Pandemi Sonrası Bölgesel Kalkınma Toplantısı İzmir'de Yapıldı

Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) tarafından İzmir’de düzenlenen Pandemi Sonrası Bölgesel Kalkınma Toplantılarının 5.’sinde, Pandemi döneminde yerel yönetimlerin önemine vurgu yapılırken, toplantının açılışında konuşan TBB ve Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, dünyanın karşı karşıya bulunduğu bu büyük küresel sorunla mücadelede yerel yönetimlerin önemli yeri olduğunu kaydetti.

TBB tarafından ulusal kalkınmada yerel yönetimlerin yeri ve önemini vurgulamak amacıyla 11 farklı ilde planlanan "Pandemi Sonrası Bölgesel Kalkınma Toplantıları’nın beşincisi, İzmir Büyükşehir Belediyesinin ev sahipliğinde yapıldı.

Toplantının açılış konuşmalarını; TBB ve Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Hasan Suver, Sanayi ve Bakan Yardımcısı Çetin Ali Dönmez, İzmir Valisi Yavuz Selim Köşger ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer yaptı. Toplantıya; İzmir, Manisa, Muğla ve Aydın’daki belediyelerden başkan ve yöneticilerin yanı sıra; akademisyenler, kalkınma ajanslarından temsilciler ve bürokratlar katıldı.

Oturum başkanlığın İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Saffet Köse’nin yaptığı “Akıllı Şehirler ve Kent Ekonomisi” başlıklı oturumda; Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı V. Mehmet Güzgüllü, Konak Belediye Başkanı Abdül Batur, Güney Ege Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Özgür Akdoğan ve İzmir Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Mehmet Yavuz yer aldı.

 “Yerel yönetimlere çok fazla iş düşüyor”

Toplantıda konuşan TBB ve Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, dünyanın büyük bir küresel sorunla karşı karşıya olduğunu belirterek, "İnşallah aşılamamız bittiğinde çok hızlı normalleşmemiz, maviye dönmemiz, ekonomiyi toparlamamız ve yola devam etmemiz gerekiyor. Bunun için de yerel yönetimlere çok fazla iş düşüyor. İzmir, Türkiye’nin lokomotifi. Bu bölgede hem tarih hem coğrafya var. O zaman ‘yenilebilir enerji’ diyeceğiz. İnsanı korumak için doğayı korumamız lazım. İklim projeleri o kadar önemli ki. Biz değişeceğiz. Dünya yeşil ekonomi ve bilgi ekonomisine gidiyor. Kendi kurumsal kapasitemiz güçlü değilse bunu başaramayız.” ifadelerini kullandı.

“Vatandaşlarımızın belediyelerden çok daha büyük beklentileri var”

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer de, İzmir’de son 2 yıl içinde yangın, pandemi, deprem, sel, hortum ve tsunami yaşandığını ifade ederek şöyle devam etti: “Pandemi ve afetlerde çok iyi gördük ki belediyecilik; yol, su, altyapı, park ve bahçe gibi hizmetlerle sınırlı değil. Vatandaşlarımızın belediyelerden çok daha büyük beklentileri var. Halkımız, yerel yönetimleri en yakınındaki ve en zor günlerinde derman olması gereken birincil kamu kurumu olarak kabul ediyor. Hangi siyasi görüşten olursa olsun kamunun neresinde yer alırsa alsın halkımız, şehrin tüm paydaşları ile uyum içinde çalışan karar vericiler görmek istiyor.”

Beş ana başlık

Başkan Soyer, “Bölünerek kalabalıklaşan menfaat ortalıkları yerine birleşerek büyüyen bir vicdan hareketi başlatmak zorundayız. Biz karar vericiler, bu gerçeği ivedilikle idrak etmeliyiz. Pandeminin, tüm olumsuzluklarına rağmen ülkemiz ve şehrimizde önemli değişimleri başlattığını düşünüyorum” diyerek Büyükşehir’in bu değişimleri İzmir’de ’kriz belediyeciliği yaklaşımı’, ’tarım’, ’girişimcilik, inovasyon ve endüstri’, ’şehrimizin doğayla uyumunu artırarak fiziksel ve ekonomik dirençliliğini sağlamak’, ’kent vizyon ortaklığı’ başlıklarıyla okuduğunu söyledi.

“Yeni köylüler”

Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Hasan Suver de, toplantıya video konferans ile bağlanarak, “Pandemiyi, doğal afetleri ve çevre hassasiyetini dikkate alarak büyükşehir belediyesi olmayan yerlerde ekonomik, sosyal, kültürel ve turizm bakımından köylerin cazibesi artırılmalıdır. Şehir hayatından bıkan, pandemi ve diğer nedenlerden dolayı doğaya dönmek isteyen yeni bir eğilimin yaşandığı dönemdeyiz. Bun ‘yeni köylüler’ deniliyor. Yeni köylüler, daha önce köyle irtibatı olmayan, köylü geçmişi olmayan ama şehirdeki olumsuz şartlardan dolayı doğaya dönen ve köyde üretim yapan kesimi tanımlar. Yeni köylüler, miras yoluyla verilen arazilerin yeniden üretime kazandırılması konusunda fırsat teşkil etmektedir. Ege, buna karşılık verecek özelliklere sahiptir” ifadelerine yer verdi.

“Amiral gemilere ihtiyacımız var”

Toplantıya video konferans ile bağlanan Sanayi ve Bakan Yardımcısı Çetin Ali Dönmez ise "Bölgesel kalkınmanın önemi bileşenleri; iyi bir altyapı, yetişmiş insan gücü, yatırımların teşviki, yatırımcıların kullanabileceği ortak alanlardır. En önemli unsurlar yerel yönetimlerdir. Bölgesel kalkınmanın en önemli aktörleri bölgesel çekim merkezi olan illerdir. Bizim bölgesel kalkınma açısından amiral gemilere ihtiyacımız var” sözlerine yer verdi.

“Şehirlere ruh üflemelerini bekliyoruz”

İzmir Valisi Yavuz Selim Köşger, “Pandemi aslında bizi bir miktar umutsuzluğa, mutsuzluğa, kaygılara sevk etti ama bazı şerlerden bazı hayırlar çıktığı düşüncesiyle, pandemi beki de bazı şeyleri dünyaya anlattı. Dünyayı acımasızca sömüren vahşi kapitalizmin, duraksamadan üretim yapan kaynakları istismar eden hızlı gelişmenin olduğu dönemde aslında bir durup düşünmek, geleceğe bakmak açısından pandeminin fırsat verdiğini görmüş olduk. Pandemi belki de durup düşünme fırsatı verdi. Bu illa ki geçecek ve yolumuza devam edeceğiz. Ben yerel kalkınmanın ne kadar önemli olduğunu bilen birisiyim. Bizim dinimizde medeniyet kelimesinin kökeni medinedir. Yani şehir. Şehirlerimiz ne kadar gelişmişse, insani ve vicdaniyse o kadar medenisinizdir demektir. Sizin kuracağınız şehirlerden medeniyetimiz yükselecek. Tüm dünya da aslında bizim kuracağımız medeniyeti bekliyor. Belediye başkanlarımızın yaptığı işler o anlamda önemli. Belediye başkanlarımızın kurdukları şehrin içine kendi ruhlarını, kendi vicdanlarını, kendi insanlıklarını, kendi merhametlerini de katmalarını ve şehirlere ruh üflemelerini bekliyoruz” dedi.

“Belediyelerimiz iyi örnekler sergiledi.”

Rektör Prof. Dr. Saffet Köse ise yaşamı felç eden salgında, İzmir Belediyelerinin başarılı sınavlar verdiklerini vurguladı. Köse: “ Belediyelerimiz hem kendi kaynaklarını seferber ederek hem de yardımlaşma duygularını yeniden canlandırarak süreci en iyi şekilde yönetmenin gayreti içinde oldular. Bu anlamda dünyaya iyi örnek olduğumuzu düşünüyorum. COVID-19 sürecinde belediyelerimiz hem sürdürdükleri hizmeti aksatmadan sunmanın hem de toplumsal etkileri azaltmanın mücadelesini verdiler. Vatandaşların alınacak önlemlere uymalarından ihtiyaç sahiplerine yardımda bulunmaya kadar pek çok alanda hizmet sunan belediyelerimiz, yerel yönetimlerin güçlü olmasının da gerekliliğini ispat ettiler. Diğer taraftan hayatın her alanda dijitalleştiği bu süreç, belediyelerimizin bilgi işlem temelli sistemlere yatırım yapmasının gerekliliğini de ortaya çıkarmıştır.” diye konuştu.

“Akademiye de görev düşüyor.”

Bu süreçte akıllı teknolojileri üretmenin gerekliliği, sağlık konusunda araştırma ve geliştirme stratejilerine daha fazla yatırım yapılmasına ihtiyacın öne çıktığını kaydeden Prof. Dr. Saffet Köse, “Tıbbî araç gereç başta olmak üzere dışa bağımlılığın minimuma indirilmesi için topyekûn mücadele şarttır. Özellikle ilaç ve aşı üretiminde dışa bağımlılığı azaltmamız gerektiği oldukça açık. Elbette devam eden çalışmalarımız var. Ancak bugüne kadar bunun sona ermiş ve kendi aşımızı uygulayabilmiş olmamız gerekiyordu. Bir üniversite rektörü olarak akademinin de bu konuda bir özeleştiriye ihtiyacı var.  Yeni teşvik modelleri geliştirmek konusunda daha fazlasını yapmamız lazım. Üniversite -sanayi,  üniversite-yerel yönetim ve üniversite-sivil toplum işbirliklerinin etkin biçimde kurulmasına, uygulanmasına ve nihayet çıktılar ortaya koymasına ihtiyaç var. Sürekli ifade ettiğim bir şeyi buradan tekrar etmekte fayda var; üniversiteler ne zaman yerel yönetimlerin ve sanayilerin ihtiyaç duyduğu fayda odaklı bilgiyi ve üretimi gerçekleştirdiler o zaman kalkına sonucu ortaya çıkacaktır.” dedi.

 

 

İlgili Resimler


Menüyü Kapat