uygulamaya ve yeni fikirlere dönüşmesini hedefliyoruz. -
08.09.2026Rektör Prof. Dr. Balcı, Paydaş Kurumların Temsilcilerini Ağırladı
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Rektörlüğü görevine atanmasının ardından tebrik ziyaretlerini kabul etmeyi sürdüren Prof. Dr. Mustafa Balcı; akademi, kamu ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerini ağırladı. İKÇÜ Rektörlük makamında gerçekleşen ziyaretlerde Rektör Prof. Dr. Mustafa Balcı; Yaşar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Levent Kandiller ve Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yiğit Kazançoğlu, Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Boz, İzmir Gençlik ve Spor İl Müdürü Murat Eskici, SGK İzmir İl Müdürü Hidayet Baydilli, MÜSİAD İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Temur ile İlim Yayma Cemiyeti İzmir Şubesi Yönetim Kurulu üyeleri Mehmet Ali Yurdusev, Orhan Papatya ve Mustafa Dündar’ı makamında kabul etti. “Kurumsal İş Birliklerimizi Güçlendireceğiz” Ziyaretlerden duyduğu memnuniyeti dile getiren Rektör Prof. Dr. Mustafa Balcı, İKÇÜ’nün bilimsel birikimini ve nitelikli insan kaynağını, İzmir’deki ve ülke genelindeki paydaşlarla yürütülecek ortak projelere yansıtma konusunda kararlı olduklarını belirtti. Üniversite-sanayi ve üniversite-kamu iş birlikleri ile üniversiteler arası ilişkilerin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Balcı, nazik ziyaretleri ve iyi dilekleri dolayısıyla konuklarına teşekkür etti. Yeni dönemde farklı kurumlarla geliştirilecek iş birliklerinin artarak süreceğini ifade eden Prof. Dr. Balcı, ortak çalışmaların bilimsel üretime ve toplumsal kalkınmaya önemli katkılar sağlayacağını vurguladı. Ziyaretçiler de Prof. Dr. Mustafa Balcı’ya yeni görevinde başarı dileklerini ileterek İKÇÜ’nün bölgesel ve ulusal kalkınmaya sunduğu katkıların yeni dönemde daha da güçleneceğine inandıklarını ifade etti. Ziyaretler, karşılıklı iyi dileklerin paylaşılması ve hatıra fotoğraflarının çekilmesiyle sona erdi. -
24.08.2026Prof. Dr. Balcı, Rektörlük Mazbatasını YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar’dan Aldı
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Rektörlüğüne atanan Prof. Dr. Mustafa Balcı, rektörlük mazbatasını Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar’ın elinden aldı. Yükseköğretim Kurulu Başkanlığında, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından rektörlük görevlerine atanan akademisyenler için mazbata takdim töreni düzenlendi. YÖK Binasındaki törende, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Rektörlüğüne atanan Prof. Dr. Mustafa Balcı’ya rektörlük mazbatası, YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar tarafından takdim edildi. Törende konuşan YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, yeni görevlerine başlayan rektörleri tebrik ederek, üstlendikleri sorumluluğun yükseköğretim sistemi ve ülkenin geleceği açısından önemine dikkat çekti. Özvar, yeni rektörlere görevlerinde başarılar dileyerek, görevlerinin üniversiteleri ve yükseköğretim camiası için hayırlı olması temennisinde bulundu. İKÇÜ’yü Daha İleri Taşımak İçin Ortak Akılla Çalışacağız Mazbatasını YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar’dan alan İKÇÜ Rektörü Prof. Dr. Mustafa Balcı, yeni görevinin kendisi için büyük bir onur ve sorumluluk olduğunu ifade etti. Kendisini bu önemli göreve layık gören Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a şükranlarını sunan Rektör Prof. Dr. Balcı, üniversitenin sahip olduğu akademik birikimi daha ileri taşımak, bilimsel ve teknolojik kapasitesini güçlendirmek ve topluma katkısını artırmak için kararlılıkla çalışacaklarını belirtti. Rektör Prof. Dr. Balcı, “Bu önemli görevi şahsıma layık gören Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a şükranlarımı arz ediyorum. Bu güvene layık olmak ve üzerimize yüklenen sorumluluğu en iyi şekilde yerine getirmek için var gücümüzle çalışacağız. Önümüzdeki dönemde bir yandan devam eden ve yarım kalan çalışmalarımızı tamamlayacak, diğer yandan üniversitemizin gelişimine değer katacak yeni projeleri hayata geçireceğiz. İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesinin bilimsel, teknolojik ve toplumsal alandaki başarı çıtasını daha da yukarı taşımayı hedefliyoruz. Üniversitemizin tüm akademik ve idari mensuplarıyla birlik ve beraberlik içerisinde, istişareye ve ortak akla dayalı bir yönetim anlayışıyla çalışmayı sürdüreceğiz” dedi. Yeni Dönemin Öncelikleri: Bilim, Yenilikçilik ve Güçlü Üniversite İKÇÜ’nün eğitim-öğretim, araştırma-geliştirme, yenilikçilik ve toplumsal katkı alanlarında sahip olduğu potansiyeli daha ileri bir noktaya taşımayı hedefleyen Prof. Dr. Balcı, üniversitenin ulusal ve uluslararası düzeydeki görünürlüğünü ve akademik rekabet gücünü artırmaya yönelik çalışmaların sürdürüleceğini vurguladı. Rektör Prof. Dr. Mustafa Balcı, İKÇÜ’nün güçlü akademik kadrosu, öğrencileri, araştırmacıları ve idari personeliyle birlikte ortak hedefler doğrultusunda gelişimini sürdüreceğini belirterek yeni dönemin iş birliği, istişare ve ortak akıl temelinde şekilleneceğini aktardı. Mazbata takdim töreni, YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar ve yeni atanan rektörlerin katılımıyla gerçekleştirilen toplu hatıra fotoğrafı çekiminin ardından sona erdi. -
24.08.2026Rektör Prof. Dr. Mustafa Balcı’ya "Hayırlı Olsun" Ziyaretleri Sürüyor
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tensipleriyle İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Rektörlüğüne atanan Prof. Dr. Mustafa Balcı, mülki ve yerel idare amirleri ile akademik ve sağlık protokolünü makamında ağırladı. İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Rektörlüğü görevine atanan Prof. Dr. Mustafa Balcı’ya yönelik tebrik ve "hayırlı olsun" ziyaretleri devam ediyor. Çiğli Ana Yerleşkesi Rektörlük makamında gerçekleşen kabulde; mülki idare amirleri, yerel yöneticiler, üniversite rektörleri ve sağlık kurumlarının yöneticileri Prof. Dr. Balcı’yı ziyaret ederek yeni görevinde başarı dileklerini iletti. Mülki ve Yerel İdareden Tebrik Ziyaretler kapsamında ilk olarak Çiğli Kaymakamı Fatih Görmüş ve Çiğli Belediye Başkanı Onur Emrah Yıldız, Rektör Prof. Dr. Mustafa Balcı’yı makamında ziyaret etti. Görüşmelerde, İKÇÜ’nün Çiğli ilçesi ve İzmir kenti ile olan entegrasyonu, kamu-üniversite iş birliği imkânları ve ortaklaşa yürütülebilecek bölgesel projeler ele alındı. Kaymakam Fatih Görmüş ve Belediye Başkanı Onur Emrah Yıldız, üniversitenin bölgeye sağladığı katma değere vurgu yaparak Rektör Balcı’ya yeni dönemde başarılar diledi. Akademik Protokolden Dayanışma Mesajı Rektör Prof. Dr. Mustafa Balcı, akademik protokol kapsamında Bayburt Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mutlu Türkmen, İzmir Demokrasi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Selim Karahasanoğlu ve Manisa Celal Bayar Üniversitesi (MCBÜ) Rektörü Prof. Dr. Rana Kibar’ı ağırladı. Üniversiteler arası bilimsel iş birlikleri, Ar-Ge çalışmaları ve yükseköğretim alanındaki ortak projelerin görüşüldüğü ziyaretlerde, konuk rektörler Prof. Dr. Balcı’ya tebriklerini iletti. Sağlık Dünyasından Tebrik Ziyaretleri Rektörlük makamındaki kabullerde sağlık camiasının önde gelen temsilcileri de yer aldı. İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Bülent Çalık ile Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Adnan Yamanoğlu, Rektör Prof. Dr. Mustafa Balcı’yı ziyaret ederek hayırlı olsun dileklerinde bulundu. Ziyaretlerde, üniversitenin tıp ve sağlık bilimleri alanındaki eğitim-araştırma kapasitesi ile bölge hastaneleriyle sürdürülen sağlık hizmeti iş birlikleri değerlendirildi. Rektör Prof. Dr. Balcı: “Ortak Akıl ve İş Birliğiyle Çalışacağız” Ziyaretlerden duyduğu memnuniyeti dile getiren Rektör Prof. Dr. Mustafa Balcı, tüm konuklarına teşekkür etti. İKÇÜ’nün araştırma üniversitesi vizyonu doğrultusunda hem akademik başarıyı artırmayı hem de kent ve bölge dinamikleriyle güçlü bir sinerji oluşturmayı hedeflediklerini belirten Prof. Dr. Balcı: “Üniversitemizin gelişimine katkı sunmak, bilimsel üretimi toplum ve sanayi ile buluşturmak amacıyla tüm paydaşlarımızla yakın iş birliği ve ortak akıl çerçevesinde çalışmaya devam edeceğiz. Nazik ziyaretleri ve iyi dilekleri için değerli protokol üyelerimize, rektörlerimize ve başhekimlerimize şükranlarımı sunuyorum" ifadelerini kullandı. Ziyaretler, günün anısına çektirilen hatıra fotoğrafları ve karşılıklı hediye takdimleri ile sona erdi. -
24.08.2026
İKÇÜ Memur Kardeşler Camii’nin Temeli Atıldı
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) ana yerleşkesinde, yapımını Memur Kardeşler Vakfı adına hayırsever iş insanı Sabri Memur’un üstlendiği 'Memur Kardeşler Üniversite Camii' için temel atma töreni düzenlendi. İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) akademik ve idari personeli, öğrencileri ile bölge sakinlerinin hizmetine sunulacak olan, 1800 kişilik kapasitesi ve külliyesi ile 10 bin metrekarelik alanda inşa edilecek şekilde planlanan İKÇÜ 'Memur Kardeşler Üniversite Camii'nin temel atma törenine İzmir Valisi Süleyman Elban, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Rektörü Prof. Dr. Mustafa Balcı, Çiğli Kaymakamı Fatih Görmüş, önceki dönem İKÇÜ Rektörü Prof. Dr. Saffet Köse, Çiğli Belediye Başkanı Onur Emrah Yıldız, İzmir İl Müftü Yardımcısı Ramazan Arba, Memur Kardeşler Vakfı Başkanı Sabri Memur, Genel Sekreter Nuretdin Memur, İKÇÜ Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Bülent Çalık, B.Ü Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Adnan Yamanoğlu, Genel Sekreter Yardımcısı M. Enes Uzun, Vakıf Yönetim Kurulu Üyesi Niyazi Memur, dekanlar, akademik ve idari personel ile vakıf temsilcileri katıldı. İstiklal Marşı’nın okunması ile başlayan tören, İlahiyat Fakültesi’nden Dr. Öğr. Üyesi İhsan Sütşurup’un Kur’an-ı Kerim tilaveti ile devam etti. İKÇÜ Kampüsüne Külliye Hüviyetinde İbadethane Törende konuşan İzmir Valisi Süleyman Elban, “Bugün, çok özel ve anlamlı bir program için buradayız. Ülkemiz, milletimiz, inancımız ve insanlık için çok kıymetli insanların yetiştiği üniversitelerde, öğrencilerin her türlü ihtiyaçlarını gidermek için özel gayret gösteriyoruz. Öğrencilerimizin dinlenebilmeleri, hoşça vakit geçirebilmeleri, ders çalışabilmeleri ve barınabilmeleri için kendilerine her türlü imkan ve kolaylığı sunuyoruz. Bununla birlikte, insanın en temel ihtiyaçlarından olan ibadet etme ihtiyacını, öğrencilerin özel bir mekanda giderebilmeleri için kampüslerimizde ibadethanelere de ihtiyaç bulunuyor. Bugün, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi’nde bu ihtiyacı hakkıyla giderecek; sadece üniversite çalışanlarına ya da öğrencilerimize değil, aynı zamanda bölgeye de hitap edecek; yanındaki sosyal alanlarla bir külliye hüviyetinde hizmet verecek bir mekana kavuşmak için çok önemli bir adım atıyoruz. Bundan önce başka ibadethanelerimizin, bugün ise bu güzel mekanın yapımını üstlenen Memur kardeşlerden Sabri, Niyazi ve Ömer beylere huzurlarınızda çok teşekkür ediyorum. Bu önemli hizmetin yapılmasına ön ayak olan, sürekli araştıran, hayırseverlerle temas kuran ve uzun yıllar üniversitemize hizmet eden Prof. Dr. Saffet Köse hocamıza da özellikle teşekkür etmek istiyorum. Bu caminin temelinin atılmasıyla birlikte görevinin sona ermesi, Prof. Dr. Saffet Köse hocamıza yakışır, güzel bir final oldu. Kendisine, ilimize ve üniversitemize vermiş olduğu kıymetli emekler için teşekkür ediyorum” dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından İKÇÜ Rektörü olarak atanan ve güzel bir törenle göreve başlayan Prof. Dr. Mustafa Balcı’ya hayırlı olsun dileklerinde bulunan Vali Elban, “Yeni göreve gelen Prof. Dr. Mustafa Balcı hocamız inşallah en kısa zamanda bu caminin yapılıp tamamlanmasına şahitlik eder; 'Memur Kardeşler Üniversite Camii'nin manevi gücü ve iklimiyle birlikte üniversitemizde çok güzel hizmetlerde bulunur. Bergamalı bir hemşerimiz olan Prof. Dr. Balcı’nın şehri bilen, tanıyan bir insan olarak çok güzel hizmetler sunacağına inanıyorum. Camimizin ve külliyemizin en kısa zamanda tamamlanıp ibadete ve insanların istifadesine açılmasını Yüce Rabbimden temenni ediyorum” ifadelerini kullandı. 'Memur Kardeşler Üniversite Camii'nin mimari tarzı ve kapasitesiyle İKÇÜ’ye, Çiğli’ye ve İzmir’e yakışan bir eser olacağını ifade eden Vali Elban, caminin en kısa zamanda tamamlanması temennisinde bulundu. Böyle Bir Başlangıç Herkese Nasip Olmaz 'Memur Kardeşler Üniversite Camii’ projesinin hem üniversite hem de bölge için taşıdığı anlama dikkat çeken İKÇÜ Rektörü Prof. Dr. Mustafa Balcı, “Rektörlük görevine, üniversiteye yapılması planlanan caminin temelinin atılması gibi hayırlı bir işle başlamak; böyle bir başlangıç gerçekten herkese nasip olmaz. Bu caminin tamamlanması ve ilelebet namaz kılan insanlarla dolması; bu insanların ülkemizin ihtiyaç duyduğu yetişmiş, okumuş ve camide namaz kılan bireyler olarak topluma kazandırılması son derece kıymetlidir. Böyle bir mekanın hem halka hem de üniversiteye açık olarak düşünülmesi gerçekten altı çizilesi vasıflardandır. Çiğli gibi sürekli büyüyen ve gelişen bir bölgeye, üniversitemiz farklı bir canlılık getirmişti. Şimdi ise üniversitemize bu cami ile çok daha yüksek bir vasıf ilave edilmiş olacak. İnşallah en kısa sürede tamamlanmasını ve ibadete açılmasını temenni ediyorum. Projenin başlangıcından bu aşamaya gelene kadar katkıda bulunan ve devamını sağlayan başta Sayın Valimiz Süleyman Elban olmak üzere, Prof. Dr. Saffet Köse hocamıza, Memur Kardeşler Vakfı temsilcileri Sabri Bey, Niyazi Bey ve Ömer Bey’e, Belediye Başkanımıza ve emeği geçen herkese çok çok teşekkür ediyor, şükranlarımı sunuyorum. Hayırlı ve bereketli olmasını diliyorum” diye konuştu. Çiğli’nin Odak Noktası, Merkezi ve Buluşma Yeri Olacak Görevini böylesine anlamlı bir projeyle devretmenin mutluluğunu yaşadığını belirten, önceki dönem Rektörü Prof. Dr. Saffet Köse ise, “Ben, rektörlüğümü bu caminin temelini atarak bırakmış oluyorum. Yeni rektörümüz çok şanslı, o da camiyi yapmak üzere görevine başlamış oluyor. Hal böyle olunca da, büyük bir İslam alimi olan Kâtip Çelebi’nin ismini taşıyan İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi’nin ruhuna uygun bir bitiş ve başlangıç oldu diye düşünüyorum. Kültürümüze uygun olsun diye bir külliye şeklinde planlanan camimiz Çiğli’mizin odak noktası, merkezi ve buluşma yeri olacak. Öğrencisi, akademik ve idari personeliyle üniversitemizde sayısı 25 bine ulaşan büyük bir kitle var. Çevre bölgede de yaklaşık 40 bin insan yaşıyor. Baktığınızda 50-60 bin kişinin ihtiyaç duyduğu bir mabedin inşa ediliyor olması gerçekten çok kıymetli. Ben, öncelikle protokolü beraberce imzaladığımız Sayın Valime çok teşekkür ediyorum. Bürokratik konularda işimizi kolaylaştıran ve hızlandıran Çiğli Belediye Başkanımıza, caminin yerinin belirlenmesinde ve yapımında büyük çabalar gösteren kurucu rektörümüz Prof. Dr. Galip Akhan hocamıza teşekkür ediyorum. Özellikle teşekkürü hak eden ve caminin yapımını üstlenen Memur kardeşler Sabri, Niyazi ve Ömer beylerden de Allah razı olsun diyor, kendilerinin Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam'ın 'Her kim Allah için bir mescit inşa ederse, Allah o kimseye Cennet'te bu mescidin benzeri (bir köşk) inşa eder’ müjdesine nail olmalarını niyaz ediyorum. Emeği geçen herkese şükranlarımı arz ediyorum” şeklinde konuştu. Konuşmalardan sonra, İzmir İl Müftü Yardımcısı Ramazan Arba tarafından yapılan duanın ardından temel atma merasimi gerçekleştirilerek, 'Memur Kardeşler Üniversite Camii'nin protokol tarafından ilk harcı atıldı. -
24.08.2026İKÇÜ’nün Yeni Rektörü Prof. Dr. Mustafa Balcı Oldu
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi’ne (İKÇÜ) Rektör olarak atanan Prof. Dr. Mustafa Balcı, düzenlenen törenle görevi Prof. Dr. Saffet Köse’den devraldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan atama kararı ile İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi’nin yeni rektörü belli oldu. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 13’üncü maddesi ile 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin ilgili maddeleri gereğince İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Mustafa Balcı atandı. Gerçekleşen atamanın ardından, senato üyelerinin de katılımıyla İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Rektörlüğünde devir teslim töreni gerçekleştirildi. Törende konuşan İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Rektörü Prof. Dr. Mustafa Balcı, “Sayın rektörüm, kıymetli senato üyeleri ve değerli hocalarım; Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından üzerime böyle bir vazife tevdi edildi. Son olarak YÖK Üniversitelerarası Kurul Genel Sekreterliği görevini yürütüyordum; öncesinde ise İstanbul Üniversitesi’nde enstitü müdürüydüm. Ankara’daki görevim vesilesiyle üniversiteleri yakından gözlemleme imkânım oldu. İzmirli olmam sebebiyle kentteki üniversitelerle de her zaman ilgiliydim. Sayın Prof. Dr. Saffet Köse Hocama yaklaşık 8,5 yıllık hizmetlerinden ve emeklerinden dolayı çok teşekkür ederim. Üniversitemizi onun bıraktığı yerden daha ileriye taşımak için gayret göstereceğiz. Senatomuz bünyesindeki dekanlarımız, enstitü müdürlerimiz ve temsilcilerimizle birlikte verimli ve başarılı bir dönem geçireceğimize inanıyorum. İKÇÜ, genç bir üniversite olmasına rağmen hem önceki rektörümüz Prof. Dr. Saffet Köse Hocamın ve sizlerin gayretleri hem de İzmir’in sunduğu imkânlar sayesinde kentin önemli yükseköğretim kurumlarından biri haline geldi. İzmir, akademisyenler ve öğrenciler açısından büyük bir cazibe merkezi. Bu potansiyel, uluslararası öğrencileri de buraya çekme gücüne sahip. Dolayısıyla İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi güçlü bir ivme yakalayarak hızlı bir gelişme gösterdi. Bundan sonraki süreçte senato toplantılarında sık sık bir araya gelecek, hepinizle daha yakından tanışma olanağı bulacağız. Yeni dönemin üniversitemiz ve şahsım adına hayırlı olmasını diliyor, Prof. Dr. Saffet Köse Hocama katkıları için bir kez daha teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı. Rektörlük görevini Prof. Dr. Mustafa Balcı’ya devreden Prof. Dr. Saffet Köse ise, “Sayın Rektörüm, senato üyeleri, değerli arkadaşlar; iki dönemdir devam etmekte olduğum rektörlük görevim şu an itibariyle sona ermiş bulunuyor. Öncelikle yeni atanan Rektörümüz Prof. Dr. Mustafa Balcı Hocama hayırlı olsun dileklerimi iletmek istiyorum. Özellikle bana bu görevi layık gören, görev sürem boyunca desteklerini esirgemeyen başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere YÖK Başkanımız Sayın Prof. Dr. Erol Özvar’a, YÖK Yürütme Kurulu ve YÖK üyelerine en kalbi şükranlarımı sunuyorum. Bu süreç içerisinde özellikle beraber çalıştığımız rektör yardımcılarımıza, genel sekreterimize, genel sekreter yardımcımıza; dekanlarımıza, senato üyelerimize, yönetim kurulumuza, akademik ve idari personelimize hassaten çok teşekkür ediyorum. Güçlü bir ekip olarak iyi işler yaptığımızı vurgulamak ve Sayın Rektörümüze iyi bir üniversite bıraktığımıza olan inancımı özellikle ifade etmek istiyorum. Geldiğimiz noktada, genç bir üniversite olmasına rağmen İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi’nin çok iyi bir mesafe kat ettiğini söylemekten memnuniyet duyuyorum. Burada, üniversitemizi iyi yapılandıran Kurucu Rektörümüz Prof. Dr. Galip Akhan Hocamıza da ayrıca teşekkür ediyorum. Onun başlattığı kurumsal yapılanma bizim zamanımızda da devam etti. Üniversitemizin gelişmesi, güçlenmesi ve geleceğe daha sağlam adımlarla ilerlemesi için ortaya koyduğumuz her çabanın, birlikte verilen emeğin ve dayanışmanın çok kıymetli olduğuna inanıyorum. Bundan sonraki süreçte de üniversitemizin başarılarını ve daha güzel yarınlara yürüyüşünü aynı heyecanla takip edeceğimi ifade etmek isterim. Bu vesileyle İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Rektörlüğü görevine atanan Sayın Prof. Dr. Mustafa Balcı’yı tebrik ediyor, başarılar diliyorum” diye konuştu. Konuşmaların ardından Prof. Dr. Saffet Köse, rektörlük görevine atanan Prof. Dr. Mustafa Balcı’ya çiçek takdiminde bulundu. -
07.08.2026
İzmir'in Kuzeyinde Teknoloji Üssü Yükseliyor: Technocity İzmir'de İnşaat Süreci Başladı
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ), araştırma ve girişimcilik odaklı büyüme vizyonunun en önemli yatırımlarından biri olan Technocity İzmir Teknoloji Geliştirme Bölgesi projesinde yeni bir aşamaya geçti. Cumhurbaşkanı Kararı ile kurulan ve İzmir'in kuzey aksındaki ilk teknoloji geliştirme bölgesi olma özelliğini taşıyan Technocity İzmir'de inşaat öncesi zemin etüdü çalışmaları başladı. Çalışmaları yerinde inceleyen Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, projenin üniversite, sanayi ve bölge açısından stratejik önemine dikkat çekti. Saha ziyaretinde Prof. Dr. Köse'ye; Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Genel Sekreter Nuretdin Memur, Technocity İzmir Genel Müdürü Prof. Dr. Serhat Burmaoğlu, TTO A.Ş. Müdürü Öğr. Gör. Anıl Baybura, Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkanı Yasin Yıldız ile Bilgi İşlem Daire Başkanı Fatih Tunçez eşlik etti. Heyet, Technocity İzmir Genel Müdürü Prof. Dr. Serhat Burmaoğlu'ndan devam eden teknik çalışmalar ve proje takvimi hakkında bilgi aldı. Üniversite-Sanayi İş Birliğinde Stratejik Dönüşüm Technocity İzmir’in üniversite, sanayi ve öğrenciler açısından oluşturacağı katma değere ve bölge açısından üstleneceği stratejik öneme dikkat çeken Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, "Yaklaşık 12 bin 500 metrekarelik alanda yükselecek Technocity İzmir; üniversite-sanayi iş birliğini güçlendirme, Ar-Ge ve yenilik faaliyetlerini destekleme hususunda en kritik aktörümüz olacak. İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’ne (İAOSB) komşu konumlanan bu yapı sayesinde akademik bilginin yüksek katma değerli ürün ve hizmetlere dönüşmesini hızlandıracağız. Özellikle teknoloji ihracatı, dijital dönüşüm, yapay zekâ ve yeşil dönüşüm gibi stratejik alanlarda bölgesel ve ulusal kalkınmaya öncülük etmeyi hedefliyoruz. Bu proje, üniversitemizin bilim, teknoloji ve yenilikçilik alanındaki vizyonunun en somut göstergelerinden biridir" ifadelerini kullandı. Girişimci Üniversite Kimliğimizi Güçlendiriyoruz Teknoparkın araştırma, girişimcilik ve istihdam boyutunu değerlendiren Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, "Teknoparkımız öğrencilerimiz için uygulamalı eğitim, staj ve istihdam olanaklarını genişletecek; akademisyenlerimize ise sanayi ile ortak araştırma yürütme, yeni teknolojiler geliştirme ve yenilikçi fikirlerini ticarileştirme fırsatları sunacaktır. Böylece İKÇÜ, ürettiği bilgiyi teknolojiye ve ekonomik değere dönüştüren girişimci üniversite kimliğini daha da pekiştirecektir. Technocity İzmir’in faaliyete geçmesiyle birlikte bilimsel çalışmaların sahaya aktarılması hız kazanacak, öğrencilerimiz için yeni fırsatlar doğacaktır. Ayrıca akademisyenlerimizin ve girişimcilerimizin fikri mülkiyet haklarını ticarileştirmesi ile ulusal ve uluslararası fonlardan yararlanması kolaylaşarak Ar-Ge süreçleri güçlü bir şekilde desteklenecektir” dedi. Milli Teknoloji Hamlesi'ne Güç Katacak Technocity İzmir'in üniversitenin bilgi üretim kapasitesini toplumsal değere dönüştürecek stratejik bir ekosistem oluşturacağına işaret eden Prof. Dr. Köse, projenin Türkiye Yüzyılı vizyonu ile Milli Teknoloji Hamlesi hedeflerine hizmet edeceğini aktardı. Prof. Dr. Köse, " Bugün proje sahasında yürütülen çalışmaları yerinde değerlendirdik. Süreç planlandığı şekilde ilerliyor. Bu teknoparkla ulaşmak istediğimiz nihai hedef, Milli Teknoloji Hamlesi'ne güç katmaktır. İzmir'in kuzey aksında bugüne kadar benzeri bulunmayan bu teknoloji geliştirme bölgesini inovasyonun, Ar-Ge'nin ve girişimciliğin yeni merkezi haline getirmeyi amaçlıyoruz. Technocity İzmir, yalnızca üniversitemize değil, bölgemizin sanayisine, girişimcilerine ve genç araştırmacılarına da önemli katkılar sunacaktır. Süreçleri büyük bir titizlikle yürütüyoruz. Hedefimiz, bu stratejik yatırımı en kısa sürede tamamlayarak İzmir'in kuzeyinde teknoloji tabanlı kalkınmanın öncüsü olmaktır. Technocity İzmir; inovasyonun, Ar-Ge'nin ve girişimciliğin yeni adresi olacak” şeklinde konuştu. -
05.08.2026İKÇÜ’den COP31 Bilim Diplomasısı Hamlesine Tam Destek
Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek olan COP31 İklim Zirvesi hazırlıkları kapsamında, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı iş birliğiyle düzenlenen “COP31 Yolunda Bilim Diplomasisi Akademik Lansmanı” Ankara’da gerçekleştirildi. Türkiye’nin iklim diplomasisindeki öncü rolünün ve üniversitelerin küresel çevre politikalarına sunacağı bilimsel katkıların detaylandırıldığı programa; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, YÖK üyeleri, üniversite rektörleri ve sürdürülebilirlikten sorumlu rektör yardımcıları katıldı. Lansman toplantısında İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesini Rektör Prof. Dr. Saffet Köse ve Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu temsil etti. Üniversitelerimiz COP31 Sürecinin Doğal Paydaşıdır Programın açılışında konuşan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, iklim değişikliğiyle mücadelenin bir tercih değil zorunluluk olduğunu belirterek, sürecin başarısında akademik bilgi birikiminin kritik rol oynadığını vurguladı. Bakan Kurum konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “İklim değişikliği ile mücadelede bilim ayağı olmadan başarı mümkün değil. Üniversitelerimizi COP31 sürecinin doğal paydaşı olarak görüyoruz. Asrın inşa seferberliğiyle deprem bölgesinde sıfır atık uyumlu, kendi enerjisini üreten dirençli şehirler inşa ettik. Bölgede yapılan yeni binalarda enerji tüketimini geçmişe kıyasla %39 oranında azalttık." Bakan Kurum ayrıca, Londra İklim Eylem Haftası kapsamında uluslararası finans kuruluşları, yatırımcılar ve bilim insanlarıyla bir araya gelerek Türkiye'nin COP31 önceliklerini paylaştıklarını hatırlattı. 208 Üniversitemizle Kurumsal Bir İklim Hamlesi Başlatıyoruz YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye’nin küresel iklim diplomasisinde merkez ülkelerden biri konumuna geldiğini belirtti. İklim çalışmalarını münferit girişimlerden çıkarıp kurumsal bir yapıya dönüştürdüklerini açıklayan Özvar, Türkiye’deki 208 üniversitenin tamamında bir rektör yardımcısının COP31 Koordinatörü olarak görevlendirildiğini duyurdu. Türk üniversitelerinin yeşil dönüşümdeki başarısına dikkat çeken Prof. Dr. Özvar:Türkiye'nin, 2025 GreenMetric Dünya Üniversiteleri Sıralaması’nda ilk 500’de en fazla üniversitesi bulunan ülke olarak dünyada 1. sırada yer aldığını, 198 ülkeden yaklaşık 380 bin uluslararası öğrenci ile Türkiye'nin dünyada ilk altı ülke arasında bulunduğunu ve bu ağın iklim diplomasisi için büyük bir potansiyel oluşturduğunu vurguladı. YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar konuşmasında üniversitelere; bilimsel çalışmaları COP31 hedefleriyle bütünleştirme, yeni uluslararası akademik ortaklıklar kurma ve genç araştırmacıları sürece dâhil etme çağrısında bulundu. Üniversiteler İklim Diplomasisinin En Güçlü Bilgi Üretim Merkezleridir Lansman sonrasında değerlendirmelerde bulunan İKÇÜ Rektörü Prof. Dr. Saffet Köse, COP31’in yalnızca küresel bir zirve değil, aynı zamanda küresel bilimsel iş birliklerini pekiştirecek stratejik bir platform olduğunu vurguladı. İKÇÜ'nün yeşil dönüşüm ve sürdürülebilirlik vizyonunu aktaran Rektör Prof. Dr. Köse, "İklim krizi, yalnızca bir çevre sorunu değil; insanlığın geleceğini şekillendiren varoluşsal bir sınavdır. Bu sınavın üstesinden gelmenin tek yolu, iklim politikalarını katıksız bir bilimsel temele oturtmaktır. İşte bu noktada üniversitelerimiz, iklim diplomasisinin en köklü bilgi ve çözüm üretim merkezleri olarak öne çıkmaktadır. YÖK koordinasyonunda hayata geçirilen bu vizyoner hamle, üniversitelerimizin küresel ölçekteki çözüm ortaklığını tescillemektedir. Bilimsel bilgi paylaşıldıkça çoğalan ve uluslararasında barışçıl güven ortamını tesis eden en nesnel güçtür. İKÇÜ ailesi olarak, yeşil teknolojilerden sürdürülebilir yaşam modellerine kadar yürüttüğümüz yenilikçi çalışmalarla Türkiye’nin COP31’deki küresel liderliğini bilimsel açıdan en güçlü şekilde desteklemeye hazırız" diye konuştu. Lansmana katılan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu da COP31 akademik koordinasyon takvimi kapsamında ulusal ve uluslararası paydaşlarla yürütülecek ortak çalışmalara ilişkin temaslarda bulundu. -
24.07.2026
Çad Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Guet’ten Rektör Prof. Dr. Köse’ye Ziyaret
Çad Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Adoum Dangaï Nokour Guet, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Rektörü Prof. Dr. Saffet Köse’yi makamında ziyaret etti. Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Muhsin Akbaş ile Prof. Dr. Süleyman Akbulut’un da hazır bulunduğu görüşmede, ortak proje olanakları ile uluslararası iş birliklerinin geliştirilmesine yönelik fikir alışverişinde bulunuldu. İKÇÜ’nün uluslararasılaşma vizyonu doğrultusunda dünyanın farklı coğrafyalarındaki üniversiteler ve kamu kurumlarıyla iş birliğini geliştirmeye büyük önem verdiğini belirten Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, eğitim alanındaki ortak çalışmaların bilimsel üretime ve kültürel etkileşime sunacağı katkılara değindi. Çad Cumhuriyeti ile yükseköğretim alanında kurulacak temasların her iki ülke açısından değerli kazanımlar sağlayacağını vurgulayan Prof. Dr. Köse, nazik ziyaretlerinden dolayı Büyükelçi Guet'e teşekkür etti. Çad Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Adoum Dangaï Nokour Guet ise İKÇÜ'nün akademik gelişimini ve uluslararası alandaki çalışmalarını yakından takip ettiklerini belirterek, eğitim ve bilim alanında kurulacak ortaklıkların Türkiye ile Çad arasındaki bağları daha da pekiştireceğini ifade etti. Görüşme; karşılıklı iyi niyet temennilerinin iletilmesi, hediye takdimi ve günün anısına çekilen hatıra fotoğrafıyla sona erdi. -
24.07.2026İKÇÜ Tıp, TUS Başarısıyla Türkiye'nin En İyi Tıp Fakülteleri Arasında
Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı (TUS) 2025/1 dönemi performans verilerine göre Türkiye'nin en başarılı 25 tıp fakültesi açıklandı. Adayların uzmanlık eğitimi tercihlerinde önemli bir gösterge olarak kabul edilen sonuçlarda, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Tıp Fakültesi, Türkiye genelinde birçok köklü üniversiteyi geride bırakarak 13'üncü sırada yer aldı. Bölgesel başarısıyla da öne çıkan İKÇÜ Tıp Fakültesi, İzmir'de aktif olarak tıp eğitimi veren 9 fakülte arasında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinin ardından 2'nci sıraya yerleşerek önemli bir başarıya imza attı. Tıp eğitiminde teorik bilgi, klinik uygulama becerisi ve akademik yeterliliği ölçen en önemli ulusal değerlendirme araçlarından biri olan TUS, fakültelerin eğitim kalitesini ve mezun başarısını ortaya koyan objektif göstergeler arasında yer alıyor. Türkiye genelindeki tüm mezunların aynı standart sınavla değerlendirildiği sistemde elde edilen bu başarı; İKÇÜ Tıp Fakültesinin güçlü akademik kadrosunu, çağdaş eğitim yaklaşımını, entegre müfredatını ve klinik uygulama altyapısını bir kez daha tescilledi. Adayların uzmanlık eğitimi tercihlerinde belirleyici rol oynayan ve fakültelerin akademik başarı grafiğini göz önüne seren TUS sonuçlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan İKÇÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tuğrul Bulut, elde edilen sonucun tesadüf olmadığını, planlı ve nitelikli bir eğitim anlayışının eseri olduğunu vurguladı. Fakülte olarak ulaştıkları noktadan büyük gurur duyduklarını belirten Prof. Dr. Tuğrul Bulut, "Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı, tıp fakültelerinde verilen teorik ve klinik eğitimin kalitesini, müfredatımızın güncelliğini ve akademik iklimimizi doğrudan yansıtan en somut dış değerlendirme ölçütüdür. Fakültemiz, henüz genç bir kurum olmasına rağmen Türkiye’nin en köklü tıp fakültelerini geride bırakarak üst sıralarda yer alma başarısı göstermiştir. Elde ettiğimiz bu derece; dinamik ve yetkin akademik kadromuzun, öğrenci odaklı entegre müfredatımızın ve klinikte sunduğumuz güçlü pratik eğitim altyapısının bir sonucudur. Öğrencilerimizin azmi ve hocalarımızın özverili çalışmalarıyla ulaştığımız bu başarı, fakültemizin nitelikli hekim yetiştirme vizyonunu bir kez daha tescillemiştir. Geleceğin sağlık ordusunu en iyi şekilde yetiştirmek adına eğitim kalitemizi ve başarı çıtamızı her geçen dönem daha da yukarı taşımaya kararlılıkla devam edeceğiz. Bu başarıda emeği bulunan tüm akademik ve idari personelimize, özveriyle çalışan öğretim üyelerimize ve bizleri gururlandıran mezunlarımıza gönülden teşekkür ediyorum” diye konuştu. -
24.07.2026İKÇÜ’lü Genç Mühendisler Dünya Birincisi
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi İnşaat Mühendisliği öğrencilerinden oluşan İKÇÜ Sismik Takımı, deprem mühendisliği alanında dünyanın en prestijli organizasyonlarından biri kabul edilen EERI Depreme Dayanıklı Bina Tasarım Yarışmasında (Seismic Design Competition) dünyanın dört bir yanından katılan 49 seçkin üniversite arasından Dünya Birincisi oldu. Earthquake Engineering Research Institute (EERI) tarafından ABD’nin Oregon eyaletine bağlı Portland şehrinde organize edilen yarışmada İKÇÜ, sergilediği teknik üstünlük ve yenilikçi mühendislik çözümleriyle Türkiye’yİ zirveye taşıdı. İstikrarlı Başarı Zirveyle Taçlandı Geçmiş yıllarda da istikrarlı bir grafik çizen ve 2024’te dünya 7.’liği, 2025’te ise dünya 9.’luğu elde eden İKÇÜ Sismik Takımı, 13-17 Temmuz 2026 tarihlerinde düzenlenen dev finallerde bu başarısını zirveye taşıdı. Zorlu ön eleme sürecinde hazırladıkları teknik proje teklifi, analiz raporları ve etkili tasarımlarıyla ilk 10 takım arasına girerek finale yükselen İKÇÜ'lü genç mühendis adayları, final etabındaki sarsma masası testlerinde ve sunumlarda gösterdikleri performansla 49 köklü üniversiteyi geride bıraktı. Yarışma kapsamında takımlardan; sismik yükler altında yüksek performans gösterecek balsa ağacından maket binalar tasarlamaları, ileri düzey analizler yapmaları ve bu tasarımları fiziksel teste hazırlamaları istendi. İKÇÜ Sismik Takımı’nı birinciliğe taşıyan en kritik hamlelerden biri ise yarışmanın özel kuralı doğrultusunda kendi geliştirdikleri inovatif sönümleyici (amortisör) sistemi oldu. Maket yapıya entegre edilen bu sistem, sarsma masası testleri sırasında deprem dalgalarını sönümleyerek yapısal hasar riskini en aza indirdi ve jüriden tam puan aldı. İnşaat Mühendisliği Bölümü öğretim üyeleri Dr. Öğr. Üyesi Hasan Emre Demirci ve Dr. Öğr. Üyesi Oğuzhan Toğay danışmanlığında yaklaşık bir yıl boyunca yoğun bir hazırlık dönemi geçiren şampiyon kadroda Takım Kaptanı ve Yapısal Tasarım Sorumlusu: Muhammed Haktan Korkmaz, takım Üyeleri: Fevzi Zeybek, Metin Ömer Yıldız, Ayça Dervişoğlu, Bengisu Ateş, Cennet Taşçı, Elif Meriç Ergün, Selin Çınar ve Sudenaz Mete ekip ruhunu başarıyla taçlandırdı. Teknolojik Vizyonumuzu Küresel Ölçekte Kanıtladılar Tarihi zaferi tebrik eden Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, “ İnşaat Mühendisliği Bölümü öğrencilerimizin ve danışman hocalarımızın büyük bir azim, özveri ve takım ruhuyla yürüttüğü çalışmaların, dünya zirvesinde bir şampiyonlukla taçlanması üniversitemiz ve ülkemiz adına tarihi bir gurur vesilesidir. Geçmiş yıllardaki istikrarlı başarılarını bu yıl en üst noktaya taşıyan genç mühendis adaylarımız; geliştirdikleri yenilikçi tasarımlarla bilimsel ve teknolojik vizyonumuzu küresel ölçekte bir kez daha kanıtlamışlardır. Ülkemizi, İzmir’imizi ve İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi’ni uluslararası arenada en güzel şekilde temsil ederek bu büyük başarıyı Türkiye’ye kazandıran;Takım danışmanlarımız Dr. Öğr. Üyesi Hasan Emre Demirci ve Dr. Öğr. Üyesi Oğuzhan Toğay başta olmak üzere, takım kaptanımız Muhammed Haktan Korkmaz'ı ve kıymetli öğrencilerimiz Fevzi Zeybek, Metin Ömer Yıldız, Ayça Dervişoğlu, Bengisu Ateş, Cennet Taşçı, Elif Meriç Ergün, Selin Çınar ile Sudenaz Mete’yi gönülden kutluyor, başarılarının devamını diliyorum. Geleceğin güvenli yapılarını inşa edecek genç mühendislerimize ve bu süreçte emeği geçen tüm akademisyenlerimize şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu. -
14.07.2026Türk Medyası Başarılı Bir Sınav Verdi
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesinde (İKÇÜ), 15 Temmuz demokrasinin ve milli iradenin zaferinin yıl dönümü kapsamında anlamlı bir panel gerçekleştirildi. Rektör Prof. Dr. Saffet Köse’nin moderatörlüğünde düzenlenen "15 Temmuz Gecesinde Medyanın Rolü" başlıklı panelde; Türk medyasının direnişteki stratejik önemi, tarihi canlı yayınların perde arkası ve hafızalara kazınan gazete manşetleri kronolojik ve sosyolojik bir perspektifle ele alındı. Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu’nun akademik, Anadolu Ajansı (AA) İzmir Bölge Müdürü Ahmet Caner Baysal’ın ise sektörel sunumlarıyla katkı sağladığı panelde, Türkiye’nin kendi geleceğini tayin etme kararlılığının en somut nişanesi olan 15 Temmuz direnişinin en önemli aktörlerinden Türk medyasının devlet-millet kenetlenmesinde üstlendiği role dikkat çekildi. Panelin açılış ve moderatörlük konuşmasını yapan Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, Batı dünyasının İslam ülkelerine yönelik stratejilerini "içeriden yönetme" modeline kaydırdığına dikkat çekti. FETÖ’nün bu amaca hizmet etmek için insanların temiz dini duygularını sömürdüğünü belirten Prof. Dr. Köse, Sosyolog Erol Güngör’ün "Kitleleri harekete geçirmede en etkili araç dindir" sözünü hatırlattı. Prof. Dr. Köse, örgütün bu gücü kullanarak milleti hipnotize etmeye çalıştığını ancak Türkiye'deki güçlü kurumsal din eğitimi engeline takıldığını belirtti. Cumhurbaşkanımızın Dirayeti Tarihin Akışını Değiştirdi Rektör Prof. Dr. Köse, “Batı, Doğu toplumlarını yönetmek, çerçevelemek ve sömürmek için sosyoloji, psikoloji, antropoloji gibi bilim dallarını araçsallaştırdı. Batı merkezli hegemonik zihniyet, kendisi gibi inanmayan bütün insanları sapkın görüyor. Gerekirse yok etmeyi görev olarak kabul ediyorlar. Farklılıklar üzerinden problemler çıkarmak üzere kendilerini konumlandırmışlar. Farklılıkları çatıştırıyorlar. Bunu da din, mezhepler, ırklar üzerinden yapıyorlar ve maalesef başarıyorlar. Bugün Nijerya'da Boko Haram'ı, bu coğrafyada DAEŞ'i, Haşdi Şabi'yi ve FETÖ'yü kuran, fonlayan ve büyüten akıl aynı küresel akıldır. Bunu zaten kendi devlet başkanları da itiraf etmektedir. Eğer dini sağlıklı bir zeminde insanlara öğretmezseniz, bu durum çok tehlikeli sonuçlar doğurur. Dünyada tarikat şeyhlerinin emriyle topluca intihar eden topluluklar gördük. Fethullah da bu yöntemi kullandı ama ülkemizde başarılı olamadı. Çünkü İlahiyat Fakültelerimiz, Diyanet Teşkilatımız ve din eğitimi veren okullarımız sayesinde bu milletin zihnindeki dini bilgi sağlıklıydı. O zifiri karanlık gecede, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın hiçbir tehdide boyun eğmeyen liderlik vasfı, yüksek dirayeti ve milleti meydanlara çağıran cesur duruşu, tarihin akışını değiştirmiştir. Bu tarihi çağrıya anında yanıt veren aziz milletimizin sarsılmaz vatanseverliği, canından aziz bildiği istiklali uğruna tankların önüne gövdesini siper eden imanı, küresel senaryoları bir gecede yerle yeksan etmiştir. Örgüt gerçek kimliğini ortaya koyduğunda; devletinin yanında saf tutan milletin sağduyusu, feraseti ve gerçek inancı harekete geçerek bu hain girişimi bitirdi. Bu yüzden hem milli ve manevi değerlerimizi koruyan kurumlarımıza hem de bu asil vatanseverlik ruhuna sonuna kadar sahip çıkmalıyız" dedi. Algı Operasyonları ve Medya Üzerinden Yürütülen Psikolojik Harp 15 Temmuz gecesi yaşananların sadece yerel bir ihanet şebekesinden ibaret olmadığını, küresel bir senaryonun sahneye konulduğunu vurgulayan Prof. Dr. Köse, Edward Said’in Oryantalizm eserine atıfta bulunarak; Batı dünyasının ve oryantalizmin Doğu toplumlarına faydacı ve ayrıştırıcı bir amaçla yaklaştığını kaydetti. Rektör Prof. Dr. Köse, 'Darbe girişimi sırasında CIA’in uzantısı olarak faaliyet gösteren küresel bir özel istihbarat şirketinin, Cumhurbaşkanımızın uçağının rotasını anlık olarak dünyaya servis etmesi ve eş zamanlı olarak ABD merkezli NBC News’in "Cumhurbaşkanı Erdoğan Almanya’dan sığınma talep etti" şeklinde asılsız iddialar yayması tesadüf değildir. Bu hamleler, milli iradeyi kırmak ve darbecilere psikolojik üstünlük sağlamak için planlanmış organize birer algı operasyonudur. Yaşanan bu somut örnekler, karşımızdaki kirli yapının köklerini, sınırları aşan bağlantılarını ve arkasındaki küresel üst aklı tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermektedir.” diye konuştu. Hainlerin Zamanlama Planını Milletin Doğal Refleksi ve Sağduyusu Bozdu Panelde medyanın ve toplumsal reflekslerin sosyolojik boyutunu açıklayan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, 15 Temmuz gecesi Türk milletinin gösterdiği direnişin dünya tarihinde bir eşi daha olmadığını söyledi. Darbe girişiminin zamanlamasına ve kriz yönetimine dair çarpıcı teknik detaylar paylaşan Prof. Dr. Bulduklu, örgütün planlarının nasıl altüst olduğunu resmi raporlar ve itirafçı beyanları üzerinden aktardı. Prof. Dr. Bulduklu, "Krizin genel karakteri belirsizliktir ve belirsizlik insanı ürkütür. Biz toplum olarak kriz anlarında planlı hareket etmekten ziyade kültürel kodlarımızla, doğal bir refleksle bir araya toplanıyor ve hızlı kenetleniyoruz. 15 Temmuz'da da böyle oldu. FETÖ’cü hainlerin kendi ifadelerine göre kalkışma saati aslında gece 03,00 olarak planlanmıştı. Eğer o saatte başlasalardı, millet sabah darbe ortamına uyanacaktı ve zayiat çok daha ağır olabilirdi. Ancak MİT'e yapılan ihbar ve örgüt içindeki sızıntılar nedeniyle panikleyip planı saat 20.30 sularına çektiler. Millet henüz ayaktayken bu işe kalkışmaları, planlarının erkenden deşifre olmasını sağladı. Tabii ki saat 03.00'te de olsaydı bu milletin sağduyusu onlara geçit vermezdi ama zamanlamanın öne kayması oyunlarını tamamen bozdu” dedi. Eski Darbelerin Ezberi İletişim Teknolojileri ve Medyanın Dik Duruşuyla Bozuldu Eski darbeler ile 15 Temmuz arasındaki en büyük farkın iletişim teknolojileri ve medyanın duruşu olduğunu belirten, o gece yürütülen başarılı iletişim stratejisine değinen Prof. Dr. Yasin Bulduklu, sergilenen devlet-millet kenetlenmesiyle hainlerin başarısız olduğunu ifade etti. Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, “Geçmiş darbelerden alışkın oldukları için askerler ilk olarak TRT’ye yürüdü ve kurumu tamamen tahliye edip yayını kestiler. Eskiden sadece televizyonu susturduğunuzda herkes susuyordu. Ancak bu kez farklı bir tablo vardı; başta TRT’nin hızla toparlanması, yerel ve ulusal kanalların kesintisiz yayına devam etmesi kırılma noktası oldu. Dönemin Başbakanı Sayın Binali Yıldırım’ın süreci ilk andan itibaren bir 'darbe' değil, başarısızlığa mahkûm bir 'kalkışma' olarak nitelendirmesi, psikolojik üstünlüğü millete verdi. Ardından Sayın Cumhurbaşkanımızın ekranlardan yaptığı o tarihi çağrı, halkın topyekûn sokaklara dökülmesini ve darbenin ilerlemesini engelledi. Türk medyası o gece vatan savunmasında muazzam bir sınav verdi; koordinasyon ve mobilizasyon tamamen medya üzerinden başarıyla yürütüldü. Hiçbir millet yok ki böyle bir girdaptan tek yürek olarak çıkabilsin. Kendisine doğrulan tankların üzerine yürüyen, sopa ile direnen, mermilere göğsünü siper eden başka bir halk yoktur. O geceye ait videoları her izlediğimde derinden etkileniyorum; evinde bebeği olan anneler babalar meydanlara koştu, gencecik evlatlarımız da hainlerin üzerine yürüdü. Biz bu şanlı direnişi ve tuttuğumuz yasları konuşurken, aslında kazandığımız o muazzam başarıyı farkında olmadan küçümsüyoruz. Bu algının kırılmasında ve o gecenin hakkıyla idrak edilmesinde medyanın rolü hayati bir önem taşımaktadır" ifadelerini kullandı. Uluslararası Medyanın Kirli Propagandası Uluslararası ana akım medyanın ve FETÖ destekli küresel yayın organlarının o gece yürüttüğü çok katmanlı kara propagandayı somut örneklerle deşifre eden Prof. Dr. Yasin Bulduklu, küresel medyanın iki yüzlü tavrını eleştirdi. Prof. Dr. Bulduklu, "Uluslararası medya, kalkışmanın ilk saatlerinde habercilik ilkelerini bir kenara bıraktı. Fox News gibi küresel kanallar ekranlarında adeta darbe seviciliği yaparak savunurken, Daily Times gibi mecralar iradesine sahip çıkmak için tankların önüne atlayan kahraman halkı 'koyun' olarak niteleyecek kadar küstahlaştı. Ne zaman ki Sayın Cumhurbaşkanımızın tarihi çağrısı ve hükümet yetkililerimizin net duruşuyla ibre tersine döndü, darbenin gidişatını gözleyen bezgin bir üslup takınıldı ve kalkışmanın başarısız olacağını anladıkları anda ise psikolojik harbin yönünü değiştirdiler. Organize bir dezenformasyon mekanizması devreye sokuldu. Uluslararası mecralarda satılık kalemlere sipariş makaleler yazdırarak, meşru hükümeti 'baskıcı ve intikamcı' göstermeye çalıştılar. FETÖ medyasının ve siber alandaki manipülasyon hesaplarının ürettiği argümanları küresel kamuoyuna taşıdılar. Yürüttükleri sistematik algı operasyonunun temel hedefi; Türkiye’nin bu direnişle modern dünyadan kopacağı, hızla dindarlaşacağı ve kaos içindeki bir Ortadoğu ülkesine dönüşeceği korkusunu yayarak darbecileri masumlaştırmaktı” dedi. Mevzu Vatansa Gerisi Teferruattır Diyen Türk Medyası Küresel ölçekteki devasa algı operasyonunun ve dezenformasyon kuşatmasının Türk medyasının sergilediği tarihi dayanışma sayesinde çöktüğünü belirten Prof. Dr. Bulduklu, yerel medyanın milletin sesi olma işlevini hakkıyla yerine getirdiğini belirtti. Prof. Dr. Yasin Bulduklu, “Batı medyası bu kirli senaryoyu yazarken, Türk medyasının ideolojik farklılıkları bir kenara bırakıp 'Mevzu vatansa gerisi teferruattır' diyerek tek yürek olacağını hesaba katmamıştı. O gece Türk medyası, uluslararası şebekelerin iddia ettiği gibi sadece pasif bir haber iletici değil, bizzat milli iradenin koordinasyon ve mobilizasyon merkezi haline geldi. Ulusal ve yerel yayın organlarımızın hiçbiri haddini aşan, darbecileri meşrulaştıran tek bir yayına müsaade etmedi. Sosyal medya ve televizyonlar üzerinden halkın sokaklarda kalmasını sağlayan kesintisiz bir bilgi akışı yönetildi. Dahası, doğru zamanda doğru isimlerin ekranlara çıkarılması; sahayı, sokağı ve ordu içindeki vatansever subayların sesini millete ulaştırması müthiş bir iletişim zekasıydı. Uluslararası medyanın 'Türkiye'de iç savaş var' veya 'Hükümet düştü' yalanlarına, Türk medyası çıplak gerçeği anında dünyaya haykırarak yanıt verdi. Demokratik meşruiyeti koruma altına alan bu kararlı yayıncılık, sokağın motivasyonunu diri tuttu ve küresel şer odaklarının Türkiye’yi kendi silahıyla vurma planını tamamen boşa çıkardı" ifadelerini kullandı. Konuşmasının sonunda hafızanın ve sürekliliğin önemine vurgu yapan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, "Aradan 10 yıl geçti. O dönem henüz 8-10 yaşlarında çocuk olan evlatlarımız bugün üniversite sıralarında oturuyor. Bu hain girişimin öncesini, sonrasını ve o büyük uluslararası kuşatmayı gençlerimize bıkmadan anlatmalı ve asla unutmamalıyız. Bu sadece bir darbe değil, ülkemizi bir iç savaşa sürükleme girişimiydi" diyerek milli bilincin taze tutulması gerektiğinin altını çizdi. Türk Medyası O Gece Vatan Savunmasında Kusursuz Bir Sınav Verdi Panelde sektörel deneyimlerini ve medyanın operasyonel gücünü paylaşan Anadolu Ajansı (AA) İzmir Bölge Müdürü Ahmet Caner Baysal, 15 Temmuz gecesi Gaziantep Bölge Müdürü olarak görev yaptığını belirterek, ilk anlarda yaşanan şaşkınlığı ve ardından hızla alınan millî aksiyonu anlattı. Gazetecilerin o gece canları pahasına tarihi bir sorumluluk üstlendiğini ifade eden Baysal, "Olayın ilk dakikalarında kendi iç iletişim gruplarımızda öğrendik. Başlangıçta bir şaşkınlık oldu ama mesleki refleksimiz ile durumu hızlıca anlamaya çalıştık. 'Böyle bir askeri darbe girişimi bu çağda nasıl olabilir?' diye konduramıyorsunuz başlangıçta ama hafızamızı ve profesyonelliğimizi çok çabuk toparladık. Türk medyası olarak o gece hakikaten kusursuz ve çok başarılı bir sınav verdik" dedi. Her Bir Vatandaşımız Bizim İçin Sahadaki Bir Muhabirdi Darbe girişiminin kırılma noktalarında Anadolu Ajansı ve yerel medyanın üstlendiği "hakikati gösterme" misyonuna değinen AA İzmir Bölge Müdürü Baysal, halkın direnişini dünyaya duyurmak için mobil teknolojileri etkin kullandıklarına işaret etti. Baysal, "Bugün hafızalara kazınan, az önce ekranlarda izlediğimiz o tarihi ve çarpıcı görüntülerin tamamı bizim kanallarımız aracılığıyla dünyaya servis edildi. O gece adeta her bir vatandaşımız sahada bizim için birer muhabir gibi çalıştı. Sahadan gelen anlık görüntüleri abonelerimize servis ettik. Bizim o anki tek ve en büyük amacımız; Türk milletinin bu hain darbeye karşı gösterdiği o asil duruşu ve sarsılmaz iradeyi dünyaya anında ilan edebilmekti. Sosyal medyanın bu kadar yaygın olduğu bir dönemde doğru ile yanlış; dezenformasyon ile hakikat birbirine çok çabuk karışıyor. Cuntacılar TRT’de zorla bildiri okutup CNN Türk’ü basarken, Anadolu Ajansı binasına da yöneldiler. Ancak emniyet güçlerimizin aldığı kararlı önlemler ve çalışanlarımızın dik duruşu sayesinde içeri sızamadılar. Çünkü biz o sırada çok stratejik bir görev yürütüyorduk: Hakikati tüm çıplaklığıyla ortaya koymak mecburiyetineydik ve bunun için ölmeye de hazırdık" şeklinde konuştu. Mobil Teknolojiler Etkin Şekilde Kullanıldı İletişim teknolojilerinin ve sonrasında medya yoluyla yapılan açıklamaların darbenin seyrini değiştirdiğini belirten AA İzmir Bölge Müdürü Baysal, 15 Temmuz’un geçmiş askeri darbelerle mukayese edildiğinde medyanın milleti birleştiren yönünün ön plana çıktığını söyledi. Baysal, “1960 ve 1980 darbelerinde iletişim imkânları bu kadar güçlü değildi. Cuntacılar radyoya veya TRT’ye gidip tek bir bildiri okutuyor, orayı durdurunca iletişim ağlarını kapatıyor ve halkı kaderine razı olmaya zorluyordu. Toplumun organize olması engelleniyordu. Fakat 15 Temmuz'da çok büyük bir avantajımız vardı: İletişim altyapısı artık çok güçlü ve yayınları kesemediler. Eğer o gece iletişim hatları koparılsaydı, süreç çok daha karanlık ve farklı noktalara evrilebilirdi. İletişim kesilmeyince bizler cep telefonlarımızla canlı yayınlar yaptık, haberlerimizi mobil olarak geçtik ve müthiş bir mobilizasyon sağladık. Sayın Cumhurbaşkanımızın Facetime üzerinden televizyonlara bağlanarak halkı meydanlara davet etmesi, dönemin Başbakanı Sayın Binali Yıldırım’ın 'Bu bir kalkışmadır' diyerek irade göstermesi bu sayede dalga dalga yayıldı. Hemen ardından İstanbul’da 1. Ordu Komutanı’nın ve peş peşe vatansever subayların net açıklamaları Anadolu Ajansı üzerinden servis edildi. Bu açıklamalar, darbe cuntasının psikolojik harbinde çok büyük bir kırılma yarattı ve milletimiz 81 ilde meydanları doldurdu" dedi. Yakın Tarihin Gerçekleri Genç Kuşaklara Doğru Kanallarla Anlatılmalı Gaziantep’te görev yaptığı dönemde bölgesel krizleri ve terör operasyonlarını çok yakından tecrübe ettiğini hatırlatan AA İzmir Bölge Müdürü Baysal, yakın tarihin objektif bir şekilde genç kuşaklara aktarılmasının hayati olduğunu söyleyerek konuşmasını tamamladı: "Gaziantep’te görev yaparken Suriye’deki iç savaşı 2011 yılından itibaren tam 6 yıl boyunca çok yakından, sınır hattında takip ettim. Suriye'nin iç savaştan önceki halini de biliyorum, şimdiki yıkılmış durumunu da. Keza Güneydoğu'da PKK terör örgütünün hendek barikat operasyonlarıyla yaratmak istediği o kalkışma iklimini ve halkımıza yaşattığı büyük acıları da bizzat sahada soludum. Bütün bu yaşadıklarımız aslında uzak değil, çok yakın tarihler. Bu ülkenin geleceği olan gençlerimize, üniversite öğrencilerimize hiçbir siyasi kaygı ve yaklaşım gütmeden, tamamen objektif ve yalın gerçeklerle bu süreçleri anlatmak zorundayız. Türkiye'nin nasıl bir uçurumun kenarından döndüğünü bilmeliler ki bir daha böyle acı olaylarla, hain pusularla karşılaşmayalım. Bu noktada medyanın gücünü, hafızayı taze tutmak ve gerçekleri gelecek kuşaklara doğru kanallarla aktarmak için çok daha etkin kullanmalıyız." Konuşmaların ardından Rektör Prof. Dr. Köse; panelistler AA İzmir Bölge Müdürü Baysal ile Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bulduklu’ya teşekkür belgesi takdim etti. -
22.06.2026
İKÇÜ’nün En Miniklerinin İlk Mezuniyet Heyecanı
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Sosyal Tesisler İktisadi İşletme Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Çelebi Anaokulu ve Gündüz Bakımevi, 2025-2026 eğitim-öğretim yılını tamamlayan Gökkuşağı sınıfı öğrencileri için coşkulu bir mezuniyet töreni düzenledi. Prof. Dr. Fuat Sezgin Konferans Salonunda gerçekleştirilen törende minik öğrenciler, yıl boyunca edindikleri becerileri sergiledikleri gösterilerle ailelerine ve öğretmenlerine duygu dolu anlar yaşattı. İKÇÜ’nün en minik öğrencileri, düzenlenen coşkulu bir törenle ilk mezuniyet belgelerini aldı. Törene Sosyal Tesisler İktisadi İşletmesi Yürütme Kurulu Başkanı ve Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Genel Sekreter Yardımcısı M. Enes Uzun, Çelebi Anaokulu ve Gündüz Bakımevi Birim Sorumlusu Semra Gümüş, Gökkuşağı sınıfının öğretmeni Fatma Koçak, öğretmenler ile öğrenci yakınları katıldı. Eğitimin Temeli Bu Yaşlarda Atılıyor Törende velilere ve öğrencilere hitap eden Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, üniversite olarak eğitimin yalnızca yükseköğretimle sınırlı olmadığını, bireyin gelişim yolculuğunun en erken dönemlerinden itibaren nitelikli eğitim anlayışını benimsediklerini ifade etti. Eğitim her boyutunda niteliği öncelediklerini belirten ve Çelebi Anaokulu ve Gündüz Bakımevi’nin kısa sürede örnek gösterilen bir eğitim kurumuna dönüştüğünü ifade eden Prof. Dr. Bulduklu, çocukların eğitim hayatına sağlam bir başlangıç yapmalarını sağlayacak güvenli ve kaliteli bir öğrenme ortamı sunmayı hedeflediklerini söyledi. Minik öğrencilerin İstiklal Marşı’nı coşku ve özgüvenle okumalarının kendisini son derece etkilediğini dile getiren Prof. Dr. Bulduklu, ”Çocuklarımızın gözlerindeki heyecanı ve mutluluğu görmek, geleceğe dair umutlarımızı daha da güçlendiriyor. Eğitimin temeli işte bu yaşlarda atılıyor. Biz de İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi olarak bireyin eğitim yolculuğunun her aşamasında yer almayı, en küçük yaştan itibaren kaliteli ve değer odaklı bir eğitim anlayışı sunmayı görev kabul ediyoruz. Çelebi Anaokulu ve Gündüz Bakımevimizde yıl boyunca büyük bir özveriyle çalışan yöneticilerimiz ve öğretmenlerimiz sayesinde bugün gurur duyduğumuz bir noktaya ulaştık. Velilerimizin gösterdiği yoğun ilgi ve güven, doğru bir yolda ilerlediğimizin en önemli göstergesidir. Artan talepleri karşılayabilmek ve çocuklarımıza daha geniş imkânlar sunabilmek için kapasitemizi geliştirmeye yönelik çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Hedefimiz, her geçen gün daha güçlü, daha nitelikli ve daha kapsayıcı bir eğitim ortamı oluşturmaktır. Bir eğitimci ve bir baba olarak şunu içtenlikle ifade etmek isterim ki hayatın en samimi sevinçleri ve en unutulmaz mezuniyet heyecanları bu yaşlarda yaşanıyor. Bugün burada çocuklarımızın attığı bu küçük ama anlamlı adım, onların gelecekteki başarılarının ilk habercisidir. Mezun olan tüm öğrencilerimizi kutluyor, ailelerimize ve eğitim kadromuza teşekkür ediyorum” dedi. Çocuk Gelişiminde Babaların Önemine Vurgu Öğrencilerin yıl boyunca büyük bir özveriyle çalışarak okul öncesi eğitimlerini başarıyla tamamladıklarını beliren ve mezuniyet töreninin çocukların eğitim hayatındaki ilk önemli dönüm noktalarından biri olduğunu ifade eden Çelebi Anaokulu ve Gündüz Bakımevi Birim Sorumlusu Semra Gümüş, “Çocuklarımız bütün bir yıl boyunca büyük bir gayret göstererek çalıştılar. Okul hayatlarının en önemli adımlarından biri olan anaokulu eğitimini başarıyla tamamladılar. Çocuklarımızı ve bizleri bu mutlu günümüzde yalnız bırakmadığınız için hepinize teşekkür ederiz.Rektör Yardımcımız aynı zamanda Sosyal Tesisler İktisadi İşletmesi Yürütme Kurulu Başkanımız Prof. Dr. Yasin Bulduklu hocamız, Genel Sekreterimiz Nurettin Memur ve Genel Sekreter Yardımcımız Muhammed Enes Uzun başta olmak üzere tüm Yürütme Kurulu üyelerine; Sosyal Tesisler İktisadi İşletmesi Müdürü Ömer Coşgun’a, çocuklarımızın üzerinde büyük emekleri olan öğretmenlerimize, çocuklarımıza bir anne şefkati ile yaklaşan personellerimize ve bize her türlü desteği veren yardımcı öğrenci arkadaşlarıma da ayrıca teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu. Yaklaşan Babalar Günü vesilesiyle, çocukların gelişiminde babaların üstlendiği güvenli rolün önemine değinen Gümüş, “Çocukların ilk adımı ne kadar kıymetliyse, arkasında duran o güçlü gölge, o güven veren el de bir o kadar değerlidir. Bugün çocuklarınız bu sahnede gururla parlıyorsa, bu onların arkasında sarsılmaz bir dağ gibi duran sizlerin sayesindedir. Sizler onların ilk kahramanı, ilk güven kaynağı ve hayat boyu yürüyecekleri yoldaki en güçlü ışığısınız. Ellerini ilk tuttuğunuz günden bugüne sevginizle ve sabrınızla onların büyümesine ortak oldunuz. Şimdi ise onların ilk mezuniyet heyecanını yine en ön sıradan, gözlerinizdeki o tarif edilemez gururla izliyorsunuz. Bu anlamlı günde çocuklarının her başarısıyla yeniden büyüyen; onlara sadece bir baba değil, aynı zamanda yoldaş, öğretmen ve sığınak olan tüm babalarımızın Babalar Günü'nü en içten dileklerimle kutluyorum” ifadelerini kullandı. “Yolunuz Hep İyiliğe ve Güzelliğe Çıksın” Mezun olan Gökkuşağı sınıfının öğretmeni Fatma Koçak, minik öğrencilerini yeni bir döneme uğurlarken yaptığı konuşmada hem gururu hem de ayrılık burukluğunu bir arada yaşadı. Konuşmasına okul yönetimine ve mesai arkadaşlarına teşekkür ederek başlayan Fatma Koçak, “Bugün burada tarif etmesi zor bir duygu ile karşınızdayım. Bir yanım tarifsiz bir gururla dolu, diğer yanım ise biraz buruk bir veda eşiğinde. Küçücük adımlarla sınıfımıza gelen o minik yürekler, bugün kocaman umutlarla bir adım daha büyüyorlar. Biz aslında kocaman bir ailenin minik parçalarıyız. Bu ailenin bir parçası olmak benim için çok keyifliydi. Hayatlarınıza, tecrübelerinize eşlik etmek, birlikte yol almak, birlikte öğrenmek tarif edilemez bir duygu benim için. Yeri geldiğinde öğretmeniniz, yeri geldiğinde oyun arkadaşınız olmak çok keyifliydi. Beni hayatlarınıza dahil ettiğiniz için çok teşekkür ederim. Sevgili çocuklarım; gittiğiniz her yerde kalbinizdeki sevgiyi koruyun; iyilikten, merhametten ve umut etmekten asla vazgeçmeyin. Yolunuz zorlaştığında içinizdeki o güçlü ışığı hatırlayın. Bilin ki sizler her an benim kalbimdesiniz. Yolunuz hep iyiliğe ve güzelliğe çıksın sevgili öğrencilerim” dedi. Kep Atma Coşkusu Açılış konuşmalarının ardından sahne alan miniklerin sergilediği gösteriler salondakilere keyifli anlar yaşattı. Tören, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu ve öğretmen Fatma Koçak tarafından öğrencilere ilk mezuniyet belgelerinin takdim edilmesi ve ardından çocukların büyük bir coşkuyla kep atmasıyla son buldu. -
18.06.2026
Küresel Girişimcilik Ağı ‘MANAS E-LAB Çalıştayı’ İKÇÜ’de Başladı
Kırgızistan’daki yükseköğretim kurumlarında sürdürülebilir girişimcilik ekosistemleri kurmayı hedefleyen Avrupa Birliği destekli "MANAS E-LAB" projesinin Yıllık İlerleme Değerlendirme Çalıştayı, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) ev sahipliğinde başladı. Avrupa Birliği Erasmus+ Yükseköğretimde Kapasite Geliştirme (CBHE) Programı kapsamında fonlanan ve Kırgız-Türk Manas Üniversitesi koordinatörlüğünde yürütülen MANAS E-LAB (Entrepreneurship Laboratory) Projesi’nin Yıllık İlerleme Değerlendirme Çalıştayı (Annual Progress Review Workshop), 18-19 Haziran 2026 tarihlerinde İKÇÜ’de gerçekleştiriliyor. İki gün sürecek çalıştayda; küresel ortakların birinci yıl faaliyetleri, proje çıktılarının gelişimi ve yükseköğretimde girişimcilik kapasitesinin artırılmasına yönelik stratejik adımlar masaya yatırılıyor. İKÇÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi (İİBF) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serhat Burmaoğlu’nun proje yöneticiliğini üstlendiği; Doç. Dr. İrem Özgören Kınlı, Dr. Öğr. Üyesi Ela Burcu Uçel ve Dr. Öğr. Üyesi Esra Dündar Aravacık’tan oluşan İKÇÜ ekibinin ev sahipliğindeki çalıştayın açılış toplantısı geniş bir katılımla yapıldı. Toplantıya; İKÇÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, İKÇÜ İİBF Dekanı Prof. Dr. Sevtap Ünal, Proje Koordinatörü Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi İİBF Öğretim Üyesi Doç. Dr. Azamat Maksudunov, İKÇÜ Teknoloji Transfer Ofisi (TTO) A.Ş. Genel Müdürü Anıl Baybura ile konuk üniversiteden akademisyen ve uzmanlar katıldı. Bilim Diplomasisi Küresel Barışın Teminatıdır Çalıştayın açılışında konuşan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, hızla değişen dünya düzeninde uluslararası iş birliklerinin, kültürlerarası ortaklıkların ve bilim diplomasisinin üstlendiği stratejik role dikkat çekti. Üniversitelerin artık sadece sınırları içinde bilgi üreten değil, küresel köprüler kuran aktörler olduğunu belirten Prof. Dr. Bulduklu, "Farklı coğrafyalardan, farklı kültürlerden kurumların sahip olduğu bilgi ve deneyimleri bir araya getirmek, sadece akademik bir kazanım değildir. Bu ortak üretim kültürü; daha yenilikçi, sürdürülebilir ve yaşanabilir bir dünyanın inşası için asıl ihtiyaç duyduğumuz zemindir. Kültürlerarası iş birliği, ön yargıları yıkarak toplumları birbirine yaklaştırır. Bilginin serbestçe dolaşımı ve ortak projeler, nihai hedefimiz olan küresel barış ortamına en büyük hizmeti sunmaktadır" dedi. İnsanlığın Ortak Dili Uluslararası ilişkilerin yeni vizyonuna ve bilim diplomasisinin küresel krizlerin çözümündeki kilit rolüne değinen Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bulduklu, geleneksel yöntemlerin yetersiz kaldığı noktalarda akademik iş birliklerinin önemli bir misyon üstlendiğini aktardı. Prof. Dr. Yasin Bulduklu, "Geleneksel diplomasinin, siyasi tıkanıklıkların veya sınırların küresel krizleri çözmede yetersiz kaldığı anlarda; bilim diplomasisi uluslararası ilişkileri canlı tutan ve insanlığı ortak akılda buluşturan en güvenli limandır. İklim krizinden ekonomik sürdürülebilirliğe, dijital dönüşümden bölgesel kalkınmaya kadar karşı karşıya olduğumuz hiçbir sorun artık tek bir ülkenin sınırları içinde çözülemiyor. Bilim, doğası gereği evrenseldir ve insanlığın ortak dilidir. İşte bu yüzden bilim diplomasisi, sadece akademik bir etkileşim değil, aynı zamanda küresel sorunlara ortak akılla çözümler üreten stratejik bir soft-power (yumuşak güç) unsurudur. MANAS E-LAB gibi çok uluslu, çok kültürlü projeler, bilim diplomasisinin kağıt üzerinde kalmayıp sahada yaşayan en somut örnekleridir. Üniversiteler, ürettikleri bilimsel gücü, inovatif yaklaşımları ve girişimcilik reflekslerini toplumsal ve ekonomik değere dönüştürerek bu diplomasinin sahadaki en dinamik uygulayıcıları olmak zorundadır. İKÇÜ olarak bizler de bu sorumluluğun bilinciyle hareket ediyoruz" diye konuştu. Dünyayla Konuşan ve Dünya İçin Değer Üreten Bir Üniversite Bilim diplomasisinin küresel ölçekteki yapıcı gücünün, yönetim felsefesi ve stratejik planlamalarıyla doğrudan örtüştüğünü ifade eden Prof. Dr. Bulduklu, İKÇÜ’nün adını uluslararası arenada da başarıyla duyurulması adına yoğun çaba sarf ettiklerini ifade etti. Prof. Dr. Yasin Bulduklu, "İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi olarak uluslararasılaşmayı, sadece yabancı dilde eğitim vermek ya da öğrenci değişim programları düzenlemek olarak görmüyoruz. Bizim için uluslararasılaşma; bilginin, inovasyonun ve girişimcilik kültürünün küresel ölçekte harmanlandığı dinamik bir vizyonu ifade ediyor. İKÇÜ olarak, uluslararasılaşmayı sadece bir hedef değil, kurumsal kimliğimizin temel bir mottosu olarak kabul ediyoruz. Kurumsal mottomuzun temelinde, 'dünyayla konuşan ve dünya için değer üreten bir üniversite' olma ideali yer almaktadır. Avrupa Birliği projelerine, sınır ötesi akademik ortaklıklara ve küresel ağlara verdiğimiz stratejik önem, bu vizyonun sahadaki en güçlü yansımasıdır. Küresel rekabetin ve dijitalleşmenin sınırları yok ettiği günümüz dünyasında, İKÇÜ’nün adını uluslararası arenada başarıyla duyurmaktan gurur duyuyoruz. Üniversitemiz; araştırma, inovasyon, teknoloji transferi ve girişimcilik alanlarında dünya standartlarını yakalayan, küresel ölçekte fark yaratan her projeye tüm kurumsal altyapısını ve akademik gücünü seferber etmeye kararlılıkla devam edecektir. MANAS E-LAB projesi de bu küresel yürüyüşümüzün en prestijli halkalarından biridir" dedi. İKÇÜ Deneyimini Uygulamalı Eğitimlerle Aktaracak Program kapsamında İKÇÜ adına proje yürütücülüğünü üstlendiği eğitim ve müfredat süreçlerine dair detayları paylaşan Prof. Dr. Serhat Burmaoğlu, üniversitenin girişimcilik eğitimi, yenilikçi müfredat modelleri ve teknoloji transferi alanındaki güçlü birikimini tüm ortaklara aktaracaklarını ifade etti. Prof. Dr. Serhat Burmaoğlu, "MANAS E-LAB Projesi, yalnızca ortak kurumların yan yana geldiği geçici bir çalışma grubu değil; sınırları aşan, üniversiteler arası bilgi transferini kurumsallaştıran ve kalıcı hale getiren stratejik bir platformdur. Günümüzde inovasyon, tek bir merkezin tekelinde değildir; bilginin paylaşıldıkça ve farklı akademik kültürlerle harmanlandıkça katma değere dönüştüğünün bilincindeyiz. İKÇÜ olarak sahip olduğumuz teknoloji transferi, yenilikçi müfredat modelleri ve ekosistem yönetimi tecrübesini bu platform aracılığıyla ortaklarımıza aktarırken, onlardan gelen dinamizmi de kendi yapımıza entegre ediyoruz. Fikir aşamasından ticarileşmeye kadar uzanan bu süreçte kuracağımız mekanizmalar, genç beyinlerin küresel pazarda rekabet edebilecek donanıma erişmesini sağlayacaktır. Bu platform, geleceğin küresel girişimcilik ekosisteminin akademik haritasını yeniden şekillendirmektedir" diye konuştu. Projenin Büyük Hedefi: Yeni Bir "Makerspace" Laboratuvarı Proje Koordinatörü Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi İİBF Öğretim Üyesi Doç. Dr. Azamat Maksudunov ise bugüne kadar yürütülen çalışmalar ve projenin genel hedefleri hakkında bilgi verdi. Doç. Dr. Maksudunov proje ortaklarının katkılarıyla girişimcilik odaklı eğitim altyapılarının geliştirilmesi, akademisyenlerin kapasitelerinin artırılması ve öğrencilerin fikir aşamasından girişime dönüşen süreçlerde desteklenmesi için çalışmaların kararlılıkla sürdüğünü belirtti. Projenin en heyecan verici çıktılarından biri olan Makerspace Laboratuvarına değinen Maksudunov, "Bu Erasmus+ projesiyle, üniversite bünyesinde öğrencilerin teorik fikirlerini pratiğe dökebilecekleri tam donanımlı bir Makerspace Laboratuvarı kurulmasını amaçlıyoruz. Bu laboratuvar, öğrenci girişimlerine inovatif bir alan ve güçlü bir mentorluk desteği sağlayacak" ifadelerini kullandı. İki Günlük Yoğun Gündem Çalıştayın ilk gününde proje yönetimi, kalite süreçleri ve performans göstergeleri gibi kurumsal başlıklar değerlendirilirken; ikinci gün Eğitici Eğitimleri" (Training of Trainers) başlığı altındaki uygulamalı oturumlarla devam edecek. Bu kapsamda; EntreComp modelinin müfredatlara entegrasyonu, fikirden ürüne dönüşüm süreçleri, yenilikçi iş modelleri, modern kuluçka merkezi yapıları ve mentorluk mekanizmaları saha deneyimleriyle tartışılarak çalıştay tamamlanacak. -
12.06.2026
Zorlu Süreç Başarıyla Geride Kaldı: İKÇÜ Diş Hekimliği Fakültesi Hastanesi Yeni Binasında
2012 yılından bu yana Aydınlıkevler’deki yerleşkede İzmir ili ve çevre illere modern diş sağlığı hizmeti sunan İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Diş Hekimliği Fakültesi Hastanesi, İKÇÜ’nün Balatçık’taki merkez kampüsüne taşındı. İzmir’in en modern altyapısına sahip sağlık kompleksinde hasta kabulüne başlayacak binadaki açılıştan önceki son aşamayı yerinde inceleyen Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Muhsin Akbaş, Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Prof. Dr. Süleyman Akbulut, Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ender Akan, Genel Sekreter Nuretdin Memur, Genel Sekreter Yardımcısı Enes Uzun ve Fakülte Sekreteri Hüseyin Kara, yeni yerleşkedeki öğle yemeğini akademik ve idari personelle birlikte yedi. "Topluma Hizmet" Yeni Sağlık Kompleksinde Hayat Buluyor Yeni yerleşkesinde hem eğitim hem de sağlık hizmetlerini yüksek standartlara taşıyarak kapılarını açacak olan İKÇÜ Diş Hekimliği Fakültesi Hastanesinde uzun ve yorucu sürecin geride kalmasından duyduğu memnuniyeti paylaşan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, "İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesinin kurulduğu günden bu yana en temel önceliklerinden biri, bilgiyi doğrudan halkımızın refahı için kullanmak, yani topluma hizmet etmektir. Aydınlıkevler Yerleşkemizde hem İzmir’e hem de tüm Ege Bölgesi’ne sunduğumuz nitelikli diş sağlığı hizmetini, Merkez Kampüsümüze taşıyarak toplumsal fayda misyonumuzu bir adım daha ileriye götürüyoruz. Bu taşınma, sadece bir mekân değişikliği değil; aynı zamanda eğitim ve sağlık hizmetlerimizde kalite standartlarını en üst seviyeye çıkarma vizyonumuzun önemli bir parçasıdır. Yeni binamız, İzmir’in en modern altyapısına sahip sağlık komplekslerinden biri olarak tasarlandı. Hastalarımıza modern ve konforlu bir ortamda tedavi imkânı sunarken, geleceğin diş hekimleri olan öğrencilerimize de en son teknolojiyle donatılmış laboratuvarlar ve kliniklerde eğitim alma fırsatı sağlıyoruz" dedi. Geleceğin Diş Hekimlerine Dünya Standartlarında Pratik Eğitim Yeni kampüsteki geniş imkânların eğitim kalitesine ve öğrencilerin mesleki gelişimine sağlayacağı katkıya da değinen Prof. Dr. Bulduklu, İKÇÜ Diş Hekimliğini tercih edecek olan öğrencilerin, yeni komplekste eğitim alma ayrıcalığına sahip olacaklarını kaydetti. Prof. Dr. Yasin Bulduklu, "Genç hekim adaylarımızı buradaki üst düzey imkânlarla karşılayacak olmanın heyecanını yaşıyoruz. Öğrencilerimizin eğitim hayatlarına, en güncel teknolojilerle donatılmış bu yeni binada başlayacak olmaları, onlara hem mesleki hem de sosyal anlamda çok büyük bir avantaj sağlayacak. Kampüs ortamının sunduğu zengin imkânlarla iç içe, aidiyet duygusu yüksek ve tam donanımlı hekimler olarak yetişecekler. Yeni binamızda, diş hekimliği öğrencilerimizin teorik bilgilerini pratiğe dönüştürecekleri preklinik (klinik öncesi) laboratuvarlar, simülasyon merkezleri ve klinik alanlar en güncel teknolojilerle baştan aşağı yenilendi. Genişletilmiş fiziki alanlarımız sayesinde her öğrencimize dünya standartlarında, tam donanımlı ünitlerde uygulama yapma imkânı sunuyoruz. Öğrencilerimiz, dijital diş hekimliğinin en son yapay zekâ ve görüntüleme teknolojileriyle burada tanışacak, henüz mezun olmadan en karmaşık klinik vakaları tecrübeli hocalarımızın gözetiminde deneyimleme fırsatı bulacaklar. İKÇÜ Diş Hekimliği Fakültesi olarak amacımız, sadece diploma veren değil; özgüveni yüksek, el becerisi mükemmel ve mesleki pratik yönü güçlü hekimler yetiştirmektir" diye konuştu. Kamu Sağlığına Katkı Yeni kampüsün İzmir geneline sunulacak sağlık hizmetlerinde stratejik bir rol oynayacağını belirten Prof. Dr. Bulduklu, bölgeye sunulan şifa kapısının da büyütülmesinden mutluluk duyduklarını ifade etti. Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bulduklu, "Kampüsümüzün bütünsel yapısı içinde, hastalarımızı çok daha modern bir altyapıyla karşılayacak olmanın heyecanını yaşıyoruz. Bu yeni sağlık kompleksimiz sadece üniversitemiz için değil, İzmir’in ve Ege Bölgesi'nin ağız ve diş sağlığı haritası için de büyük bir kırılma noktasıdır. Genişletilmiş fiziki imkânlarımız, artan ünit sayımız ve son teknoloji görüntüleme cihazlarımızla, İzmir’de kamu eliyle sunulan nitelikli sağlık hizmetlerinin payını ciddi oranda artırıyoruz. Özellikle cerrahi müdahaleler, çocuk diş hekimliği ve ileri düzey restoratif tedavilerde kentimizdeki hasta yoğunluğunu azaltacak, randevu ve tedavi süreçlerini çok daha hızlandıracağız. İKÇÜ, bu modern kompleksiyle İzmir’in sağlık turizmi vizyonuna da güçlü bir altyapı desteği sunacaktır" dedi. Sabır ve Özveriyle Titiz Bir Çalışma Bina yapımı, teknik altyapı kurulumu ve teslim süreçlerinde takvimin öngörülenden daha uzun bir süreye yayıldığını, ancak ulaşılan sonucun bu bekleyişe değdiğini belirten Prof. Dr. Bulduklu, "Bu taşınma süreci son derece uzun, titizlik gerektiren ve yorucu bir dönemi kapsıyordu. Ancak idari ve akademik kadromuzun büyük özverisiyle bu zorlu süreci başarıyla geride bıraktık. Hastanemizin inşaat, donanım ve teslim aşamalarında her detayın eksiksiz ve en yüksek kalitede olması için son derece titiz bir çalışma yürüttük. Sürecin teknik hassasiyetler nedeniyle uzaması zaman zaman sabır gerektirse de bugün, İzmir'in en modern sağlık kompleksini üniversitemize kazandırmış olmanın büyük mutluluğunu yaşıyoruz. Sabırla bekleyen, sürecin her anında emeğini esirgemeyen tüm paydaşlarımıza teşekkür borçluyuz. Bu zorlu ve titizlik gerektiren taşınma sürecini büyük bir özveriyle yöneten başta değerli Rektörümüz Prof. Dr. Saffet Köse olmak üzere, dekanlığımıza, genel sekreterliğimize, yapı işleri ekibimize, akademik ve idari personelimize teşekkür ediyorum. 'Topluma Hizmet' mottomuzun en somut nişanelerinden biri olan yeni hastane binamızın üniversitemize ve tüm halkımıza hayırlı olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı. -
08.06.2026
İKÇÜ’de Sosyal Hizmet Rüzgarı:Teori Sahaya, Projeler Geleceğe Dokundu
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ), sosyal hizmet alanında fark yaratan bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Bu yıl 3’üncüsü düzenlenen "Sosyal Hizmet Uygulama ve Araştırma Şenliği", genç uzman adaylarının sahada geliştirdiği projelerle bilimsel bir şölene dönüştü. İKÇÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü ve Sosyal Hizmet Topluluğu iş birliğiyle gelenekselleşen şenlik, Hekim Hacı Paşa Konferans Salonunda gerçekleştirildi. 2025-2026 eğitim-öğretim yılı boyunca huzurevlerinden hastanelere, belediyelerden ceza infaz kurumlarına kadar geniş bir yelpazede görev alan öğrencilerin saha deneyimleri, fuaye alanındaki poster sunumlarıyla katılımcıların beğenisine sunuldu. Düzenlenen açılış programına; Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Derya Özer Kaya, Dekan Yardımcıları Prof. Dr. Sevtap Günay Uçurum ve Doç. Dr. Ayşe Akbıyık, Sosyal Hizmet Bölüm Başkanı Prof. Dr. Melike Tekindal, Bölüm Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Ahmet Ege, Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği (SHUDER) İzmir Şube Başkanı Tufan Fırat Göksel, kurum temsilcileri, akademisyenler ve çok sayıda öğrenci katıldı. Sosyal Hizmet Bizde Köklü Bir Geçmişe Sahip Şenliğin açılış konuşmasını yapan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, teorik bilginin sahada uygulamaya dönüşmesinin önemine dikkat çekti. Türkiye’deki pek çok çalışmanın teoride kaldığını belirterek kısıtlı imkânlarla büyük projeler üreten bölüm yönetimini kutlayan Prof. Dr. Bulduklu, “Bu tür organizasyonlar hem teorik bilginin sahada uygulamaya dönüşmesi hem de geleceğe yönelik bir vizyon kazandırması açısından son derece önemli. Bugün Türkiye’de yürütülen pek çok çalışmanın ne yazık ki kâğıt üzerinde kaldığını ya da sadece teorik düzeyde sınırlandığını görüyoruz. Tam da bu noktada, kısıtlı imkânlara rağmen büyük işler başaran bölüm yönetimimizi ve hocalarımızı yürekten kutluyorum. Yeni kurulmuş bir üniversitenin bu denli kapsamlı projeleri hayata geçirmesi muazzam bir başarıdır. Modern yaşamın gereksinimlerinden doğan sosyal hizmet alanının aslında kültürümüzde köklü bir geçmişe sahip olduğunu vurgulamak gerekir. Hem bir disiplin hem de bir uygulama alanı olan sosyal hizmet, kadim geleneğimize baktığımızda yabancısı olduğumuz bir saha değildir. Geçmişte 'hayır hizmetleri' çatısı altında şekillenen bu anlayış, günümüzde profesyonel bir ihtiyaç haline gelmiştir. Bu alandaki kurumsal uygulamalar özellikle 20. yüzyılın ilk çeyreğinden itibaren görünürlük kazanmıştır. Bugün ise teknolojinin getirdiği dezavantajlardan, modernizmin ve geleneksel değerlerden kopuşun yarattığı toplumsal kırılmalara kadar pek çok etkenin, 'hassas grupları' daha da artırdığına tanıklık ediyoruz. Bu gruplara yönelik önlemler ülkemizde nispeten geç alınıyor olsa da sosyal hizmet alanının gün geçtikçe çok daha kritik bir önem kazandığını rahatlıkla söyleyebiliriz” ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Bulduklu’dan Son Ders: Proaktif Düşünceyi İçselleştirin Yönetimsel olarak sorun çıktıktan sonra müdahale eden (reaktif) anlayışının yaygın olduğunu söyleyen Prof. Dr. Bulduklu, Adalet Bakanlığı’nın yeni başlattığı "Mavi Oda" uygulamasının mezunlar için kritik bir istihdam alanı oluşturduğuna dikkat çekti. Prof. Dr. Yasin Bulduklu, “Ceza ve Tevkifevlerinde ‘Mavi Oda’ adıyla çok kıymetli bir uygulama başlatıldı. Bu uygulama, özellikle mezuniyet aşamasındaki 4. sınıf öğrencilerimizin ‘Nerede iş bulacağız?’ kaygısına umut verici bir yanıt sunarken, müthiş bir istihdam ve çalışma alanı yaratıyor. Bakanlık, bu adımla tüm cezaevlerindeki hassas gruplarla profesyonel görüşmeler gerçekleştirmek adına çok önemli bir hamle yaptı. Bu noktada, bilimsel komisyonda yer alan hocalarımıza ve araştırmacılarımıza büyük görevler düşüyor. Uygulamanın mutlaka stratejik düşünceyi temel alması, her odada bir sosyal hizmet uzmanının görevlendirilmesi ve bu sürecin proaktif bir bakış açısıyla sürdürülmesi gerekiyor. Çağdaş dünya, sorunlar henüz ortaya çıkmadan tedbir alınmasını gerektiren bir vizyona ihtiyaç duyuyor. Bizde genellikle reaktif yönetim tarzı, yani sorun ortaya çıktıktan sonra arkasından koşup onu düzeltmeye çalışma eğilimi yaygındır. Ancak modern dünya, artık bu reaktif adımlarla zaman ve kaynak kaybedecek lükse sahip değildir; çünkü bu tarz yaklaşımlar ülkenin yetkinliklerini devre dışı bırakır. Gelinen noktada stratejik düşünce ve proaktif bakış açısı, dezavantaj yaratan unsurlara yönelik daha sorun filizlenmeden tedbir almayı önümüze net bir hedef olarak koymaktadır. Siz genç sosyal hizmet uzmanlarının; sahaya adım attığınızda sorunu yapısal hale geldikten sonra çözmeye çalışan değil, daha ortada sorun yokken önlem alan profesyoneller olmanız gerekir. Bu durum, her ne kadar sosyal hizmet bağlamında özel bir tavsiye gibi görünse de aslında Türkiye'nin en temel yönetimsel sorunlarından biridir. Bunu unutmamanızı isterim. Bu da size benim ‘son ders’ niteliğindeki tavsiyem olsun: Stratejik bakış açısına sahip olmayı önceleyen bir yönetişim felsefesini ve bu iş yapış biçimini mutlaka içselleştirin.” dedi. İnsan, Biyo-psikososyal Bir Varlıktır Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Derya Özer Kaya, fakülte bünyesinde 1800 öğrenci ve 100 kişilik akademik kadroyla dev bir aile olarak eğitim-öğretime devam ettiklerini belirtti. Mevcut sağlık sistemlerinin insanı yalnızca fiziksel ve biyolojik yönüyle ele almasının büyük bir eksiklik olduğunu ifade eden Prof. Dr. Kaya, sosyal hizmet uzmanlarının sağlık sistemindeki hayati rolünü hatırlattı. Dekan Prof. Dr. Kaya, “Sağlık Bilimleri Fakültesi ailesi olarak hepimizin ortak bir amacı var; o da insanın iyilik halini sürdürmek, bozulmuş durumlarda ise optimal seviyeyi yeniden yakalamaktır. İnsanın biyo-psikososyal bir varlık olduğu çok net bir gerçektir. Bireyin ve toplumun iyilik hali; fiziksel, psikolojik ve sosyolojik ayakların hep birlikte desteklenmesiyle mümkündür. Sosyal hizmet uzmanları olarak sizlerin görevi, tam da bu noktada devreye girerek hem sosyal iyilik halini inşa etmek hem de psikolojik sağlamlığı desteklemektir. Sahada çalıştığınız gruplar; şefkate, korunmaya ve doğru müdahaleye ihtiyaç duyan kırılgan kesimlerdir. Bizler bu şefkati bir acıma duygusuyla değil; koruma, kollama ve mesleki profesyonelliği en üst düzeyde göstererek sunmakla mükellefiz. Sizler, sahada çok değerli çalışmalarla en kırılgan gruplara ulaştınız, onlara dokundunuz ve bugün burada adeta bir bilim şenliği oluşturdunuz. Bu süreçte üstün bir gayret gösteren değerli öğrencilerimize, onlara yol gösteren hocalarımıza, sahada dokunduğumuz o kıymetli insanlara ve bizlere hayatın her alanında destek olan fedakâr ailelerimize sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Mezuniyet kapısındaki tüm gençlerimizin yollarının açık olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı. Sizlerle Sonsuz Gurur Duyuyoruz Sosyal Hizmet Bölüm Başkanı Prof. Dr. Melike Tekindal ise şenliğin kendileri için büyük bir gurur vesilesi olduğunu aktardı. Sosyal hizmetin insan onurunu ve toplumsal adaleti merkeze alan bir disiplin olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Tekindal, bölümün saha başarılarına ilişkin şu verileri paylaştı: “Biliyoruz ki sosyal hizmet; toplumun dezavantajlı, marjinalleşmiş ve kırılgan kesimleriyle birlikte çalışır, onları güçlendirmeyi ve toplumsal değişimi desteklemeyi hedefler. Merkezine insanı, insan onurunu ve haklarını, toplumsal adaleti yerleştiren bu disiplin; sokakta, ailede, kurumda, kısacası insanın var olduğu her yerdedir. Değerli öğrencilerimiz, bu sıralarda sadece teorik bilgi edinmekle kalmadılar; derin empati, eleştirel düşünme, krize müdahale ve savunuculuk gibi hayati becerileri de kazandılar. En büyük pusulamız olan etik ilkelerimizle yoğrulan bu eğitim sürecinin en kritik aşaması ise sınıf duvarlarını aşıp sahaya inmekti. İşte bugün bu şenlikle, teorinin pratiğe dönüştüğü o somut çıktıları hep birlikte kutluyoruz. Bu dönem 4. sınıftan 55 öğrencimiz; belediyelerden hastanelere, gençlik merkezlerinden denetimli serbestlik müdürlüklerine kadar 17 farklı paydaş kurumda aktif olarak sahaya indi. Topluma değer katan, 8’i genel, 28’i uzun süreli ve bütçeli olmak üzere tam 36 sosyal sorumluluk projesi gerçekleştirdiler. Aynı şekilde 3. sınıftan 52 öğrencimiz de bilime ve kanıta dayalı sosyal hizmet literatürüne katkıda bulunan 10 değerli araştırmayı bugün bizlere sunuyor. Bu muazzam tablonun ortaya çıkmasında desteklerini esirgemeyen Rektörümüz Prof. Dr. Saffet Köse’ye, Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Yasin Bulduklu’ya, Dekanımız Prof. Dr. Derya Özer Kaya’ya, paydaş kurumlarda görev yapan meslektaşlarımıza ve sahada öğrencilerimize sabırla rehberlik eden bölümümüzün çok kıymetli hocalarına teşekkür ediyorum. Özellikle bu yıl meslek hayatına adım atacak 4. sınıf öğrencilerimize sesleniyorum: İKÇÜ Sosyal Hizmet Bölümü’nün mezunu olmakla daima gurur duyun, çünkü bizler sizlerle sonsuz gurur duyuyoruz. Yolunuz daima açık olsun” Dokunduğunuz Her Şeye Değer Kattınız Öğrencilerin ve danışman hocaların büyük emek verdiği projelerin sunumunu gerçekleştiren Sosyal Hizmet Bölüm Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Ahmet Ege de 9 aylık yoğun ve üretken bir sürecin başarıyla tamamlandığını ifade etti. Doç. Dr. Ege, “Bugün, artık tüm çabalarımızın ve emeklerimizin sonucunu somut olarak gördüğümüz o büyük gün. İsterseniz hep beraber rahat bir nefes alıp bir ‘oh’ diyelim; çünkü artık o yoğun süreci başarıyla tamamladık ve geride bıraktık. Dönüp baktığımızda, bu süreçte İzmir’e birlikte ne kadar büyük bir değer kattığımızı çok net görebiliyoruz. Günlük, rutin koşturmacasıyla işleyen saha kuruluşlarımıza gencecik heyecanlar dahil oldu ve tam 9 aydır buralarda çok güzel, çok nitelikli çalışmalar ortaya koydular. Çok keyifli ve üretken bir sürecin sonuna gelmiş bulunuyoruz. Şunu çok kısaca vurgulamak isterim: İnsan var, dokunduğu şeye değer katar, insan var dokunduğu şeye değer kaybettirir. Bu salondaki herkes, dokunduğu her şeye çok güzel değerler kattı. Sizlerle gurur duyuyoruz” dedi. Protokol üyeleri ve akademisyenlerin fuaye alanındaki sergiyi gezerek öğrencilerden projeler hakkında detaylı bilgi almasıyla devam eden şenlik, geleceğin sosyal hizmet uzmanlarının teorik bilgiyi pratiğe dönüştürme başarısını bir kez daha tescilledi.
Toplam 222







