Haberler :::
-
13.04.2026
İKÇÜ’de 3. Proje Panayırı Coşkusu
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi bünyesindeki farklı bölümlerde öğrenim gören genç mühendislerin ortaklaşa geliştirdiği projeler, bu yıl 3’üncüsü düzenlenen Proje Panayırı’nda sergilendi. Öğrencilerin takımlar halinde çalışarak ortaya koyduğu özgün tasarımlar, fakültede düzenlenen geniş katılımlı bir törenle tanıtıldı. Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi bünyesindeki tüm bölümlerin müfredatında bulunan ENG 401 Disiplinlerarası Mühendislik Projesi Tasarım Dersi kapsamında; yapay zekâdan derin öğrenmeye, yazılım geliştirmeden yenilikçi mühendislik sistemlerine kadar 24 farklı konu başlığı çerçevesinde öğrenciler tarafından hazırlanan projeler 3. Proje Panayırında sergilendi. İKÇÜ’lü genç mühendislerin, sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda geliştirdiği projelerin sergilenmesine olanak sağlayan etkinlik, Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Konferans Salonundaki açılış programıyla başladı. 3. Proje Panayırı’nın açılışına Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gökçen Bombar, Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Emre Güler, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Derya Özer Kaya, Yabancı Diller Yüksekokulu Müdürü Dr. Öğr. Üyesi İrfan Arık, Genel Sekreter Yardımcısı M. Enes Uzun, Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Dekan Yardımcıları Dr. Öğr. Üyesi Aydın Ülker ve Dr. Öğr. Üyesi Sema Demirci Uzun, Fakülte Sekreteri Süleyman Ayer ile proje danışmanı akademisyenler, sektör temsilcileri ve çok sayıda öğrenci katıldı. ‘Daha İyi’nin Hayalini Kurmaya Devam Edeceğiz Programın açılış konuşmasında, Proje Panayırı’nın üçüncüsünün düzenlenmesinden duyduğu memnuniyeti dile getiren ve farklı mühendislik disiplinlerinde öğrenim gören gençlerin ekip ruhuyla bir araya gelmesinin önemine dikkat çeken Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, “Gençlerimizin çağın dinamiklerini yakalayan nitelikli projeler üretmeleri ve henüz öğrencilik yıllarında bu projelerin mutfağında yer almaları son derece kıymetli. Bu birlikteliğin ortaya çıkardığı sinerji, geleceğin mühendislik vizyonuna ışık tutacaktır. 7 bölümü akredite edilen Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi’nde verilen proje tabanlı eğitimin niteliğini görünür kılması bakımından da bu etkinliği son derece değerli bulduğumu ifade etmek istiyorum. Başlangıcından bu yana 1500 öğrencimizin bu projelerde görev aldığını düşünürsek, artık geleneksel hale gelen bu etkinlik her yıl daha da gelişecek ve öyle tahmin ediyorum ki daha büyük ölçekli bir hale gelerek üniversitemizin sınırlarını aşacaktır. Ankara’daki bazı görüşmelerde sıklıkla ifade ettiğim için burada dile getirmeyi de önemli buluyorum: Üniversitemizin en başarılı fakültelerinden olan Mühendislik ve Mimarlık Fakültemiz, hem puan sıralamasında hem proje çıktılarında hem de sektörle işbirliklerinde inanılmaz bir ivme yakaladı. Bu anlamda hem mevcut yönetimimizi hem de siz değerli hocalarımı kutluyorum. Hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Biz her zaman hem sektörün ihtiyaçlarını gözeten hem de iyi insan olma kararlılığını gösteren öğrenciler yetiştirmeye çalışıyoruz. Üniversitemiz sektörle çok yakın temas halinde. Çünkü birlikte hareket ettiğimizde, işbirliği yaptığımızda ve o sinerjiyi oluşturduğumuzda güçlü bir ülke olacağımızın bilincindeyiz. Türkiye, kendine yeten güçlü bir ülke olma yolunda hızla ilerliyor. İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi olarak bu vizyona katkı sağlamaktan son derece memnunuz. Tasarım da dâhil aslında her şey bir hayalle başlıyor. Bir şeyi hayal ediyorsunuz ve tasarlıyorsunuz. Bunun çıktısı olan ürünü görmek ise insana inanılmaz bir mutluluk veriyor. Türkiye’nin kendi ihtiyaçlarını, yerli ve milli imkânlarla tasarlama noktasında istenilen düzeye yaklaştığını hep birlikte görüyoruz ama yeterli mi? Değil. Çünkü iyinin her zaman daha iyisi var. Biz hep, hayallerimizin peşinden gitmeye ve daha iyinin hayalini kurmaya devam edeceğiz. Ben tekrar projeye katkı veren tüm hocalarımıza, burada ürün ortaya koyma cesaretini gösteren tüm öğrencilerimize kalbi şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu. “Proje Panayırı” Uzun Soluklu Bir Planlamanın Ürünü Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gökçen Bombar ise, “Bu bizim 3. proje panayırımız. Temelleri 2019 senesine dayanan bu disiplinlerarası yolculuk, MÜDEK program çıktıları doğrultusunda uzun soluklu bir planlamanın ürünü aslında. Dersin içeriğinden AKTS kurgusuna kadar defalarca yapılan toplantılar sonucunda, 2022-2023 döneminde ilk meyvelerini vermeye başlayan bir süreci ifade ediyor. Bugün geldiğimiz noktada öğrencilerimizin sektörle buluşma şansı yakaladığı çok kıymetli bir ortam oluşturduk” dedi. Başlangıcından beri 207 şubede 1500’e yakın öğrencinin bu süreçte aktif rol aldığını belirten Prof. Dr. Bombar, “Bu yıl 24 farklı ana başlık altında 59 şubemiz bulunuyor. Farklı disiplinlerden gelen öğrencilerimiz, yapay zekadan derin öğrenmeye, yazılım geliştirmeden yenilikçi mühendislik sistemlerine kadar; yapay zekanın biyomedikal uygulamaları gibi hibrit alanlarda sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda birlikte çalışarak çözüm ürettiler. ENG 401 Disiplinlerarası Mühendislik Projesi Tasarım Dersi kapsamında hazırlanan bu projelerde kaliteyi sürekli kılmak adına PUKÖ Döngüsünü (Planla, Uygula, Kontrol Et, Önlem Al) titizlikle uyguladık” ifadelerini kullandı. ENG 401 dersinin proje çıktılarının paylaşılması düşüncesinden yola çıkarak düzenlenen ilk etkinliğe “Proje Panayırı” ismini veren Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu’ya teşekkür eden Dekan Prof. Dr. Bombar, etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçen danışmanlara, proje sahibi öğrencilere ve katılımcılara şükranlarını sundu. Etkinlik, açılış konuşmalarının ardından ENG 401 Dersi kapsamında danışman hocaların deneyim paylaşımıyla devam etti. Ardından Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu tarafından danışman akademisyenlere teşekkür belgesi takdim edildi. Açılış programının tamamlanmasıyla birlikte, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu ile Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gökçen Bombar ve katılımcılar Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi fuaye alanında öğrencilerin tasarladıkları projelerin poster sunumlarını tek tek inceledi. -
12.04.2026
İKÇÜ Film Festivali’nin İkincisinde Teknoloji, Vicdan ve Gelecek Vurgusu
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) tarafından 20-25 Nisan 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan 2. İKÇÜ Film Festivali’nin açılış toplantısı yapıldı. İKÇÜ Rektör Yardımcısı ve Festival Başkanı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, İzmir’in 4 farklı noktasında toplamda 85 film gösteriminin yapılacağı festivali teknoloji, vicdan ve gelecek olmak üzere üç sacayağı üzerine kurguladıklarını belirtti. Sanatı toplumla buluşturma vizyonu doğrultusunda, kentin farklı noktalarında düzenlenecek gösterim ve etkinliklerle izleyiciye ulaşmayı hedefleyen 2. İKÇÜ Film Festivali’nin açılış toplantısı, festival sponsorlarından Menemen’de bulunan FT Lotus Thermal Hotel’de gerçekleşti. Kısa film, belgesel film, öğrenci filmi ile animasyon / yapay zekâ filmi kategorilerinde düzenlenen ve teknoloji, vicdan ve gelecek temalarına odaklanan İKÇÜ Film Festivali’nin açılış toplantısına İKÇÜ Rektör Yardımcısı ve Festival Başkanı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Festival Direktörleri Prof. Dr. Cenk Demirkıran ve Burak Taylan Yılmaz, Festival Koordinatörü Dr. Öğr. Üyesi Halit Kartal, İKÇÜ Medya Merkezi Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Ümit Aydoğan ve Anadolu Ajansı İzmir Bölge Müdürü Ahmet Caner Baysal katıldı. 32’si Yarışma Kategorilerinde, 85 Film İzleyiciyle Buluşacak İKÇÜ Film Festivali’nin Kısa Kurmaca’dan Belgesel’e, Öğrenci Filmleri’nden Yapay Zekâ tasarımlarına kadar geniş bir yelpazede İzmir’e tam bir sinema şöleni vaat ettiğini söyleyen Prof. Dr. Yasin Bulduklu, “Geçtiğimiz yıl ilkini büyük bir başarıyla tamamladığımız, bu yıl ise çıtasını daha da yukarı taşıdığımız İKÇÜ Film Festivali’nin resmi seçkisini bugün sizlerle paylaşmaktan gurur duyuyoruz. 20-25 Nisan tarihleri arasında gerçekleşecek olan 2. İKÇÜ Film Festivali, İzmir’in iki yakasındaki farklı merkezlerde bu yıl da yine gösterimlere ve etkinliklere sahne olacak. Bu yıl ki festivalimizin ayırıcı yanı ise 23 Nisan'a özel çocuk filmleri gösteriminin de festival programında yer alması. Bununla birlikte, yüzlerce başvuru arasından büyük bir hassasiyetle çalışarak; 32’si yarışma kategorilerinde olmak üzere 85 filmi izleyiciyle buluşturma kararı aldık. Bu sayı, festivalimizin kısa sürede ne denli büyük bir ilgi odağı haline geldiğinin en somut göstergesidir” dedi. Filistin’de Yaşanan İnsani Drama Karşı Sanatsal Duruş 2. İKÇÜ Film Festivali’ni teknoloji, gelecek ve vicdan olmak üzere üç sacayağı üzerine kurguladıklarını vurgulayan Prof. Dr. Bulduklu, “Bu yıl ikincisini düzenlediğimiz festivalimizde; teknolojinin geldiği seviyeyi de göz önüne alarak, bunun sinemaya yansımalarına, diğer taraftan geleceği nasıl şekillendireceğine ve en önemlisi de günümüzün en çok ihmal edilen ve dünyanın ortak sorunu haline gelen vicdan konularına odaklandık. Bu anlamda, sinemanın dijital dönüşümüne kayıtsız kalmadık ve Türkiye’deki film festivalleri arasında öncü bir adım atarak “Animasyon ve Yapay Zekâ” kategorisini hayata geçirdik. Geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da “Kamera Gazze” seçkisiyle, Filistin’de yaşanan insani drama karşı sanatsal bir duruş sergilemek istedik. Geçtiğimiz yıl “Bilgi ve Keşif”, “Aile” odağında gerçekleşen festivalimizin bu yılki mottosu olan “Kültürel Miras” kategorimizle kadim değerlerimizi beyaz perdeye taşıyarak toplumsal hafızamızı diri tutma kararlığımızı yine gösterdik. Ayrıca, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda geleceğin mimarı ve sinema profesyonelleri olan çocuklarımız için hazırladığımız özel gösterimlerle, bayram sevincini sinemanın büyüsüyle birleştirmek için önemli bir adım attık” ifadelerini kullandı. Ekibimiz ve Paydaşlarımızla Örnek Olacak Bir Model Ortaya Koyduk İKÇÜ Film Festivali’nin ikincisini düzenlemenin, geleceğe ilişkin umutları arttırdığını belirten ve festivalin bu boyuta gelmesinin bir ekip işi olduğunun altını çizen Prof. Dr. Bulduklu, “Pek çok üniversiteye örnek olacak bir model ortaya koyan ekibimiz, çok önemli çalışmalar yaptı. Bu süreçte emeği geçen başta Festival Sanat Yönetmenimiz Prof. Dr. Cenk Demirkıran, Festival Koordinatörümüz Dr. Öğr. Üyesi Halit Kartal ve Festival Yönetmenimiz Burak Taylan Yılmaz olmak üzere tüm çalışma arkadaşlarıma, jüri üyelerimize ve eserleriyle festivalimize değer katan tüm sinemacılara teşekkürlerimi sunuyorum. Burada en önemli güç elbette paydaşlarımız. Bunların başında ise, geçen yıl çok büyük destek veren, bu yıl da maddi ve manevi olarak yanımızda olan İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi Vakfı geliyor. Başta Yönetim Kurulu Başkanı Cenk Karace olmak üzere tüm İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi yönetimine teşekkür ediyorum. Bu yıl teknoloji sponsorumuz olan SalttürkOğulları İnşaat’a, İzmir Kültür ve Sanat Fabrikası’na, yine geçen yıl olduğu gibi bu yıl da ulaşım sponsorluğumuzu üstlenen AVEK’e, Can Kardeşler Kuruyemiş’e, yine bu yıl birlikte çalışmaktan son derece mutlu olduğumuz FT Lotus Termal Otel’e, Renk Sinemaları İstinyepark’a, Urladam’a ve her zaman yanımızda olan Anadolu Ajansı’na ve TRT’ye; ayrıca kamuya açık alanların kullanımı konusunda destek veren ve festivalin 23 Nisan il protokolüne dahil olmasını sağlayan İzmir Valiliği ve İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’ne çok teşekkür ediyorum” dedi. İKÇÜ Film Festivali Kültürel Miras İletişiminin Bir Parçası Sinemanın, belgesel filmler ve kurmaca filmler aracılığıyla kültürel mirası nesilden nesile aktaran bir sanat olduğunu dile getiren Festival Yönetmeni/Medya ve İletişim Bölüm Başkanı Dr. Cenk Demirkıran, “Çağımız, kültürel mirasın önceki tarihsel dönemlerden daha fazla önem kazandığı bir çağ. Geçmişin birikimini unutmamak, genç nesillere aktarmak ve sürekliliğini sağlamak günümüzde ülkelerin kültür politikalarında odaklandıkları en önde gelen konular arasında gösteriliyor. Kültürel miras iletişimi ise geçmişin hikayelerini, birikimini günümüze taşıyarak toplumsal aidiyet duygusunu güçlendirmeyi ve mirasın gelecek nesillere aktarılmasını sağlıyor. Film festivallerinin bu iletişimin önemli bir parçası olduğunu söyleyebiliriz. Arkeoloji, dilbilim, tarih, coğrafya, belge restorasyonu ve belgesel sinema gibi alanlarda yurt içi ve yurt dışında, kültürel miras alanında birçok çalışma yapan bir üniversite olarak, bu yıl festivalimizin odağına kültürel miras konusunu aldık ve İKÇÜ Film Festivali’ni kültürel miras iletişiminin bir parçası haline getirdik” dedi. 23 Nisan’da Sadece Çocukların İKÇÜ Film Festivali 2. İKÇÜ Film Festivali’nin, İzmir Körfezi’nin her iki yakasını bu yıl da bir araya getireceğini belirten Prof. Dr. Demirkıran, “İKÇÜ Film Festivali, Çiğli’den başlayarak Alsancak’a, Balçova’ya ve Urla’ya uzanan gösterim mekanlarında gerçekleşecek. İKÇÜ Çiğli Yerleşkesi ile birlikte Alsancak Kültür Sanat Fabrikası, Resim ve Heykel Müzesi, İstinye Park Renk Sineması ve UrlaDam’da gösterimlerimiz olacak. Programımızda, İKÇÜ Çiğli Yerleşkesinde geçen yıl olduğu gibi bu yıl da açık hava gösterimlerimiz yer alıyor. 2. İKÇÜ Film Festivali; Kültürel Miras Seçkisi, Kamera Gazze, Yeşilçam Seçkisi, Uzun Metraj Seçkisi, TRT Belgesel Seçkisi, TRT Avaz Seçkisi, Çocuk Filmleri Seçkisi, Sizin İçin Seçtiklerimiz (Animasyon-kurmaca-belgesel), Herkes İçin Perde (Engellileri konu alan filmler), Biz Neler Çektik! İKÇÜ Filmleri bölümlerinde, 32’si yarışma kategorilerinde olmak üzere 85 filmi izleyiciyle buluşturacak. Festival kapsamında 4 kategoride düzenlediğimiz yarışmada ödül kazanan eserler ise 22 Nisan’da üniversitemizde yapılacak olan törende açıklanacak. Yanı sıra, festivalimizde sinema profesyonelleri tarafından atölyeler ve paneller de gerçekleştirilecek. Ayrıca, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda, festivalimizi sadece çocuklara ayırmanın ve Alsancak Kültür Sanat Fabrikası’nda büyük ekranda açık hava sinemasında çocuk filmleri gösterecek olmanın mutluluğunu yaşadığımızı da belirtmek isterim. Yine UrlaDam’da ve İstinye Park Renk Sineması’nda da çocuklar için özel gösterimlerimiz olacak” diye konuştu -
03.04.2026
İKÇÜ’de Gözetim Tetkiki Başarıyla Tamamlandı
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ), sahip olduğu TS EN ISO 9001:2015 Kalite Yönetim Sistemi Belgesi’nin sürekliliğini sağlamak amacıyla gerçekleştirilen 4’üncü dönem ikinci gözetim tetkiki düzenlenen kapanış toplantısı ile sona erdi. Türk Standartları Enstitüsü (TSE) Ege Bölge Koordinatörlüğü tarafından sonuç raporunun önümüzdeki günlerde paylaşılacağı bildirilirken saha ziyareti Baştetkik görevlisi Ali Kaya, Tetkik Görevlisi Elvan Sayın ile Aday Tetkikçi Levent Bahıtlı tarafından yapıldı. Kapanış toplantısında, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Muhsin Akbaş, Prof. Dr. Süleyman Akbulut, Kalite Koordinatörü Doç. Dr. Funda İfakat Tengiz, Dekanlar, Genel Sekreter Yardımcısı Enes Uzun, kalite koordinatörlüğü ile kalite komisyonu üyeleri hazır bulundu. TSE görevlilerini İKÇÜ’de ağırlamaktan duydukları memnuniyeti paylaşan kaliteden sorumlu Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhsin Akbaş, 2012'den beri TSE ile kalite yönetim sistemi çalışmaları yürüttüklerini hatırlatarak bu sinerjinin kendilerine çok şey kattığını ifade etti. Prof. Dr. Akbaş, “Gerçekten biz TSE ile çıktığımız yolculuğu çok değerli buluyoruz. Bu süreçte çok şey öğrendik. Bu yolculuğumuza YÖKAK’ı da kattık. Her ikisini de birleştirerek kendimize has bir kalite yönetim sistemi oluşturduk diye düşünüyoruz. Burada da bir hayli mesafe katettik. Strateji daire başkanlığımızın katkılarını da takdirle ifade etmek isterim. 2021'e kadar Strateji Daire Başkanlığımızla sürdürdüğümüz yolculukta geldiğimiz nokta hakikaten çok iyi. Sonrasında kalite koordinatörlüğümüz ve birimlerdeki tüm ekiplerimizle beraber gerçekten verimli birliktelik oluşturuldu. 4 sene önce 2 olan program akreditasyon sayımız, son olarak fizik tedavi ve rehabilitasyon bölümünün 5 yıl tam akreditasyon almasıyla 14'e çıktı. Ben bu vesileyle fizik tedavi ve rehabilitasyon bölümümüze de teşekkür ediyorum ve tebriklerimi sunuyorum. 75 lisans programımız olduğu düşünülürse alınacak daha çok mesafe var. Bundan sonrasının da çok daha hızlı bir şekilde gelişeceğini, sürekli iyileşme içerisinde hızlı mesafeler alınacağını düşünüyorum. Üniversitemizin kalite gelişimine sundukları katkıları için değerli yöneticilerimiz nezdinde TSE’ye şükranlarımı iletiyorum” diye konuştu. Tetkik ekibini tanıtan Baştetkik görevlisi Ali Kaya ise hazırlayacakları raporun genel merkez tarafından değerlendirilmesinin ardından kuruma resmi olarak iletileceğini aktararak “Umarım katma değeri yüksek bir tetkik olur” ifadelerini kullandı. TSE Baş Tetkikçisi ve beraberindeki heyet tarafından akademik ve idari birimlerini kapsayan incelemelerde, kalite yönetim sisteminin işleyişi, süreçlerin verimliliği ve standartlara uyum düzeyi titizlikle değerlendirildi, yöneticilerce üniversitenin kalite yolculuğundaki kararlılığı vurgulandı. Toplantı, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Akbaş tarafından tetkik görevlilerine teşekkür belgesi takdimi ile sona erdi. -
31.03.2026
Kütüphaneler ‘İyileştiren’ Gücüyle İKÇÜ’de
62’nci Kütüphane Haftası etkinlikleri kapsamında İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ), İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile Türk Kütüphaneciler Derneği (TKD) İzmir Şubesi iş birliğiyle düzenlenen “İyileştiren Kütüphaneler” programı yoğun katılımla yapıldı. Resmi açılışa, İKÇÜ Rektör Yardımcısı Prof.Dr. Yasin Bulduklu, Bakırçay Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof.Dr. Reşat Duman, İl Kültür ve Turizm Müdürü Dr.Sadık Doğruer, İZKA Genel Sekreteri Dr. Mehmet Yavuz, Türk Kütüphaneciler Derneği İzmir Şube Başkanı Hatice Gümüş, Dekanlar, İzmir genelinde görev yapan kütüphane daire başkanlıkları yöneticileri, kütüphane müdürleri, alanda çalışan akademik ve idari personel, öğrenciler, araştırmacılar katıldı. Kütüphane Ruhu Dijitalleşmeye Teslim Edilmemeli Programın açılış töreninde konuşan Rektör Yardımcısı Prof.Dr. Yasin Bulduklu, İKÇÜ olarak bu yılki organizasyona ev sahipliği yapmaktan duydukları memnuniyeti paylaştı. Konuşmasında üniversitelerin toplumsal katkı ve bilgi üretme misyonuna değinen Prof. Dr. Bulduklu, kütüphanelerin sadece birer mekan değil, birer 'düşünce ve üretim merkezi' olduğunun altını çizdi. Dijitalleşmenin bilgiye erişimi hızlandırırken beraberinde ciddi bir yük getirdiğine dikkat çeken Prof. Dr. Bulduklu, bu sürecin kütüphane ruhunu zayıflatma riskine karşı uyarıda bulundu. Prof.Dr. Bulduklu, "Dijitalleşmenin getirdiği bilgi yoğunluğu, ne yazık ki kütüphanelerin o kendine has ruhunu ortadan kaldırmaya başladı. Ancak biz, bu tarz etkinliklerle o ruhun devam etmesi gerektiğini düşünüyoruz. Kütüphane, oraya girdiğiniz an sizi içine alan, çalışma hacminizi ve üretme motivasyonunuzu artıran bir atmosfere sahiptir. Bu ruhu korumak, akademik düşünme felsefesinin gerilememesi adına hayati bir önem taşımaktadır. Kütüphaneler, gençlerin şikâyet ettiğimiz pek çok alışkanlığının devre dışı kaldığı, 2 saatten 10 saate kadar süren bir zaman diliminde derinlemesine düşünmeye başladığı mekanlardır. Bu mekanlar, bilimsel ve akademik düşünme felsefesinin gelişmesi açısından son derece kritik bir öneme sahip. Kütüphane Haftası'nın sadece bir kutlama değil, bir farkındalık süreci olduğuna, bu tarz etkinliklerle kütüphane ruhunun canlı tutulması ve devam ettirilmesi gerektiğine inanıyorum. Dünle bağlantı kurma ve yarına yönelik proje sunma noktasında bu haftalar büyük bir bilinç oluşturuyor. Özellikle 'İyileştiren Kütüphaneler' başlığı isabetli bir seçim olmuş. Üniversitemiz, sadece eğitim veren bir kurum değil, aynı zamanda bilginin ve tecrübenin paylaşıldığı bir merkezdir. Bu yıl ev sahipliğini üstlendiğimiz bu organizasyon, vizyonumuzun bir yansımasıdır. Bu düşüncelerle 62’nci Kütüphane Haftası’nı kutluyor, bu ruhun gelecekte de güçlenerek devam etmesini diliyorum” ifadelerini kullandı. Rakamlarla İzmir’in Kütüphane Gücü İzmir İl Kültür ve Turizm Müdürü Dr. Sadık Doğruer, törende yaptığı konuşmada İzmir’deki kütüphanecilik hizmetlerinin devasa boyutlarını rakamlarla paylaştı. İzmir genelinde 43 kütüphane ve 220 kütüphaneciyle hizmet verdiklerini belirten Doğruer, yaklaşık 310 bin aktif okuyucunun kütüphanelerden 1 milyon 100 bin kez yararlandığını açıkladı. Kütüphanelerin artık sadece sessiz okuma salonu olarak görülmediğini vurgulayan Dr. Sadık Doğruer, modern kütüphaneciliğin atölye çalışmalarıyla desteklendiğini belirtti. Doğruer, "Kütüphanelerimizde artık bütüncül bir yaklaşım hakim. Sadece kitap ödünç verilen yerler değil; biyopsikososyal yaklaşımla kurgulanmış, müzeleriyle iç içe, okuyucusuyla yaşayan, atölye çalışmalarıyla da desteklenen yerleşkeler inşa ediyoruz. İzmir Kültür Sanat Fabrikası içerisindeki 22 bin metrekarelik kütüphanemiz, bu yeni nesil anlayışın en somut örneğidir. Eylül ayında Menemen Ulucak mevkiinde 8 bin 200 metrekarelik halk kütüphanesini hizmete açıyoruz. Ulucak’ın ardından bir yıl içerisinde 5 bin metrekarelik kapalı alana sahip bir başka halk kütüphanesi daha İzmirlilerin hizmetine sunulacak” diye konuştu. Konuşmasının sonunda organizasyona ev sahipliği yapan İKÇÜ rektörlüğü ve akademisyenlerine, Türk Kütüphaneciler Derneği İzmir Şubesi’ne, İZKA Genel Sekreterliği’ne ve özveriyle çalışan İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü personeline teşekkür eden Dr. Doğruer, "Kütüphane Haftası’nın bir farkındalık oluşturarak okuma kültürünü daha da derinleştirmesini diliyorum" dedi. Dijital Çağın "Güvenli Ekranları" Kütüphaneler Türk Kütüphaneciler Derneği İzmir Şubesi Başkanı Hatice Gümüş ise yaptığı konuşmada, kütüphaneciliğin 77 yıllık köklü bir geçmişe sahip olduğunu hatırlatarak, bu yılın teması olan "İyileştiren Kütüphaneler" kavramına vurgu yaptı. Gümüş, kütüphanelerin artık sadece bilgi sunan yerler değil; bireyin ruhsal ve sosyal gelişimine katkı sağlayan, teknoloji ile insanın merkezine alındığı "yaşam merkezleri" haline geldiğini belirtti. Kütüphanelerin geçirdiği evrimi ve kütüphanecilerin değişen rollerine değinen Gümüş, günümüzde kütüphanecilerin sadece "kitap düzenleyen kişiler" değil, dijital çağın veri okuryazarlığı uzmanları olduğunu vurguladı. Kütüphanelerin mimari ve dijital tasarımıyla artık toplumun en "güvenli ekranları" haline geldiğini belirten Gümüş, Türkiye’deki halk kütüphanesi verilerine dikkat çekti. TÜİK verilerine göre kütüphane sayısı ve ödünç alınan materyal miktarındaki artışın, toplumun kütüphanelere olan güveninin ve ilgisinin bir kanıtı olduğunu ifade etti. Gümüş, " Dijitalleşme kütüphaneyi yok etmiyor; aksine onu elektronik veri tabanlarının ve dijital bilgi hizmetlerinin merkezi haline getiriyor. Bu da kütüphanecilerimizi birer dijital rehber ve bilgi yöneticisi yapıyor. Artık kütüphaneler sessiz okuma salonlarından ibaret olmayıp öğrenmenin, üretmenin, paylaşmanın ve iyileşmenin merkezleridir. Mimari ve dijital tasarımıyla kütüphanelerimiz artık 'en güvenli ekranlar' haline gelmiştir. Bu mekanlar, bireyin zihinsel yükünü hafifleten, toplumsal bağları güçlendiren kamusal alanlardır. İşte tam da bu noktada iyileştiren kütüphaneler teması ile büyük bir anlam kazanıyor. Kütüphaneler bilgiyle bireyi güçlendirirken kütüphaneciler de sürecin görünmeyen kahramanları olarak toplumu iyileştirmektedirler. Maalesef son yıllarda '3-5 raf koyalım, kütüphane açalım' anlayışının yayıldığını görüyoruz. Parklara, kafelere veya sosyal hizmet merkezlerine sıkıştırılan, teknik personeli olmayan yapılar sürdürülebilir değildir. Kütüphanecilerimizin meslek dışı görevlerde kullanılması, kalitesiz hizmetin önünü açmaktadır. Kütüphanecilik bir uzmanlık işidir ve bu anlayıştan vazgeçilmelidir. Bu vesileyle büyük bir özveri ile görev yapan tüm kütüphanecilerimize teşekkür ediyor. Onların çalışma koşullarının ve özlük haklarının daha da iyileştirilmesi gerektiğini bir kez daha vurgulamak istiyoruz. Birlikte organizasyon düzenlemekten mutluluk duyduğumuz İl Kültür ve Turizm Müdürlüğümüze katılımlarıyla bizleri onurlandıran Rektör Yardımcılarımıza, değerli protokole, İKÇÜ Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü hocalarımıza, Bilgi Bilim Topluluğunun değerli öğrencilerine değerli meslektaşlarıma dernek yönetimimize teşekkür etmek istiyorum. Bilginin ışığında kitapların eşliğinde yolunuzun aydınlanması dileğiyle 62. Kütüphane Haftası kutlu olsun” şeklinde konuştu. Kalkınma Sadece İktisat Değil, Bir Kültür Meselesidir 62’nci Kütüphane Haftası etkinlikleri töreni İZKA Genel Sekreteri Dr. Mehmet Yavuz’un açılış konferansı ile devam etti. Dr. Mehmet Yavuz, ajansın 20. kuruluş yılında "Hafıza İzmir" markasıyla kentin 8500 yıllık birikimini dijital dünyaya nasıl taşıdıklarını anlattı. Konuşmasına kalkınma kavramının tarihsel dönüşümüne değinerek başlayan Dr. Yavuz, modern kalkınmanın artık sadece kişi başına düşen gelirle değil; eğitim, sağlık ve kültürle ölçüldüğünü vurguladı. İZKA’yı "yarı akademik bir kurum" olarak tanımlayan Yavuz, "Hafıza İzmir" yolculuğunun 2019 yılında yabancı yatırımcılara hediye edilmek üzere hazırlanan bir kitapla başladığını belirterek geldiği noktayı verilerle paylaştı: “Kültür, kalkınma hikayesinin yatayda her alanı kesen en önemli unsurudur. Biz Hafıza İzmir’i, kent kimliğini merkeze alan bir kalkınma pratiği olarak konumlandırdık. Kültür Yayınları: 2026 yılı itibarıyla İzmir’in kültür insanlarını ve tarihini konu alan 20 prestij eser yayınlandı. İzmir Zaman Makinesi: Kentin 8500 yıllık tarihi, üç boyutlu modellemelerle dijital ortama taşındı. Web ve Apple Market'ten sonra yakında Android platformunda da yer alacak. Dijital Arşiv: Şerif Remzi Bey’e ait 30 bini aşkın evrakın dijitalleştirilmesiyle İzmir Kent Kimliği Arşivi araştırmacılara açılacak” İZKA ve İKÇÜ arasındaki güçlü iş birliğine dikkat çeken Dr. Yavuz, Mayıs ayında gerçekleştirilecek "Orta ve Yeni Çağlarda İzmir" sempozyumu ile yıl içinde yapılması planlanan "Öteki İzmir" fotoğraf sergisi ve 20. yıl özel "Hafıza İzmir Resim Sergisi" gibi etkinliklerin müjdesini verdi. Halk Kütüphanesi Atölye Çalışmaları “Satır Arası Renkler: Ahşap, Su ve Minyatür” Sergisinin açılışının gerçekleştirildiği resmi program, İKÇÜ Sosyal Hizmetler Anabilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Melike Tekindal, Yazar Gönül Çatalcalı ile Emekli Kütüphaneci – Yazar Sevin Sezgin’in Bilgi ve Belge Yönetimi Bölüm Başkanı Prof.Dr. Mehmet Ali Akkaya moderatörlüğündeki “Farklı Bakış Açılarından İyileştiren Kütüphaneler” temalı panel konuşmalarıyla devam etti. Sanat ve Tasarım Fakültesi akademisyenleri Prof.Dr. Ömer Özden, Prof.Dr.Serkan Çelik ile Doç.Dr.Cem Çırak’ın Gürkan Öztürk’ün solistliğinde sundukları müzik dinletisi beğeniyle takip edilen programda, yıl boyunca kütüphaneleri en çok kullanan okuyuculara protokol tarafından ödülleri takdim edildi. Etkinlik programı folklor gösterisi ile tamamlandı. İKÇÜ’nün ev sahipliğinde başlayan hafta kapsamında; bibliyoterapiden dijital kültürel mirasa, açık erişimden teknoloji destekli deneyim alanlarına kadar birçok başlıkta atölye çalışmaları ve söyleşiler gerçekleştirilecek. -
16.03.2026İKÇÜ’de Coşkulu Tıp Bayramı Kutlaması
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Tıp Fakültesince düzenlenen program ile 14 Mart Tıp Bayramı coşkuyla kutlandı. Hekim Hacı Paşa Konferans Salonunda düzenlenen programa, Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, Kamu Hastaneleri Genel Müdürü Dr. Hakan Usta, İzmir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Ayhan Kul, İKÇÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, İKÇÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tuğrul Bulut, İzmir Bakırçay Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Yekta Öncel, İKÇÜ Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Bülent Çalık, İzmir Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Yaprak Üstün, İzmir Bakırçay Üniversitesi Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Adnan Yamanoğlu, Çiğli İlçe Sağlık Müdürü Dr. Sinem Örsçü Kemerli, Bayraklı İlçe Sağlık Müdürü Dr. Neşe Zeren Nohutcu, Karşıyaka İlçe Sağlık Müdürü Dr. Şamil Buğa, İKÇÜ Genel Sekreteri Nuretdin Memur ile çok sayıda akademisyen ve öğrenci katıldı. Kutlama programı, Sanat ve Tasarım Fakültesinden Prof.Dr. Ömer Özden, Prof. Dr. Serkan Çelik, Doç. Dr. Mücahit Yalçın Öztüfekci ile İKÇÜ Tıp Fakültesi Radyoloji Anabilim Dalı Arş. Gör. Dr. Merve Çelik, Arş. Gör. Çisil Özyaman Yılmaz, Can Kaya, Ege Eryılmaz’ın icra ettiği konser ile başladı. Tören, beğeni ile takip edilen konserin ardından protokolün 14 Mart’a ilişkin kutlama konuşmalarıyla devam etti. Birlikte Çok Güçlüyüz İKÇÜ’nün ilk açılan fakültesi olan Tıp Fakültesinin yıllar içinde yakaladığı başarı ivmesine dikkat çeken Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, insanlık tarihinin en yüksek ahlaki ideallerinden birini simgeleyen hekimlik mesleğine kazandırdıkları genç İKÇÜ’lü hekimleri övünç kaynağı olarak gördüklerini söyledi. Rektör Prof. Dr. Köse, “Bünyesinde hekimler, uzmanlar, değerli bilim insanları yetiştirmeye devam eden fakültemiz, afiliye hastanelerimizden aldığı güçle başarılarına devam etmektedir. Bizim öğrencilerimiz de empati yeteneği güçlü, başkalarının dertleri ile dertlenen ve hastalıklara çareler üreten, sürekli gelişme ve değişmeyi düstur edinmiş iyi bireylerdir. Her zaman en iyi olmanın ve daha iyisini aramanın gayreti içinde insana ve cana hizmeti ibadet görürler. Bilgi kadar vicdanın da gerekli olduğunun farkındadırlar. İnsan hayatına dokunmanın verdiği büyük manevi tatmini bilirler. Tolstoy'un dediği gibi ‘Acı duyabiliyorsan, canlısın. Başkalarının acısını duyabiliyorsan, insansın’ Ben buradan tüm öğrencilerimize başarılı bir eğitim hayatı ve mesleki bir yaşam diliyorum. Emek veren tüm hocalarımıza ve İl Sağlık Müdürlüğümüz ile başhekimlerimize kalbî şükranlarımı sunuyorum. Bu başarı hepimizin ve birlikte çok güçlüyüz” dedi. Sağlık Uğrundaki Her Çaba İbadet Değerinde İnsan hayatına yapılan katkıların, sağlık uğrunda gösterilen her çabanın ibadet değerinde olduğunu kaydeden Prof. Dr. Köse, yüksek emek ve sürekli fedakârlık gerektiren mesleğin yüksek derecede canı sevmeye odaklı olduğuna işaret etti. Hazreti Muhammed'in(asm) sağlıkla ilgili hadislerinden örnekler veren Rektör Prof. Dr. Köse, “İnsanın gönlünü alan, onun duasına nail olanlar, ibadetlerin en güzelini icra etmiş oluyorlar. Hz. Peygamber’in “Allah, ölüm ve ihtiyarlık dışında her derdin şifasını vermiştir tedavinin peşinde olunuz” hadis-i şerifinde verilen hedef, sağlık uğrundaki çabanın ibadet değerinde olduğunu göstermektedir. Bu arada yine Hz. Adem'den itibaren başlayan ve Hz. Muhammed Aleyhisselam'la sona eren süreçteki ilahi mesajda şöyle bir ifade vardır. Bugün Tevrat'ta da geçer, Kur'an-ı Kerim'de de ‘Kim bir insanı yaşatırsa bütün insanlığı yaşatmış gibidir. Bir insanı öldüren bütün insanlığı öldürmüş gibidir’ buyurulur. Hazreti Peygamber (asm) ‘Âdemoğlu Allah'ın şaheser yapıtıdır. Allah'ın diktiği bu yapıtı yıkan ise mel'ûndur’ buyurur. Yine Kur'an-ı Kerim'de insanlara şöyle bir talimat verilir: ‘İnsanın yaratılışını inceleyin. Orada bir mükemmel varlık vardır ve o Allah'a götüren bir yol vardır’ O sebepten İslam dininde, Hristiyan kiliselerinde olduğu gibi din ile bilim çatışması için diye bir şey yoktur. Bilim Allah'a götüren bir yol olduğu için bütün bilimler ve o uğurda çalışanlar Allah yolundadır. Dolayısıyla yapılan bütün işler ibadet değerinde bir özellik taşır. İşte böyle bir ortam ve anlayışta hem hizmeti sunan hem de hizmeti alan esasen memnun olmaktadır. Bizim de üniversite olarak bilimsel donanım yanında bu melekeleri kazandırmak her zaman en önemli amacımız oldu. Yalnızca bir mesleğin temsilcisi değil, aynı zamanda insanlığın vicdanı olan sağlık çalışanlarımız, yakın geçmişte yaşadığımız küresel salgın sürecinde, fedakârlıklarıyla insan hayatına olan bağlılığını tüm dünyaya bir kez daha göstermiştir. Geçmişte olduğu gibi gerektiğinde cephede olmaktan gözünü sakınmayan bu kutsal mesleğin mensupları, salgın hastalıklarla mücadelede de en ön safta yer almışlar, önce toplumun sağlığı için çaba sarf etmişlerdir. Bu başarıda pay elbette siz tıp insanlarının ve ben burada her bir tıp mensubumuza teşekkür ediyor, hayatını kaybeden tüm sağlık çalışanlarına Allah’tan rahmet diliyorum. Hepinizin Tıp Bayramını kutluyor, saygı ve sevgiyle selamlıyorum” ifadelerini kullandı. Üreten ve Geliştiren Bir Sağlık Politikası Yürütüyoruz Kamu Hastaneleri Genel Müdürü Dr. Hakan Usta da hekimliğin özveri ve merhamet gerektiren özelliklerine değindiği konuşmasında, merkezi yönetim olarak tüm sağlık çalışanlarının huzuru, mutluluğu ve daha rahat çalışabilmeleri adına yoğun çaba gösterdiklerini vurguladı. Geleceğin hekimlerine de seslenen Genel Müdür Dr. Usta, “İnşallah sizler de bizlerin bu aşamaya getirdiği konuları çok daha ilerilere taşıyacak ve inşallah tıp tarihinde sağlıkla alakalı konularda çok daha başarılı imzalar atar duruma geleceksiniz. Biliyorsunuz ki üreten ve geliştiren bir sağlık politikası yürütüyoruz, bu anlamda sizler de inşallah üreten geliştiren bir yapıya bürünecek ve artı katkılar da sunacaksınız. Sadece hasta bakmaktan öteye bunun daha pratikliğini, daha gelişmişliğini de hedefleyecek insanlar olmuş olacaksınız. Canımızdan daha çok sevdiğimiz annemiz, babamız, çocuklarımız, kardeşlerimize nasıl yaklaşıyorsak her bir hastamıza da aynı şekilde yaklaştığımızın ifadesi ve nişanesidir empati. Özveriyi, merhameti ön planda tutan bir mesleğe sahipsiniz ve eminim aileleriniz sizlerle bu günlerde daha çok gurur duyuyor. Yarın ki tıp bayramının bugün burada açılıyor olması da benim için rastlantı ve güzel oldu. İnşallah yarın Sayın Cumhurbaşkanımızla birlikte tüm camiamız bir araya gelerek bir Tıp Bayramı kutlama programı yapacağız. Sayın Rektörümüze bu ince düşüncesi için, davet ettiği için ve bize bir konuşma fırsatı verdiği için ayrıca teşekkür ediyorum. Bu vesileyle hem 14 Mart'ımızı hem gelecek Ramazan Bayramımızı şimdiden kutluyorum” şeklinde konuştu. Her Koşulda Milletimizin İmdadına Koşan Bir Mesleğin Mensuplarıyız Hayatını başkalarına adayan, insan yaşamını her şeyin üzerinde tutan hekimliğin uzun ve hiç bitmeyen zorlu bir süreci temsil ettiğini belirten İzmir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Ayhan Kul, bu onurlu mesleğin mensubu olmaktan duyduğu gururu paylaştı. İl Müdürü Doç. Dr. Kul, “Hekimliğin yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda bir yaşam biçimi olduğuna her zaman inanmışımdır. Zorlu ve uzun bir eğitim sürecinde başlayan hekimlik fedakarlığı, sabrı ve büyük bir sorumluluk duygusunu içinde barındıran, insanüstü bir gayretle hizmet etmeyi gerektiren bir meslek. Bu nedenle tarih boyunca kutsal, saygın ve onurlu bir meslek olarak kabul görmüştür. Bizler 1919 yılında İstanbul işgal altındayken tıbbi yeli gençlerin yattığı o bağımsızlık meşalesinin ışığında her zaman ve her koşulda milletimizin imdadına koşan bir mesleğin mensuplarıyız. Dün olduğu gibi bugün de insanımızın sağlığı için en ön safta görev yapmaya devam ediyor, yarın da aynı inanç ve kararlılıkla görevlerimizi sürdüreceğiz. Sağlık çalışanlarımızın büyük bir fedakârlık ve özveriyle yürüttükleri bu kutsal görevin hem toplumun nezdinde hem de özlük hakları bakımından hak ettiği değeri görmesini temenni ediyor, hekimlerimizin ve sağlık sistemimizin ayrılmaz bir parçası olan tüm sağlık çalışanlarımızın bayramını en içten dileklerimle kutluyorum” dedi. Sağlık Sistemimizin En Güçlü Temeli ve Toplumumuzun En Büyük Güvenceleri Sağlık hizmetinin yalnızca bilgi, beceriye değil, aynı zamanda vicdan, sabıra dayanan yapısına dikkat çeken İKÇÜ Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Bülent Çalık da bu alanda çalışanların sağlıklı toplumların en büyük güvenceleri olduğunu söyledi. Başhekim Prof. Dr. Çalık, “Sağlık çalışanları insanların en zor anlarında, yanlarında olan, güven veren ve hayatın devamı için mücadele eden görünmez kahramanlardır. Her gün büyük bir özveri ile görev yapan hekimlerimiz, hemşirelerimiz ve tüm sağlık çalışanlarımız sağlık sistemimizin en güçlü temeli ve toplumumuzun en büyük güvencelerinden biridir. Bizler hastane olarak bilimsel gelişmeleri takip eden etik değerlere bağlı ve nitelikli sağlık hizmetini önceleyen anlayışımızla çalışmalarımıza kararlılıkla devam ediyoruz. Bu başarıda en büyük büyük pay büyük bir özveriyle çalışan siz değerli sağlık çalışanlarısınız. Bu vesileyle başta hekimlerimiz olmak üzere tüm sağlık çalışanlarımızı her alanda emek veren tüm sağlık çalışanlarımızın 14 Mart Tıp Bayramını kutluyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum” diye konuştu. Bir Gün Bu Kürsülerden Sizler Konuşacaksınız İzmir Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Yaprak Üstün, insan hayatına adanmışlığın ifadesi olan 14 Mart’ın kendileri için ayrı bir anlam taşıdığını aktardı. Genç hekimlerin geleceğin yöneticileri olarak başarılı olacaklarına olan inancını paylaşan Başhekim Prof. Dr. Üstün, “14 Mart sadece Tıp Bayramı değil, bilginin, tıp eğitiminin, insan hayatına adanmışlığın adıdır. Sevgili öğrenciler, bir gün bu kürsülerden sizler konuşacaksınız. Hastaneleri sizler yöneteceksiniz, topluma şifa dağıtacaksınız. İşte o gün geldiğinde lütfen vicdanınızın rehberliğini, etik değerleri, bilginin gücünü unutmayın. 14 Mart Tıp Bayramını kutluyorum ve geleceğin hekimlerine çok güvendiğimizi, onlarla gurur duyduğumuzu ifade etmek istiyorum” dedi. Bir İnsanın “İyiyim” Diyebildiği O Ana Şahit Olabilmek İçin… Hipokrat’tan İbn-i Sina’ya, Hulusi Behçet’ten Gazi Yaşargil’e uzanan büyük mirası omuzlarında onurla taşıdıklarını ifade eden İKÇÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tuğrul Bulut, tıbbın yalnızca bir bilim dalı değil; içinde şefkati, sabrı ve empatiyi barındıran bir insanlık sanatı olduğuna vurgu yaptı. Fakülte olarak bilime bağlı, vicdanı güçlü, etik değerlere sahip ve insan hayatına saygıyı her şeyin üzerinde tutan hekimler yetiştirmeyi en büyük sorumluluk olarak gördüklerinin altını çizen Dekan Prof. Dr. Bulut, “İnsanlık tarihinin en eski, en kutsal ve en zorlu yolculuklarından birine adanmış hayatları, tıbbiyelileri selamlamak için bir araya geldik. Bizler; acıyı dindirmeyi, umudu yeşertmeyi ve yaşamı savunmayı seçmiş bir ordunun neferleriyiz. Uykusuz geçen geceler, polikliniklerdeki yoğun mesailer ve ameliyathanelerin o sessiz ama derin gerginliği; aslında tek bir gaye içindir: Bir insanın “iyiyim” diyebildiği o ana şahit olabilmek. Hekimlik, bir meslek olmanın çok ötesinde; bir yaşam biçimi, bir adanmışlık hikâyesidir. Öğrencilerimiz, bu fakültede yalnızca bir meslek öğrenmiyor, insan hayatını koruma sorumluluğunu taşıyan köklü bir geleneğin yeni temsilcileri olmaya hazırlanıyor. Unutmayın bugün amfilerde öğrendiğiniz her bilgi, yarın bir insanın hayatına dokunacak. Belki de bir gün bir ameliyathanede, bir acil serviste ya da bir poliklinikte vereceğiniz bir karar, bir insanın kaderini değiştirecek. Bu anlamlı gün vesilesiyle başta değerli öğretim üyelerimiz olmak üzere tüm sağlık çalışanlarımızın ve geleceğin hekimleri olan öğrencilerimizin 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutluyor, insan hayatına dokunmanın sorumluluğunu ve onurunu hep birlikte taşımaya devam edeceğimize yürekten inanıyorum” şeklinde konuştu. Yalnızca Bilgiyi Değil, Mesleğin Sorumluluğunu da Öğreniyoruz Genç hekimler adına konuşan İKÇÜ Tıp Fakültesi Öğrenci Temsilcisi İnt. Dr. Emre Maslak, onurla mensubu oldukları hekimliğin arkasında yoğun bir emek ve özveri olduğuna değinerek; eğitim süreçlerinde sadece bilgiyi değil soğukkanlı olmayı, yorulurken sorumluluk duygusu ile devam etmeyi de öğrendiklerini söyledi. İnt. Dr. Maslak, “Komite öncesi bir sayfa daha diyerek ertelenen uykular, anlamaya çalıştıkça daha da anlamsız hale gelen mekanizmalar, bir sınavdan çıkıp acaba yeterli miydi diye defalarca düşünmek… Ama aslında o sınavlar sadece bilgimizi değil sabrımızı da ölçüyor. Her komite haftası bize disiplin, dayanıklılık ve vazgeçmemeyi öğretiyor. Sınav dönemlerinde kazandığımız bu direnç yarın bir acil serviste, bir ameliyat tanıda, bir yoğun bakımda en çok ihtiyacımız olan şey olacak. Çünkü hekimlik sadece doğru bilgiyi bilmek değildir. Baskı altında doğru kalabilmektir. Yorgunken bile dikkatli olabilmektir. Endişeliyken bile güven verebilmektir. Bir sınav sonucu sizi tanımlamaz, tanımlayan düştüğünüzde tekrar masaya oturmanızdır. Yorulduğunuzda devam etmenizdir. Zorlandığınızda vazgeçmemenizdir. Bu fakülte elbette zor ve yorucu. Saygıdeğer hocalarım, bizler sizlerden yalnızca bilgiyi değil, mesleğin vakarını ve sorumluluğunu öğreniyoruz, bizlere hep güvendiğiniz için teşekkür ederiz. Zor bir yol seçtik ama anlamlı bir yol seçtik. Biz yalnızca bir meslek için değil bir insan hayatına dokunabilmek için çalışıyoruz. 14 Mart sadece tıp bayramı değil aynı zamanda onurun ve cesaretin de simgesidir. Bizler bugün bu geleneğin devamıyız” diye konuştu. Programda, Rektör Prof. Dr. Saffet Köse tarafından sağlık bilimleri alanına yaptıkları katkıları için Kamu Hastaneleri Genel Müdürü Dr. Hakan Usta ile İzmir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Ayhan Kul’a plaket takdim edildi. Ayrıca, İKÇÜ Tıp Fakültesinin akreditasyon sürecindeki özverili çalışmalarından dolayı Dekan Prof. Dr. Tuğrul Bulut’a, kuruluştan bu yana fakültenin başarısında söz sahibi olan dekanlar Mehmet Ali Malas, Prof. Dr. Mehmet Tokaç, Prof. Dr. Gökhan Köylüoğlu, Prof. Dr. Barış Önder Pamuk ile Prof. Dr. Fatih Esad Topal’a törene katılan protokol tarafından teşekkür plaketi takdim edildi. Profesörlük ve doçentlik kadrolarına yükselen öğretim üyelerine fakülte tarafından tebrik belgesinin verildiği tören, “Hatıralar ve Kahramanlarıyla Geçmişten Günümüze Tıp Bayramları” bölümüyle devam etti. Prof. Dr. Ozan Turamanlar “Manşetlerle Tıp Bayramı”, Prof. Dr. Hüseyin Can “Tıbbiyeli Hikmet ve Cumhuriyete Damga Vuran Hekimler” Dr. Öğr. Üyesi Seçil Özçiftçi “14 Mart Tıp Bayramının Türk Tıp Tarihindeki Önemi” başlıklı sunumları ile günün anlam önemine katkıda bulundu. Hafta boyunca devam eden, yalnızca bilim değil sanatta ve sporda da gösterilen başarılı performansları simgeleyen turnuva ve yarışmalarda dereceye giren hekimler ise madalya ve kurumsal hediyeler ile ödüllendirildi. -
12.03.2026
STK Temsilcileri İle İKÇÜ Yöneticileri İftarda Buluştu
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesinde (İKÇÜ) düzenlenen geleneksel iftar yemeği programında sivil toplum kuruluşu (STK) temsilcileri ile İKÇÜ üst düzey yöneticileri bir araya geldi. Rektör Yardımcıları Prof.Dr. Muhsin Akbaş, Prof. Dr. Süleyman Akbulut, Prof. Dr. Yasin Bulduklu, dekanlar, senato üyeleri, üst düzey akademik ve idari yöneticilerin aileleri ile katıldığı iftarda, kentin farklı alanlarında emek veren, sorumluluk üstlenen temsilcilerle buluşmaktan duyduğu memnuniyeti paylaşan Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, sivil toplum kuruluşlarının şehirlerin gelişiminde önemli katkısına dikkat çekti. Ramazan ayının paylaşma, dayanışma ve yardımlaşma unsurlarına vurgu yapan Prof. Dr. Köse, “Ramazan ayı; yalnızca aynı sofrada buluştuğumuz yemek sofraları değil, aynı zamanda kalplerimizin birbirine daha çok yaklaştığı, anlayışın hoşgörünün büyüdüğü, müstesna bir zaman dilimidir. Öte yandan üniversite olarak kurum dışı paydaşlarımızla da her zaman birlik içinde ülkemiz için birlikte düşünüyoruz, emek veriyoruz ve üretiyoruz. Bu özel günlerde de onlarla bir araya gelmek bizler için ayrıca mutluluk verici. İKÇÜ yöneticileri olarak biliyoruz ki; bir şehri geliştiren kalkınmasını üst noktalara taşıyan şey yalnızca yapılan işler değil, birlikte atılan adımlar, kurulan etkileşimler ve güçlü bağlardır. Farklı fikirler bir araya geldiğinde, özel-kamu sinerjisi katkısı, emeği ile gelişim hızlanır. Ortak akılla, birlikte üreterek toplumsal dayanışmayı güçlendirmek, sürdürülebilir ekonomik ve sosyal kalkınmaya katkı sağlamak yerelden ulusala uzanacak güçlü adımlara vesile olmak için İKÇÜ her zaman üstlendiği sorumlulukları yerine getirmenin çabasındadır. Bu nedenle kentimizin tüm ögelerine kapımız da gönlümüz de her zaman açıktır. Siz değerli temsilcilerle aynı sofrada buluşmaktan büyük bir mutluluk duyuyorum" diye konuştu. -
11.03.2026İKÇÜ’de ‘Geleceğin İnşasında Kadın’ Semineri
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Kadın ve Aile Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (İKÇÜKAM), İzmir Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ile Kurumsal İletişim Koordinatörlüğü iş birliğiyle 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında ‘Geleceğin İnşasında Kadın’ temalı seminer düzenlendi. Akademik, idari personel ile öğrencilerin takip ettiği, kadının toplumdaki belirleyici rolü ve önemine değinilen seminerin açış konuşmasını yapan İKÇÜKAM Müdürü Prof.Dr. Fatma Akkuş Yiğit, inanç ve medeniyet değerlerimize göre kadının, ailenin ve toplumun omurgası olduğunu vurgulayarak binlerce yıllık devlet geleneğinin de ana unsuru olduğunu aktardı. Prof.Dr. Yiğit, “Kadının bizatihi kendi, kız çocuk, eş ve anne olarak konumu, erkek karşısındaki statüsü, bireysel ve sosyal hayattaki hak ve yükümlülükleri; toplumsal yapıyla olduğu kadar inanç ve kültür ile yakından bağlantılı bir konudur. Zira dilimizde yer alan “kadın” sözcüğünün kökeni, Eski Türkçe’de “hükümdarın eşi, soylu kadın” anlamına gelen “katun” yani “hatun” dan gelmektedir. Türk hükümdarlarının çıkardıkları emirlerin başında “Hakan ve Hatun buyurdu ki…” ifadesi ile kadının iradesi vurgulanmaktadır. Tarihimizin dönüm noktalarında kadınları muhakkak görürüz. Tomris Hatun’dan, Terken Hatun’a, Hayme Ana’dan, Nene Hatun’a, Millî Mücadelede destan yazan Kara Fatma ve Şerife Bacı’dan Halide Edip’e uzanan nice kahraman ve lider ruhlu kadınlarımız, sahip olduğumuz özgürlüğümüzün ve birliğimizin teminatı olmuşlar, geleceğimizi inşa etmişlerdir” dedi. Kadınların Ve Çocukların Katledilmediği Bir Dünya Günümüz dünyasında yaşanan savaş ve çatışmalardan en çok kadınların ve çocukların etkilendiğini belirten Prof.Dr. Fatma Akkuş Yiğit, 8 Mart’ın kutlamadan ziyade barış çağrılarının hayata geçmesi için bir vesile olması gerektiğini söyledi. İKÇÜKAM Müdürü Prof.Dr. Yiğit, “Dün olduğu gibi bugün de ardı kesilmeyen savaşlara, çatışmalara, şiddete şahit oluyoruz. Ülkemiz ve coğrafyamız kritik günlerden geçmekte. Bu kapsamda 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü sadece bir kutlama değil, savaşın mağdur ettiği bütün kadınlar için adalet ve barış çağrısının yapılması gereken bir zemin olarak görüyorum. Bu kapsamda savaşın en büyük mağduru olan kadınları anmadan geçemeyeceğim. Ailesiyle güvenli bir yer ararken İsrail güçleri tarafından Gazze’de kurşunlarla öldürülen altı yaşındaki Hind Recep adlı kız çocuğu ile sembolleşen Gazzeli kadınlar ve çocuklar; geçtiğimiz hafta füzelerle yaşamına son verilen ilkokul çağındaki 165 İranlı kız öğrenci ve onların kadın öğretmenleri olmak üzere dünyanın neresinde olursa olsun, kimliğinde ne yazarsa yazsın savunmasız kadınların ve çocukların ve elbette sivillerin katledilmediği, “hakkın ve hukukun dilde değil, özde var olduğu” bir dünya temenni ediyorum. Bir eğitimci olarak mesleğini icra ederken katledilen Fatma Nur öğretmenimizin ve kendisini, çocuklarını ve en temel haklarını hayatı pahasına korumaya çalışırken öldürülen tüm kadınların acısını da yüreğimde taşıdığımı ifade etmek istiyorum. Sözlerime son verirken başta şehitlerimiz olmak üzere şehitlerimizin kahraman annelerini, eşlerini ve gazilerimizi hürmetle yad ediyor, saygılarımı sunuyorum” diye konuştu. Hala ‘Cam Tavanlara’ Tabi Kalıyorlar Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi (ŞÖNİM) Müdürü ve Sosyal Hizmet Uzmanı Güliz Kuli de yaptığı sunumda, geleceğin inşasında kadınların üstlendiği önemli rollere değinerek her dönemde bu toprakların mayasını çalmış kahramanların yer aldığını belirtti. ŞÖNİM Müdürü Kuli, “Türk kadını her dönemde bu toprakların mayasını çalmış ve ilmek ilmek işlemiştir. Türk kadını aynı zamanda nezaketin olduğu kadar dayanıklılığın da sembolüdür. Geleceğin inşası derken sadece teknoloji ve bilimle sınırlandırılabilecek durumlardan bahsetmiyoruz. Gelecek ruhla ve estetikle de inşa ediliyor. Kadın dediğimizde de zaten bu iki faktör hemen karşımıza çıkıyor. Kadın, kültürün taşıyıcısı, sanatın ilhamı ve bizzat anlatıcısı olarak karşımıza çıkıyor. Burada bu ifadeleri kullanırken toplumda yer alan bir bireyi yüceltip diğer bireyleri yok saymak vesaire üzerine bir konuşma gerçekleştirmiyoruz. İki tarafın birbirlerini tamamlayıcı olduğu ve toplumda iki tarafın da eşit düzeyde sosyal, ekonomik ve hukuksal anlamda haklara erişimin eşit olması gerektiğini vurgulayarak bu ifadeleri kullanıyorum. Her ne kadar günümüzde yasalar mekanizmalar yapılan çalışmalar, akademik anlamdaki çalışmalar, kadının güçlendirilmesi yönelik çok ciddi çalışmalar olduğunu gösterse de verilere baktığımızda hala daha özellikle akademik yaşamda, toplumsal yaşamda kadınların belli cam tavanlara tabi kalabildiklerini, cam tavanlar sebebiyle kendilerini geliştiremediklerini ve ne yazık ki cinsiyete dayalı şiddetin ağırlıklı olarak kadın cinsiyeti üzerinden ilerlediğini görebiliyoruz. O yüzden buralarda bulunmamız bizler için çok önemli. Çünkü kadınların güçlenmesini sağlamak sadece yasalarla ya da mevzuatla yapılabilecek şeyler değil. Bu anlamda toplumsal olarak bir arada olup bu bilgilerin yaygınlaştırılması, öncelikle kendi bireysel yaşamlarımızda, sonra sosyal yaşamlarımızda ‘bu eşitliği ne kadar uyguluyoruz?’u cevaplamamız gerekir” şeklinde konuştu. Toplumu Dönüştüren Bir Özne Olarak Ele Alıyoruz Ülkelerin ekonomik gelişmesini hızlandıran üretim süreçlerine kadınların aktif katılımlarının önemine değinen Kuli, toplumların geleceğe emin adımlarla yürümesinin temel kaidesinin bundan geçtiğini kaydetti. ŞÖNİM Müdürü Kuli, “Ekonomik olarak kadınların iş gücüne katılımının artması ekonomiyi büyümeyi destekleyen önemli faktörlerden biri olarak karşımıza çıkıyor. Kadınların üretim süreçlerine katılması, girişimcilik faaliyetlerinde yer alması ve ekonomik kaynaklara erişilebilmesi, ülkelerin ekonomik gelişmesini hızlandırmaktadır. Dünya genelinde yapılan araştırmalar kadınların iş gücüne katılımının artmasının ekonomik büyümeyi hızlandırdığını göstermektedir. İkinci olarak kadınların güçlenmesi sosyal refah açısından da önemli katkılar sağlamaktadır. Araştırmalar kadınların ekonomik ve sosyal açıdan güçlenmesini, ailelerin yaşam kalitesini arttırdığını göstermektedir. Üçüncü olarak kadınların güçlenmesi demokratik süreçler açısından da önemlidir. Kadınların para alma mekanizmalarına daha fazla temsil edilmesi, farklı deneyimlerin ve perspektiflerin politika süreçlerine dahil edilmesini sağlamaktadır. Bu durum daha kapsayıcı ve dengeli politikaların gelişmesine, bakış açısının zenginleştirilmesine katkı sağlamaktadır. Kadını sadece korunması gereken bir varlık olarak görmemeliyiz. Bu sebeple de bakanlığımız kadına yönelik şiddetle ilgili süreçleri yürütürken sadece korunması gereken bir birey olarak değil hak sahibi, üreten, karar süreçlerine katılan, toplumu dönüştüren bir özne olarak ele almaktadır. Bakanlığımız kadınların eğitimli, özgür ve toplumsal hayatta daha aktif bireyler olarak var olması, çocukların daha bilinçli olarak yetiştirilmesi, aile yapısının güçlenmesini sağlamayı amaçlamaktadır. Dolayısıyla bunları yaparken sadece yaptığı çalışmaları bir bireysel kazanım olarak değil aynı zamanda toplumsal gelişim açısından da stratejik bir öneme sahip olduğunu her zaman vurgulamaktadır. Bu kapsamda yürütülen politikalar kadınların eğitim seviyelerinin arttırılması, ekonomik hayata katılımlarının desteklenmesi, sosyal hayatta görünürlüğünün güçlendirilmesi, hak ve fırsat eşitliğinin sağlanması temel hedefleri arasında şekillenmektedir” dedi. Konuşmaların ardından İzmir Valiliği ve Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında "Ege’de En İyi Başarı Ödülü “ne layık görülen Müge Ekizoğlu, Nuran Erdem ve Kadriye Yakar’ın başarılarının konu edildiği sinevizyon, katılımcılara sunuldu. -
05.03.2026İKÇÜ-Karşıyaka Cihat Kora Anadolu Lisesi Arasında İş Birliği Protokolü
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) ile Karşıyaka Cihat Kora Anadolu Lisesi Müdürlüğü arasında sosyal ve bilimsel iş birliğini içeren bir protokol imzalandı. Rektör Prof. Dr. Saffet Köse ile Karşıyaka İlçe Milli Eğitim Müdürü Arzu Günaydın arasında imzalanan protokol töreninde, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Süleyman Akbulut, Cihat Kora Anadolu Lisesi Müdürü Ersin Sağdıç hazır bulundu. Yarının Üreten Nesli İçin İki kurum arasında bilimsel iş birliğini teşvik edecek ulusal veya uluslararası ortak projelerin yürütülmesi, üniversite ve lise arasındaki bilim eğitimi alanında faaliyetlere imkân sağlayacak protokole ilişkin memnuniyetini paylaşan Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, eğitimin her düzeyde güç birliğini gerektirdiğini söyledi. İKÇÜ’nün öncelikleri arasında; topluma bilim yoluyla katkı sağlamak olduğunu aktaran Rektör Prof. Dr. Köse, “İKÇÜ olarak toplumla güçlü bağlar kurarak sosyal fayda üretmek önceliklerimiz arasında yer alıyor. Üniversitemizin bütün kapılarını paydaşlarımıza açtık, şehri ile bütünleşen bir üniversite modeli ortaya koymaya devam ediyoruz. Bugün imzaladığımız protokol ile eğitim-öğretim programlarının geliştirilmesi, üniversite tarafından uzmanlık desteği sağlanacaktır öğretmenlerin hizmet içi eğitimleri, seminer ve projelerin nitelik yönünden geliştirilmesi, öğretim üyeleri tarafından teorik ve uygulama desteği sağlanması gibi hususlarda iş birliklerine olanak sağlanacaktır. Yarının üreten nesli için eğitimin tüm katmanları olarak güçlerimizi bugünden birleştirmek zorundayız. Protokolün herkese hayırlı olmasını diliyorum. İş birliğine destek olan sayın İlçe Milli Eğitim Müdürümüze, değerli okul müdürümüze, tüm hocalarımıza, proje genel koordinatörlüğünde emeği geçen arkadaşlarımıza şükranlarımı sunuyorum” dedi. Öğrencilerin Bilim Eğitimine Katkı Karşıyaka İlçe Milli Eğitim Müdürü Arzu Günaydın da İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi ile bu önemli iş birliğini yapmaktan duydukları memnuniyeti dile getirerek protokol sayesinde öğrencilere akademik ve bilimsel destek sağlanacak olmasının tüm paydaşlar adına bir kazanım olduğunu belirtti. İlçe Milli Eğitim Müdürü Günaydın, “Üniversite ve lise arasında bilim eğitimi alanında iş birliğini geliştirmek amacıyla mühendislik ve uygulamalı bilim eğitiminin geliştirilmesi (STEM), lise öğretim programlarının uluslararası akreditasyonu gibi çalışmaların yanı sıra bu konulara katkıda bulunabilecek insan kaynağının yetiştirilebilmesi için Karşıyaka Cihat Kora Anadolu Lisesi mezunlarının da katkılarıyla iş birlikleri yapılacaktır. Lisede bilim eğitimini geliştirmek, öğrencilerde bilimsel konulara ilişkin olumlu tutum geliştirilmesi, yenilikçi yöntem ve tekniklerin karşılıklı etkileşimli olarak paylaşılması adına çok anlamlı bir iş birliği örneğine imza atmaktan çok mutluyuz. İş birlikleri ve destekleri için İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesine teşekkür ediyorum” ifadesinde bulundu. -
27.02.2026İç Kontrol İzleme ve Yönlendirme Kurulu Toplantısı
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Strateji Geliştirme Daire Başkanlığınca düzenlenen ‘İç Kontrol İzleme ve Yönlendirme Kurulu’ toplantısı Rektör Prof. Dr. Saffet Köse’nin başkanlığında yapıldı. Toplantıda, Rektör Yardımcıları Prof.Dr. Muhsin Akbaş, Prof. Dr. Süleyman Akbulut, Genel Sekreter Nuretdin Memur, Genel Sekreter Yardımcısı Enes Uzun, Strateji Geliştirme Daire Başkanı Erkan Küçükkılınç, İç Kontrol Birim Sorumlusu Mali Hizmetler Uzmanı Mine Göner, akademik ve idari birimlerin üst düzey yöneticileri katıldı. İç Kontrol Sisteminin Ve Kalite Güvencesini Kurumsallığa Katkısı Yılın ilk kurul toplantısında değerlendirmelerde bulunan Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, iç kontrol sistemleri ve iç denetim uygulamalarının kurumların gelişimi açısından önemli unsurlar olduğunu dile getirdi. Kalite Güvence Sistemi ile iç kontrol sistemi faaliyetlerinin karşılıklı etkileşim içinde yürütülmesine vurgu yapan Prof. Dr. Köse, “İç kontrol sistemi sadece mali disiplinin sağlanmasını değil; aynı zamanda verimlilik, etkililik ve sürdürülebilirlik ilkelerinin hayata geçirilmesinde ana unsurdur. İç Kontrol Sistemi ve Kalite Güvencesi karşılıklı etkileşim içinde olan ve birbirinin gelişimine katkı sağlayan sistemlerdir. Kalite yönetimi ve iç kontrol sistemlerinin yalnızca mevzuata uyum aracı olarak görülmemesi, aynı zamanda üniversitelerin sürdürülebilir rekabet gücünü artırmaya yönelik stratejik yönetim araçları olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Kurumların sürdürülebilir başarıları, etkili kalite yönetimi ve sağlam iç kontrol sistemleriyle doğrudan ilişkilidir. İç denetim, nesnel güvence sağlamanın yanında, özellikle risk yönetimi, kontrol ve yönetim süreçlerini geliştirmede idarelere yardımcı olmak üzere bağımsız ve tarafsız bir danışmanlık hizmeti sağlar. Yönetsel faaliyetlere yadsınamayacak bir destek sağlayan standartlar ve raporlar, kurum kültürünün oluşmasına ve korunmasına da katkı sunmaktadır. Kurumsal destek ve kültür unsurları, risk tabanlı denetimin başarısı için belirleyici rol oynamaktadır. Özetle Kalite Güvence Sistemi sahip olduğu temel felsefeleri ile iç kontrol sistemi faaliyetlerinin kamuda yönetişim kalitesini, dijital dönüşümü ve stratejik yönetimi destekleyen çok katmanlı bir yapı olarak değerlendirmesi gerekmektedir. Bu süreç kurumumuzun stratejik hedeflerine ulaşmasında güçlü bir yönetim aracı haline gelmektedir” dedi. Mevzuatın Yerine Getirilmesi Gereken Bir Unsuru Yükseköğretim kurumlarının, eğitim-öğretim faaliyetlerinin yanı sıra topluma hizmet misyonunun hayata geçirilmesinde etkili kalite yönetimi ve iç kontrol sistemlerinin uygulanmasının rolüne değinen Prof. Dr. Köse, sistemin hesap verilebilirlik ilkesi çerçevesinde Sayıştay ve Bakanlığa sunulması gereken raporlamaların da mevzuatın yerine getirilmesi gereken bir unsuru olduğunu hatırlattı. Rektör Prof. Dr. Köse, “2025 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programına bakıldığında; 12. Kalkınma Planının “943 numaralı- Kamu idarelerinde iç kontrol sistemleri ve iç denetim uygulamalarının etkinliği güçlendirilecektir.” hedefine yer verilmiştir. Kamu İç Kontrol Yönetmeliği ile iç kontrol ve risk yönetimi çalışmalarının yürütülmesi sorumluluğu harcama yetkililerine verilmiştir. Yönetmelik öncesi idare düzeyinde hazırlanan çalışmaların yeni Yönetmelik ile birlikte birim düzeyinde yürütülmesi hükme bağlanmıştır. Böylece çalışmaların asıl yürütücüsü/sorumlusu harcama birimleri ve harcama yetkilileri olmuştur. Bu çalışmalara ilişkin özellikle vurgulamak istediğim husus şudur ki İç Kontrol ve Risk Yönetimi’nin kamu kurumlarında etkin bir şekilde yürütülmesinin bir mevzuat gereği olması, Sayıştay denetimine tabi olması ve Sayıştay denetim raporlarında yer verilmesi yanında son yayımlanan Kamu İç Kontrol Yönetmeliği kapsamında çalışmalarımızın çıktılarının düzenli olarak Hazine ve Maliye Bakanlığına sunulacak olması ve ayrıca Bakanlıkça belirli bir plan çerçevesinde yerinde izleme ve değerlendiremeye tabi tutulacak olmamızdır. Bunun dışında iyi uygulama örneklerinin kurum içinde yaygınlaştırılması için iç denetim birimlerince düzenli olarak eğitim ve paylaşım oturumları düzenlenmelidir. Kurulumuz, komisyonumuz ve ekiplerimiz ile birlikte Strateji Geliştirme Daire Başkanlığının danışmanlığı sayesinde özveri ve iş birliği içerisinde ve yönetim sorumluluğuyla hareket ettiğimiz sürece iç kontrol ve risk yönetimine ilişkin güzel ilerlemeler elde edeceğimize inanıyorum” ifadelerini kullandı. İç Kontrol Yönetmeliğinde Yapılan Son Değişiklikler Rektör Prof. Dr. Köse’nin ardından kurul üyelerine ‘İç Kontrol ve Risk Yönetimi (İKRY) Çalışmaları’ başlığında bilgilendirme sunumu yapan Strateji Geliştirme Daire Başkanı Erkan Küçükkılınç, 5 Mart 2025 tarihli Resmî Gazete ’de yayımlanan İç Kontrol Yönetmeliğinde yapılan son değişiklikleri aktaran Başkan Küçükkılınç, değişikliğin kamu idarelerinin iç kontrol sistemlerinin daha etkin bir şekilde denetlenmesi ve iyileştirilmesini hedeflediğini söyledi. Strateji Geliştirme Daire Başkanı Küçükkılınç, “Bu yönetmelik, iç kontrol güvence beyanlarının içeriklerini, harcama birimlerinin yükümlülüklerini, risk kontrol eylem planlarını ve bu süreçlerin izlenmesine yönelik detaylı düzenlemeler getirmektedir. Ayrıca, belirli bir takvime bağlanarak kademeli bir uyum süreci öngörülmüş, tüm harcama birimlerinin iç kontrol standartlarına uyum sağlaması için gerekli adımlar net bir şekilde belirlenmiştir. İdare Kamu İç Kontrol Standartlarına uyum eylem planı en fazla iki yıllık dönemler itibarıyla hazırlanmalıdır. Bu plan, en geç kapsadığı dönemin ilk yılının Ocak ayının ilk haftası itibarıyla yürürlüğe girmeli ve üst yönetici onayını izleyen on iş günü içinde Bakanlığa gönderilmelidir” dedi. Yenilenen Mevzuat, Kamu İç Kontrol Yönetmeliğinin getirdiği önemli değişiklikler, iç kontrol ve risk değerlendirme raporunun önemi, kamu iç kontrol standartlarına uyum eylem planı, risk yönetimi, risk kontrol eylem planı gibi başlıklara değinen Başkan Küçükkılınç, kurum iç kontrol işleyişi açısından da yeni bir dönemin başlangıcı olduğunu ifade etti. Başkan Küçükkılınç, “Bu dönem iç kontrol sisteminin bayrağını dalgalandırmak, daha öne geçmek istiyoruz. Çünkü mevzuat ve denetim süreçleri bunu gerektiriyor. Bu süreçler yönetim araçları ile birbiriyle etkileşimli ve birbirinin gelişimi ve iyileştirilmesine katkı sunan faaliyetlerdir. Yaptığımız tüm çalışmalar diğer kalite güvence, kalite yönetim sistemi çalışmalarımıza da katkı sunacaktır” diye konuştu. Toplantı mevzuata dair görüş alışverişinin ardından sona erdi. -
23.02.2026
İKÇÜ Geleneksel İftar Sofrasında Bir Araya Geldi
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Rektörlüğü tarafından geleneksel olarak düzenlenen iftar yemeği akademik ve idari personeli buluşturdu. Her yıl Ramazan Ayının ilk gününde gelenek haline gelen, üniversite personeli ve ailelerinin davetli olarak katıldığı iftar buluşması personel yemekhanesinde yapıldı. Rektör Prof. Dr. Saffet Köse’nin ev sahipliğinde Ramazan ayının ilk iftarında bir araya gelen İKÇÜ Ailesi ilk oruçlarını birlikte açtı. İlahiyat Fakültesinden Dr. Öğr. Üyesi İhsan Sütşurup’un iftar duası ile başlayan yemekte konuşan Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, bu buluşmaların geleneksel hale gelmesinden duyduğu mutluluğu dile getirdi. İKÇÜ ailesinin Ramazanını kutlayan Prof. Dr. Köse, “Öğrenci sayımızla, akademik ve idari personelimizle her geçen gün büyüyen bir aileyiz. Aramızdaki dayanışmaya ve birlikteliğe katkı sunan bu gibi manevi buluşmalar, Ramazan’ın birlik, dayanışma ve kardeşlik ayı ruhu ile de bir bütün olmaktadır. Manevi atmosferi yüksek bu bereketli günlerin tüm insanlık için barışa, huzura ve refaha vesile olmasını diliyorum. Allah herkesin tuttuğu oruçları kabul etsin. Bu ayın sizlere, ailelerinize, memleketimize ve üniversitemize hayırlar getirmesini temenni ediyorum. İftar yemeğine katılan tüm akademik ve idari personelimize teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı. -
20.02.2026
“Formasyona Yönelik Eğiticilerin Eğitimi” Sertifika Töreni
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesinde (İKÇÜ) “Formasyona Yönelik Eğiticilerin Eğitimi” programı kapsamında eğitimlerini başarıyla tamamlayan öğretim elemanları için sertifika töreni düzenlendi. Bologna Eşgüdüm Koordinatörlüğü Eğiticilerin Gelişimi Birimi ve Kurumsal İletişim Koordinatörlüğü tarafından ortaklaşa düzenlenen sertifika takdimi törenine Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Muhsin Akbaş, Prof. Dr. Süleyman Akbulut, Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Dekanlar, Enstitü ve Yüksekokul Müdürleri ile akademik ve idari personel katıldı. Eğitim Anlayışında Gelişimin Temel Unsuru İse Eğiticilerin Nitelikli Olması Törende günümüzde rekabetin esas unsuru olan insan kaynağının sürekli eğitim anlayışı ile harmanlanmasının önemine değinen Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, Yükseköğretimde eğitim kalitesinin yükseltilmesi ve bunun sürdürülebilir olması adına akademik insan kaynağının üstlendiği sorumluluğa dikkat çekti. Rektör Prof. Dr. Köse, “Üniversitelerin teknoloji yatırımları, fiziksel donatıları, sosyal imkânları elbette çok önemli kaynaklarıdır. Bunlar, kurumlar ve ülkeler arası rekabette çok önemli olsalar da gerekli koşullar oluştuğunda her bir istek sahibi tarafından kolaylıkla kopyalanabilir ve uyarlanabilir. Ancak iş gücü ve nitelikli insanların kopyalanması ya da birebir sisteminin aktarılması imkânlı değildir. İşte bu nedenle rekabetin esas unsuru yüksek niteliklere sahip ve ahlaki açıdan iyi donanmış insan kaynağıdır. Böyle bir yapıdaki insan kaynağının kalbinde ise hiç şüphesiz eğitim ve sürekli eğitim anlayışı vardır. Eğitim yuvaları olarak üniversitelerin eğiticileri de eğitmesi gibi bir durum zorunluluktur ve bunu sürekli gelişen dünyada güncellenen bir bakışla yapmak gerekir. Hızlıca daha fazla odaklanan bir eğitim anlayışında gelişimin temel unsuru ise eğiticilerin nitelikli olmasıdır. Bu çerçevede maddenin giderek daha fazla kıymet gördüğü bir konjonktürde manayı ihmal etmeyen bir bakış, niteliğe daha çok odaklanan bir yaklaşım benimsenmelidir. Teknik ve maddi kısma dayalı yetiştirmeyi hedefleyen bir anlayış yerine manayı önceleyen eğitimin felsefesi yükseköğretim kurumlarının önceliği olmalıdır. Buna göre eğitim sisteminin her kademesinde sadece ders anlatan değil; öğrenmeyi tasarlayan, teknik detaylarla bilgi aktaran bir sistemden vazgeçilmelidir. Zira gelişen teknoloji ile birlikte zaten bunu bilişim sistemleri kusursuz yapabilir hale gelmiştir. Bu noktada akademiyi öne çıkaran unsurlar bireye dokunan, rol model olan, gelişimi düstur edinen, nitelik kaygısı taşıyan bir eğitim yaklaşımıdır” dedi. Eğitimcilerin En Büyük Rakibi Teknoloji ve Yeni Medyadır “Eğiticinin Eğitimi” programının yalnızca bir hizmet içi eğitim değil; kurumsal gelişimin de stratejik bir parçası olduğunu belirten Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, salt,doğru bilgiye ulaşılmasını zorlaştıran yeni iletişim kaynaklarının eğitimcilerin en tehlikeli rakibi haline geldiğini kaydetti. Prof. Dr. Köse, “Küresel sistem düşünüldüğünde bilgiye erişimin kolaylığı ötesinde bilgiyi anlamlı, kalıcı ve dönüştürücü şekilde aktarabilmek başlı başına bir sorun olarak öne çıkmıştır ve dijitalleşmenin hızlandığı, yapay zekânın eğitim süreçlerini yeniden şekillendirdiği sistemde yanlış bilgi daha hızlı yayılmaktadır. Bunun eğitime yansıması ise elbette dünya genelinde yıkıcı akım, sapkın ideoloji ya da kampanyalara yol açmaktadır. Günümüzde bu türden ideolojilerin yayılımı ise oldukça hızlı olabilmektedir. Tüm değişimler çerçevesinde esasen öğrenme ve eğitme biçimlerinin yeniden sorgulanmasının gerekliliği kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla bu yeni dönemde eğitimcilerin bilgiyi aktaran kişi olmanın ötesine geçerek yeni teknolojilere uyum sağlayan ama uyarlanmayan, modernliğe karşı seçici ama geleneksel ile bağını koparmayan, evrensel ilkeler ve yeni değerlerin farkında ama iyiye, ahlaka ve erdeme odaklanan bir yaklaşımdır. Zira gelecek nesillerin mimarı daima eğitimciler olmalıdır. Dikkat edin lütfen bu cümle kendi içinde çelişiyor gibi görünse de esasen küresel bir soruna dikkat çekmek için böyle söylüyorum. Zira bugün eğitimcilerin en büyük rakibi teknoloji ve yeni medyadır. Ebeveynlerin yerini yakın geçmişte alan ve onların rollerini üstlenen bu araçlar özellikle etkileşim özelliği sayesinde bilginin, öğrenmenin ve kritik olarak eğitimin de ana mecrası olmuştur. Diğer bir deyişle yeni sistemde eğitimciler olarak fenomenlerin ya da robotların görülür hale gelmesi tam da “robotlaşmış bireylerin” inşa edilmesine neden olacaktır. Bu açıdan son dönemde yapay zekâ destekli öğrenci mentorlüğü uygulamasının ülkemiz ve insan gücümüz hatta gelecek nesillerimiz için çok büyük bir tehlike olarak gördüğümü özellikle ifade etmek istiyorum. Zaten 12 yıl kesintisiz eğitim ile geleneği ve geleneksel eğitimi devre dışı bırakan bir sistemde eğitimcinin veya ebeveynin makine ile rekabete sokulması ya da sistemdeki etkilerinin azaltılmasının sonuçları ülkemiz açısından telafi edilemez nitelikte olacaktır” ifadelerini kullandı. Öğrenci Merkezli ve Etkileşimli Eğitim Anlayışını Güçlendirdiniz İKÇÜ’nün eğitim vizyonuna yaptıkları katkı için tüm akademisyenlere teşekkürlerini ileten Rektör Prof. Dr. Köse, Ramazan ayının ilk günü olması sebebiyle tüm İKÇÜ Ailesi ile iyi dileklerini paylaştı. Prof. Dr. Köse, “Sizler öğrenme-öğretme yaklaşımlarını güncel pedagojik bakış açısıyla yeniden değerlendirdiniz. Ölçme ve değerlendirme yöntemlerini geliştirdiniz, Dijital araçların eğitimde etkin kullanımına yönelik önemli kazanımlar elde ettiniz, Öğrenci merkezli ve etkileşimli eğitim anlayışını güçlendirdiniz ve sertifika almaya hak kazandınız. Bugün takdim edilecek sertifikalar, yalnızca tamamlanan bir programın değil; aynı zamanda üniversitemizin eğitim vizyonuna yapılan güçlü bir katkının sembolüdür. Sertifika almaya hak kazanan tüm arkadaşlarımı tebrik ediyorum. Bu programın hazırlanmasında emeği geçen tüm birimlerimize, eğitmenlerimize ve katılım sağlayan siz değerli akademisyenlerimize teşekkür ediyorum. Ramazan ayının sizlere, üniversitemize, ülkemize ve tüm insanlığa hayır ve bereket getirmesini temenni ediyorum” şeklinde konuştu. Tören, Rektör Prof. Dr. Saffet Köse’nin sertifika alan akademisyenlere belge takdimiyle sona erdi. -
20.02.2026
Emeğiyle Değer Katan Gençlerimiz Yarınlarımızın Teminatıdır
TÜBİTAK Bilim İnsanı Destek Programları Başkanlığı (BİDEB) tarafından yürütülen 2209-A - Üniversite Öğrencileri Araştırma Projeleri Destekleme Programı ile 2209-B - Üniversite Öğrencileri Sanayiye Yönelik Araştırma Projeleri Desteği Programına başvuru ve destek sayılarındaki başarılarıyla gurur kaynağı olan öğrenciler ile YÖKAK Kalite Güvencesi Sistemi ve TS EN ISO 9001:2015 Kalite Yönetim Sistemi çalışmaları kapsamında 2025-2026 Yılları Birim Geri Bildirim Saha Ziyaretlerine katkıda bulunan değerlendirici öğrencilere Belge Takdim Töreni düzenlendi. Proje Genel Koordinatörlüğü, Kalite Koordinatörlüğü ve Kurumsal İletişim Koordinatörlüğü iş birliği ile düzenlenen törene, Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Muhsin Akbaş, Prof. Dr. Süleyman Akbulut, Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Proje Genel Koordinatorü Doç. Dr. Levent Aydın, Kalite Koordinatörü Doç. Dr. Funda İfakat Tengiz, Dekanlar, Enstitü ve Yüksekokul Müdürleri, kalite koordinatörlüğü ve komisyonu üyeleri, akademik ve idari personel katıldı. Proje Yazma Kültürüne Katılımları Oldukça Önemli Törende proje yürütücüsü öğrencileri ve akademik danışmanları tebrik eden Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, öğrenci projelerinin yalnızca bireysel başarıyı değil bilimsel üretkenlik, takım çalışması ve proje kültürünün üniversite genelinde yaygınlaşmasını da temsil ettiğini vurguladı. Rektör Prof. Dr. Köse, “Öğrencilerimizin sadece ders çalışan bireyler olmaktan çıkarak bilgiyi somut bir modelde ortaya koymaları, yaratıcı, eleştirel ve analitik düşünebilmekten geçmektedir. Öğrencilerimizin henüz lisans eğitimleri sırasında araştırmaya teşvik edilmesi, yalnızca bireysel başarı için değil; ülkemizin bilimsel geleceği için de stratejik bir önem taşımaktadır. Araştırmacı yönlerini geliştirmeleri açısından proje yazma kültürüne katılımları oldukça önemlidir İKÇÜ olarak gençlerimizin üniversiteden bu kültür ile mezun olmaları için geleceğin Türkiye’sinin vizyonuna yeni fikirleriyle harç koymaları, yarınları inşa eden projelere imza atmaları için gereken desteği veriyoruz vermeye devam edeceğiz. Şuna yürekten inanıyoruz: Gençlerimiz güçlü olursa Türkiye güçlü olur. Bilgisiyle yön veren, emeğiyle değer katan gençlerimiz yarınlarımızın teminatıdır” diye konuştu. Gençlik, Türkiye’nin En Büyük Gücüdür Öğrencilerin sadece akademik başarı değil kendisinden sonra aynı sıraları paylaşacak yeni nesillerin başarısı için mezun oldukları kurumların gelişimlerine verecekleri katkının önemli bir rol oynadığını aktaran Rektör Prof. Dr. Köse, öğrencilerin hata yapmaktan korkmaması gerektiğini ve bu tür projelerle elde edilen deneyimin girişimci ruh oluşturma üzerinde etkili olduğunu vurguladı. Rektör Köse, "Girişimcilikle elde edilen deneyim, sizleri sadece iyi birer meslek insanı değil; aynı zamanda eleştirel düşünen, çözüm üreten ve toplumsal sorumluluk taşıyan bireyler haline getirir. TÜBİTAK 2209-A ve 2209-B programları, bu bakımdan gençlerimizin bilimle erken buluşmasını sağlayan çok değerli bir fırsattır. Bu programlar sayesinde öğrencilerimiz, bir fikri projeye dönüştürmenin heyecanını yaşamış, bilimsel yöntemle tanışmış ve araştırma disiplinini deneyimlemişlerdir. Bugün alacakları belgeler, tamamlanan projelerin olduğu kadar; gösterilen cesaretin, emeğin ve kararlılığın da bir göstergesidir. Tüm öğrencilerimizi emekleri için tebrik ediyorum. Gençlik, Türkiye’nin en büyük gücüdür; bu gücü en iyi şekilde geleceğe hazırlamak da bizlerin sorumluluğudur. Ben hem öğlencilerimizi hem de danışmanlarını kutluyorum" dedi. Öğrencilerin sadece akademik başarı değil kendisinden sonra aynı sıraları paylaşacak yeni nesillerin başarısı için mezun oldukları kurumların gelişimlerine verecekleri katkının önemli bir rol oynadığını aktaran Rektör Prof. Dr. Köse, bu açıdan kalite çalışmalarının olmazsa olmaz aktörlerinin öğrenciler olduğuna işaret etti. YÖKAK Kalite Güvencesi Sistemi ve TS EN ISO 9001:2015 Kalite Yönetim Sistemi çalışmalarında etkin rol alan gençleri tebrik eden Prof. Dr. Köse, “Öğrencilerimizin yükseköğretimdeki kalite güvencesi süreçlerinde aktif katılımlarını artırmak adına görev almalarını oldukça önemsemekteyiz. Yükseköğretimde kalite kültürünün öğrenciler tarafından içselleştirilmesi ve yaygınlaştırılmasını sağlamaya yönelik çalışmalarda öğrencilerimizin hepsi birer kalite elçisi olmaları bizleri gururlandırmaktadır. Gelişimimiz için kalite güvencesi çalışmalarında kalite komisyonu ve birimleri ile iş birliği yapan ve eğitimin niteliğinin artmasında söz sahibi olan tüm öğrencilerimizi emekleri için tebrik ediyorum" dedi. Tören, projesi geçen 191 öğrenci ile kalite çalışmalarına eğitim aldıkları programlar adına katılan 18 öğrenciye Rektör Prof. Dr. Köse tarafından teşekkür belgelerinin takdimi ile son buldu. -
13.02.2026
YGG Kurumun Aynasıdır
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) 2025 Yılı Yönetimin Gözden Geçirme Toplantısı (YGG) Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhsin Akbaş’ın başkanlığında yapıldı. Kalite yönetim sisteminin önemli bileşeni olarak her yıl düzenli şekilde Kalite Koordinatörlüğünce düzenlenen toplantıya, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Süleyman Akbulut, Kalite Koordinatörü Doç. Dr. Funda İfakat Tengiz, Senato Üyeleri, Dekanlar, Enstitü ve Yüksekokul Müdürleri, Genel Sekreter Yardımcısı Enes Uzun, daire başkanları, kalite koordinatörlüğü ve komisyonu üyeleri, akademik ve idari birimlerin kalite çalışmalarından sorumlu yöneticileri katıldı. Rektör Prof. Dr. Saffet Köse’nin YÖK’ün uygulamalı eğitim ile ilgili düzenlediği programına katılması nedeniyle iştirak edemediği toplantıda, Koordinatörlükçe hazırlanan 2025 yılı faaliyet sunumu ve kalite yönetim süreçlerinin güçlendirilmesine yönelik öneriler ele alındı. Hedefimiz Öğrencilerimizin Daha Nitelikli Eğitim Alması Toplantıda konuşan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhsin Akbaş, YGG toplantılarının Kurumsal Akreditasyon Programı (KAP) açısından stratejik bir öneme sahip olduğunu belirterek kalite kültürünün kurumsal düzeyde yaygınlaştırılmasının önemine dikkat çekti. Kaliteyi bir takım bürokratik yapılanmalar olarak değil de gönüllülük esası ile yapılan, hayatı değiştiren dönüştüren dinamikler olarak çalışma hayatının vazgeçilmezi gibi değerlendirmenin gerekliliğini ifade eden Prof. Dr. Muhsin Akbaş, tek amaçlarının İKÇÜ öğrencilerine daha nitelikli eğitim vermek olduğunu aktardı. YGG’yi “kurumun aynası” olarak değerlendirdiklerini belirten Prof. Dr. Akbaş, “Bütün bu çabaların amacı aslında sizlerin bildiği gibi öğrencilerimizin nitelikli eğitim alması ve mezun olduklarında da alanlarında ulusal ve uluslararası düzeyde etkin yerlere gelmeleri ve aldıkları bu eğitimin karşılığını, en verimli şekilde ortaya koymalarını sağlamak. Tek gayemiz bu. Kalite yönetim sisteminin üst yönetim yöneticisi Rektör Prof. Dr. Saffet Köse hocamızın bu süreçlere en başından beri gösterdiği ehemmiyet ve özen sayesinde bugüne kadar çalışmalarımızı gerçekten el verdiği ölçüde heyecanla götürmeye çalıştık. Çünkü kendisi yaptığımız çalışmaları çok yakından takip ediyor. Bu bağlamda da üst yönetim mevzuat gereği en az yılda bir kez kalite yönetim sisteminin sürekliliği, uygunluğu, yetkinliği, kalite politikaları, kalite hedefleri ve iyileştirme faaliyetlerinin gözden geçirilmesi ve gerekli kararların alınması için yönetimin gözden geçirme toplantısını yapıyoruz. Bugüne kadar ne gibi faaliyetlerde bulunmuşuz, hangi alanlarda ilerleme kat etmişiz, hangi alanlarda beklediğimiz gibi değiliz, bunun sizlerle paylaşılması, iyileştirilmesi için daha da ne yapılması gerekiyorsa o yönde adımlar atılmasını sağlamak toplantımızın stratejik bir özetidir” diye konuştu. Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhsin Akbaş’ın ardından söz alan Kalite Koordinatörü Doç. Dr. Funda İfakat Tengiz ise İKÇÜ’nün kurumsal gelişimini destekleyen kalite güvencesi sisteminin etkinliğinin pekiştirildiği bir yıl geçirildiğini aktardı. YÖKAK’tan alınan 2 yıllık akreditasyonun 2026 yılında ara değerlendirmeye gireceğini hatırlatan Doç. Dr. Tengiz, akreditasyonun 5 yıllık akreditasyon mu yoksa geriye yönelik hazırlık sürecine mi döneceği kararının ele alınması sebebiyle önemli bir yıl olduğunu belirtti. Doç. Dr. Tengiz, “TSE'den gelecek kesin tarihe göre birinci gözetim tetkikini yürüteceğiz. Yine geçen yıl ve önceki yıl yapılan planlı çalışmalarla 2025-29 stratejik planımız yürürlüğe girmiş durumda. Bunlara istinaden iç kontrol sistemimiz, iç tetikler, saha ziyaretlerimiz ve birimlerimizin çalışmalarının daha iyiye, daha güzele gelişmesi için yaptığımız sürekli şekilde devam etmektedir. Bunların bütünü iyi yönetişimden geçiyor. Bu yönetişimin ögesi olan tüm akademik ve idari kadromuza ve öğrencilerimize teşekkür ederiz” dedi. Doç. Dr. Tengiz sunumunda, yürütülen izleme ve ölçme faaliyetleri, süreç bazlı performans göstergeleri ve bu göstergeler üzerinden elde edilen sonuçları detaylı şekilde katılımcılarla paylaştı. -
05.02.2026
İKÇÜ Danışma Kurulu Toplandı
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Danışma Kurulu toplantısı, Rektör Prof. Dr. Saffet Köse’nin ev sahipliğinde yapıldı. Toplantıya, Danışma kurulu üyeleri, Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Muhsin Akbaş, Prof. Dr. Süleyman Akbulut, Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Genel Sekreter Nuretdin Memur, İzmir İl Müftüsü Şakir Kırgız, İzmir Kültür ve Turizm İl Müdürü Sadık Doğruer, İzmir Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Abdullah Kömürcüoğlu, Anadolu Ajansı Bölge Müdürü Ahmet Caner Baysal, Nimeks Organics Kurucusu Niyazi Memur, Gediz ve Aydem Elektrik Genel Müdürü Ahmet Bayramoğlu, KUTLUSAN Holding Genel Müdürü Hasan Büyükkutlu, Volkan İtfaiye Ar-Ge Birim Yöneticisi Oya Koralay, Safkar Ege Soğutmacılık’ın Kurucusu İş Adamı Atilla Üner, mezun öğrenci Selin Uçar ile Kalite Komisyonu üyeleri katıldı. Önce Kalite Komisyon üyeleriyle bir araya gelen danışma kurulu üyeleri, ardından değerlendirme toplantısına katıldı. Değerlendirme toplantısı Kalite Koordinatörü Doç. Dr. Funda İfakat Tengiz tarafından gündeme ilişkin konuların özetlenmesi ile başladı. Ardından Danışma Kurulu üyelerini İKÇÜ’de ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti paylaşan Rektör Prof. Dr. Köse, İKÇÜ’nün başarılarıyla tescillenen bir üniversite olarak anılmasında, iç ve dış paydaşların verdiği destek ve katkının yer aldığını söyledi. İKÇÜ’nün gelecek vizyonunu belirleyen temel unsurlardan birinin hem iç hem de dış paydaşların katkı ve geri bildirimlerinin karar süreçlerine dahil edilmesi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Köse, “Yeni kamu yönetimi anlayışı, paydaş yapılanmalarını doğrudan yönetişim organizasyonuna dahil eder. Yönetişimde katılımcı ve iş birlikçi yaklaşımlar vasıtasıyla paydaşların uzmanlıkları, deneyimleri bizlere özellikle üniversite gibi toplumsal katkıya direk faydası beklenen kurumlara yön gösterici olmaktadır. İKÇÜ olarak bu anlamda çok şanslı olduğumuzu düşünüyoruz. Kentimizle, bölgemizle, kamu ve özel sektör ile kurduğumuz organik bağ sayesinde hem akademiye hem öğrencilerimize nihayetinde topluma değer katmaktayız. Sayın Valimizin teşrifleri ile ki kendisi bir programı nedeniyle bugün katılamadılar; her yıl gerçekleştirilen bu toplantılar sayesinde yeni projelerin geliştirilmesi ve iş birliğinin artırılması manasında oldukça önemli bir sinerji oluşturuyoruz” dedi. Günümüzde tüm dünyada topluma hizmet ve teknoloji transferi gibi tek yönlü aktarımların ötesinde karşılıklı-etkileşimi önceleyen “paydaş üniversitesi” modelinin ön plana çıktığını belirten Rektör Köse, paydaş katılımının kalite güvencesi sistemlerinde de önemli bir unsur olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Köse, “Dünya genelinde, üniversitenin topluma, toplumun üniversiteye katkısı noktasından hareketle daha fazla paydaş katılımı için çaba sarf edilmektedir. Bu yapının katkılarının farkında olarak, iş dünyası ve sanayi, il müdürlükleri, meslek odaları STK’lar ile olan yenilikçi iş birlikleri oluşturma gayretindeyiz. Üniversite olarak topluma karşı sorumluluklarımızın arttığının bilinciyle ülkemizin yarınlarına daha fazla değer katmanın peşindeyiz. Bu yolda bizlere destek veren tüm paydaşlarımıza en kalbi şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu. Danışma kurulu üyelerinin söz aldığı toplantıda, yeni projelerin geliştirilmesi, iş birliğinin artırılması, üniversitenin güncel durumu, kalite çalışmaları, gelecekteki planlamalara ilişkin görüş alışverişinde bulunuldu. -
05.02.2026İKÇÜ Türkiye’nin Köklü Üniversiteleri İle İlk Yirmide
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından yayımlanan Türk üniversitelerinin araştırma ekosisteminin gelişimine işaret eden ‘Üniversite İzleme ve Değerlendirme Genel Raporu 2025’ kapsamında açıklanan veriler doğrultusunda çeşitli performans göstergelerinde Türkiye genelinde üst sıralarda yer aldı. Altı farklı kategoride Türkiye’nin köklü üniversiteleri ile ilk yirmide yer alan İKÇÜ’nün başarısıyla ön plana çıktığı alanlardan, Önlisans mezunlarının yurt içi ilk 6 ayda istihdama katılma oranının en yüksek olduğu üniversiteler arasında üçüncü sırada, mezunların yurt içi ilk 6 ayda istihdama katılma oranının en yüksek olduğu üniversiteler arasında 11’nci sırada, kütüphanelerde sesli kitap ve engelli dostu kaynak sayısının en yüksek olduğu ilk yirmi üniversite arasında 7’nci sırada, TEKNOFEST, TÜBİTAK, TÜBA vb. tarafından organize edilen yarışmalarda açılan stant sayısının en yüksek olduğu üniversiteler arasında 11’nci sırada yer aldı. Ayrıca Uluslararası değişim programlan kapsamında en fazla öğretim elemanı gönderen ilk yirmi üniversite arasında 13’üncü sırada, BİDEB destekleri toplam sayısının en yüksek olduğu ilk 20 üniversite arasında İKÇÜ’nün 19’uncu olduğu açıklandı. Topluma Değer Katan Üniversite İKÇÜ’nün vizyonunu somut çıktılarla güçlendirdiği, dikey-niteliksel gelişmeyi ana hedef olarak benimsediğinin göstergesi olan performans göstergelerinde başarıyı paylaşan tüm akademik ve idari personele teşekkür eden Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, Türkiye’nin ve dünyanın en iyi üniversitelerinden biri hâline getirmek için büyük çaba gösterdiklerini ifade etti. Tüm kategorilerde en üst sıralarda yer almak için ilgili planlama ve çalışmaları kararlılıkla sürdüreceklerini aktaran Prof. Dr. Köse, “Üniversitemiz bundan sonra da eğitim kalitesini her geçen gün artırarak, toplumsal sorumluluğunun bilinciyle bilime katkısını sürdürecek ve daha nice başarıların sahibi olacaktır. Üniversitemizin, yakaladığı başarı çıtasını tüm paydaşlarıyla birlikte daha da ileri seviyelere taşıyacağından kuşku duymuyoruz. Uluslararası değişim programları, eğitim, araştırma, erişilebilirlik ve dezavantajlı gruplara yönelik çalışmalar, toplumsal katkı, öğrenci toplulukları ve öğrenci katılımı ve istihdam alanlarında YÖK tarafından izlenen ve raporlanan verilerin ışığında bilgiyi insanlık ve toplum yararına paylaşma misyonuyla başarılarımızın önümüzdeki yıllarda da artarak gerçekleşmesi ve kalıcı başarılar haline dönüşmesi inancıyla emeği olan tüm çalışma arkadaşlarıma ve öğrencilerimize şükranlarımı sunuyorum. Topluma değer katan üniversite anlayışımızla ‘Farkındayız, Farklıyız’ mottomuzla Türkiye Yüzyılı’na katkılar sunmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. -
05.02.2026AI4PURPOSE Hackathonu’nun Türkiye Ayağı İzmir’de Başarıyla Tamamlandı
Avrupa Birliği destekli MEDAIGENCY Projesi kapsamında düzenlenen AI4PURPOSE Hackathonu’nun Türkiye ayağı, İzmir’de gerçekleştirilen iki günlük yoğun programın ardından tamamlandı. 30 öğrenci ve 8 profesyonel takımın katıldığı etkinlikte, profesyonel ve öğrenci kategorilerinde dereceye giren ekipler açıklandı. İZMİR – 30–31 Ocak 2026 tarihlerinde İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi koordinatörlüğünde ve AFAD İzmir İl Müdürlüğü ev sahipliğinde gerçekleştirilen, uluslararası katılımlı AI4PURPOSE Hackathonu’nun Türkiye ayağı başarıyla tamamlandı. Etkinlik, Avrupa Birliği destekli Interreg NEXT MED Programme kapsamında yürütülen MEDAIGENCY – Mediterranean Health in Crisis: Harnessing AI for Resilience çerçevesinde düzenlendi.Hackathonun açılış konuşması, İKÇÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu tarafından yapıldı. AI4PURPOSE Hackathonu’nun kriz yönetimi için kurumlara yeni öneriler sunacağına inandığını ifade eden Bulduklu, yapay zekâ teknolojilerinin yalnızca teknik bir gelişme alanı değil, aynı zamanda toplumsal sorumluluk bilinciyle ele alınması gereken stratejik bir dönüşüm başlığı olduğunu vurguladı. Bulduklu, “Kriz anlarında sağlık sistemlerinin dayanıklılığını artırmaya yönelik bu tür uluslararası iş birlikleri, üniversitelerin yalnızca bilgi üreten değil, çözüm geliştiren ve sahaya dokunan kurumlar olduğunu bir kez daha göstermektedir. AI4PURPOSE Hackathonu, öğrencilerimizin ve profesyonellerin etik ilkelere bağlı, insan odaklı ve kamu yararını önceleyen dijital çözümler üretme kapasitesini ortaya koyması açısından son derece kıymetlidir. İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi olarak, sorumlu yapay zekâ yaklaşımını merkeze alan bu tür projelerde aktif rol almaya ve uluslararası ağlar içinde katkı sunmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.Program kapsamında AB temsilcilerinin de katılım sağladığı uluslararası oturumda Filistin, Lübnan, Türkiye ve İtalya’ya ait yazılım odaklı ihtiyaç analizi sonuçları paylaşıldı; geliştirilecek dijital çözümlerin etik tasarımı, veri gizliliği ve sorumlu yapay zekâ ilkeleri ele alındı. Hackathon sürecinde; AFAD, AKUT ve UMKE temsilcileri ile akademisyenlerden oluşan jüri tarafından yürütülen değerlendirmeler; şeffaflık, bilimsel yeterlilik, yenilikçilik ve afetlere dayanıklı sağlık sistemlerine katkı potansiyeli kriterleri temel alınarak gerçekleştirildi. Değerlendirmeler sonucunda: Profesyonel Kategori – İlk 3 Takım 1. İbniSinaVerse 2. Afetlink 3. Venüs Yazılım Öğrenci Kategorisi – İlk 5 Takım 1. Delicephalonlar 2. Threem 3. Aegis 4. HEMX 5. Team Pisidia Uluslararası Hackathon’un ikinci aşaması, 21 Şubat 2026 tarihinde Lübnan, Filistin, İtalya, İspanya ve Türkiye’den kurum ve ekiplerin katılımıyla gerçekleştirilecek. Sürece ilişkin ayrıntılı bilgiler önümüzdeki günlerde üniversitenin resmî web sayfası üzerinden paylaşılacak. -
13.01.2026
Rektör Köse’den Final Desteği
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Saffet Köse, Merkez Kütüphaneyi ziyaret etti. Final haftası nedeniyle kütüphanede ders çalışan öğrencilere başarılar dileyen Prof. Dr. Köse, öğrencilerden gelen geri bildirimler doğrultusunda kütüphanecilik hizmetlerinin her geçen yıl daha da güçlendiğini ifade etti. Yeni eklenen salonla birlikte 882 kişilik oturma kapasitesine ulaşan kütüphanede incelemelerde bulunan Rektör Prof.Dr. Saffet Köse’ye Rektör Yardımcıları Prof.Dr.Muhsin Akbaş, Prof.Dr.Süleyman Akbulut ile Prof.Dr. Yasin Bulduklu eşlik etti. Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanı Serhat Dikmen’den bilgi alan Prof. Dr. Köse, dijital kütüphanecilik anlayışıyla elektronik ve basılı eserlerden oluşan arşiv yelpazesinin her geçen yıl genişletildiğini söyledi. 2013 yılında 52 bin ziyaretçisi olan İKÇÜ Merkez Kütüphanesinin, 2024 verilerine göre 773 bin kişiye ulaştığını aktaran Prof. Dr. Köse, dünyanın sayılı üniversitelerinin kütüphanelerinin zenginliği ile öne çıktığını vurgulayarak; “Teknoloji çağında, kitap okumak belki de eski bir alışkanlık olarak görülüyor. Öğrencilerimiz kitabı ders çalışmak için önceliklendirseler de aslında okumak yersiz ve zamansız bir eylem olarak alışkanlıklarımız arasında yer almalı. Çünkü yaşam boyu öğrenmenin en eşsiz hazinesi kitaplardır. İKÇÜ olarak bu hazinelerimizin geniş kitlelere ulaşması için, ziyaretçilerimizin değişen okuma kültürlerine göre arşivlerimizi günümüz bilgi teknolojileri ile buluşturup; toplumun hizmetine sunmaya gayret ediyoruz. Kütüphanecilik hizmetlerini kullanıcı odaklı, teknolojik hizmet kalitesini benimseyerek, e-bilgi kaynakları yönünde daha da geliştirmekteyiz” diye konuştu. Engelli Dostu Kaynak Sayısı YÖK tarafından yayınlanan ‘Üniversite İzleme ve Değerlendirme Genel Raporu 2025’ sonuçlarına göre İKÇÜ’nün 6 farklı alanda üst sıralarda yer aldığını hatırlatan Rektör Prof. Dr. Köse, “Kütüphanedeki engelli dostu kaynak sayısının en yüksek olduğu üniversiteler” arasında üst sıralarda yer almaktan ayrıca mutluluk duyduklarını kaydetti. Rektör Prof. Dr. Köse, “Günümüzde kitap okuma formatlar değişti, dijital kitaplar, sesli kitaplar, podcast’ler gündemimize girdi. Tüm bunlar arasında engelli bireylerimizi de es geçmemenin bilinciyle gençlerimizin istekleri doğrultusunda engelli dostu kaynak sayısını arttırmaya devam ediyoruz. Engelli öğrenci birimlerinin fiziksel ile dijital erişilebilirlik düzeylerine yönelik çalışmalarına ağırlık vermelerini bekliyoruz” dedi. Okuma Arşiviniz Vizyonunuzu Anlatır Dünyada kitap okumanın kültürün ötesinde İK tercihlerinde de belirleyici bir rol oynadığına işaret eden Rektör Prof. Dr. Köse, insan kaynakları yöneticisinin "Neler okuyorsunuz?" sorusunun kişinin tüm vizyonunu özetleyebildiğini belirtti. Rektör Prof. Dr. Köse, “Öğrencilerimizin üniversite hayatını sadece ders çalışmak olarak görmenin ötesinde bilinçlilik düzeyi yüksek mezunlar olmaları bizler için çok önemli. Mezunlarımızın istihdama katılma oranını arttırmaya yönelik eğitim-öğretim faaliyetlerimizi güçlendirmek için çalışıyoruz. YÖK tarafından yayınlanan rapora göre özellikle sağlık alanında uzmanlaşmış üniversitelerin öne çıktığı “Mezunların yurt içinde ilk altı ayda istihdama katılma oranının en yüksek olduğu üniversiteler” listesinde İKÇÜ üst sıralarda yer aldı. Mezunlarımızın istihdam edilebilirlik gücünün yüksek olması bizim için memnun edici bir geri bildirim. Lisans hayatını İKÇÜ ile şekillendiren bilgi ve donanıma sahip bilinç düzeyi yüksek gençler yetiştirdiğimiz kanaatindeyim. Bu güzel verileri paylaşmayı vesile eden tüm öğrencilerimize şükranlarımı iletiyorum. Tüm sınav süreçlerinin başarılı sonuçlarla geçmesini temenni ediyorum” ifadelerini kullandı. -
26.12.20251416 MEB Bursu ile Uluslararası Deneyimler ve Fırsatlar Konuşuldu
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Yurt Dışına Lisansüstü Öğrenim Amacıyla Gönderilecek Öğrencileri Seçme ve Yerleştirme (YLSY) Koordinatörlüğü tarafından “Yurt Dışında Lisansüstü Eğitim:1416 MEB Bursu İle Uluslararası Deneyimler ve Fırsatlar” konulu etkinlik düzenlendi. Milli Eğitim Bakanlığı’nın 1416 Bursları ile yurt dışında lisansüstü eğitim imkânları, programa başvuru süreci ve bursiyerlere sağlanan akademik ve psikososyal destekler hakkında detaylı bilgilerin verildiği etkinlik Hekim Hacı Paşa Konferans Salonunda düzenlendi. Milli Eğitim Uzmanları Dr. Caner Erkan ve Dr. Selay Zor’un konuşmacı olarak katıldığı etkinliği, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Genel Sekreter Yardımcısı Muhammed Enes Uzun, Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Ruhi Alkın, akademisyenler ve öğrenciler takip etti. Edinilen Bilgi ve Deneyimlerin Ülke Yararına Kullanılması İçin Değerli Bir Program Açılış konuşmasında, programın öğrenciler açısından faydalı olacağına inandığını belirten Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, “1416 MEB Bursu, akademiye geçişin en hızlı yolu olmasının yanında, uluslararası bilgi ve bilim dünyasına erişme imkânı da sunan; döndüğünüzde ise kamuda istihdamınızın önünü açan bir program. Bununla birlikte, 1416 bursuyla yurtdışına çıkmanın bir kaçış anlamına gelmediğini; programın yurtdışında edindiğiniz bilgi ve deneyimleri, döndüğünüzde bu ülkenin, bu vatanın ve bu milletin yararına kullanmanız için açıldığını da, yönetim tecrübemden yola çıkarak hatırlatmak isterim. Osmanlı’da 3. Selim döneminden itibaren Batıyla etkileşim açısından bu yöntem sıkça kullanılmış; Cumhuriyet’in ilanından sonra da o zor koşullara rağmen ısrarla ve inatla yurtdışına öğrenci göndermeye devam edilmiştir. Bu ülkenin yetiştirdiği pek çok bilim insanı, entelektüel ve yöneticinin de bu anlayış doğrultusunda yetiştiğini görüyoruz. Dolayısıyla, ülkemize pek çok yönden katkıda bulunan bu değerli projenin, amacının dışında farklı alanlara kaymaması gerekiyor. Ben, bu etkinliğe katılan birçok öğrencimizin 1416 MEB Bursu için çaba göstereceğine; gittikleri ülkelerde ülkemizi en iyi şekilde temsil edeceklerine ve döndüklerinde de bu ülkeye ve millete en iyi şekilde hizmet edeceklerine inanıyorum. Uzmanlarımıza ve tüm katılımcılarımıza teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı. Atatürk’ün Vizyonuyla Çıkarılan, En Eski Kanunlardan Biri Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Ruhi Alkın ise, kendisinin de 1416 Burs Programından faydalanarak yurtdışında eğitim gördüğünü dile getirdi ve 1416 sayılı “Ecnebi Memleketlere Gönderilecek Talebe Hakkında Kanun” hakkında ve programın akışı ile ilgili bilgi verdi. Doç. Dr. Alkın, “1416 sayılı kanun, 1929 yılında devletimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün teşviki, yönlendirmesi ve vizyonuyla; cumhuriyetimizin insan gücünü ve ihtiyacını karşılamak amacıyla çıkarılmıştır. Yıllar içinde anayasalar değişse de değişmeyen bu kanun, ülkemizin en eski kanunlarından bir tanesidir. Uzman konuklarımız program hakkında detaylı bilgileri sizlerle paylaşacaklar. Kendilerine aramızda oldukları için çok teşekkür ediyorum” dedi. “Sizleri Birer Kıvılcım Olarak Gönderiyorum, Alevler Olarak Geri Dönmelisiniz” Milli Eğitim Uzmanı Dr. Caner Erkan, “Bizde yurt dışına öğrenci gönderimi, Cumhuriyet’ten önce de vardı. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün vizyonuyla, 1929 yılında çıkarılan 1416 sayılı “Ecnebi Memleketlere Gönderilecek Talebe Hakkında Kanun” ile birlikte yurt dışına öğrenci gönderimi sistemli bir hale geldi. Biz, o tarihten bu yana düzenli bir şekilde yurtdışına öğrenci göndermekteyiz. Türkiye Cumhuriyeti’nin 17. Başbakanı ve ilk Çalışma Bakanı olan Sadi Irmak henüz öğrenciyken, yeni kurulan devletin insan gücünü nitelikli hale getirmek için açılan sınavda başarılı olunca, bizzat Atatürk’ten aldığı telgrafta şu ifade yazıyordu: ‘sizleri birer kıvılcım olarak gönderiyorum, alevler olarak geri dönmelisiniz’. Bu burs programıyla yurtdışına giden ve Atatürk’ün tabiriyle ‘alevler olarak dönen’, çok önemli pozisyonlara gelmiş, ülkemizin gelişimine önemli katkılarda bulunmuş birçok bursiyerimiz var. Aslında birçoğunu tanıyoruz ama bu burs programı kapsamında yurt dışına gittiklerini bilmiyoruz. Örneğin, şu anki Hazine ve Maliye Bakanımız Sayın Mehmet Şimşek, Eski Cumhurbaşkanı Yardımcımız Sayın Fuat Oktay, Eski Hazine ve Maliye Bakanımız Sayın Adnan Kahveci, bilim adamlarımızdan Cahit Arf, Şair Necip Fazıl Kısakürek, Türkiye’nin ilk kadın arkeoloğu Jale İnan hanımefendi, fikir adamlarımızdan Nurettin Topçu beyefendi 1416 Bursu ile yurtdışında eğitim görmüştür” diye konuştu. Lisanstan mezun olan bir öğrencinin doğrudan iş sahibi olmadan burs programı kapsamında yurt dışına gidebileceğini, geldikten sonra da kamu kurumlarında iş sahibi olabildiğini belirten Dr. Erkan, programın kapsamına ve yükümlülüklerine dair detayları paylaştı. Bursiyerlere Psikolojik Eğitim ve Danışmanlık da Veriliyor Yurt dışındaki deneyimlerinden de bahsederek süreç hakkında bilgilendirmede bulunan Milli Eğitim Uzmanı Dr. Selay Zor ise, “Ben, Boğaziçi Üniversitesi Matematik Öğretmenliği Bölümü lisans mezunuyum. Mezun olur olmaz da, 1416 bursiyeri olarak Amerika’ya gittim. Georgia Üniversitesi’nde, Eğitimde Ölçme Değerlendirme alanında yüksek lisans ve doktoramı tamamladım ve 2023 yılında ülkeye dönüş yaptım. Amerika’ya gitmek benim için bambaşka bir kültürün kapısını aralamaktı. Yepyeni bir kültürde, yeni bir ortamda, farklı bir eğitim süreci ve eğitim alanında bulunmak; kültürel uyum, yalnızlık, dil bariyeri ve beklentilerle ilgili elbette birtakım zorlukları da beraberinde getiriyor” dedi. Yapılan araştırmalar doğrultusunda, bursiyerlerin Türkçe psikolojik danışmanlık desteğine ihtiyaç duyduğunun anlaşıldığını belirten Dr. Zor, bu kapsamda 1416 bursiyerlerine hizmet veren YLSY PDR biriminin kurulduğunu, bu birimdeki uzman psikolojik danışmanların yurt dışındaki bursiyerlere çevrim içi bireysel danışmanlık hizmeti sağladığını anlattı. Dr. Zor, bununla birlikte, yurt dışına çıkış öncesi uyumu kolaylaştıran psikoeğitim programları, yurda dönüş sürecini destekleyen çalışmalar, mentorluk sistemi ve kapsamlı rehber kitapçıkların da bursiyerlerin hizmetine sunulduğunu aktardı. Etkinlik, öğrencilerden gelen soruların yanıtlanmasının ardından, Doç. Dr. Ruhi Can Alkın’ın MEB Uzmanları Dr. Caner Erkan ve Dr. Selay Zor’a teşekkür belgesi takdim etmesiyle birlikte sona erdi. -
26.12.2025
Toplumsal Katkıda Yıl Sonu Değerlendirmesi
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ)Toplumsal Katkı Komisyonu, 2025 yılının son toplantısını Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu başkanlığında yaptı. Toplumsal Katkı Koordinatörü Prof. Dr. Melike Tekindal ve komisyon birim temsilcilerinin hazır bulunduğu toplantıda 2025 yılında kabul edilen uzun süreli ve bütçeli sosyal sorumluluk projeleri (UBSS) ile genel sosyal sorumluluk projeleri (GSS) değerlendirmesi yapıldı. 2026 Daha Büyük Başarılara İmza Atacağımız Bir Yıl Olacak Toplumsal gereksinimlere cevap veren ve toplumsal fayda oluşturan her projeyi desteklediklerini ifade eden Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bulduklu, bu projelerin aynı zamanda akademik hayata da büyük katkılar sağladığını ifade etti. Günümüz yükseköğretiminde toplumsal fayda misyonunun özellikle vurgulandığını belirten Prof. Dr. Bulduklu, “ 2030'a Doğru Türk Yükseköğretiminin Yol Haritasına baktığımızda üniversitelerin akademik performanslarının yanı sıra bölgesel kalkınma, sürdürülebilirlik ve sosyal sorumluluk gibi alanlarda da önemli roller üstlenmeleri adına hem kendi bölgelerinde hem de ulusal düzeyde kalkınmayı destekleyecek şekilde yeniden yapılandırılması vurgulanmaktadır. Küreselleşme ve uluslararasılaşma ile üniversitelerden daha girişimci, sosyal refahı önceleyen yeni sorumluluklar üstlenmeleri beklenmektedir. Üniversitelerin sadece bilimsel bilgi üreten kurumlar değil; toplumsal gelişimin aktif paydaşları olması akademisyenlerin liderliğinde geliştirilen sosyal sorumluluk projelerine bağlıdır. İKÇÜ olarak “kurumsal sosyal sorumluluk” kavramının üniversite-toplum ilişkisi ve paydaşları açısından arz ettiği önemin son derece farkındayız. Bu yıl daha aktif olarak sahada çalışan Toplumsal Katkı Koordinatörlüğümüzün teşvikleri, akademisyenlerimiz ve öğrencilerimizden gelen katılımla 53 uzun süreli bütçeli, 87 genel sosyal sorumluluk projesi hayata geçirildi. Projelerin UBYS üzerinden kolaylıkla girilebileceği dijital altyapı da 2026 yılında aktif edilecek. Beklentimiz sosyal sorumluluk projelerinin daha da artması. 2026 yılında daha büyük başarılara hep birlikte imza atmak en büyük temennimiz” dedi. Öğrencilerin CV’sinde Sosyal Sorumluluk Projeleri Yer Almalı Toplumsal Katkı Koordinatörü Prof. Dr. Melike Tekindal da komisyon ekibi olarak tüm birimlerde ve öğrenci komisyonunda yürütülen proje bazlı çalışmalar için teşekkürlerini iletti. Bilgi İşlem Daire Başkanlığı ile koordinasyon halinde çalıştıkları proje girişi ara yüzünün kullanımı ile bilgiler aktaran Prof. Dr. Tekindal, öğrencilerin sürece aktif olarak dahil olmasından duyduğu memnuniyeti paylaştı. Prof. Dr. Tekindal, ”Öğrenci komisyonu toplantılarımızda gelen çok sayıda proje önerileri bizleri oldukça heyecanlandırıyor. Günümüzde dünyada bulunan birçok üniversite öğrencilerinin akademik başarılarının yanı sıra toplumsal yarar adına yaptıkları çalışmaları da değerlendirmektedir. Bu projeler üniversitelerin yanı sıra iş başvurusu yaparken fark yaratmaktadır. Toplum yararı adına projelerde yer almış bir aday, diğer adaylara göre bir adım öne geçme şansı yakalamaktadır. Aynı zamanda sosyal sorumluluk projeleri, bireylerin sahada gözlem yapmasını sağlayarak içinde bulunduğu toplumu tanıma fırsatı verir. Bu açıdan baktığımızda hem topluma hem öğrencilerimizin kariyerlerlerine dokunan çok daha fazla projede yer almak istiyoruz. Bizlere destek olan Rektör Hocamız başta olmak üzere tüm hocalarımıza, akademik ve idari personelimize çok teşekkür ediyorum” diye konuştu. -
25.12.2025
Bilge Kral Alija İzzetbegovic İKÇÜ’de Anıldı
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Uluslararası Balkan Federasyonu iş birliği ile düzenlenen “Balkanlarda Düşünce ve Liderlik Mirası; Bilge Kral Alija İzzetbegovic” konulu panele ev sahipliği yaptı. Bosna Hersek'in ilk cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç 100'üncü doğum yılı etkinlikleri çerçevesinde İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Menemen Belediyesi, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Uluslararası Balkan Dernekleri Federasyonunun paydaşlığında, İKÇÜ Hekim Hacı Paşa Konferans Salonunda düzenlenen panel ve resim sergisi açılışına, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Muhsin Akbaş, Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, İl Kültür ve Turizm Müdürü Dr. Sadık Doğruer, 25’inci dönem İzmir Milletvekili Cemil Şeboy, Uluslararası Balkan Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Selimler, Uluslararası Balkan Derneği Başkanı Hamza Yavuz, akademisyenler ve STK Temsilcileri katıldı. Biz Ortadan Kaldırmak Değil, İnşa Etmek Anlayışına Sahip Bir Medeniyetiz Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, İKÇÜ olarak gençlerin hem kültürel hem de tarihi alanda hafızalarını diri tutmak amacıyla üstlendikleri sorumlulukların bilinciyle hareket ettiklerini vurguladığı konuşmasında kentin tüm paydaşlarının katılımıyla kültürel hafızanın güçleneceğini söyledi. Kardeş Boşnak halkının ilk cumhurbaşkanı, ilk komutanı ve kahramanı olması ile Bilge Kral’ın Türkiye yakın tarihinde de kilit rol aldığını belirten Prof. Dr. Bulduklu, Balkan Coğrafyasının kaderinin bu iki ülkenin tarihi köklerine dayanan güçlü dostlukla şekillendiğini aktardı. Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bulduklu, “Biz üniversite olarak, hem kültürel hem de tarihî hafızayı canlı tutmayı temel bir sorumluluk olarak görüyor; bu alanda atılan her nitelikli adımı desteklemeye büyük önem veriyoruz. Toplumların geleceğini inşa edebilmesi, ancak geçmişiyle sağlıklı bir ilişki kurabilmesiyle mümkündür. Bu anlayışla, Alija İzzetbegoviç’i merkeze alan bu proje ilk kez gündemimize geldiğinde, üniversite olarak üzerimize düşen her türlü desteği kararlılıkla vereceğimizi ifade ettik. Bugün ortaya çıkan bu kapsamlı organizasyon, o ilk iradenin somut bir sonucudur. Balkan coğrafyasına baktığınızda, tarih boyunca bizim için yalnızca bir bölge değil; kültürel, tarihî ve manevi bağlarla iç içe geçmiş ayrılmaz bir parça olduğunu görürsünüz. Ne yazık ki bu coğrafya, uzun yıllar boyunca kan, gözyaşı ve acılarla anılmıştır. Yakın tarihimizin en çarpıcı örneklerinden biri olan Bosna Savaşı da bunun en acı tezahürlerinden biridir. Bu süreçte Bosna halkı, sistemli bir şekilde yalnızlaştırılmaya, kimliğinden ve inancından koparılmaya, asimile edilmeye çalışılmıştır. Ancak karşılarında teslimiyeti değil, direnişi seçen bir irade bulmuşlardır. Bu direnişin ve ahlaki duruşun başında ise, ‘Hem Bilge Hem Kral’ olarak anılan Alija İzzetbegoviç vardır. Bir liderin aynı anda bu iki sıfatla anılabilmesi son derece nadirdir. İyi bir yönetici, başarılı bir asker ya da güçlü bir devlet adamı olmak mümkündür; fakat “bilge” sıfatı çok daha derin bir anlam taşır. Bilgeliğin temelinde ahlak, ilim, irfan, entelektüel derinlik ve güçlü bir maneviyat vardır. Alija İzzetbegoviç’i farklı ve kalıcı kılan da tam olarak budur. Birçoğumuz o dönemi hatırlıyoruz. Kimlik bilinci zedelenmiş, İslam’la bağı zayıflatılmaya çalışılmış bir toplum, Alija İzzetbegoviç’in liderliğinde yeniden kendi inancına, değerlerine ve köklerine sarılmıştır. O, bu yönelişi yalnızca söylem düzeyinde bırakmamış; siyasi ve stratejik tercihlerine de yansıtmıştır. “Türkiye bizim dostumuzdur, hatta tek dostumuzdur” diyerek yardım çağrısını Türkiye’ye yöneltmesi, sadece zor bir dönemde yapılan bir çağrı değil, aynı zamanda geleceği inşa eden bilinçli bir tercihtir. Mazlumun yanında durmayı ilke edinmiş Türkiye ile kurulan bu bağ, hem o günün mücadelesine güç katmış hem de iki ülke arasındaki kardeşliğin kalıcı temellerini atmıştır. Bugün Türkiye ile Bosna-Hersek arasında hâlâ güçlü bir kardeşlik bağının varlığından söz edebiliyorsak, bunun düşünsel ve ahlaki çerçevesi Alija İzzetbegoviç tarafından çizilmiştir. Aradan yıllar geçmesine rağmen onun fikirlerinin, duruşunun ve mirasının farklı toplumlarda saygı ve takdir görmesinin temelinde de bu samimiyet ve inanç vardır. Ben bunun en temel nedeninin iman olduğunu düşünüyor ve özellikle vurgulamak istiyorum. Aslında bu yaklaşım, bizim kültürel ve medeniyet kodlarımızda zaten var olan bir anlayışın yansımasıdır. Bizim medeniyetimiz yok etmeyi değil yenilemeyi, dışlamayı değil kuşatmayı, ortadan kaldırmayı değil inşa etmeyi esas alır. Alija İzzetbegoviç’in hayatı ve mücadelesi de bu anlayışın yaşayan en güçlü örneklerinden biridir" ifadelerini kullandı. Gücünü Silahtan Değil İnancından, Liderliğini Korkudan Değil Adaletten Alan Bir Bilgeydi Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan da Bosna Hersek'in bağımsızlık mücadelesinin sembol ismi ve ilk Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç’in yalnızca Bosna'nın değil, insanlığın ortak hafızasında yer almış çok önemli bir şahsiyet olduğunu vurguladı. Başkan Pehlivan, “Merhum İzzetbegoviç, gücünü silahtan değil inancından, otoritesini makamından değil ahlakından, liderliğini ise korkudan değil adaletten alan bir bilgeydi. En zor zamanlarda bile hep şunu söyleyebilmişti. ‘Biz savaşı kazanmak için değil, insan kalmak için savaştık. Savaş ölünce değil, düşmana benzeyince kaybedilir.' demiştir. Bu söz, Aliya İzzetbegoviç'in Bosna Savaşı'na bakışını en net biçimde özetler. Balkanların acı tarihine rağmen umudu ayakta tutan bugünün gençlerine yol gösteren çok güçlü bir mesajdır. Ancak Aliye İzzetbegoviç'i ve onun düşünceyi ya dünyasını anlamak Balkanların yakın tarihinde yaşanan büyük insanlık trajediilerini görmezden gelmeden gelmekten de mümkün değildir. Bu bağlamda Srebrenica sadece bir yer adı değil, insanlık vicdanında da silinmeyecek bir hafızanın da aynı zamanda adıdır. Menemen Belediyesi olarak bizler İzzetbegoviç'i; Srebrenica soykırımını her yıl düzenli olarak anıyoruz. Bu büyük acının unutulmaması ve gelecek kuşaklara da doğru bir tarih bilinciyle aktarılması için sorumluluk üstleniyoruz. Bu vesileyle soykırımda hayatını kaybeden Bosnalı kardeşlerimizi rahmetle ve minnetle anıyoruz. İnanıyoruz ki hatırlamak bir tercih değil ahlaki bir yükümlülüktür. Bilge Kral’ın direnişini, adalet yürüyüşünü ve çağlara ışık tutan düşünce mirasını yeniden hatırlıyoruz. Özellikle gençlerimizden bu sergideki fotoğraflara bakarken yalnızca geçmişi değil kendi geleceklerini de düşünmelerini istiyorum” şeklinde konuştu. Zulümlerin Arasında Tüm Dünyanın Önüne Çıktı 25’inci dönem İzmir Milletvekili Cemil Şeboy, ülkelerin zor zamanlarında büyük liderler çıkardığını belirttiği konuşmasında, Bosna Halkının bağımsızlık mücadelesinde talihini değiştiren bir kahraman Bilge Kral Alija İzzetbegovic’i bağrından çıkardığını kaydetti. Şeboy, “ Bu topraklar kanla alınmıştır, kanla verilir. Ülkelerin zor zamanlarında büyük liderler çıkıyor. Türkiye'nin Kurtuluş Savaşı'nda başlayan bağımsızlık mücadelesinde dünyaya örnek olan bir lider çıktı. Gazi Mustafa Kemal Atatürk bütün dünyaya örnek olan bir liderdir. Yine Bosna-Hersek Balkan Savaşlarında orası da bir lider yarattı. “İzzetbegoviç” Ne kadar zor şartlar altında çalıştığını, kendilerini savunduğunu bizzat gidip gördüm. İnşallah Büyük Atatürk gibi, İzzetbegoviç gibi Filistin'de de, Gazze'de de liderler çıkar. Ama hiçbir ülkeye de öyle yaşamlar nasip etmesin. Şu anda Gazze'deki, Filistin'deki yaşananlara üzülüyoruz. Ama bir şey yapamıyoruz. Türkiye her türlü yanında Ama öyle bir bela var ki ufacık bir İsrail bütün dünyayı esir almış, Amerika'yı esir almış, tüm dünyayı bu siyonist güçler yönetiyor. Bunlarla mücadele etmemiz lazım. Bu kadar insanlar açlıktan ölüyor, bebekler soğuktan ölüyor. Bunları neden anlatıyorum? İşte Bilge Kral böyle zulümlerin arasında lider oldu ve tüm dünyanın önüne çıktı. Allah rahmet eylesin. Yattığı yer nur olsun” dedi. Bilge Kral’ı Yaşatmaya, Gelecek Kuşaklara Taşımaya Devam Ediyoruz Alija İzzetbegovic’in dünya tarihinin en önemli liderlerden olduğunu ifade eden Uluslararası Balkan Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Selimler, sivil toplum örgütü olarak görevlerinden birinin de bu lideri unutmamak, unutturmamak olduğunu söyledi. Balkan gençliğinin bu önemli lideri tanıması adına yürüttükleri faaliyetleri özetleyen Başkan Selimler, milli eğitim müdürlüğünün destekleri ile kentteki tüm okullarda Aliya İzzetbegoviç resim yarışması düzenlendiğini söyledi. Başkan Ekrem Selimler, “Yapılan bu organizasyonlar ile bu büyük lideri gelecek kuşaklara anlatarak O’nun o coğrafyada kazandığı tüm dünyada taçlandırdığı başarıyı her daim hatırlatarak , Bilge Kral’ı yaşatmaya, gelecek kuşaklara taşımaya devam ediyoruz. Aliya İzetbegoviç’in hem Bosna Hersek'te hem Türkiye'de hem de daha geniş coğrafyalarda yeni nesiller tarafından daha iyi tanınması, yaptıklarının daha iyi anlaşılması için faal olmaya devam edeceğiz. Mesela bugün resim yarışmamıza katılan gençlerimiz 16, 17, 18 yaşındalar. Onlar Alija İzzetbegovic’i ancak kitaplardan, bazı görsellerden tanıdılar, gördüler ama bununla alakalı resimler yaptılar. Geleceğe taşıdılar. Bir adım atmış oldular. Ben hepsine tekrar tekrar çok hem hocalarına hem öğrencilerimize çok teşekkür ediyorum. Bu organizasyonda destek olan tüm kurumlarımıza ayrı ayrı teşekkür ediyorum” dedi. Uluslararası Resim Yarışmasında Dereceye Giren Eserler Açılışta kısa bir konuşma yapan İl Kültür ve Turizm Müdürü Dr.Sadık Doğruer ise programda emeği geçen herkese teşekkürlerini iletti. Konuşmaların ardından Uluslararası Balkan Derneği Başkanı Hamza Yavuz’un moderatörlüğündeki “Balkanlarda Düşünce ve Liderlik Mirası; Bilge Kral Alija İzzetbegovic” başlıklı, Sarajevo Üniversitesinden Prof.Dr. Samedin Kadic Bosna Gazisi ve Emekli Tümgeneral Emir Kliko’nun sunumlarına yer verilen panele geçildi. Balkan Coğrafyasını değiştiren süreç ve Alija İzzetbegovic’in üstlendiği tarihi misyonun aktarıldığı panelin ardından, İzmir çapında düzenlenen Alija İzzetbegovic Uluslararası Resim Yarışmasında dereceye giren eser sahiplerine ödülleri açılışa katılan protokol tarafından takdim edildi. Sanat ve Tasarım Fakültesi öğretim üyelerince değerlendirilmesi yapılan yarışmada birincilik ödülü “Özgürlük İçin Mücadele” isimli eseri ile Asya Anda İbiş, ikincilik ödülü “Özgürlük Yolunda” eseriyle Emel Çevikkan, üçüncülük ödülü “Umut” isimli çalışmasıyla Halil İbrahim Işıl’ın oldu. Nisab Parmanbek, Jale Ersoy, Sabiye Seyra Kallı, İrem Çizmeci ile Hilal Çevik de çalışmalarıyla mansiyon aldı.
Toplam 222







