Haberler :::
-
13.01.2026Yeni
Rektör Köse’den Final Desteği
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Saffet Köse, Merkez Kütüphaneyi ziyaret etti. Final haftası nedeniyle kütüphanede ders çalışan öğrencilere başarılar dileyen Prof. Dr. Köse, öğrencilerden gelen geri bildirimler doğrultusunda kütüphanecilik hizmetlerinin her geçen yıl daha da güçlendiğini ifade etti. Yeni eklenen salonla birlikte 882 kişilik oturma kapasitesine ulaşan kütüphanede incelemelerde bulunan Rektör Prof.Dr. Saffet Köse’ye Rektör Yardımcıları Prof.Dr.Muhsin Akbaş, Prof.Dr.Süleyman Akbulut ile Prof.Dr. Yasin Bulduklu eşlik etti. Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanı Serhat Dikmen’den bilgi alan Prof. Dr. Köse, dijital kütüphanecilik anlayışıyla elektronik ve basılı eserlerden oluşan arşiv yelpazesinin her geçen yıl genişletildiğini söyledi. 2013 yılında 52 bin ziyaretçisi olan İKÇÜ Merkez Kütüphanesinin, 2024 verilerine göre 773 bin kişiye ulaştığını aktaran Prof. Dr. Köse, dünyanın sayılı üniversitelerinin kütüphanelerinin zenginliği ile öne çıktığını vurgulayarak; “Teknoloji çağında, kitap okumak belki de eski bir alışkanlık olarak görülüyor. Öğrencilerimiz kitabı ders çalışmak için önceliklendirseler de aslında okumak yersiz ve zamansız bir eylem olarak alışkanlıklarımız arasında yer almalı. Çünkü yaşam boyu öğrenmenin en eşsiz hazinesi kitaplardır. İKÇÜ olarak bu hazinelerimizin geniş kitlelere ulaşması için, ziyaretçilerimizin değişen okuma kültürlerine göre arşivlerimizi günümüz bilgi teknolojileri ile buluşturup; toplumun hizmetine sunmaya gayret ediyoruz. Kütüphanecilik hizmetlerini kullanıcı odaklı, teknolojik hizmet kalitesini benimseyerek, e-bilgi kaynakları yönünde daha da geliştirmekteyiz” diye konuştu. Engelli Dostu Kaynak Sayısı YÖK tarafından yayınlanan ‘Üniversite İzleme ve Değerlendirme Genel Raporu 2025’ sonuçlarına göre İKÇÜ’nün 6 farklı alanda üst sıralarda yer aldığını hatırlatan Rektör Prof. Dr. Köse, “Kütüphanedeki engelli dostu kaynak sayısının en yüksek olduğu üniversiteler” arasında üst sıralarda yer almaktan ayrıca mutluluk duyduklarını kaydetti. Rektör Prof. Dr. Köse, “Günümüzde kitap okuma formatlar değişti, dijital kitaplar, sesli kitaplar, podcast’ler gündemimize girdi. Tüm bunlar arasında engelli bireylerimizi de es geçmemenin bilinciyle gençlerimizin istekleri doğrultusunda engelli dostu kaynak sayısını arttırmaya devam ediyoruz. Engelli öğrenci birimlerinin fiziksel ile dijital erişilebilirlik düzeylerine yönelik çalışmalarına ağırlık vermelerini bekliyoruz” dedi. Okuma Arşiviniz Vizyonunuzu Anlatır Dünyada kitap okumanın kültürün ötesinde İK tercihlerinde de belirleyici bir rol oynadığına işaret eden Rektör Prof. Dr. Köse, insan kaynakları yöneticisinin "Neler okuyorsunuz?" sorusunun kişinin tüm vizyonunu özetleyebildiğini belirtti. Rektör Prof. Dr. Köse, “Öğrencilerimizin üniversite hayatını sadece ders çalışmak olarak görmenin ötesinde bilinçlilik düzeyi yüksek mezunlar olmaları bizler için çok önemli. Mezunlarımızın istihdama katılma oranını arttırmaya yönelik eğitim-öğretim faaliyetlerimizi güçlendirmek için çalışıyoruz. YÖK tarafından yayınlanan rapora göre özellikle sağlık alanında uzmanlaşmış üniversitelerin öne çıktığı “Mezunların yurt içinde ilk altı ayda istihdama katılma oranının en yüksek olduğu üniversiteler” listesinde İKÇÜ üst sıralarda yer aldı. Mezunlarımızın istihdam edilebilirlik gücünün yüksek olması bizim için memnun edici bir geri bildirim. Lisans hayatını İKÇÜ ile şekillendiren bilgi ve donanıma sahip bilinç düzeyi yüksek gençler yetiştirdiğimiz kanaatindeyim. Bu güzel verileri paylaşmayı vesile eden tüm öğrencilerimize şükranlarımı iletiyorum. Tüm sınav süreçlerinin başarılı sonuçlarla geçmesini temenni ediyorum” ifadelerini kullandı. -
26.12.20251416 MEB Bursu ile Uluslararası Deneyimler ve Fırsatlar Konuşuldu
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Yurt Dışına Lisansüstü Öğrenim Amacıyla Gönderilecek Öğrencileri Seçme ve Yerleştirme (YLSY) Koordinatörlüğü tarafından “Yurt Dışında Lisansüstü Eğitim:1416 MEB Bursu İle Uluslararası Deneyimler ve Fırsatlar” konulu etkinlik düzenlendi. Milli Eğitim Bakanlığı’nın 1416 Bursları ile yurt dışında lisansüstü eğitim imkânları, programa başvuru süreci ve bursiyerlere sağlanan akademik ve psikososyal destekler hakkında detaylı bilgilerin verildiği etkinlik Hekim Hacı Paşa Konferans Salonunda düzenlendi. Milli Eğitim Uzmanları Dr. Caner Erkan ve Dr. Selay Zor’un konuşmacı olarak katıldığı etkinliği, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Genel Sekreter Yardımcısı Muhammed Enes Uzun, Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Ruhi Alkın, akademisyenler ve öğrenciler takip etti. Edinilen Bilgi ve Deneyimlerin Ülke Yararına Kullanılması İçin Değerli Bir Program Açılış konuşmasında, programın öğrenciler açısından faydalı olacağına inandığını belirten Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, “1416 MEB Bursu, akademiye geçişin en hızlı yolu olmasının yanında, uluslararası bilgi ve bilim dünyasına erişme imkânı da sunan; döndüğünüzde ise kamuda istihdamınızın önünü açan bir program. Bununla birlikte, 1416 bursuyla yurtdışına çıkmanın bir kaçış anlamına gelmediğini; programın yurtdışında edindiğiniz bilgi ve deneyimleri, döndüğünüzde bu ülkenin, bu vatanın ve bu milletin yararına kullanmanız için açıldığını da, yönetim tecrübemden yola çıkarak hatırlatmak isterim. Osmanlı’da 3. Selim döneminden itibaren Batıyla etkileşim açısından bu yöntem sıkça kullanılmış; Cumhuriyet’in ilanından sonra da o zor koşullara rağmen ısrarla ve inatla yurtdışına öğrenci göndermeye devam edilmiştir. Bu ülkenin yetiştirdiği pek çok bilim insanı, entelektüel ve yöneticinin de bu anlayış doğrultusunda yetiştiğini görüyoruz. Dolayısıyla, ülkemize pek çok yönden katkıda bulunan bu değerli projenin, amacının dışında farklı alanlara kaymaması gerekiyor. Ben, bu etkinliğe katılan birçok öğrencimizin 1416 MEB Bursu için çaba göstereceğine; gittikleri ülkelerde ülkemizi en iyi şekilde temsil edeceklerine ve döndüklerinde de bu ülkeye ve millete en iyi şekilde hizmet edeceklerine inanıyorum. Uzmanlarımıza ve tüm katılımcılarımıza teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı. Atatürk’ün Vizyonuyla Çıkarılan, En Eski Kanunlardan Biri Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Ruhi Alkın ise, kendisinin de 1416 Burs Programından faydalanarak yurtdışında eğitim gördüğünü dile getirdi ve 1416 sayılı “Ecnebi Memleketlere Gönderilecek Talebe Hakkında Kanun” hakkında ve programın akışı ile ilgili bilgi verdi. Doç. Dr. Alkın, “1416 sayılı kanun, 1929 yılında devletimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün teşviki, yönlendirmesi ve vizyonuyla; cumhuriyetimizin insan gücünü ve ihtiyacını karşılamak amacıyla çıkarılmıştır. Yıllar içinde anayasalar değişse de değişmeyen bu kanun, ülkemizin en eski kanunlarından bir tanesidir. Uzman konuklarımız program hakkında detaylı bilgileri sizlerle paylaşacaklar. Kendilerine aramızda oldukları için çok teşekkür ediyorum” dedi. “Sizleri Birer Kıvılcım Olarak Gönderiyorum, Alevler Olarak Geri Dönmelisiniz” Milli Eğitim Uzmanı Dr. Caner Erkan, “Bizde yurt dışına öğrenci gönderimi, Cumhuriyet’ten önce de vardı. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün vizyonuyla, 1929 yılında çıkarılan 1416 sayılı “Ecnebi Memleketlere Gönderilecek Talebe Hakkında Kanun” ile birlikte yurt dışına öğrenci gönderimi sistemli bir hale geldi. Biz, o tarihten bu yana düzenli bir şekilde yurtdışına öğrenci göndermekteyiz. Türkiye Cumhuriyeti’nin 17. Başbakanı ve ilk Çalışma Bakanı olan Sadi Irmak henüz öğrenciyken, yeni kurulan devletin insan gücünü nitelikli hale getirmek için açılan sınavda başarılı olunca, bizzat Atatürk’ten aldığı telgrafta şu ifade yazıyordu: ‘sizleri birer kıvılcım olarak gönderiyorum, alevler olarak geri dönmelisiniz’. Bu burs programıyla yurtdışına giden ve Atatürk’ün tabiriyle ‘alevler olarak dönen’, çok önemli pozisyonlara gelmiş, ülkemizin gelişimine önemli katkılarda bulunmuş birçok bursiyerimiz var. Aslında birçoğunu tanıyoruz ama bu burs programı kapsamında yurt dışına gittiklerini bilmiyoruz. Örneğin, şu anki Hazine ve Maliye Bakanımız Sayın Mehmet Şimşek, Eski Cumhurbaşkanı Yardımcımız Sayın Fuat Oktay, Eski Hazine ve Maliye Bakanımız Sayın Adnan Kahveci, bilim adamlarımızdan Cahit Arf, Şair Necip Fazıl Kısakürek, Türkiye’nin ilk kadın arkeoloğu Jale İnan hanımefendi, fikir adamlarımızdan Nurettin Topçu beyefendi 1416 Bursu ile yurtdışında eğitim görmüştür” diye konuştu. Lisanstan mezun olan bir öğrencinin doğrudan iş sahibi olmadan burs programı kapsamında yurt dışına gidebileceğini, geldikten sonra da kamu kurumlarında iş sahibi olabildiğini belirten Dr. Erkan, programın kapsamına ve yükümlülüklerine dair detayları paylaştı. Bursiyerlere Psikolojik Eğitim ve Danışmanlık da Veriliyor Yurt dışındaki deneyimlerinden de bahsederek süreç hakkında bilgilendirmede bulunan Milli Eğitim Uzmanı Dr. Selay Zor ise, “Ben, Boğaziçi Üniversitesi Matematik Öğretmenliği Bölümü lisans mezunuyum. Mezun olur olmaz da, 1416 bursiyeri olarak Amerika’ya gittim. Georgia Üniversitesi’nde, Eğitimde Ölçme Değerlendirme alanında yüksek lisans ve doktoramı tamamladım ve 2023 yılında ülkeye dönüş yaptım. Amerika’ya gitmek benim için bambaşka bir kültürün kapısını aralamaktı. Yepyeni bir kültürde, yeni bir ortamda, farklı bir eğitim süreci ve eğitim alanında bulunmak; kültürel uyum, yalnızlık, dil bariyeri ve beklentilerle ilgili elbette birtakım zorlukları da beraberinde getiriyor” dedi. Yapılan araştırmalar doğrultusunda, bursiyerlerin Türkçe psikolojik danışmanlık desteğine ihtiyaç duyduğunun anlaşıldığını belirten Dr. Zor, bu kapsamda 1416 bursiyerlerine hizmet veren YLSY PDR biriminin kurulduğunu, bu birimdeki uzman psikolojik danışmanların yurt dışındaki bursiyerlere çevrim içi bireysel danışmanlık hizmeti sağladığını anlattı. Dr. Zor, bununla birlikte, yurt dışına çıkış öncesi uyumu kolaylaştıran psikoeğitim programları, yurda dönüş sürecini destekleyen çalışmalar, mentorluk sistemi ve kapsamlı rehber kitapçıkların da bursiyerlerin hizmetine sunulduğunu aktardı. Etkinlik, öğrencilerden gelen soruların yanıtlanmasının ardından, Doç. Dr. Ruhi Can Alkın’ın MEB Uzmanları Dr. Caner Erkan ve Dr. Selay Zor’a teşekkür belgesi takdim etmesiyle birlikte sona erdi. -
26.12.2025
Toplumsal Katkıda Yıl Sonu Değerlendirmesi
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ)Toplumsal Katkı Komisyonu, 2025 yılının son toplantısını Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu başkanlığında yaptı. Toplumsal Katkı Koordinatörü Prof. Dr. Melike Tekindal ve komisyon birim temsilcilerinin hazır bulunduğu toplantıda 2025 yılında kabul edilen uzun süreli ve bütçeli sosyal sorumluluk projeleri (UBSS) ile genel sosyal sorumluluk projeleri (GSS) değerlendirmesi yapıldı. 2026 Daha Büyük Başarılara İmza Atacağımız Bir Yıl Olacak Toplumsal gereksinimlere cevap veren ve toplumsal fayda oluşturan her projeyi desteklediklerini ifade eden Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bulduklu, bu projelerin aynı zamanda akademik hayata da büyük katkılar sağladığını ifade etti. Günümüz yükseköğretiminde toplumsal fayda misyonunun özellikle vurgulandığını belirten Prof. Dr. Bulduklu, “ 2030'a Doğru Türk Yükseköğretiminin Yol Haritasına baktığımızda üniversitelerin akademik performanslarının yanı sıra bölgesel kalkınma, sürdürülebilirlik ve sosyal sorumluluk gibi alanlarda da önemli roller üstlenmeleri adına hem kendi bölgelerinde hem de ulusal düzeyde kalkınmayı destekleyecek şekilde yeniden yapılandırılması vurgulanmaktadır. Küreselleşme ve uluslararasılaşma ile üniversitelerden daha girişimci, sosyal refahı önceleyen yeni sorumluluklar üstlenmeleri beklenmektedir. Üniversitelerin sadece bilimsel bilgi üreten kurumlar değil; toplumsal gelişimin aktif paydaşları olması akademisyenlerin liderliğinde geliştirilen sosyal sorumluluk projelerine bağlıdır. İKÇÜ olarak “kurumsal sosyal sorumluluk” kavramının üniversite-toplum ilişkisi ve paydaşları açısından arz ettiği önemin son derece farkındayız. Bu yıl daha aktif olarak sahada çalışan Toplumsal Katkı Koordinatörlüğümüzün teşvikleri, akademisyenlerimiz ve öğrencilerimizden gelen katılımla 53 uzun süreli bütçeli, 87 genel sosyal sorumluluk projesi hayata geçirildi. Projelerin UBYS üzerinden kolaylıkla girilebileceği dijital altyapı da 2026 yılında aktif edilecek. Beklentimiz sosyal sorumluluk projelerinin daha da artması. 2026 yılında daha büyük başarılara hep birlikte imza atmak en büyük temennimiz” dedi. Öğrencilerin CV’sinde Sosyal Sorumluluk Projeleri Yer Almalı Toplumsal Katkı Koordinatörü Prof. Dr. Melike Tekindal da komisyon ekibi olarak tüm birimlerde ve öğrenci komisyonunda yürütülen proje bazlı çalışmalar için teşekkürlerini iletti. Bilgi İşlem Daire Başkanlığı ile koordinasyon halinde çalıştıkları proje girişi ara yüzünün kullanımı ile bilgiler aktaran Prof. Dr. Tekindal, öğrencilerin sürece aktif olarak dahil olmasından duyduğu memnuniyeti paylaştı. Prof. Dr. Tekindal, ”Öğrenci komisyonu toplantılarımızda gelen çok sayıda proje önerileri bizleri oldukça heyecanlandırıyor. Günümüzde dünyada bulunan birçok üniversite öğrencilerinin akademik başarılarının yanı sıra toplumsal yarar adına yaptıkları çalışmaları da değerlendirmektedir. Bu projeler üniversitelerin yanı sıra iş başvurusu yaparken fark yaratmaktadır. Toplum yararı adına projelerde yer almış bir aday, diğer adaylara göre bir adım öne geçme şansı yakalamaktadır. Aynı zamanda sosyal sorumluluk projeleri, bireylerin sahada gözlem yapmasını sağlayarak içinde bulunduğu toplumu tanıma fırsatı verir. Bu açıdan baktığımızda hem topluma hem öğrencilerimizin kariyerlerlerine dokunan çok daha fazla projede yer almak istiyoruz. Bizlere destek olan Rektör Hocamız başta olmak üzere tüm hocalarımıza, akademik ve idari personelimize çok teşekkür ediyorum” diye konuştu. -
25.12.2025
Bilge Kral Alija İzzetbegovic İKÇÜ’de Anıldı
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Uluslararası Balkan Federasyonu iş birliği ile düzenlenen “Balkanlarda Düşünce ve Liderlik Mirası; Bilge Kral Alija İzzetbegovic” konulu panele ev sahipliği yaptı. Bosna Hersek'in ilk cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç 100'üncü doğum yılı etkinlikleri çerçevesinde İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Menemen Belediyesi, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Uluslararası Balkan Dernekleri Federasyonunun paydaşlığında, İKÇÜ Hekim Hacı Paşa Konferans Salonunda düzenlenen panel ve resim sergisi açılışına, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Muhsin Akbaş, Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, İl Kültür ve Turizm Müdürü Dr. Sadık Doğruer, 25’inci dönem İzmir Milletvekili Cemil Şeboy, Uluslararası Balkan Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Selimler, Uluslararası Balkan Derneği Başkanı Hamza Yavuz, akademisyenler ve STK Temsilcileri katıldı. Biz Ortadan Kaldırmak Değil, İnşa Etmek Anlayışına Sahip Bir Medeniyetiz Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, İKÇÜ olarak gençlerin hem kültürel hem de tarihi alanda hafızalarını diri tutmak amacıyla üstlendikleri sorumlulukların bilinciyle hareket ettiklerini vurguladığı konuşmasında kentin tüm paydaşlarının katılımıyla kültürel hafızanın güçleneceğini söyledi. Kardeş Boşnak halkının ilk cumhurbaşkanı, ilk komutanı ve kahramanı olması ile Bilge Kral’ın Türkiye yakın tarihinde de kilit rol aldığını belirten Prof. Dr. Bulduklu, Balkan Coğrafyasının kaderinin bu iki ülkenin tarihi köklerine dayanan güçlü dostlukla şekillendiğini aktardı. Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bulduklu, “Biz üniversite olarak, hem kültürel hem de tarihî hafızayı canlı tutmayı temel bir sorumluluk olarak görüyor; bu alanda atılan her nitelikli adımı desteklemeye büyük önem veriyoruz. Toplumların geleceğini inşa edebilmesi, ancak geçmişiyle sağlıklı bir ilişki kurabilmesiyle mümkündür. Bu anlayışla, Alija İzzetbegoviç’i merkeze alan bu proje ilk kez gündemimize geldiğinde, üniversite olarak üzerimize düşen her türlü desteği kararlılıkla vereceğimizi ifade ettik. Bugün ortaya çıkan bu kapsamlı organizasyon, o ilk iradenin somut bir sonucudur. Balkan coğrafyasına baktığınızda, tarih boyunca bizim için yalnızca bir bölge değil; kültürel, tarihî ve manevi bağlarla iç içe geçmiş ayrılmaz bir parça olduğunu görürsünüz. Ne yazık ki bu coğrafya, uzun yıllar boyunca kan, gözyaşı ve acılarla anılmıştır. Yakın tarihimizin en çarpıcı örneklerinden biri olan Bosna Savaşı da bunun en acı tezahürlerinden biridir. Bu süreçte Bosna halkı, sistemli bir şekilde yalnızlaştırılmaya, kimliğinden ve inancından koparılmaya, asimile edilmeye çalışılmıştır. Ancak karşılarında teslimiyeti değil, direnişi seçen bir irade bulmuşlardır. Bu direnişin ve ahlaki duruşun başında ise, ‘Hem Bilge Hem Kral’ olarak anılan Alija İzzetbegoviç vardır. Bir liderin aynı anda bu iki sıfatla anılabilmesi son derece nadirdir. İyi bir yönetici, başarılı bir asker ya da güçlü bir devlet adamı olmak mümkündür; fakat “bilge” sıfatı çok daha derin bir anlam taşır. Bilgeliğin temelinde ahlak, ilim, irfan, entelektüel derinlik ve güçlü bir maneviyat vardır. Alija İzzetbegoviç’i farklı ve kalıcı kılan da tam olarak budur. Birçoğumuz o dönemi hatırlıyoruz. Kimlik bilinci zedelenmiş, İslam’la bağı zayıflatılmaya çalışılmış bir toplum, Alija İzzetbegoviç’in liderliğinde yeniden kendi inancına, değerlerine ve köklerine sarılmıştır. O, bu yönelişi yalnızca söylem düzeyinde bırakmamış; siyasi ve stratejik tercihlerine de yansıtmıştır. “Türkiye bizim dostumuzdur, hatta tek dostumuzdur” diyerek yardım çağrısını Türkiye’ye yöneltmesi, sadece zor bir dönemde yapılan bir çağrı değil, aynı zamanda geleceği inşa eden bilinçli bir tercihtir. Mazlumun yanında durmayı ilke edinmiş Türkiye ile kurulan bu bağ, hem o günün mücadelesine güç katmış hem de iki ülke arasındaki kardeşliğin kalıcı temellerini atmıştır. Bugün Türkiye ile Bosna-Hersek arasında hâlâ güçlü bir kardeşlik bağının varlığından söz edebiliyorsak, bunun düşünsel ve ahlaki çerçevesi Alija İzzetbegoviç tarafından çizilmiştir. Aradan yıllar geçmesine rağmen onun fikirlerinin, duruşunun ve mirasının farklı toplumlarda saygı ve takdir görmesinin temelinde de bu samimiyet ve inanç vardır. Ben bunun en temel nedeninin iman olduğunu düşünüyor ve özellikle vurgulamak istiyorum. Aslında bu yaklaşım, bizim kültürel ve medeniyet kodlarımızda zaten var olan bir anlayışın yansımasıdır. Bizim medeniyetimiz yok etmeyi değil yenilemeyi, dışlamayı değil kuşatmayı, ortadan kaldırmayı değil inşa etmeyi esas alır. Alija İzzetbegoviç’in hayatı ve mücadelesi de bu anlayışın yaşayan en güçlü örneklerinden biridir" ifadelerini kullandı. Gücünü Silahtan Değil İnancından, Liderliğini Korkudan Değil Adaletten Alan Bir Bilgeydi Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan da Bosna Hersek'in bağımsızlık mücadelesinin sembol ismi ve ilk Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç’in yalnızca Bosna'nın değil, insanlığın ortak hafızasında yer almış çok önemli bir şahsiyet olduğunu vurguladı. Başkan Pehlivan, “Merhum İzzetbegoviç, gücünü silahtan değil inancından, otoritesini makamından değil ahlakından, liderliğini ise korkudan değil adaletten alan bir bilgeydi. En zor zamanlarda bile hep şunu söyleyebilmişti. ‘Biz savaşı kazanmak için değil, insan kalmak için savaştık. Savaş ölünce değil, düşmana benzeyince kaybedilir.' demiştir. Bu söz, Aliya İzzetbegoviç'in Bosna Savaşı'na bakışını en net biçimde özetler. Balkanların acı tarihine rağmen umudu ayakta tutan bugünün gençlerine yol gösteren çok güçlü bir mesajdır. Ancak Aliye İzzetbegoviç'i ve onun düşünceyi ya dünyasını anlamak Balkanların yakın tarihinde yaşanan büyük insanlık trajediilerini görmezden gelmeden gelmekten de mümkün değildir. Bu bağlamda Srebrenica sadece bir yer adı değil, insanlık vicdanında da silinmeyecek bir hafızanın da aynı zamanda adıdır. Menemen Belediyesi olarak bizler İzzetbegoviç'i; Srebrenica soykırımını her yıl düzenli olarak anıyoruz. Bu büyük acının unutulmaması ve gelecek kuşaklara da doğru bir tarih bilinciyle aktarılması için sorumluluk üstleniyoruz. Bu vesileyle soykırımda hayatını kaybeden Bosnalı kardeşlerimizi rahmetle ve minnetle anıyoruz. İnanıyoruz ki hatırlamak bir tercih değil ahlaki bir yükümlülüktür. Bilge Kral’ın direnişini, adalet yürüyüşünü ve çağlara ışık tutan düşünce mirasını yeniden hatırlıyoruz. Özellikle gençlerimizden bu sergideki fotoğraflara bakarken yalnızca geçmişi değil kendi geleceklerini de düşünmelerini istiyorum” şeklinde konuştu. Zulümlerin Arasında Tüm Dünyanın Önüne Çıktı 25’inci dönem İzmir Milletvekili Cemil Şeboy, ülkelerin zor zamanlarında büyük liderler çıkardığını belirttiği konuşmasında, Bosna Halkının bağımsızlık mücadelesinde talihini değiştiren bir kahraman Bilge Kral Alija İzzetbegovic’i bağrından çıkardığını kaydetti. Şeboy, “ Bu topraklar kanla alınmıştır, kanla verilir. Ülkelerin zor zamanlarında büyük liderler çıkıyor. Türkiye'nin Kurtuluş Savaşı'nda başlayan bağımsızlık mücadelesinde dünyaya örnek olan bir lider çıktı. Gazi Mustafa Kemal Atatürk bütün dünyaya örnek olan bir liderdir. Yine Bosna-Hersek Balkan Savaşlarında orası da bir lider yarattı. “İzzetbegoviç” Ne kadar zor şartlar altında çalıştığını, kendilerini savunduğunu bizzat gidip gördüm. İnşallah Büyük Atatürk gibi, İzzetbegoviç gibi Filistin'de de, Gazze'de de liderler çıkar. Ama hiçbir ülkeye de öyle yaşamlar nasip etmesin. Şu anda Gazze'deki, Filistin'deki yaşananlara üzülüyoruz. Ama bir şey yapamıyoruz. Türkiye her türlü yanında Ama öyle bir bela var ki ufacık bir İsrail bütün dünyayı esir almış, Amerika'yı esir almış, tüm dünyayı bu siyonist güçler yönetiyor. Bunlarla mücadele etmemiz lazım. Bu kadar insanlar açlıktan ölüyor, bebekler soğuktan ölüyor. Bunları neden anlatıyorum? İşte Bilge Kral böyle zulümlerin arasında lider oldu ve tüm dünyanın önüne çıktı. Allah rahmet eylesin. Yattığı yer nur olsun” dedi. Bilge Kral’ı Yaşatmaya, Gelecek Kuşaklara Taşımaya Devam Ediyoruz Alija İzzetbegovic’in dünya tarihinin en önemli liderlerden olduğunu ifade eden Uluslararası Balkan Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Selimler, sivil toplum örgütü olarak görevlerinden birinin de bu lideri unutmamak, unutturmamak olduğunu söyledi. Balkan gençliğinin bu önemli lideri tanıması adına yürüttükleri faaliyetleri özetleyen Başkan Selimler, milli eğitim müdürlüğünün destekleri ile kentteki tüm okullarda Aliya İzzetbegoviç resim yarışması düzenlendiğini söyledi. Başkan Ekrem Selimler, “Yapılan bu organizasyonlar ile bu büyük lideri gelecek kuşaklara anlatarak O’nun o coğrafyada kazandığı tüm dünyada taçlandırdığı başarıyı her daim hatırlatarak , Bilge Kral’ı yaşatmaya, gelecek kuşaklara taşımaya devam ediyoruz. Aliya İzetbegoviç’in hem Bosna Hersek'te hem Türkiye'de hem de daha geniş coğrafyalarda yeni nesiller tarafından daha iyi tanınması, yaptıklarının daha iyi anlaşılması için faal olmaya devam edeceğiz. Mesela bugün resim yarışmamıza katılan gençlerimiz 16, 17, 18 yaşındalar. Onlar Alija İzzetbegovic’i ancak kitaplardan, bazı görsellerden tanıdılar, gördüler ama bununla alakalı resimler yaptılar. Geleceğe taşıdılar. Bir adım atmış oldular. Ben hepsine tekrar tekrar çok hem hocalarına hem öğrencilerimize çok teşekkür ediyorum. Bu organizasyonda destek olan tüm kurumlarımıza ayrı ayrı teşekkür ediyorum” dedi. Uluslararası Resim Yarışmasında Dereceye Giren Eserler Açılışta kısa bir konuşma yapan İl Kültür ve Turizm Müdürü Dr.Sadık Doğruer ise programda emeği geçen herkese teşekkürlerini iletti. Konuşmaların ardından Uluslararası Balkan Derneği Başkanı Hamza Yavuz’un moderatörlüğündeki “Balkanlarda Düşünce ve Liderlik Mirası; Bilge Kral Alija İzzetbegovic” başlıklı, Sarajevo Üniversitesinden Prof.Dr. Samedin Kadic Bosna Gazisi ve Emekli Tümgeneral Emir Kliko’nun sunumlarına yer verilen panele geçildi. Balkan Coğrafyasını değiştiren süreç ve Alija İzzetbegovic’in üstlendiği tarihi misyonun aktarıldığı panelin ardından, İzmir çapında düzenlenen Alija İzzetbegovic Uluslararası Resim Yarışmasında dereceye giren eser sahiplerine ödülleri açılışa katılan protokol tarafından takdim edildi. Sanat ve Tasarım Fakültesi öğretim üyelerince değerlendirilmesi yapılan yarışmada birincilik ödülü “Özgürlük İçin Mücadele” isimli eseri ile Asya Anda İbiş, ikincilik ödülü “Özgürlük Yolunda” eseriyle Emel Çevikkan, üçüncülük ödülü “Umut” isimli çalışmasıyla Halil İbrahim Işıl’ın oldu. Nisab Parmanbek, Jale Ersoy, Sabiye Seyra Kallı, İrem Çizmeci ile Hilal Çevik de çalışmalarıyla mansiyon aldı. -
23.12.2025
İKÇÜ Memur Kardeşler Camisi İçin İlk Adım Atıldı
Yapımını Memur Kardeşler Vakfı adına hayırsever iş adamı Sabri Memur’un üstleneceği, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi ana yerleşkesinde yapılması öngörülen ‘Memur Kardeşler Üniversite Camii’ protokolü, İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban’ın katılımıyla düzenlenen resmî törenle imzalandı.Törende, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Rektörü Prof. Dr. Saffet Köse, Memur Kardeşler Vakfı Başkanı Sabri Memur, Vakıf Yönetim Kurulu Üyesi Niyazi Memur, Memur Kardeşler Yardımlaşma Derneği Başkanı Taha Aksoy, üniversite ve vakıf temsilcileri hazır bulundu. Hem Üniversiteye Hem de Bölgeye Hizmet Edecek İmza töreninde konuşan İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban, hem üniversiteye hem de bölgeye hizmet verecek caminin yapılmasından duyduğu memnuniyeti paylaştı. Vali Dr. Elban, “Bugün çok ilimiz için ve üniversitemiz için çok hayırlı ve güzel bir iş için burada bulunuyoruz. Uzun zamandan beri üniversitemiz kampüsünde ihtiyaç olan üniversite ile ilgili yapılar büyük ölçüde tamamlanmıştı. Orada hem üniversite hem de civara hizmet edecek bir cami ile ilgili yer hazırdı ve yapımıyla ilgili hayırseverler konusunda üniversitemizin yapmış olduğu çalışmalar vardı. Memurlar Kardeşler ile Saffet Hocam görüştüler. Mutabakata vardılar. Sonucunda caminin yapımı Memur Kardeşler Derneği tarafından yapılıp vakfı tarafından da işletilmesi yapılacak. Bu güzel eseri ilimize, üniversitemize, Çiğlimize kazandıracak olan Niyazi Bey'in şahsında Memur Kardeşlere huzurlarınızda çok teşekkür ediyorum. Allah yapacakları hayırları, hizmetleri kabul etsin. Kazasız, belasız inşallah en kısa zamanda yapılıp insanımızın hizmetine ve ibadete açılır diye temenni ediyorum. Memur kardeşlere, Saffet Hoca'ma, Taha Bey'e ve tüm herkese huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Hayırlı ve mübarek olsun diyorum” dedi. Bu Anlamlı Günlerde Projeye Başlamak Bizi Ayrıca Mutlu Etti Rektör Prof. Dr. Saffet Köse de İKÇÜ’de altyapı hizmetlerinin büyük ölçüde tamamlandığı bir dönemde üniversite bölgesinde eksikliği duyulan caminin yapılması adına girişimde bulunmaktan mutluluk duyduğunu aktardı. Rektör Prof. Dr. Köse, “Bugün bizim için çok özel bir gün. 2010 yılında kurulan İKÇÜ’nün altyapı hizmetlerinin büyük ölçüde tamamlandığı bir dönemde tek eksiğimiz olan bir cami yapımı idi. Onu da Memur Kardeşler üstlendiler. Öncelikle kendilerine çok teşekkür ediyorum. Bu mutlu günümüzde bizi onurlandıran Sayın Valime hürmetlerimi teşekkürlerimi arz ediyorum. Mübarek 3 aylara girdik. Recep-i Şerif'in 2’nci günündeyiz. Bu anlamlı günlerde mübarek bir projeye başlamak bizi ayrıca mutlu etti. Özellikle ihtiyaçlar hiyerarşisinde manevi ihtiyaçların maddi ihtiyaçlara göre çok daha öncelikli olduğu dikkate alınırsa; bu caminin hem 20.000'i aşkın öğrencimizin, 2000'i aşkın personelimizin hem de o bölgede böyle bir ibadethanenin olmadığı dikkate alınırsa bölgenin ihtiyacını karşılayacak şekilde planlanmış olmasının verdiği bir huzur var. Sayın Valime ve Memur Kardeşlerin nezdinde Niyazi Abi'ye, Taha Bey'e emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum. Tamamlanmasını sabırsızlıkla bekliyoruz” ifadelerini kullandı. Sayın Valimizin Desteği Bizim İçin Çok Kıymetli Memur Kardeşler Vakfı adına konuşan Niyazi Memur, İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban’ın desteklerinden duyduğu memnuniyeti paylaştığı konuşmasında, Mavişehir’de ibadete açılan Memur Kardeşler Camisinin yapımı için gösterdikleri gayreti, Üniversite Camisi için göstereceklerini ifade etti. İş adamı Niyazi Memur, “Sayın Valimizin desteği bizim için çok kıymetli, bu desteği ve gücü hissetmek çok değerli. Daha evvelden de burada bu camiyi yapmakla ilgili bir gayret içerisinde olduk ve 6 yıla yakın bir sürede bitirmek nasip oldu. Buradaki teveccüh gören benzer bir mimariyi biraz daha gelişmiş bir şeklini oraya yapamaz mıyız diye Saffet Hocamızla görüşmemiz oldu. Bizler bu tecrübe birikimini oraya yansıtmayı arzu ettik. Nasip olur bitirebilirsek niyet ettik bismillah dedik. Hayırlı uğurlu olur inşallah” şeklinde konuştu. İhtiyaç Duyulan Bir Bölgeye Yapılacak Memur Kardeşler Yardımlaşma Derneği Başkanı İzmir eski Milletvekili Taha Aksoy, İKÇÜ’nün kuruluşunda Rektör Danışmanlığı görevini üstlendiğini hatırlatarak; o bölgede kapasitesi ile bölgeye ulaşacak bir camiye ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Aksoy, “Mavişehir’de yapılan caminin gördüğü ilgiye hepiniz tanıksınız. Estetiği, kapasitesi ile göze çarpan cami külliyesinin ihtiyaç olan yere yapıldığı anlamını taşıyor. İnşallah İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Camisi de böyle bir ihtiyacı karşılamak üzere yapılacak. İKÇÜ’de rektör danışmanlığı yaptım. Oradaki büyük ihtiyacı biliyorum. Cuma namazlarının, vakit namazlarının kılınması ciddi problemler oluşturuyordu. Kaldı ki o günden bugüne üniversitenin nüfusunda büyük gelişme oldu. İnşallah büyük bir ihtiyacı karşılayacak. Finansmanında büyük fedakarlıkta bulunan Memur Kardeşlere, bu olayın gerçekleşmesi için bugüne kadar çok büyük uğraş veren Sayın Rektörümüze, bizi onurlandıran, protokolün hazırlanmasında kendisi şahsen emek ortaya koyan Sayın Valimize çok teşekkür ediyorum” dedi. Konuşmaların ardından 10 bin metrekare alana inşa edilmesi planlanan yapımı Memur Kardeşler Vakfınca karşılanıp kullanımı Müftülüğe tahsis edilecek Memur Kardeşler Üniversite Camisi protokolü taraflarca imzalandı. -
22.12.2025Gençler Yapay Zekâ ile Su ve Atık Yönetimine Çözüm Üretiyor
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi öncülüğünde düzenlenen Green Catalyst Ideathon’da üniversite ve lise öğrencileri, yapay zekâ destekli sürdürülebilir su ve atık yönetimi çözümleri geliştirmek için bir araya geldi.İKÇÜ Technocity İzmir ve Teknoloji Transfer Ofisi tarafından, üniversite ve pilot lise öğrencilerinin yapay zekâ temelli çevreci çözümler üretmesini hedefleyen Green Catalyst Ideathonunun açılış programına; Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Çiğli Belediye Başkan Yardımcısı Oktay Düzgün, TECHNOCITY İzmir Genel Müdürü Prof. Dr. Serhat Burmaoğlu, İKÇÜ TTO Genel Müdürü Anıl Baybura, Proje Genel Koordinatörü Doç. Dr. Levent Aydın, akademisyenler, öğretmenler ve çok sayıda öğrenci katıldı. Geleceğimizi Kurtarmak İçin Çalışıyoruz İKÇÜ’nün sürdürülebilirlik ekosistemine katkıda bulunmak amacıyla TECHNOCITY ve İKÇÜ TTO tarafından düzenlenen böylesine önemli bir etkinliğe ev sahipliği yapmaktan mutluluk duyduğunu söyleyen Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, “İKÇÜ’nün bilimsel bilginin teknolojiye dönüştürülmesi ve sanayi ile iş birliklerini güçlendirme vizyonu ile Ar-Ge, inovasyon ve girişimcilik ekosistemine katkıda bulunmak üzere hayata geçirdiğimiz ve birlikte müthiş bir uyumla çalışan TECHNOCITY ve İKÇÜ TTO, özellikle çevresel sorunlar ve sürdürülebilirlik konusunda akıllı çözümler üretmek için uzun bir süredir çalışmalar yapıyor. İKÇÜ Teknoloji Transfer Ofisi (TTO) Türkiye’de örnek gösterilebilecek bir yapıya dönüştü. TECHNOCITY inşaatının kampüsümüz içinde başlayacağı müjdesini de buradan duyurmak istiyorum. Kuzey İzmir’in ilk ve tek teknoparkı TECHNOCİTY’yi bir an önce hayata geçirmek gibi bir niyetimiz ve yoğun çabalarımız var. 2026 yılı içerisinde bu inşaatı büyük ihtimalle tamamlamış olacağız. Görüşmeler bitti, protokol bugün imzalanıyor. Gelinen noktada proje desteklerini ve bu tarz organizasyonları daha fazla yapmak için de kaynak tasarrufu yaratmış olduk. Az önce Çiğli Belediye Başkan Yardımcımıza da söyledim ki bu ve benzeri konularda birlikte çalışmalar yapmak zorundayız. Zira biz üniversite olarak toplumun dertleri ile dertlenen bir yönetim anlayışına sahibiz ve yerel yönetimlerle, ilgili ya da ilişkili tüm kurumlarla beraber sinerji oluşturmamız gerekiyor. Çiğli Belediyesi önceki yıllarda daha yoğun çalışmalar yapıyorduk. Bir süredir, onların farklı sorunları bizim iş birliğimizde bazı sorunlar oluşturdu. Onlar iç sorunlarına daha fazla enerji harcamak durumunda kaldı. Bunu anlayabiliyoruz ama konu su, çevre ve iklim olduğunda gelecek nesiller için bu alanlara öncelik vermenin zorunlu olduğunu hatırlatmak istiyorum. Tahmin ediyorum ki onlar bu sorunları aşacaklar ve biz yine güç birliği oluşturacağız. Yine büyükşehir belediyesinin de bu işte olması gerektiğinin altını çizmek istiyorum. Burada çıkacak sonuç esasen onları ilgilendiriyor. Önceki ay, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Cemil Tugay’ı burada ağırlayıp, ideathon fikrini kendisine açtığımızda çok heyecanlanmıştı. Ancak, Büyükşehir Belediyesi’nden de buna ilişkin bir dönüş alamadık. Bazı çabalarımız ise sonuçsuz kaldır. Biz de, nasıl olsa fikrin pazarı bulunur, biz yapalım dedik. Kendi olanaklarımızla daha çok olmak üzere bu organizasyonu hayata geçirdik. Çünkü biz bu konuda kenarda durmak istemiyoruz. Tüm olanakların su krizi için hayata geçirilmesi gerektiğinin ve bunun ertelenemez boyuta ulaştığının farkındayız. Artık akıllı çözümlerin hayatın her alanını kontrol etmesi yanında, bugün Türkiye’nin uğraştığı, hatta dünyanın büyük kısmının ciddi biçimde tehdit altında olduğu su yönetimi konusunda, özellikle de İzmir’de başarılı olunmadığı gerçeğiyle karşı karşıyayız. O kadar yağmur yağmasına rağmen barajlardaki doluluk oranının yüzde 1’in altında olması hepimize sorumluluklar yüklüyor. İklim değişikliği muhakkak var ama yağmur yağdığı, sel olduğu halde biz kuraklıktan bahsediyorsak, o zaman burada bir su yönetimi sorunu var demektir. Yağan yağmurun sel oluşturduğu bilindiğine göre bu suyun kanalizasyona gitmemesi için adımlar atılmalı, en basitinden yağmur hasadı başta olmak üzere alternatiflerin geliştirilmesi gerekmektedir. Bu ideathonda ortaya çıkacak o beyin fırtınası, belki bir işaret ve sonrasında gelecek olan büyük bir proje ile hem bugünü hem de gelecek nesilleri kurtarma yönünde ciddi bir katkı sağlayacaktır diye düşünüyorum. Her bir katılımcımıza, hocalarımıza, belediyemize, paydaşlarımıza, sponsorlarımıza çok teşekkür ediyorum” diye konuştu. Gelecek Çözümleri Dört Gözle Bekliyoruz Belediyeye bağlı müdürlüklerle birlikte, sahadaki sorunlara yönelik çözümler aradıklarını söyleyen ve bu sorunlarla ilgili İKÇÜ’nün girişiminden memnuniyet duyduklarını belirten Çiğli Belediye Başkan Yardımcısı Oktay Düzgün, “İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürü Dr. Yeşim Esen’le beraber, atık ve su yönetimi ile ilgili ilçemizde yaşanan birçok sorunu çözmeye çalışıyoruz. Bu sorunların çözümüyle ilgili ne yaparız veya belediyemize maddi anlamda nasıl bir katkı sağlarız diye düşünürken, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi’nden bu organizasyona ilişkin bir davet aldık. Bu, bizi fazlasıyla mutlu etti. Çiğli Belediyesi olarak bizim sahada karşılaştığımız sorunların çoğu atıkla ilgili. Dolayısıyla, bu organizasyonun bize çok katkı sağlayacağını; üniversiteyle ve siz katılımcılarla beraber olumlu geri dönüşler alacağımızı düşünüyorum. Bu sebeple, ideathona katılım sağlayan tüm akademisyen ve öğrencilerimize teşekkürlerimi sunuyorum. Sizlerden gelecek çözümleri dört gözle bekliyoruz” ifadelerini kullandı. Geliştirilen Yenilikçi Fikirler Geleceğe Değer Katacak Tüm katılımcılara başarı ve şans dileklerini ileterek sözlerine başlayan İKÇÜ TTO Genel Müdürü Anıl Baybura ise, ideathon’un yalnızca bir yarışma değil; gençlerin sürdürülebilirlik odaklı düşünme, birlikte üretme ve çözüm geliştirme becerilerini güçlendiren önemli bir platform olduğuna vurgu yaptı. Sürdürülebilirliğin günümüz dünyasında ve üniversitelerin topluma karşı sorumluluklarında taşıdığı kritik role dikkat çeken Baybura, bu doğrultuda geliştirilen yenilikçi fikirlerin geleceğe değer katacağını ifade etti. Etkinliğin hayata geçirilmesinde emeği geçen başta üniversite yönetimi olmak üzere, destek veren kurumlara ve organizasyonda görev alan ekiplere katkılarından dolayı teşekkürlerini sunan Baybura, konuşmasını, gençlerin ortaya koyacağı fikirlerin hem kampüsler hem de kentler için sürdürülebilir çözümlere dönüşeceğine olan inancını paylaşarak tamamladı. Etkinlik, açılış konuşmalarından sonra, Çiğli Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürü Dr. Yeşim Esen ile İKÇÜ Sürdürülebilirlik Koordinatör Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Ufuk Özkan’ın tema konuşmalarıyla devam etti. Ardından, Hekim Hacı Paşa Konferans Salonu fuaye alanı ve Öğrenci Toplulukları Etkinlik Salonunda, TECHNOCITY İzmir Teknoloji Geliştirme A.Ş birim sorumlularının ve İKÇÜ TTO yetkililerinin mentörlüğünde çalışan öğrenci ekipleri “Atık ve Su Yönetiminde Yapay Zekâ Destekli Akıllı Çözümler” konusunda fikirlerini olgunlaştırmaya çalıştılar. İki gün süren ideathon'un ardından yapılan jüri değerlendirmeleri sonucunda, Üniversite kategorisinde İKÇÜ öğrencilerinin oluşturduğu Green Drain ekibi birinci, Badube ekibi ikinci, Piezotech ekibi ise 3’üncü oldu. Lise kategorisinde ise Gelişim Koleji öğrencilerinin oluşturduğu Esoscan ekibi 1’inci, Radikal Koleji öğrencilerinin oluşturduğu Yıldızlar ekibi 2’nci, 15 Temmuz Şehitler Anadolu Lisesi öğrencilerinin oluşturduğu Blue Shield ekibi ise 3’üncü olma başarısını gösterdi. -
23.12.2025
İzmir’deki Öğrenci Kalite Toplulukları İKÇÜ’de Buluştu
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Kalite Topluluğu tarafından Türkiye Cumhuriyeti Gençlik ve Spor Bakanlığı desteğiyle UNİDES Projesi kapsamında yürütülen, “Akreditasyon Yolculuğunda İzmir Üniversiteleri: Öğrenci Kalite Toplulukları Deneyim Paylaşımı ve İyi Uygulama Örnekleri” programına ev sahipliği yaptı. İzmir de ilk kez düzenlenen programın açılış oturumunda, Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Muhsin Akbaş, Prof. Dr. Süleyman Akbulut, Yükseköğretim Kalite Kurulu (YÖKAK) Öğrenci Komisyonu Koordinatörü Doç. Dr. Songül Vargün, YÖKAK Öğrenci Komisyonu Başkan Yardımcısı Kadir Özkan, Karabük Üniversitesi Bilimsel Yarışmalar Koordinatörlüğü SOSYALFEST Birim Sorumlusu Doç. Dr. Hakan Vargün, İzmir Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Daire Başkanlığı Gençlik Çalışmaları Şube Müdürlüğünden Pınar Aslan, Dokuz Eylül Üniversitesi, Ege Üniversitesi, İzmir Demokrasi Üniversitesi, İzmir Tınaztepe Üniversitesi, İzmir Kavram Meslek Yüksekokulu, Yaşar Üniversitesi Kalite Topluluklarından gelen öğrenci temsilcileri ile etkinliğe ev sahipliği yapan İKÇÜ SKS Kalite Topluluğu Akademik Danışmanı Öğr. Gör. Özlem Bakan Demirel, Topluluk Başkanı Yağmur Akdemir ve topluluk üyeleri hazır bulundu. Akreditasyon Yolculuğunda Kurumların Lokomotifi Kalite Topluluklarıdır Açılışta konuşan Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, öğrenci topluluklarının yönetsel organizasyon yapısı dahilindeki tüm süreçlerle ilgili görüşlerini dinamik şekilde ortaya koymasından memnuniyet duyduklarını vurguladığı konuşmasında, özellikle kalite süreçlerinin gençlerden gelen geribildirimlerle şekillendiğini aktardı. Rektör Prof. Dr. Köse, “Akreditasyon süreçleri ya da kalite çalışmaları salt belgenin alınması ya da belli dönemlerde başarılı bir denetim sürecini atlatmaktan fazlasıdır. Kalite, kurumun vizyonu, misyonu, paydaşlarla ilişkisi ve faaliyetine ilişkin tüm süreçlerde sürekli çaba göstermeyi gerektirir. Kurumların tüm bileşenlerinin kalite anlayışını içselleştirmesi ise yine başarının en önemli bileşenidir. Akreditasyon, üniversitelerin eğitim-öğretim, araştırma- geliştirme ve topluma hizmet faaliyetlerinin nitelikli, sürdürebilir, gelişime açık ve sürekli en iyiyi arama çabalarının bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Bu çabaların başarıya ulaşmasında ve akreditasyon belgelerinin kurum kültürü halinde gelmesinde yönetsel kararlılık en önemli husustur. Ancak sürecin tüm paydaşlarının süreçlerde aktif rol alması ve etkin katılması esastır. Bu noktada kuşkusuz üniversitelerin asli unsuru öğrencilerdir ve onların dışında kalite çalışmaları, akreditasyon süreçleri ya da nitelikli eğitim düşünülmesi gerçekçilikten uzaktır. İşte bu noktada öğrencilerin de yönlendirilmesi, bireysel gücün sinerjiye dönüşmesi önemli hale geliyor. Öğrenci kalite toplulukları, akreditasyon yolculuğunda kurumların lokomotifi olarak işlev sunan oluşumlardır. Bu haliyle de süreçlerin iyileştirilmesinden değerlendirilmesine her adımda aktif olarak rol üstlenmelerine gerek vardır. YÖKAK Öğrenci Komisyonu da bu noktada takdire şayan önemli bir misyon üstlenmiştir. İKÇÜ Kalite Topluluğumuzun İzmir’de bir ilki bakanlığımızın destekleriyle üniversitemize taşımasından gurur duyuyoruz. Bizlere misafir olan tüm öğrencilerimize de kalite güvencesi süreçlerindeki farkındalığını artırmak ve katılımı güçlendirmek amacıyla yürüttüğü tüm faaliyetler sebebiyle tebriklerimi sunuyorum” dedi. Öğrencilerimizin Aktif Olması Elimizi Güçlendiriyor Kaliteyi sadece belgeden ibaret olarak görmeyen, yönetim kültürü olarak içselleştiren anlayışa sahip bir İKÇÜ olarak öğrenciler, akademisyenler ve yönetim arasında güçlü bir kalite ekosistemini yaygınlaştırmak adına çalıştıklarını kaydeden Rektör Prof. Dr. Köse, Türkiye’de kalite güvencesi sisteminin öğrenciler tarafından giderek daha fazla benimsendiği ve bu farkındalığın yıllar içinde genel bir artış eğiliminde olmasının memnuniyet verici olduğunu aktardı. Prof.Dr.Köse,"Kalite güvencesi süreçlerine öğrenci katılımının önem kazandığını ve her geçen yıl arttığını, öğrencilerin kalite güvencesi süreçlerine entegrasyonunu dikkatle takip etmekteyiz. En büyük paydaşımız öğrencilerimizin aktif olması da elimizi güçlendiriyor. Bakanlığımızın ve YÖKAK’ın kalite güvencesi ekosisteminde insan kaynağının gelişimine yaptığı katkının somut çıktısını bugün İKÇÜ’de sunmak da ayrı bir heyecan. Kalite kültürünün hem mevcut durumda hem de gelecekte bir felsefe haline dönüştürülmesinde bu toplulukların katkısı öncelenmelidir. Biz de üniversite olarak bu açıdan şanslıyız ve tüm akreditasyon süreçlerinde aktif görev alan kalite topluluğuna sahibiz. Onlar kendi üniversitemiz yanında bugün şehrimizin diğer üniversiteleri ile akreditasyon süreçlerini tartışacaklar. Diğer üniversitelerden gelen öğrenci kardeşlerimiz deneyimlerini aktarmak yoluyla etkileşime imkân sağlayacaklar. Ben bu önemli organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür ediyor, birlikte çalışma anlayışınızın diğer topluluklara ve birimlere örnek olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı. Kalite Sadece Üniversite Biosunda Yer Alan Bir Kavram Değil Açılış panelinde konuşan YÖKAK Öğrenci Komisyonu Koordinatörü Doç. Dr. Songül Vargün, kurumsal organizayon yapısını ve yürütülen faaliyetleri özetlediği konuşmasında, kalite süreçlerine çok sesli katılımın önemine dikkat çekti. Kurumsal Değerlendirme raporlarının (KİDR) karar alma, yönetişim ve iyileştirme süreçlerine katılımın, kalite süreçlerine sağladığı katkılara değinen Koordinatör Doç. Dr. Vargün, “Tüm kurumların kendi fotoğraflarını çekmeleri açısından ve rehberlik olması açısından son derece önemli olan bu raporlarla aslında hem üniversite hem kamuoyu aslında üniversitenin hangi aşamada olduğunu, hangi noktalarda ilerleme kaydettiğini görmekte ve şeffaflık ilkesi de uygulanmaktadır. Öğrencilerimiz de bu işin aslında temeli, ana paydasıdır. Dolayısıyla ben de öğrenci komisyonu koordinatörü olarak öğrencilerin bu süreçlerdeki gönüllü katılımlarını son derece destekliyorum ve gerçekten çok yoğun bir süreç içerisinde çalışıyoruz. Kalite sadece üniversite biosunda yer alan ya da kurumlar bazında değerlendirilecek bir şey değil, aynı zamanda tabii ki hayatın her alanında var. Aslında biz doğduktan itibaren kaliteyle, kalite süreçleriyle aslında iç içe olmaya başlıyoruz. Yükseköğretim kurumları açısından ele alacak olursak tüm paydaşların ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde etkin, verimli ve sürdürülebilir biçimde faaliyet göstermesini sağlayan sürekli iyileştirme olarak değerlendiriyoruz. Kalite güvencesi süreci aynı zamanda kurumların öğrencilere, topluma ve paydaşlara karşı hesap verebilir olmasını da sağlıyor” diye konuştu. Kar Topu Etkisiyle Bu Süreçleri Yaygınlaştırıyoruz Öğrencileri bu sürecin merkezine yerleştirdiklerini belirten YÖKAK Öğrenci Komisyonu Koordinatörü Doç. Dr. Vargün, öğrencilerin sürecin en temel paydası olduğunu kaydetti. Doç. Dr. Vargün, “Bu gönül bağı kurularak içselleştirilmesi gereken bir şey ve de çok kıymetli. Kar topu etkisiyle aslında biz bu süreçlerin biraz daha yaygınlaşmasını ve içselleştirilmesini de arzu ediyoruz. Aynı zamanda Bologna süreci kapsamında da bir zorunluluktur. Dolayısıyla öğrenci katılımı artık her yükseköğretim kurumunun kendi süreçlerini yürütebileceği ve öğrencileri dahil edebileceği bir mekanizmayı da gerektiriyor. Tabii bununla birlikte aslında YOKAK'ta öğrenci katılımı stratejik hedefleri arasında öncelikli hale getiriyor. Öğrencilerin aktif yer alması eğitim-öğretimin iyileştirilmesine çok ciddi katkı sağlıyor. Öğrenciler aslında bir kurumunda bence reklam yüzü. Bir öğrenci kalite sürecindeyse üniversitenin sunmuş olduğu hizmetlerin gerçek ihtiyaçlara uygunluğunu da garanti altına almış oluyor. Bir kere öğrenciler liderlik, temsil ve iletişim becerilerini geliştiriyorlar. Yine kendi kurumuna aidiyet geliştirebiliyorlar. Yine ulusal ve uluslararası deneyimleri kazanıyorlar, mesleğiyle kalite kültürüne yönelik bir ilişki kurabiliyor. Yani aslında birçok açıdan hem kuruma hem de öğrenciye çok yönlü bir katkıdan bahsedebiliriz” dedi. Amacımız Ülkemizdeki Yükseköğretimde Öğrenci Katılımını Güçlendirmek “İç Kalite Güvencesi Sisteminde Öğrenci Topluluklarının Rolü ve Katkıları” başlığıyla sunum yapan YÖKAK Öğrenci Komisyonu Başkan Yardımcısı Kadir Özkan da kalite topluluklarında yer almanın artılarına değindi. Özkan, “Kimse benim cebime burada para koymuyor aslında. Ama şöyle diyorum. Gerçekten bence paradan daha önemli bir şey koyuyor. Deneyim koyuyor. Çünkü gerçekten burada edindiğimiz deneyimler, özellikle bu alanda çalışmak isteyenleriniz varsa, akademisyen olmak isteyeniniz varsa çok önemli ve kıymetli deneyimler sağlıyor. Aslında eğitim bizler için var. Yani sonuçta eğitimi biz alıyoruz. Bundan kaynaklı olarak en büyük söz haklarından biri de bizim. Kalite zaten kültürdür ama sonuçta sizde bu kültüre nasıl kendi içselleştirdiğiniz tamamen size bağlıdır. Öğrenci katılımcısı olarak ilk başta ilgili mevzuatlar doğrultusunda programların tasarımında ve güncellemesinde yer alabilirsiniz, geri bildirim anketlerinde yer alabilirsiniz. Amacımız ülkemizdeki yükseköğretimde öğrenci katılımını güçlendirmek. Rize’nin de dahil olacak olması ile 81 ilimizdeki kalite topluluğumuzla beraber ortak çalışmalara her zaman açığız” ifadelerini kullandı. Açılış oturumunun ardından konuk üniversitelerden gelen Kalite Topluluğu temsilcilerince ‘Deneyim Paylaşımı ve İyi Uygulama Örnekleri’ başlığıyla yapılan sunumlara geçildi. -
18.12.2025
Yapay Zekânın Etik ve Hukuki Boyutları Masaya Yatırıldı
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Yapay Zekâ ve Veri Bilimi Uygulama ve Araştırma Merkezi ile Kadın ve Aile Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (İKÇÜKAM) iş birliğiyle düzenlenen çalıştayda alanında uzman akademisyenler tarafından yapay zeka kullanımının etik ve hukuki değerlendirmesi yapıldı. Günümüzün en önemli konularından biri olan yapay zekâ teknolojilerinin kullanımını disiplinler arası bir yaklaşımla ele almayı amaçlayan “Yapay Zeka Kullanımının Etik ve Hukuki Değerlendirilmesi” çalıştayı Prof. Dr. Fuat Sezgin Konferans Salonunda düzenlendi. Çalıştaya, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Yasin Bulduklu ve Prof. Dr. Süleyman Akbulut, Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gökçen Bombar, Yabancı Diller Yüksekokulu Müdürü Dr. Öğr. Üyesi İrfan Arık, Sağlık Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Hatice Yıldırım Sarı, Yapay Zekâ ve Veri Bilimi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü ve Bilgisayar Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ayşegül Alaybeyoğlu, Kadın ve Aile Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü ve Tarih Bölüm Başkanı Prof. Dr. Fatma Akkuş Yiğit, Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Dekan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Aydın Ülker, Kadın ve Aile Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Nilgün Nurhan Kara ile akademisyenler ve çok sayıda öğrenci katıldı. Kullanıcı Olmanın Yanı Sıra Üretmek de Çok Önemli Açılış konuşmasında, tarihsel süreçte her yeni teknolojinin ilk geliştiği andan itibaren her zaman birtakım korkular yarattığını ve tartışmaları beraberinde getirdiğini ifade eden Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, “Teknoloji ilk ortaya çıktığı andan itibaren, ‘hangi meslekler ölecek? Yeni süreçte kimler neyi, nasıl yapacak veya yapabilecek mi? Bu gelişim nerede duracak? gibi soruların etrafında birtakım tartışmalar yaratmış. Hesap makinesi icat edildiğinde muhasebecilik mesleğinin biteceği konuşulmuş, ancak daha da gelişmiş. 90’lı yıllarda özel radyo yayıncılığı ve artan radyo istasyonu karşılığında sanatçılar, kaset satamayacaklarını düşündüler. İşlerinin azalacağından korktular. Ancak, yeni kitle iletişim teknolojileri onlara bambaşka alanlar açtı, işin biçimi değişti. Daha fazla sanatçı daha büyük bir sektör ortaya çıktı. Tekerlek ilk icat edildiğinde, o zamanın insanları, yaşadığı ortamın dışında bir şeylerin de var olduğunu görmeyi beklemiyordu. Dolayısıyla bu tartışmaların kökeni, insanoğlunun sabanı kullanmasına kadar gider. Elbette yapay zekâ konusundaki kaygı bunlara kıyasla daha anlaşılabilir gibi duruyor. Ancak bilinmeli ki, bundan kaçarak veya yok sayarak çağın gereklerine ayak uydurmamız mümkün değil. Kullanıcı olmanın da ötesinde bir şeyler yapmamız gerektiği kanaatindeyim. Özellikle yapay zekanın interdisipliner yapısı düşünüldüğünde; neredeyse her alanın bu yöndeki çabalara katkıda bulunması gerekliliği ortaya çıkıyor. Her alanın birlikte geliştirdiği ‘büyük veri’ analizi üzerinde çalışma yapmamız şart. Bu teknolojiyi kullanmanın yanı sıra, dil modelini geliştirmeye ve üretici boyutta girişimlere de ihtiyacımız var. Dil modellerini geliştirebilen kurumlar olduğumuzda, akademi bu yönde çaba göstermeye başladığında, herkese faydalı sonuçlarının olacağını kestirmek güç değil ama bir yerde sınırını da çizmek gerekiyor. Hukukun buna da uyarlanmasının ve yapay zekanın hukuki çerçevesinin oluşturulmasının çok önemli olduğunun altını çizmek istiyorum. Bu etkinlik, iki birimimizin düzenlediği, çok sayıda paydaşın da katkıda bulunduğu bir organizasyon. Bu tarz güç birliklerinin olumlu çıktılar verdiğine ve sinerji oluşturduğuna çok defa şahit olduk. Örnek olmasını ve devamının gelmesini temenni ediyorum. Hocalarımız başta olmak üzere tüm katılımcılara teşekkür ediyorum. Hayırlı bir çalıştay diliyorum” diye konuştu. Teknik Bilginin Sosyal, Etik ve Hukuki Perspektiflerle Desteklenmesi Gerek Yapay Zekâ ve Veri Bilimi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü ve Bilgisayar Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ayşegül Alaybeyoğlu, “Bu çalıştayın, aynı üniversite çatısı altında faaliyet gösteren iki farklı araştırma merkezinin, disiplinler arası işbirliği anlayışıyla, ortak bir amaç etrafında bir araya gelmesinin somut ve değerli bir örneği olduğu inancındayız. Yapay zekâ gibi çok boyutlu ve hızla gelişen bir alanda yalnızca teknik bakış açısının yeterli olmadığı; bu bakış açısının sosyal, etik ve hukuki perspektiflerle desteklenmesi gerektiği artık açık bir gerçektir. Bu nedenle, merkezlerimiz arasındaki bu iş birliğinin üniversitemizin disiplinler arası bilimsel üretim kapasitesini ve toplumsal sorumluluk bilincini güçlendiren önemli bir adım olduğu inancındayız. Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi Başkanlığı ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından hazırlanan Ulusal Yapay Zekâ Stratejisinde ve üniversitemiz Yapay Zeka Politika Belgesi'nde de açıkça vurgulandığı üzere, yapay zeka sistemlerinin geliştirilmesi ve kullanılmasında etik ilkelere bağlılık, şeffaflık, hesap verilebilirlik ve doğru kullanım, temel prensipler arasında yer almaktadır. Bu çalıştayın, Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi hedefleri ve üniversitemiz Yapay Zeka Politikası doğrultusunda, yapay zeka çalışmalarının ve kullanımının etik ve hukuki çerçevede yürütülmesine ve bu yaklaşımın daha güçlü biçimde benimsenmesine katkı sağlayacağı inancındayız. Çalıştayın düzenlenmesinde başta üniversitemiz üst yönetimi olmak üzere, düzenleme kurulu üyelerimize, katkı sunan değerli konuşmacılara ve katılım sağlayan siz kıymetli akademisyenlere, idari personele ve öğrencilere teşekkür eder, verimli bir çalıştay olmasını dilerim” dedi. Etik ve Hukuki Değerlendirmeler Teknolojiye Yön Vermek Zorunda İKÇÜKAM Müdürü ve Tarih Bölüm Başkanı Prof. Dr. Fatma Akkuş Yiğit ise, “İnsanlık, tarih boyunca pek çok teknolojik gelişim yaşamış. Ancak sanıyorum ki şu ana kadar yaşadığımız dönüşüm, hiçbir çağda bu kadar hızlı bir şekilde olmamıştı. Zira yapay zekâ, önceki teknolojik gelişmelerden çok daha farklı olarak karar verme, öngörme, sınıflandırma ve hatta öğrenme gibi insan zihnine özgü kabul edilen alana doğrudan temas ediyor. Bu durum yalnızca ‘ne yapabiliriz?’ sorusunu değil, daha da önemlisi ‘ne yapmalıyız?’ sorusunu da gündeme getiriyor. Bugün yapay zekâ, hukukta karar destek sistemlerinde, sağlıkta tanı ve tedavi süreçlerinde, eğitimde, sosyal hizmetlerde, güvenlikte ve bunun gibi pek çok alanda aktif bir şekilde kullanılmaktadır. Ancak bu yaygın kullanım beraberinde mahremiyet, ötekileştirme, hesap verilebilirlik, şeffaflık, insanlık haysiyeti, toplumsal değerler ve adalet gibi temel etik ve hukuki meseleleri de kaçınılmaz bir biçimde gündeme taşımaktadır” dedi. Çalıştayda, yapay zekânın önemi ve kullanım alanları nelerdir? Ulusal Yapay Zekâ Stratejimizin kapsamı nedir? Yapay zekânın doğru kullanımı ve geleceği öngörülebilir mi? Yapay zekânın manipülasyon gücü nedir? İnsanın yerine geçmesi mümkün müdür? Yapay zekânın hak, birey, varolma anlamında etik boyutları nelerdir? Yapay zekanın kullanımında hukuki sorumluluk kime aittir? Kişisel verilerin korunması ve karar verme mekanizmalarındaki rolü ne olmalıdır? Akademide yapay zekanın kullanımı nasıl düzenlenmelidir? Gibi bir dizi soruya cevap aranacağını dile getiren Prof. Dr. Yiğit, etik ve hukuki değerlendirmeler ile teknoloji arasındaki ilişkiyi anlatırken, “Etik ve hukuki değerlendirmeler teknolojinin hızına yetişmek zorunda değil, ona yön vermek zorundadır” ifadelerini kullandı. Açılış konuşmalarının ardından, çalıştay oturumlarına geçildi. İKÇÜKAM Müdürü ve Tarih Bölüm Başkanı Prof. Dr. Fatma Akkuş Yiğit moderatörlüğünde gerçekleşen oturumlarda, Yapay Zekâ ve Veri Bilimi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü ve Bilgisayar Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ayşegül Alaybeyoğlu, Sosyal ve Beşerî Bilimler Fakültesi Felsefe Bölümü Bilim Tarihi ve Felsefesi Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Hilal Kahraman ve Hukuk Fakültesinden Dr. Öğr. Üyesi Deniz Onur Aras konuşmacı olarak yer aldı. -
17.12.2025
İKÇÜ’den Z Kuşağının Siyasal Katılımına Işık Tutan Araştırma
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Sosyal ve Beşerî Bilimler Fakültesi Medya ve İletişim Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Burcu Öksüz’ün yürüttüğü ve en kapsamlı Z kuşağı siyaset araştırmalarından biri olarak gösterilen TÜBİTAK destekli “Siyasi Mesajların Z Kuşağı Üzerindeki Etkilerinin Değerlendirilmesi: Beklentiler, Duygular ve Değerler Üzerine Bir Araştırma” başlıklı proje kapsamında “Siyasal İletişim ve Gençler” başlıklı çalıştay düzenlendi. Z kuşağının siyasal katılımına ve siyasete yönelik tutumuna ışık tutması beklenen, Türkiye’deki siyasal iletişim çalışmalarına yol göstermesi amaçlanan projenin ele alındığı “Siyasal İletişim ve Gençler” konulu çalıştay, İKÇÜ Kurumsal İletişim Koordinatörlüğü, Bilim İletişim Ofisi ve Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi iş birliği ile Prof. Dr. Fuat Sezgin Konferans Salonunda yapıldı. Çalıştayda, Z kuşağının siyasetle olan ilişkisini ele alan oturumlarla birlikte, Prof. Dr. Burcu Öksüz’ün yürütücüsü olduğu; Medya ve İletişim Bölümü Öğretim Üyesi, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. İrem Özgören Kınlı, Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Burcu Güler ve Sosyoloji Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Emrah Başaran’ın yer aldığı projenin gerçekleşme süreci ve proje ile ilgili çarpıcı sonuçlar da paylaşıldı. Çalıştaya Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şaban Doğan, Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Emre Güler, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sevtap Ünal, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Derya Özer Kaya, Beykent Üniversitesi Öğretim Üyesi Ebru Güzelcik Ural, Anadolu Ajansı Yönetim Kurulu Üyesi ve İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. İsmail Çağlar, Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nil Çokluk, İKÇÜ Bologna Eşgüdüm Koordinatörü Doç. Dr. Necmettin Çelik, Medya Merkezi Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Ümit Aydoğan, akademisyenler ve çok sayıda öğrenci katıldı. Gençlerimiz Siyasetin Odağındalar Çalıştayın açılış konuşmasını yapan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, “Proje başlarken, Burcu hocamla Z Kuşağı kavramsallaştırmasını analiz ettik ve günümüz gençlerinin bir ‘kuşak’ tanımlaması içinde tanımlanıp tanımlanamayacağını tartıştık. Hepimizin bildiği gibi kuşak kavramı, belli dönemin özelliklerini taşıyan, kendi arasında homojen kabul edilebilecek tutumlara ve belirli davranış kalıplarına sahip bir grubu tanımlar. Bu kuşağın özelliklerinin kategorizasyon açısından sorunlar taşıdığı konusunda bir ön kabulümden de söz ettim. Ama sahaya çıkmadan bunu kanıtlamak elbette güç olurdu. Araştırma ekibi ile aynı şekilde ben de birkaç saha çalışmasına bizzat katıldım. Gidip gençleri dinledikten sonra, akşam yaptığımız değerlendirme toplantısında, bu jenerasyonun da belli açılardan ortak özellikleri olduğunu ama kuşak aralığının daraldığını gördük. Bizim tahmin ettiğimiz konularda birleşmiyorlardı belki ama pek çok hususta aslında bakış açılarının benzer ya da aynı olduğunu fark ettik; hem de bu farklılık ideolojik kamplar oluşmadan ortaya çıkıyordu. Farklı çerçevelere konumlanıyor olsalar da belli konulara bakış açılarının aynı ya da yakın olduğunu gördük. Bir de siyasete uzak oldukları yönündeki yargıların da doğru olmadığını tespit ettik. Gençlerimiz siyasetin tam merkezinde ve içindeler. Farklı yerlerde, farklı ortamlarda ve gruplarla yaptığımız söyleşiler sonucunda, hepsinin de ülkenin geleceğine ilişkin kaygılarının olduğuna şahit olduk. Dikkatimi çeken diğer bir husus da, hiçbirinin belli başlı kalıpların içerisine hapsedilmemiş olduğu ve her birinin bir diğerini dinleyebildiğiydi. Belli konulardaki bakış açıları ayrı olsa da, duruşlarının ortak özellikleri olduğunu saptadık. Kendi geleceklerine ve ülkenin yarınlarına ilişkin ciddi dertleri vardı, bunu kendilerince çözmeye yönelik fikirleri de değerliydi. Aslında pek çok kritik kavşakta gençlerin apolitize olmadıklarını deneyimlemiş bir toplum olarak gençlere yönelik dili oluşturmak mecburiyetindeyiz. Her ne kadar genç nüfusa yönelik nicel azalma ve nitel kaygılar öne çıkıyor olsa da ülkemiz için gençler en büyük hazinemiz. Bizim en büyük beşeri sermayemiz ve gelecek vizyonumuzun en önemli bileşenleri de yine onlar. Hatta bu vizyonu, bizden daha da ileriye taşıyacak motivasyona sahip olduklarını bizzat araştırmalar sırasında gördüm. Bu açıdan araştırma sonuçlarının açıklandığı andan itibaren ciddi bir biçimde sansasyonel etkisi olacağını düşünüyorum. Ülke siyasetine yön vereceğine inandığımız sonuçları önümüzdeki günlerde açıklarız” diye konuştu. Gurur Kaynağımız Oldular İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesinin misyon ve vizyonu doğrultusunda, üniversite üst yönetiminin çizdiği perspektif doğrultusunda etkinlikler yapma gayreti içerisinde olduklarını ve özellikle son zamanlarda proje bazlı çalışmalarda fakülte olarak önemli bir ivme yakaladıklarını vurgulayan Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şaban Doğan, “Fakülte olarak sosyal, siyasal ve ekonomik konularda araştırmaları teşvik ediyoruz. Bu noktada giderek artan bir başarı ivmesine sahibiz. Burada, siyasal iletişim konusunda inisiyatif alan başta Prof. Dr. Burcu Öksüz olmak üzere tüm hocalarımıza ve öğrencilerimize teşekkür ediyorum. Gerçekten gurur kaynağımız oldular. Proje kapsamında sahada olan arkadaşlarımız çok önemli deneyimler ile döndüler. Siyasal İletişim ve Gençler çalıştayında eldeki veriler değerlendirilecek, kıymetli neticeler çıkarılacak. Panelde konuşma yapacak olan hocalarımız bizlere alanla ilgili çok kıymetli bilgiler verecekler. Biz de istifade edeceğiz. Kendilerine de tekrar teşekkür ediyoruz. Bu anlamlı etkinliklerde, hiç şüphesiz mutfak kısmı çok fazla görünmez, ancak orada hummalı çalışmalar yapılır. Bu açıdan, etkinliği birlikte düzenlediğimiz Kurumsal İletişim Koordinatörlüğüne ve bu etkinlik başta olmak üzere, düzenlediğimiz bütün etkinliklerde işin mutfağında olan, göze görünmeyen kahramanlarımıza ve başta Prof. Dr. Burcu Öksüz hocamız olmak üzere emeği geçen tüm hocalarımıza da ayrıca teşekkür ediyor, verimli bir çalıştay diliyorum” ifadelerini kullandı. 7 Bölgede, 14 Şehirde Yapılan Kapsamlı Bir Çalışma Proje hakkında bilgi veren Proje Yürütücüsü Medya ve İletişim Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Burcu Öksüz ise, “Projemizin TÜBİTAK tarafından desteklendiğini öğrenir öğrenmez, bu haberi Rektörümüz Prof. Dr. Saffet Köse ile sabahın erken saatlerinde paylaşmış, kendisinden de hızlı bir tebrik mesajı almıştım. Böylece böyle bir projede bir üniversitenin en üst kademesinde bulunan yöneticiden destek almak ve proje süresince destekleyici bir iletişimin devam ettirilmesi, bilimsel araştırma konusundaki motivasyonumuzu artıran en önemli etkenlerden biriydi. Verdiği samimi destek için Rektör hocamıza teşekkürlerimi sunuyorum. Projenin gerçekleştirilme sürecinde, projenin bir parçası olan ve farklı aşamalarda desteklerini gördüğümüz Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Yasin Bulduklu’ya, Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Dekanımız Prof. Dr. Şaban Doğan hocamıza, çeşitli birimlerde görev yapan idari personele ve sosyal organizasyonunda görev alan öğrencilerimize, yanı sıra çalıştaya konuşmacı olarak katılan hocalarıma katkıları için ayrıca teşekkür ediyorum” dedi. Toplumsal gruplar hakkındaki düşünme biçimimizin, büyük ölçüde o grubun bir parçası olup olmadığımıza bağlı olduğunu belirten Prof. Dr. Öksüz, bu görüşten hareketle Z Kuşağı gençlerinin kendilerine karşı duydukları siyasi sempatiye sahip olmanın, onların dışında kalanlar açısından mümkün olmadığını belirtti. Projenin tam da bu bakış açısından hareketle hazırlandığını söyleyen Prof. Dr. Öksüz, “Ancak Z kuşağını dinleyip, anlamaya çalışabiliriz. Biz de bu noktadan hareketle, Z Kuşağını tanımak için yola çıktık. Ülkemizin 7 bölgesinde 14 şehirde gençlerle bir araya geldik. 24.500 km yol yaptık. Yaklaşık 2 yıl boyunca gençlerle görüşürken çok şey öğrendik. Doğru bildiklerimizin bazılarının yanlış, yanlışların ise doğru olabildiğini gördük. Bazen iki saati bulan görüşmelerde gençlerin dünyaya bakışının ne kadar ilham verici olabildiğine şahitlik ettik. Kendilerini rahatça ifade etmelerinden memnuniyet duyduk. Bize güvenerek düşüncelerini açıkça paylaşmalarından dolayı mutlu olduk. Görüştüğümüz gençlere ne kadar teşekkür etsek az. Sözün özü, bu proje ortaya çıktığında akademik hayatımın en heyecan verici araştırması olacağını hiç düşünmemiştim. Biz, bu proje üzerinde çalışmaktan çok keyif aldık. Umuyoruz sizler de çalıştayımız boyunca yapılacak paylaşımlarda aynı ilgide olacaksınız. Bize katıldığınız için tekrar teşekkür ederiz” şeklinde konuştu. Açılış konuşmalarının ardından moderatörlüğünü Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu’nun yaptığı, Beykent Üniversitesi Öğretim Üyesi Ebru Güzelcik Ural, Anadolu Ajansı Yönetim Kurulu Üyesi ve İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. İsmail Çağlar ve Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nil Çokluk’un panelist olarak yer aldıkları “Siyaset ve Gençler” paneli gerçekleşti. Panelin ardından çalıştay oturumlarına geçildi. Prof. Dr. Burcu Öksüz moderatörlüğünde düzenlenen ilk oturumda “Gençlerin Siyasal Katılımı ve Geleneksel Medya” konusu ele alındı. Doç. Dr. İrem Özgören Kınlı moderatörlüğünde düzenlenen ikinci oturumda ise “Gençlerin Siyasi Tercihleri Üzerinde Yeni Medyanın Etkileri” konuşuldu. Rapor sunumları ve genel değerlendirme ile birlikte çalıştay sona erdi. -
09.12.2025
Ege Bölgesi YDY Sempozyumunun Ev Sahibi İKÇÜ
Ege Bölgesi’nde yer alan üniversitelerin Yabancı Diller Yüksekokulları arasında akademik iş birliğini güçlendirmek amacıyla düzenlenen Ege Bölgesi Yabancı Diller Yüksekokulları Sempozyumunun dördüncüsü İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesinde (İKÇÜ) yapıldı. İKÇÜ Yabancı Diller Yüksekokulu ev sahipliğinde ”Boşlukları Doldurmak, Birlikte Büyümek" temasıyla düzenlenen sempozyumun açılış oturumuna Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Muhsin Akbaş, Prof. Dr. Süleyman Akbulut, Yabancı Diller Yüksekokulu Müdürü Dr. Öğr. Üyesi İrfan Arık, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokul Müdürü Prof. Dr. Murat Keçiş, DEÜ Yabancı Diller Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Hatice İrem Çomoğlu, Pamukkale Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokul Müdürü Prof. Dr. Ertan Kuşçu, İzmir Demokrasi Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokul Müdürü Öğr. Gör. Dr. Kudret Öktem Öztürk, İzmir Ekonomi Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokul Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Donald Staub, Yaşar Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokul Müdürü Öğr.Gör. Aylin Bedriye Atacan, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokul Müdür Yardımcısı Öğr. Gör. Dr. Ali Ceylan, Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu Müdür Yardımcısı Öğr. Gör. Dr.Başak Özker, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu Müdür Yardımcısı Öğr.Gör.Rıdvan Korkut, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Yabancı Diller Yüksekokulu temsilcisi Öğr. Gör. Seda Altıner, Afyon Kocatepe Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu temsilcisi Öğr. Gör. Nurcay Durmaz ile konuk okullardan gelen akademisyenler katıldı. Üniversiteler Dil Politikalarını Zamanın Gereklerine Göre Gözden Geçirmeli Güncel araştırma alanlarının konuşulduğu, yenilikçi yaklaşımların paylaşıldığı bölgesel platform buluşmasına İKÇÜ olarak platforma ev sahipliği yapmaktan memnuniyet duyduklarını ifade eden Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, 2022 yılında Manisa Celal Bayar Üniversitesi öncülüğünde başlatılan “Ege Bölgesi Yabancı Diller Yüksekokulları Sempozyumu’nun bölgedeki kurumlar arasında iş birliklerini arttırmakta önemli bir misyon edindiğini kaydetti. Modern öğretim teknikleri ve yöntemlerinin sürekli geliştiği dil öğretiminde öğrenci beklenti ve yeteneklerine uygun olanlarının kullanımının öne çıktığını aktaran Rektör Prof. Dr. Köse, “Uluslararasılaşmanın önem kazandığı dünyada ve Türkiye'deki yükseköğretimde beceri kazanmanın önemli adımı dil öğrenmekten geçmektedir. Bu açıdan üniversiteler dil politikalarını ve planlamalarını zamanın gereklerine göre gözden geçirmek zorundadır. Başka bir dil bilmenin insana kazandırdığı hem itibar var, hem şöhret var hem de bir ayrıcalık var. Yani sosyal anlamda, kültürel anlamda, uluslararası ilişkiler anlamında dilin kazandırdığı çok fazla şey var. Özellikle akademik camia için akademik süreçlerde belirleyici olan da bir tarafı var. Dil konusu bu kadar önemli olmasına rağmen akademik süreçlerde belirleyici olmasına rağmen bilimsel çalışmalarda merkezi konumda bulunmasına rağmen dil öğretimiyle ya da öğrenimi ile ilgili sorunlarımız var. Bölgesel ölçekte buluşturan bu gibi ortak platformların ülkenin değişen ihtiyaçlarına göre dillerin çeşitlendirilmesine, üniversitelerin kendi programlarına uygun dil eğitimlerini planlamalarına, öğrenme becerilerine ve stratejilerine, yaygınlaşabilecek uygulamalara vesile olacağını düşünüyorum. O sebeple bu toplantı gerçekten çok değerli. Bu buluşmada emeği geçen hocalarımıza teşekkür ediyorum. Bildirileriyle katkı sunacak olan tüm hocalarımıza şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu. Öğretim İçin Pedagoji Ve Teknoloji Evrensel Misafir akademisyenlere seslenen İKÇÜ Yabancı Diller Yüksekokulu Müdürü Dr. Öğr. Üyesi İrfan Arık da sempozyum içeriğiyle ilgili bilgiler verdi. İKÇÜ YDY’nin kurulduğu günden bu yana yakaladığı başarı ivmesini DEDAK tarafından akredite edilerek taçlandırdığını kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Arık, “Öğrencilerimize sunduğumuz dil eğitiminin ulusal ve uluslararası düzeyde kabul gören standartlarda olduğunu sizlerle paylaşmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Diller birbirinden farklı olsa da öğretimleri için gerektirdikleri pedagoji ve teknoloji evrenseldir. Üniversiteler arasındaki iş birliği artırılarak dil eğitiminde değişen dünyayı okuyarak dil eğitimi planlamaları önemli hale gelmiştir. Ege Bölgesi yabancı diller okullları öğretim kadrosunu bir araya getiren bu sempozyumların geleceğimize vizyon çizeceğine yürekten inanıyorum. Öncelikle, yüksekokulumuza her zaman destek veren ve bu toplantıya katılımlarıyla bizleri onurlandıran Rektörümüz Sayın Prof. Dr. Saffet Köse’ye, bizlerle birlikte olmak üzere başka illerden ve üniversitelerden gelen çok kıymetli misafirlerimize, organizasyon sürecinde özveriyle çalışan üniversitemizdeki meslektaşlarıma ve destekleriyle bu günü kolaylaştıran asistan öğrencilerimize içten teşekkürlerimi sunmak isterim. Bu sempozyumun, hepimiz için verimli, ilham verici ve iş birliğimizi daha da güçlendirecek bir buluşma olmasını temenni ediyorum” dedi. Açılış konuşmalarının ardından "İngilizcenin Geleceği: Küresel Perspektifler, Akreditasyon, Değişim Yönetimi” gibi başlıkların yer tartışılacağı oturumlara geçildi. -
09.12.2025KDK Denetçisi Yıldız, Proje Toplantısına Katıldı
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümünden Doç. Dr. Gizem Kolbaşı Muyan’ın yürütücülüğünü üstlendiği, “Avrupa Birliği’nin Eşitlik Perspektifini Yaygınlaştırma ve Vurgulama” (Disseminating and Emphasizing Equality Perspective of the European Union) EU DEEP Jean Monnet Modül Projesi toplantısı yapıldı. Bilim İletişimi Ofisi koordinasyonunda İKÇÜ ERASMUS Koordinatörlüğü, Uluslaraarası İlişkiler Topluluğu ve Ombudsmanlık Topluluğunca düzenlenen resmi törene Kamu Denetçiliği Kurumundan (KDK) Denetçi Özcan Yıldız, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sevtap Ünal, Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kerem Batır, Güzelbahçe İlçe Milli Eğitim Müdürü Yüksel Yıldız, Erasmus Koordinatörü Doç. Dr. İrem Özgören Kınlı, EU DEEP yürütücüsü Doç. Dr. Gizem Kolbaşı Muyan, proje ekip üyeleri ile fakültelerden gelen öğretim üyeleri katıldı. Sorunumla İlgilenen Bir Kurum Var Açılışta konuşan Kamu Denetçisi Özcan Yıldız, kurumun işleyişi ve faaliyetleri ile Ombudsmanlık hakkında bilgiler aktardı. Kamu hizmetlerinin kalitesinin artırılmasında, insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden KDK’nın üstendiği sorumlulukları başarıyla yerine getirdiğini belirten Denetçi Özcan Yıldız, hak arama kültürünün yaygınlaştırılmasını sağladıklarını ifade etti. Yıldız, “Hem bir denetim organı hem de kamu yönetiminin halka gülen yüzü mahiyetinde olan ombudsman aslında kamu vicdanının sesi durumundadır. Ombudsman, kişilerle idare arasında bir anlamda iletişim köprüsü görevini yerine getirmektedir. Bu felsefi yaklaşımla kurumumuz, Türkiye Büyük Millet Meclisinden aldığı manevi güçle ülkemizde evrensel hukuk ilkeleri ışığında, başta hukukun üstünlüğünün tesisinde kişilerin hak ve özgürlüklerinin korunması, insan onuru ve insanın bizatihi varlık olarak yüce değerinden hareketle daha iyi standartlarda hizmet alabilmesi, hakkını arayabilmesi ve iyi yönetim ilkelerinin kamu yönetimine rehberlik etmesi açısından çok önemli bir misyon üstlenmiştir. KDK olarak, hukukun üstünlüğünü, demokrasiyi, aklı ve bilimi rehber kabul ederek, vatandaşlarımızın idareyle olan sorunlarının adalet ve hakkaniyetle çözülmesi için var gücümüzle çalışmaktayız. Birebir iletişim kurduğumuz için vatandaş ‘Sorunumla ilgilenen bir kurum var.’ diyor " diye konuştu. Bir Nevi Hakkaniyet Denetimi Denetçilerin bağımsız ve tarafsızlık yönüne dikkat çeken Yıldız, Osmanlı İmparatorluğu adalet sistemindeki uygulamaların Ombudsmanlığın tarihe kaynaklık ettiğini, devlet ile vatandaş arasında çok önemli bir insan hakları kurumu olduklarını vurguladı. KDK Denetçisi Yıldız, “Kurumumuz 2012 yılındaki kuruluşundan bugüne kadar verdiği kararlarla bir yandan idarenin daha etkin şekilde çalışmasına, hizmet vermesine; diğer yandan, kişilerin hak arama bilincinin geliştirilmesine katkıda bulunarak hukuk devleti ilkesinin güçlenmesine çok önemli katkılar sağlamıştır. Ombudsmanlık vatandaşla devlet arasındaki meseleleri çok kısa bir şekilde 6 aylık bir süreç içerisinde sulh yoluyla çözen çok önemli bir müessesedir. Mevzuat açısından kişiye uygulanan bütün işlemler hukuka uygun olsa bile hakkaniyet açısından bir eksiklik, bir noksanlık varsa Ombudsmanlık kurumu burada devreye girer ve o meseleyi kişinin lehine çözme noktasında ciddi anlamda bir misyon yüklenir. Herkesin vatandaş olsun, olmasın, başka bir ülkenin vatandaşı olsun veya vatansız olsun herkesin başvurusunu alan ve bunları Türkçe dilinde de değil, her dilden dilekçe kabul eden, 18 yaşının altındaki çocuklardan şikâyet başvurusu ve veli veya vasi rızası olmaksızın alabilen tek kurumudur. Denetçilere tavsiye ve telkinde bulunulamaz, talimat verilemez. Ombudsman nezaket sahibi kişidir, kimseye emir, talimat vermez, buyrukta bulunmaz. Ombudsmanın tavsiyesi en optimum faydayı herkes için adil bir sonucu doğurduğu için hakikatten ötürü tavsiye niteliğindedir” ifadelerini kullandı. Köklerimizden Kopmadan İlerlemeli Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, kadim medeniyetimizin vazgeçilmezi olan hakkaniyet kavramına değindiği konuşmasında Türk yönetim geleneğinde, bilgeliğin temelinin adalet olduğunu, adaletin ise devletin temeli olduğunu söyledi. Yönetimsel olarak zengin-yoksul, güçlü-zayıf dil, din, ırk, cinsiyet farkı gözetmeden adil davranılması gerektiğine yönelik sayısız örnek verilebileceğini belirten Prof. Dr. Bulduklu, “Kamu Denetçiliği Kurumunun geçmişimizden günümüze yansıyan önemli bir kavramı yaşattığını düşünüyorum. Bizim millet olarak geçmişimizden bugüne kadar getirdiğimiz en önemli değerler aslında adalet ve hakkaniyet. Eşitlik her zaman adalet demek değil ve çoğunlukla bu husus gözden kaçırılıyor. KDK kamu yöneticisini daha çerçevenin içerisinde tutan ve keyfiyetten uzaklaştıran bir bakış açısı geliştirmiş durumda ve bu, adaletin ya da hakkaniyetin yerleşmesi açısından çok değerli. Tabii hukuki olmak ayrı şey, Eşitlik ayrı şey, hak ayrı bir şey. Adalet daha da ayrı bir şey. Avrupa Birliği'nin bu tarz projeleri desteklemesi, gelişmekte olan ülkelere bir tür mevcudu, mevzuatı iyileştirmesi ya da müfredatına bunları dahil etmesi amaçlanıyor. Ama bizim gibi kadim geçmişe sahip toplumlar için biraz dikkatli olmak gerektiğini düşünüyorum. Zira biz bu tür etkinliklerde hızlıca köklerimizden kopuyoruz. Bu noktada Avrupa Birliği'nin üniversite bakışı açısından ziyade kültürel kodlarla ilişkilendirmek, eş değerliği kıymetli görmek, hak ve adaleti yine en önemli değerli olarak görmek yönünde bir müfredat iyileştirilmesi bizde de zorunluluk olarak öne çıkıyor. Yine az önce değindiğimiz Ombudsmanlık bu topraklardan uzak bir şey değildi. İsveçliler bizden aldıkları köfteyi İsveç köftesi olarak bize satıyor. Bizim dayanışma ve uzlaştırma müessesemizi de ombudsmanlık adı altında yeniden pazarlıyorlar. Dolayısıyla bu noktada köklerden kopmadan tümüyle her aktarılan değil de özümüze dönerek belki iyileştirilmesi gereken alanları kabul ederek gelişmenin daha faydalı olacağına inanıyorum. Elbette bunu propagandacı mantıkla yapmamalıyız. Bir tarafı güçlendirirken diğer tarafı düşman gösterip orayı güçsüzleştirmek yönünde işleyen bir süreç hâline gelmeye başlaması da rahatsız edici bir durum. Bir dezavantajlı grubu pozitif ayrımcılıkla adalet çerçevesinde daha da güçlendirip diğerlerini zayıflatmak da yanlış. Burada diğerlerinin hakkına girmek boyutunda işleyen bir sürece doğru ilerlemek teşvik edildiğinde sosyal sorunlar yaşanıyor. Ben bilim insanlarının üzerine ciddi görevler düştüğünü ve eğitim camiasının da bu noktaya duyarsız kalmaması gerektiğini özellikle ifade etmek istiyorum. Elbette toplumda bir adaletsizlik varsa bunun önüne geçmek için toplumu yönlendiren insan olarak bizler sorumluluğu almak zorundayız” şeklinde konuştu. Çıktılarıyla Adil Dünya Katkısı Proje hakkında bilgi veren İKÇÜ İİBF Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gizem Kolbaşı Muyan, İnsan haklarının uluslararası düzeyde korunmasına yönelik ilk adımın 10 Aralık 1948 tarihinde İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin BM Genel Kurulu'nda kabul edilmesi ile atıldığını, proje açılış etkinliğinin de 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü Demokrasi Haftasında yapılmasının önemli bir mana kazandığını belirtti. Doç. Dr. Gizem Kolbaşı Muyan, “Her türlü önyargının, ayrımcılığın ve şiddetin son bulduğu; herkesin eşit haklar temelinde haklarından yararlandığı, adil bir dünya diliyoruz. Hatta bunun salt bir dilekten ibaret olmaması için AB tarafından desteklenen Jean Monnet Modül Projesi EU DEEP ortaya çıktı. İşte bu yüzden 1 Eylül’de başlayan projemizin açılış etkinliğini İnsan Hakları ve Demokrasi Haftası’nda düzenlemek istedik. Projemize ve bize desteğini açılışımızda yer almayı kabul ederek gösteren TBMM Kamu Denetçiliği Kurumu kısa adıyla Ombudsmanlık Kurumuna ve Kamu Denetçisi Sayın Özcan Yıldız’a teşekkür ederiz. AB’ye uyum sürecinde eşitlik ve insan hakları ile ilgili önemli iki kurum olan Kamu Denetçiliği ve Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK) proje süresince de paydaş olarak gördüğümüz kurumlardır. Projede yılda 4 kez eğitici eğitimleri, lise ve üniversite öğrencileri ile eğitimler, farazi davalar, ikinci döneme seçmeli havuz dersi, projelerde AB’nin eşitlik perspektifi üzerine eğitimler, seminerler ve özel davetler, araştırma ve yayınlar, eğitim içerikli el kitabı gibi alanlarda çalışmalar yürütülecektir. Disiplinlerarası atölyelerin gerçekleştirileceği projede, Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kerem Batır, AB Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tülay Yıldırım Mat, İİBF Uluslararası İlişkiler Bölümünden Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sedef Eylemer, Prof. Dr. Nesrin Demir, Prof. Dr. Didem Buhari, Prof. Dr. Uğur Burç Yıldız, Doç. Dr. Nihal Kırkpınar Özsoy, İzmir Demokrasi Üniversitesinden Prof. Dr. İlke Evin Gencel ile Arş.Gör.Dr. Melis Eroğlu da görev almaktadır” dedi. Projeye ilişkin sunumların yapılmasının ardından etkinlik fotoğraf çekimiyle sona erdi. Denetçi Yıldız daha sonra Rektör Prof. Dr. Saffet Köse'yi makamında ziyaret etti. -
09.12.2025“Santorini’nin Külleri, Su ve Ateş” İzmir Prömiyeri Yapıldı
Yapımcılığını ve yönetmenliğini İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Medya ve İletişim Bölümü Başkanı Prof. Dr. Cenk Demirkıran’ın üstlendiği, görüntü yönetmenliği ve kurgusunu Medya Merkezi Müdür Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Halit Kartal’ın gerçekleştirdiği, Coğrafya Bölüm Başkanı Prof. Dr. Serdar Vardar’ın araştırmalarından yola çıkılarak hazırlanan “Santorini’nin Külleri, Su ve Ateş” adlı performatif bilim belgeselinin İzmir prömiyeri ve söyleşisi yapıldı. M.Ö. 1650 yılında Ege Denizi’nde meydana gelen ve tarihin kaydettiği en büyük doğal felaketlerden biri olarak kabul edilen Santorini Yanardağı patlamasının Anadolu ve Ege Bölgesi üzerindeki etkilerini konu alan belgeselin özel gösterimi, Hekim Hacı Paşa Konferans Salonu’nda düzenlendi. Programa Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Genel Sekreter Nurettin Memur, Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şaban Doğan, Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gökçen Bombar, Sanat ve Tasarım Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Oğuz Dilmaç, Yabancı Diller Yüksekokulu Müdürü Dr. Öğr. Üyesi İrfan Arık, Genel Sekreter Yardımcısı Muhammed Enes Uzun, çeşitli uygulama ve araştırma merkezi müdürleri, akademisyenler ve çok sayıda öğrenci katıldı. Birlikteliğin Sinerjiye Dönüşmesi Başarıyı Getirir Programın açılış konuşmasını yapan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Medya ve İletişim Bölümü’nün sürekli üreten tarafta olmasından; bu yönüyle Medya Merkezi ile birlikte hem üniversitenin yükünü üstlenmesinden hem de bağlı olduğu Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi’ne dinamizm katmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. İKÇÜ Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Dekanımız Prof. Dr. Şaban Doğan ve Prof. Dr. Cenk Demirkıran’ın yapımcılığını ve yönetmenliğini üstlendiği, Moğolistan bozkırlarındaki taşbabaların restorasyon sürecini konu edinen Göktürklerin Gizemli Mirası: Taşbabalar filminin ilk gösteriminde aldığımız muhteşem geri dönüşleri yine Şaban hocayla birlikte dinledik. Gerçekten çok başarılı bir işe imza atıldı ve hem ulusal hem de uluslararası medya büyük ilgi gösterdi. Biz yönetim olarak her zaman en iyinin peşinde olmaya, birlikte çalışmaya ve üretmeye odaklandık. O proje de bu açıdan önemli bir adımdı. Bugünkü proje ise bizim diğer coğrafyalarda da dert edindiğimiz meseleler olduğunu gösteriyor. Bu proje batıya yönelik bir çalışma olarak öne çıkıyor; ancak bizim özellikle Balkan coğrafyasında önemli projeleri hayata geçirme mecburiyetimiz var. Medya ve İletişim Bölümü öğretim üyemiz Prof. Dr. Nazım Ankaralıgil’in Balkanlar’da yakın zamanda tamamladığı bir belgeselin haberini de buradan duyurmuş olayım. Nazım hoca da belgesel alanında orada çok önemli bir çalışmaya imza attı. Yakında onun da gösterimini yine bizim ev sahipliğimizde yapacağız. Bu çabaların hepsi, aslında birlikte aynı yöne bakmanın bir sonucu. Birlikteliğin sinerjiye dönüşmesi başarıyı ortaya çıkardı” dedi. Uygulamalı Eğitime Önem Veriyoruz Uygulamalı eğitime özel bir önem verdiklerini özellikle vurgulayan Rektör Yardımcısı Bulduklu, medya alanında nitelikli işlerin ancak iyi uygulayıcılarla mümkün olacağını ifade etti. Prof. Dr. Bulduklu, “Geçtiğimiz yıl ilki düzenlenen İKÇÜ Film Festivali, ses getiren bir proje olarak önemli bir etki oluşturdu. Oradaki başarının temelinde de öğrencilerimizle akademik kadromuzun birlikteliğinin yarattığı sinerji vardı. İşte bu sinerjiyle hayata geçirilen projelerde öğrenci katkısının çok değerli olduğunu özellikle vurgulamak istiyorum. Uygulamalı eğitimin en güzel örnekleri olan bu projeler, öğrencilerimizi geliştirme yönünde çok kıymetli fırsatlar sunuyor. Çünkü bizim alanımızda teorik bilgi tek başına yeterli değildir. Uygulamaya geçtiğinizde, sorumluluk aldığınızda ve elinizi taşın altına koyduğunuzda inanılmaz işler ortaya çıkıyor. Biz Rektörlük olarak uygulamayı ve bu tür projeleri her zaman destekledik, desteklemeye de devam ediyoruz. Emeği geçen herkesi kutluyorum. Bu sinerjiyi ortaya koyan yöneticilerimize ve öğrencilerimize ayrıca teşekkür ediyorum” dedi. Multidisipliner Çalışmalar Fakülteye Yeni Bir Vizyon Kazandırıyor Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şaban Doğan, konuşmasında fakültenin bilim ve sanat ekseninde yürüttüğü çalışmalara dikkat çekerek, üniversitenin son yıllarda özellikle bu iki alanı buluşturan önemli üretimlere imza attığını vurguladı. Prof. Dr. Doğan, Medya ve İletişim Bölümü’nün uzun süredir ortaya koyduğu nitelikli projelerin fakülteye ayrı bir değer kattığını belirterek şu ifadeleri kullandı: “Son yıllarda fakültemizin farklı bölümleriyle kurulan güçlü işbirlikleri sayesinde, bir zamanlar hayal gibi görünen multidisipliner projeler bugün somut ürünlere dönüşmüş durumda. Akademisyenlerimizin titizlikle yürüttüğü bilimsel araştırmaların, yüksek estetik anlayışla hazırlanmış belgesel çalışmalarına evrilmesi; hem üniversitemiz hem de ülkemizin bilim ve sanat ortamı açısından büyük bir gurur kaynağıdır. Medya ve İletişim Bölümü son dönemlerde gerçekten örnek gösterilecek işler yapıyor. Aslında bu başarı uzun yılların birikimi, ancak son birkaç yılda özellikle fakültemizin diğer bölümleriyle kurulan işbirliği sayesinde bu sinerji çok daha görünür ve etkili hale geldi. Bilimin derinliğini sanatın gücüyle bir araya getirerek ürettikleri belgeseller, yalnızca akademik dünyanın değil, medya ve sanat çevrelerinin de yoğun ilgisini çekiyor. Üniversitemizde üretilen bilimsel bilgiyi, geniş kitlelere ulaşan sanatsal bir dile dönüştürmek kolay değildir; fakat bölümümüz bu zor olanı başarmış durumda. Bu nedenle başta Bölüm Başkanımız Prof. Dr. Cenk Demirkıran olmak üzere emeği geçen tüm hocalarımıza içtenlikle teşekkür ediyorum. Onların vizyonu, çabası ve üretim heyecanı fakültemize hem yeni bir soluk hem de güçlü bir yönelim kazandırdı. Ayrıca her daim desteğini yanımızda hissettiğimiz Rektörümüz Prof. Dr. Saffet Köse’ye ve Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Yasin Bulduklu’ya da şükranlarımı sunuyorum. Yöneticilerimizin açtığı alan, sağladığı teşvik ve bizlere duyduğu güven sayesinde bugün fakültemiz sadece bilimin merkezinde değil, aynı zamanda sanatın da güçlü bir taşıyıcısı hâline gelmiştir. Belgesel Seyirciyle Buluştu, Ardından Söyleşi Gerçekleşti Açılış konuşmalarının ardından “Santorini’nin Külleri, Su ve Ateş” belgeseli İzmir prömiyerini yaparak izleyiciyle buluştu. Gösterimin ardından film ekibi; Prof. Dr. Cenk Demirkıran, Dr. Öğr. Üyesi Halit Kartal ve Prof. Dr. Serdar Vardar, performatif belgeselin bilimsel danışmanlarından Türk İslam Arkeolojisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Akın Ersoy’un moderatörlüğünde gerçekleştirilen söyleşide sahne aldı. -
28.11.2025
Bakan Yerlikaya Akademik Açılış Törenine Katıldı
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) 2025-2026 Eğitim Öğretim Yılı Akademik Açılış Töreni İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın teşrifleriyle yapıldı. İKÇÜ Rektörü Prof. Dr. Saffet Köse’nin ev sahipliğinde Çiğli Ana Yerleşkede gerçekleştirilen törene, İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban, İzmir Cumhuriyet Başsavcısı V. Aydoğan Samsak, İzmir Demokrasi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Selim Karahasanoğlu, İçişleri Bakanı Başdanışmanı Prof.Dr. Ergün Yolcu, Dışişleri Bakanlığı İzmir Temsilcisi Büyükelçi Yeşim Kebapçıoğlu, İl Emniyet Müdürü Celal Sel, İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Metin Düz, Sahil Güvenlik Ege Deniz Bölge Komutanı Tümamiral Tayfun Paşaoğlu, Çiğli Kaymakamı Fatih Görmüş, Menemen Kaymakamı Vedat Yılmaz, Karabağlar Kaymakamı Mehmet Özer, Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, AK Parti İl Başkanı Bilal Saygılı, MHP İl Başkanı Veysel Şahin, Gençlik ve Spor İl Müdürü Murat Eskici, İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Ayhan Kul, Orman Bölge Müdürü Mahmut Yılmaz, Çiğli İlçe Emniyet Müdürü Eyüp Çulha, Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcısı Halil Sezgin, Bakırçay Üniversitesi Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Adnan Yamanoğlu, Mehir Vakfı Kurucu Başkanı Mustafa Özdemir, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Muhsin Akbaş, Prof. Dr. Süleyman Akbulut, Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Genel Sekreter Nuretdin Memur, dekanlar, akademik ve idari personel, siyasi parti ve STK temsilcilerinin yanı sıra öğrenciler katıldı. Türkiye Yüzyılının Temelinde Gençlerimiz Var Törende İKÇÜ’de olmaktan duyduğu memnuniyeti paylaşan İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, üniversitelerde gençlerle bir arada olmaktan ayrı bir heyecan duyduğunu belirttiği konuşmasında gençlerin Türkiye Vizyonunun temel harcı olduğunu ifade etti. Bakan Yerlikaya, “Farsça’da genç, ‘hazine’ anlamına geliyor. Sizlerin her biri, paha biçilemez bir hazinesiniz. Bu yüzden bugün sizlerden, ilham almaya, enerji almaya, güç almaya geldim. Gençlik, ‘Ruhu ayağa kaldırma’ iradesinin adıdır. Büyük ve güçlü Türkiye’nin harcında, Türkiye Yüzyılı vizyonun temelinde gençlerimiz var. Büyük ve Güçlü Türkiye hedefine ancak sizlerin desteğiyle ulaşabiliriz. Sizler gibi bu sıralardan geçmiş, yurtlarda kalmış, yemekhanede sıraya girmiş, geç saatlere kadar ders çalışmış, sınavlara girmiş bugün İçişleri Bakanı olan biri olarak diyorum ki: sahip olduğunuz hazinenin, yani gençliğinizin değerini bilin. Üniversite yılları çok değerli. Hayatın rotası üniversite sıralarında çiziliyor. Kimliğiniz, hayalleriniz burada şekilleniyor” dedi. Kâtip Çelebi Yürüyüşünün İlhamı İKÇÜ’nün adını taşıdığı büyük ilim adamı Kâtip Çelebi’nin örnek çalışmalarından bahseden Bakan Yerlikaya, tarihimizdeki bilim ve ilim dünyasındaki şahsiyetlerin başarıyla anılan eserlerinin gençlere yol gösterici mihenk taşları taşıdığını aktardı. Bakan Yerlikaya, “Üniversitenizin adını taşıyan Kâtip Çelebi, ilmin sınırlarını zorlayan büyük bir mütefekkirdi. Coğrafyadan tarihe, denizcilikten bibliyografyaya uzanan muazzam eserler verdi; ‘Cihannümâ’ ile dünyayı anlamaya, ‘Keşfü’z-Zünûn’ ile bilginin atlasını çıkarmaya çalıştı. Kâtip Çelebi bize şunu öğretir; ‘Bilgi, birikmezse eksilir. İlim, hayata değmezse yarım kalır’ Araştırmayı, eleştirel düşünceyi ve toplumsal faydayı, odağına alan Kâtip Çelebi Üniversitesinin yürüyüşü budur. Miras, taşınan bir yük değil; omuzlanan bir bayraktır. Bugün sizden beklenen, bu bayrağı daha yükseğe taşımanız, daha çok okumanız, daha çok düşünmeniz, daha çok üretmenizdir. Çünkü Türkiye’nin en büyük gücü sizlersiniz. Türkiye gençleriyle büyüyecek ve daha da güçlenecek” diye konuştu. Sanal Bahisin Hedefinde Gençler Var Bilişim çağında oluşan fırsatların yanında risklerin de yer aldığına değinen Bakan Yerlikaya, özellikle manevî alanı daraltan akımların hedefinde gençlerin olduğuna işaret etti. Bakan Yerlikaya, “Dijital dönüşüm büyük fırsatlar getiriyor. Ama dikkat etmezsek büyük riskler de taşıyor. Siber dünyanın karanlık dehlizleri, her geçen gün daha da derinleşiyor. Deepfake ile insanın onuru hedef alınıyor. Sanal kumar ile gençlerin emeği, zamanı, aklı çalınıyor. Görünür âlemin çapını biliyoruz; ama siber âlemin çapını bilmiyoruz. Görünmez bir alem var ve sürekli büyüyor. Kapısı kilit tutmayan paralel bir evren var. O yüzden hangi odalarda takıldığınıza, kimlerle yan yana geldiğinize, hangi içeriklere maruz kaldığınıza dikkat edin. Sanal bahis, alkol gibi, uyuşturucu gibi bir bağımlılık. Çağımızın bir nevi vebası olan bu bağımlılık, sizde var olan “maddi ve manevi cevheri” bir bir azaltıyor, yuvaları dağıtıyor, intiharlara sürüklüyor. Sanal bahis şirketleri, kimi vatandaşlarımızın, özellikle de gençlerimizin hesap numaralarını kiralıyor. Onlara cazip gelecek belli bir ücret ödüyorlar. Milyonlarca lira sizin o hesabınızdan gelip gidiyor. Artık o hesap sizin değil ama sorumluluğu sizin. Sizlere böyle bir teklif geldiğinde itibar etmeyin, hemen bize bildirin. Çünkü İçişleri Bakanlığı olarak, “Türkiye’nin Huzuru” şiarıyla; her türlü suç ve suç odağıyla kararlılıkla mücadele ediyoruz. Bu mücadelede hedefe ulaşmanın en önemli şartı sizsiniz. Gençlerimizin desteği olmadan hiçbir mücadele tamamlanmış sayılmaz” dedi. ‘Nerede Bir Ağ Varsa Orada Bir Operasyon Var’ Bakanlık olarak uyuşturucu ile yapılan mücadelede gelinen noktayı paylaşan Bakan Yerlikaya, Türkiye’nin en kapsamlı Narko-Kapan operasyonlarından birini daha yaptıklarını, güvenlik güçlerinin zehir tacirlerine göz açtırmadığını vurguladı. Bakan Yerlikaya, “Uyuşturucu; göreve geldiğim günden beri en çok üzerinde durduğumuz, en çok mesai harcadığımız suç türlerinin başında geliyor. Çünkü uyuşturucu, asimetrik savaşın en kirli aparatlarından biri, bir insanlık suçudur. Bir yandan bu zehri ülkeye sokmaya çalışan şebekelerin tepelerine biniyor; üretim hatlarını dağıtıyor, sevkiyat yollarını kesiyoruz. ‘Nerede bir ağ varsa orada bir operasyon var’ diyoruz. Diğer yandan da; bağımlılıkla mücadelede farkındalığı büyütüyor, rehabilitasyonu güçlendiriyor, aileyi, okulu, sokağı, kampüsü bu mücadelenin parçası yapıyoruz. Çünkü talep yok olmadan bu karanlık pazar küçülmez. Şu saatlerde Türkiye’nin en kapsamlı Narko-Kapan operasyonlarından birini daha gerçekleştiriyoruz. Basın toplantısı yapacağım ve 3-4 saat sonra duyarsınız. Kimlerin tepesine bindiğimizi, kaç tane zehir taciri yakaladığımızı söyleyeceğim. Göreve geldiğim günden bugüne 93 bin 279 zehir tacirini tutukladık. Bu sayı şu an hala artıyor 225 ton uyuşturucu madde, 260 milyon adet uyuşturucu hap ve yaklaşık 18 ton ara kimyasal ele geçirdik. Organize suç örgütlerine yönelik yürüttüğümüz operasyonlar sonucunda da 345 narkotik organize suç örgütünü çökerttik. Bu mücadele siyaset üstü bir mücadeledir. Uyuşturucuya karşı mücadele bizim gelecek meselemizdir. İnanıyorum ki, bu mücadele, devletimizin kararlılığıyla, milletimizin iradesiyle, özellikle de gençlerimizin desteğiyle başarıya ulaşacaktır” ifadelerini kullandı. Yeni Trafik Yasası Teklifi Trafik Güvenliği başlığı ile ilgili açıklamalarda bulunan Bakan Yerlikaya, ‘önlenebilir bir halk sağlığı olan’ trafik kazaları nedeniyle kaybedilen her canın sorumluluğunun direksiyon başına geçen herkesin omuzlarında olduğunu söyledi. Cezalarda caydırıcılığın sağlanması, trafik kültürünün oluşması için adına Yeni Trafik Yasası Teklifinin yılbaşından sonra meclisin oluruna sunulacağını açıklayan Bakan Yerlikaya, “2024 yılında trafik kazalarında 6 bin 351 vatandaşımızı kaybettik. Kimi ay 510, kimi ay 530 canımızı yitirdik. Sizce bir ayda kabul edilebilir sayı kaçtır? Kesinlikle sıfır! Ancak maalesef, ‘önlenebilir bir halk sağlığı sorunu olan’ trafik kazaları nedeniyle her gün bir bir eksiliyoruz. Aşırı hız öldürür. Her gün 10 canımızı aşırı hız yüzünden kaybediyoruz. Sadece kırmızı ışıkta durmadığımız için, 3 günde bir, bir ocağa ateş düşüyor. Makas atmak öldürüyor, ters şerit öldürüyor, yakın takip öldürüyor, seyir halinde telefonla konuşmak, mesajlaşmak öldürüyor. Geçen yıl trafik kazalarında kaybettiğimiz 6 bin 351 vatandaşımızın 780’i: 0-18 yaş arasındaydı. 1881’i 19-35 yaş arasında. Kaybettiğimiz canların 2 bin 661’i, 35 yaşını geçmemiş gençlerimiz. Günde ortalama 17.4 vatandaşımızı trafik kazalarından dolayı toprağa vermek vicdanımıza ağır geliyor. Bu amaçla; cezalarda caydırıcılığın sağlanması, trafik kültürünün oluşması için, Yeni Trafik Yasası Teklifi hazırlandı. Gazi Meclisimiz bu yasayı onayladığında inanıyorum ki direksiyon başına geçen herkes, daha sorumlu davranacak, yolda makas atamayacak, drift atamayacak, keyfine göre yolu kapatamayacak, gaza basmadan önce, kırmızı ışıkta geçmeden önce bir kez daha düşünecek. Bizim amacımız trafik cezası kesmek değil, trafik kültürünü oluşturmaktır. Bu noktada, gençlerimizden destek bekliyoruz. Trafik kültürünü gençlerimizle birlikte oluşturacağız” şeklinde konuştu. Üniversitelerin Üstlendiği Misyonlar Önemli İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın akademik yıl açılışına teşriflerinden duyduğu memnuniyeti paylaşan Rektör Prof. Dr. Saffet Köse de üniversitelerin gelecek kuşakların yetiştirilmesinde üstlendiği önemli misyona dikkat çekti. İKÇÜ’nün devletiyle milletiyle güç birliği içinde emin adımlarla ilerlediğini aktaran Rektör Prof. Dr. Köse, “Ülkemiz Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde her alanda dikkat çekici bir atılımın içinde bulunmakta ve güçlü bir aktör olarak dünya siyasetini belirleme yolunda emin adımlarla ilerlemektedir. Üniversiteler, dinamik bir anlayışla nitelikli insan gücü, iş ve bilim ahlakına sahip uzmanlar yetiştirerek, bilimsel araştırmalar yaparak bu yürüyüşte katkıda bulunmalıdır. Ürettiği bilgi ile toplumsal hedefleri desteklemek, üretilen bilgiyi sosyal faydaya dönüştürmek, kültürel ve ahlaki gelişimi teşvik etmek gibi görevleri vardır. Özellikle üniversitelerin, sömürge güçlerinin araçsallaştırdıkları ve evrensel norm olarak dayattıkları manipülatif bilgilerle bilim üzerinden görünmez biçimde oluşturmak istedikleri kolonyal yapılara karşı yeni bir dilin oluşturulmasına öncülük etmek gibi bir vazifeleri de vardır. Ulusal ve uluslararası alanda başarının ilk koşulunda iç cephenin güçlü tutulmasına ihtiyaç vardır. Şehrimizin ve bölgemizin sorunları için elimizi taşın altına koymaktan çekinmiyor, daha adil ve yaşanılabilir bir dünya için var gücümüzle çalışıyoruz. İnsanımıza yönelik atılacak adımların sadece devlet ile sınırlı tutulması toplumsal gelişim ve dönüşüm için tek başına yeterli değildir. Vatandaş katılımı ve sivil toplum iş birliğinin oluşturacağı sinerjik etki, ülkemizi stratejik hedeflere ulaşmak noktasında güçlü kılacaktır. Bu farkındalık çerçevesinde devletimizin ve bakanlıklarımızın bizden olası talepleri için ise hazır olduğumuzu özellikle ifade etmek isterim” dedi. İzmir’in Üçüncü Büyük Üniversitesi Sorumluluğunun Bilincinde Günümüzde giderek bireyselleşen toplumsal dinamiklerin özellikle genç kuşakların gelişiminde olumsuz etkiler bıraktığını kaydeden Rektör Prof. Dr. Köse, fiziksel, zihinsel ve ruhsal açıdan gençlere zarar veren alışkanlıkların önüne geçilmesinde tüm kurumların birlikte çalışmasının oldukça önemli olduğunun altını çizdi. Rektör Prof. Dr. Köse, “Bugün gençlerimizi yalnızlaştırmaya, toplumuna yabancılaştırmaya kendi kültüründen, değerlerinden, geleneklerinden, ulusal kimliğinden uzaklaştırmaya çalışan küresel saldırılarla başa çıkmada el birliği içinde çalışmaya ihtiyacımızın olduğunu hatırlatmak isterim. Devlet kurumları ve sivil toplumun iş birliği içinde çalışması, ülkemizin geleceği ve sosyal gelişme açısından son derece önemlidir. Toplumda huzur, sükûn ve adaletin sağlanması için insanımızın fiziksel, zihinsel ve ruhsal açıdan zarar görmesine neden olacak uygulama ya da alışkanlıkların engellenmesi büyük önem arz etmektedir. İKÇÜ olarak bilgiyi dört duvar arasında üretip hapseden bir anlayış yerine ürettiği bilgiyi insan ve toplum yararına kullanan, soyut öneriler yerine somut çıktılarla sorun çözmeye odaklanan bir anlayışı hâkim kılma gayreti içinde olduğumuzu ifade etmek isterim. İzmir’in üçüncü büyük üniversitesi olarak iş dünyası, kamu kurumları ve sivil toplum ile birlikte önemli projelere imza attık. Her bir disiplinin kendi alanına giren konularda projeler yapmasını teşvik ettik, etmeye devam ediyoruz. Bilimsel yükselişimiz yanında sosyal projelerde de ülkemizin güzide yükseköğretim kurumlarından biri olma hedefimize hızla yürüyoruz. Başta aile kurumunun önemi olmak üzere çok sayıda çalışmayı yaptık ve yapmaya devam ediyoruz. Bağımlılık ile mücadelede konunun tüm paydaşları ile yakın iş birliğimizi sürdürüyoruz. Dezavantajlı gruplara yönelik her bir çabanın paydaşı olmaya gayret gösteriyoruz. Akredite olmuş bir yükseköğretim kurumu olarak bu alanın sürdürülebilirliğini önemsiyoruz. Sürdürülebilir bir çevre için çalışmalar yapıyor, her bir kaynağın gelecek nesillerin emaneti olduğu anlayışı ile misyonumuzu yerel ve bölgesel düzeyde yerine getiriyoruz” ifadelerini kullandı. Rektör Prof. Dr. Köse tarafından kurumsal hediye takdim edilen İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın katılımıyla yapılan akademik açılış programı, toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi. -
24.11.2025MÜSİAD Yüksek İstişare Heyeti Başkanı Asmalı Gençlerle Buluştu
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Bilim İletişim Ofisince (İKÇÜ BİO) Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) İzmir Şubesi paydaşlığında düzenlenen “MÜSİAD Üniversite Buluşmaları- Tecrübe Paylaşımı” programı Rektör Prof. Dr. Saffet Köse’nin moderatörlüğünde yapıldı. MÜSİAD Yüksek İstişare Heyeti Başkanı Mahmut Asmalı’nın üniversite gençliğine yönelik tecrübe paylaşım söyleşisini, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Muhsin Akbaş, Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Prof. Dr. Süleyman Akbulut, dekanlar, akademik ve idari personelin yanı sıra çok sayıda öğrenci takip etti. En Pahalı Sermaye Tecrübedir Programın açış konuşmasını yapan Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, yerli ve milli üretimin en önemli aktörlerinden MÜSİAD’ın, kurulduğu günden bu yana ekonomik gelişmeye sunduğu katkıya dikkat çekerek; öğrencilerin ve genç girişimcilerin sektörel gelişimi anlamında üstlendiği sosyal sorumluluğun da takdire şayan olduğunu aktardı. Rektör Prof. Dr. Köse, “Ülkemizin stratejik hedeflerine katkıda bulunan MÜSİAD’ın üniversitelerde de sorumluluk alıyor olmasını çok değerli bulduğumu ifade etmek istiyorum. Bugünkü deneyim paylaşımının bu sorumluluğun en iyi yansıması olduğunu ifade etmek istiyorum. Bu program, gençlere vizyon kazandırmayı hedefleyen önemli bir adım olup, girişimciliğin geçirdiği dönüşümün en iyi örneklerine tanıklık etmemizi sağlayacaktır. Konu, tecrübe paylaşımı ve emin olun en pahalı sermaye tecrübedir. Öğrencilerimizin ve genç girişimcilerimizin, iş dünyasında karşılarına çıkabilecek zorlukları henüz sektöre adım atmadan önce tanımaları; fırsatları daha net görebilmeleri açısından bu paylaşımlar çok değerli. Biz üniversite olarak her zaman iş dünyası ve sivil toplum ile iç içe olma gayreti içinde olduk. Üniversitemizin bilgi üretme kapasitesi ile MÜSİAD’ın sahadaki tecrübesini yan yana getirerek bir sinerji oluşturma, gençlere rehberlik etme amacını taşıyarak bu programı yaptık. Üniversitemiz, iş dünyasıyla kurulan bu tür köprüleri her zaman desteklemeye ve geliştirmeye devam edecektir. Türkiye’nin girişimcilik ekosistemine yön veren, iş dünyasında üretim, yatırım ve istihdamın gelişmesine önemli katkılar sunan göz bebeğimiz MÜSİAD’ın üniversite buluşmalarına ev sahipliği yapmaktan duyduğum memnuniyeti ifade ediyor, katılımları için başta Yüksek İstişare Heyeti Başkanımıza, programın gerçekleşmesinde emeği geçen MÜSİAD İzmir Şubesine ve tüm paydaşlara teşekkürlerimi sunuyorum” diye konuştu. Sabırla, Metanetle Çalışmaya Devam Edin İş hayatına yönelik tecrübelerini gençlerle paylaşan MÜSİAD Yüksek İstişare Heyeti Başkanı Mahmut Asmalı, mesleğin severek yapılmasının başarıya taşıdığını söyledi. Gençlere kendilerini sürekli geliştirmesi tavsiyesinde bulunan Başkan Asmalı, “Başarıya ulaşmanın bir yaşı yoktur. Öğrenim hayatımda çok başarılı olamam, gelecekte de başarılı olamam kaygısına asla kapılmayın. Kırk yaşından, 50 yaşından sonra başarılı olmuş çok iş adamları var. Özellikle gençlerimizde maalesef acelecilik var. Bir an önce olsun, yapayım diye şeyler var. Sabırlı olmak lazım. Sabırla, metanetle çalışmaya devam edin. Sizler üniversiteyi bitirince çok daha genç yaşta olacaksınız. Ömrünüzde inşallah çok uzun bir zaman var, dolayısıyla kendinizi geliştirerek, mesleğinizi severek hangi meslekte olursanız olun, o meslekte öne çıkmayı başararak gelecekte çok başarılı bir iş insanı olabilirsiniz” dedi. İşin Hilesi Dürüstlüktür İş hayatında dürüst olmanın önemine değinen Başkan Mahmut Asmalı, günümüz dünyasında ve iş hayatında en büyük kazanımın insanların güvenini kazanmak olduğunu belirtti. Başkan Asmalı, “Günümüzde maalesef dürüst olmayan insanların olduğu bir ortamda dürüstlük hakikaten bizim en kıymetli değerlerimizden biri. Bedeli ve sonucu ne olursa olsun asla yalan konuşmayın. Dürüstlük çok önemli bir meziyettir, önemli bir kazançtır. İş hayatındaki en büyük kendime çıkardığım derslerden biri bu. İşinizi iyi yapın. İşinizi iyi yapmak kazancınızın karşılığı değil, karakterinizin karşılığıdır. En büyük sermayemiz itibarımızdır. Dolayısıyla bir iş adamının güzel bir sözü var. "İşin hilesi dürüstlüktür." diyor. Bana büyük bir kurumda çalışan genel müdür öyle demişti. "Başkanım, bana çalışkan insan getirin." Çalışkan insan günümüzde ekmeğini taştan çıkarır. Dolayısıyla hele siz meslek sahibisiniz, üniversite mezunusunuz. Yaptığınız işi iyi yapın ve çalışkan olun. İş hayatına girdiğim zaman 5 sene hiç izin kullanmadım. Çok mücadele ettim, gayret ettim. Özetle başarıya ulaşmak için, hedefleriniz olsun, bunları gerçekleştirmek için mücadele edin. Başarısızlıklarda asla pes etmeyin. Kendinize uygun bir ekip kurun. Kendinizle iyi geçinin. Uyku saatlerinize dikkat edin. Beslenmenize dikkat edin. Ruhunuzu ve beyninizi temiz tutun. Kendi işinize odaklanın” şeklinde konuştu. Şu Anda Üniversitede Olsaydım Çince Öğrenirdim Türkiye’nin 2053 vizyonuna emin adımlarla yürüdüğüne dikkat çeken MÜSİAD Yüksek İstişare Heyeti Başkanı Mahmut Asmalı, bu gelişim potansiyelinde gençlerin üstlendiği misyonun oldukça önem arz ettiğini kaydetti. Başkan Asmalı, “Türkiye'ye gerçekten potansiyeli büyük bir ülke. 2053'te Türkiye dünyanın en büyük 10 ekonomisinin arasına girecek. Donanımlı, çalışkan, vatanperver gençlere ihtiyacımız var. Şu anda ben üniversitede olsaydım bir kere dil eğitimine çok önem veririm. Mutlaka en az bir yabancı dilli konuşuyorsunuz diye düşünüyorum. Ama bunun yanında bence Çinceyi öğrenirdim. Arkadaşlar, geleceğin süper gücü olarak dünyada dengeleri değiştirecek bir ülke olarak Çin geliyor. Dünyanın ekonomi merkezi Avrupa'dan, Amerika'dan artık Orta Asya'ya, Uzak Doğu’ya, Çin'e, Hindistan'a kayıyor. Çin'de inanılmaz bir değişim var, sanayide geçen sene 189.000 robot çalışırken, 2024 yılı sonunda 2 milyona çıktı. Bu sene herhalde 5 milyonlara falan çıkar. İnanılmaz bir teknoloji. Eskisi gibi ucuz mallarla değil, ARGE’de çalışan milyonlarca mühendisin yaptığı yeni buluşlarla Çin çok güçlü adımlarla geliyor. Oradaki teknolojik gelişmeyi mutlaka yakından takip edin” ifadelerini kullandı. Bilgi, Ahlakla Birleşirse Güç Olur MÜSİAD İzmir Şubesi olarak gençlerle yaptıkları buluşmaları çok değerli bulduklarını ifade eden Şube Başkanı Gökhan Temur da üniversite gençliği ile kariyer paylaşımında bulunmaktan heyecan duyduklarını kaydetti. Temur, “Bizim medeniyetimizde bilgi, ahlakla birleşirse güç olur. Adaletle birleşirse bereket olur ve merhametle birleşirse de medeniyet olur diyoruz. Sizler ülkemizin geleceği umutlarımızsınız. Sizler bilgiyi, vicdanla, emeği, ahlakla, başarıyı insanla buluşturacak olanlarsınız. Temenni ediyoruz ki bu söyleşi de tecrübenin rehberliğinde hayat yolculuğunuza ilham vermesi açısından faydalı olur. Bu vesileyle bizlere tecrübeleriyle yol gösterecek olan Yüksek İstişare Heyeti Başkanı Sayın Mahmut Asmalı Başkanımıza, kıymetli ev sahiplerinden dolayı İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Rektörümüz Prof. Dr. Saffet Köse hocamıza ve bu güzel organizasyonu gerçekleştiren tüm emeği geçen kardeşlerimize ve özellikle siz katılımcı genç kardeşlerimize teşekkür ediyorum” dedi. Gençlerden gelen soruları yanıtlayan MÜSİAD Yüksek İstişare Heyeti Başkanı Mahmut Asmalı ile söyleşi programı teşekkür belgesi takdimi ile sona erdi. Söyleşiye katılan protokol, Turizm Fakültesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü öğrencilerinin yaptığı birbirinden özel pastaların yer aldığı “Şeker Hamuru Pasta Sergisi” alanını ziyaret ederek genç şeflerin tariflerini dinledi. -
18.11.2025İKÇÜ Ata’yı Andı
Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, ebediyete irtihalinin 87’nci yılında İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Rektörlük binası önünde düzenlenen törenle anıldı. Törende, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Muhsin Akbaş, Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Prof. Dr. Süleyman Akbulut, dekanlar, akademik ve idari personel ile çok sayıda öğrenci hazır bulundu. Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu’nun öğrencilerin eşliğinde Atatürk Anıtına çelenk sunmasının ardından saat 09.05 te iki dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. “Hürriyet ve İstiklal benim karakterimdir” diyerek milletinin özgürlüğüne doğru yeniden şahlanışının kahramanı, esaret zincirlerini kırıp istiklal meşalesini yakan, vatan topraklarımızı geçilmez yapan iradenin adı, milletine sevdalı ülkemizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ebediyete irtihalinin 87’nci yılında saygı, minnet ve rahmetle anıyoruz. -
27.10.2025
“Kök Hücre ve Organ Naklinde Güncel Pratikler İnovatif Yaklaşımlar”
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Tıp Fakültesi ve Transplantasyon İmmünolojisi ve Genetiği Derneği paydaşlığında “Kök Hücre ve Organ Naklinde Güncel Pratikler İnovatif Yaklaşımlar” Sempozyumu yapıldı. Organ bağışının hayati önemi ve toplumda farkındalık oluşturmanın gerekliliğinin vurgulandığı oturumların yer aldığı sempozyum için düzenlenen resmi törene, İKÇÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof.Dr. Esra Meltem Koç, Transplantasyon İmmünolojisi ve Genetiği Derneği (TİGED) Başkanı Prof.Dr. Caner Süsal, Türk Nefroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Aydın Türkmen, İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi (TÖTM) Karaciğer Nakil Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sezai Yılmaz, İKÇÜ Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi, TİGED Yönetim Kurulu Üyesi, Prof. Dr. Tülay Kılıçaslan Ayna, İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Organ Nakli Koordinatörü Dr. Rahmi Baykan, Sağlık Bakanlığı Türkkök Birimi yöneticileri, İzmir Bölgesi Transplantasyon Faaliyetlerini aktarmak üzere İzmir Şehir Hastanesi, Acıbadem Üniversitesi İzmir Kent Hastanesi, İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi, Ege Üniversitesi ile Koç Üniversitesi Organ Nakli İmmünoloji Araştırma Mükemmeliyet Merkezi (TIREX) araştırmacıları, çok sayıda akademisyen ve öğrenci katıldı. Sağlık İletişiminin Doğru Kullanımının Önemi Konuklara seslenen Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, ülkemizde organ naklini artırmak için sağlık iletişimi kanallarının etkin kullanılması gerektiğine dikkat çekti. Bağışçıları olumsuz etkileyecek unsurların doğru iletişim stratejileriyle aşılabileceğini ifade eden Prof. Dr. Bulduklu, “Konunun sosyal ve özellikle iletişim stratejileri boyutunda tartışılmasının gerekliliğine inanıyorum. İnsanlar arasındaki bilgi eksikliği, organ bağışına engel olmaktadır. Bunun için ciddi bir farkındalık ve kampanyalara ihtiyaç var. Zira insanın insana yapabileceği en büyük iyilik herhalde yaşama hakkı sunmaktır. Ayette belirtildiği gibi, 'Her kim bir hayatı kurtarırsa bütün insanları kurtarmış gibi olur' Birinin hayatına devam etmesini sağlamanın kutsallığı aslında eğitim ve bu kampanyalar yoluyla aktarmak gerektiğinin altını çizmek isterim. Organ nakli hizmetlerinde paydaş olan bağışçılar, aileler ve yakınlar, sağlık personeli, hastane yönetimi, üniversiteler, toplum sağlığı merkezleri, din görevlileri, bakanlıklar, kamu kurumlarının içinde olduğu geniş bir yelpazede yapılacak sürdürülebilir faaliyetlerde iletişimin doğru yönetilmesi önem arz etmektedir. Halkın konu ile ilgili farkındalık düzeyinin artırılması sağlık iletişiminin doğru kullanımıyla olacaktır” diye konuştu. İlham Verici Buluşma İKÇÜ Tıp Fakültesi hakkında sunum yapan Dekan Yardımcısı Prof.Dr. Esra Meltem Koç, sempozyumun Rejeneratif Tıp ve Kök Hücre Uygulamaları alanlarında bilgi paylaşımına fırsat vermesi açısından oldukça önemli olduğunu vurguladı. Koç, “Yeni iş birliklerine, bilimsel üretkenliğe ve yenilikçi yaklaşımlara katkı sağlayacak sempozyumun öğrencilerimize yeni ufuklar ve deneyimler kazandırmasını umuyoruz. Ayrıca sempozyuma katkı ve destekleri için tüm paydaşlarımıza, değerli konuşmacılarımıza ve katılımcılarımıza teşekkür ediyor ve İlham verici bir program olmasını diliyorum” şeklinde konuştu. Çapraz Nakil İhtiyacı TİGED Başkanı Prof.Dr. Caner Süsal da derneklerinin üstlendiği misyona değindiği konuşmasında amaçlarının inovatif yenilikçi tedavileri değiştirebilen, bu testleri uygulayabilen genç bir yeni nesil yetiştirmek olduğunu aktardı. Direktörlüğünü yürüttüğü Koç Üniversitesi Organ Nakli İmmünoloji Araştırma Mükemmeliyet Merkezi TIREX’in çalışmalarından bahseden Başkan Prof. Dr. Süsal, “TIREX, Avrupa Komisyonunca Türkiye’ye ilk kez verilen 2,5 milyon avro hibe destekli ERA Chair projesine sahip. Türkiye dünyada canlı vericili nakillerde böbrekte ilk, karaciğerde ikinci sırada. Canlıdan karaciğer ve böbrek nakillerinde oldukça iyi bir deneyim ve birikimimiz var. Türkiye'nin çok ihtiyacı olan ‘Çarpaz Nakil’ konusunu oturumlarda tartışacağız. Bu konuda nasıl ilerleyebiliriz? Bunun dışında da lokal ve kök hücre konusundaki klinik çalışmaları, böbrek nakli konusunda kapsamlı olarak tartışmaya çalışacağız. 2025 Nobel Tıp Ödülü, bağışıklık sisteminin kendi dokularımıza saldırmasını önleyen regülatör T hücrelerini keşfeden Mary Brunkow, Fred Ramsdell ve Shimon Sakaguchi’ye verildi. Transplantasyon immunolojisi bildiğiniz gibi oldukça önemli bir konu. Bunu da son Nobel ödülü ile tekrar teyit etmiş olduk. Biliyorsunuz bu regülatör T hücreleri organ naklinde de önemli bir rol oynuyor ve yeni klinik çalışmalar bu konuda yapılmaya başlandı. Bu keşifler, tıpta bağışıklık sistemini yeniden düzenleyerek otoimmün hastalıkları tedavi etme imkânı sunuyor. Örneğin, interlökin-2 (IL-2) gibi moleküllerle Treg hücrelerinin sayısı artırılabiliyor. Ayrıca hastadan alınan Treg hücreleri laboratuvar ortamında çoğaltılarak, organ nakli sonrası reddi önlemek amacıyla kullanılabiliyor. Onun için derneğimiz bu önemli konularda yoğun olarak çalışmakta” dedi. Evlerinde Umutla Telefon Bekleyen Hastalar İçin Transplantasyon İmmünolojisi ve Genetiği Derneği Yönetim Kurulu Üyesi, Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tülay Kılıçaslan Ayna, organ ve kök hücre naklinin sadece tıbbi bir konu olmadığını, yaşam zincirini devam ettiren bir insanlık sorumluluğu olduğunu kaydetti. Prof. Dr. Ayna, “Bu buluşmalarda, alanda çalışan uzmanların karşılıklı bilgi alışverişinde bulunması ve üniversite öğrencilerimizde bir farkındalık oluşturması amaçladığımız temel noktalardan. Bir insanın yaşamına dokunmak, ona yeniden nefes, yeniden umut olabilmek, bağış kelimesinin ardında gizli olan en büyük anlam. Ülkemizde binlerce insan kök hücre nakli ve organ nakli için bekliyor. Bu hastalardan bir kısmı süreci hastanelerde geçiriyor, bir kısmı evlerinde umutla bir telefon bekliyor. Bu bekleyiş işi sona erdirecek şey belki bizim bir imzamız, belki bizim bir kararımız, belki bizim bir farkındalığımız olabilir. Bu yüzden siz değerli gençler bu konuda en büyük gücü taşıyorsunuz. Bu etkinliğin sonunda hepimizin bu konuda biraz daha bilinçli, biraz daha duyarlı, biraz daha kararlı, hatta birinin umudu olacak kadar cesur olmasını diliyorum” dedi. Açılışın ardından konuk araştırmacıların transplantasyon faaliyetleri başlıklarında kendi alanlarında yaptıkları sunumların yer aldığı bilimsel oturumlara geçildi. -
24.10.2025
İKÇÜ’de “2. Uluslararası Sosyal İnovasyon ve Veri Analitiği” Kongresi
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) ve Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) iş birliği ile organize edilen “2’nci Uluslararası Sosyal İnovasyon ve Veri Analitiği Kongresi” düzenlenen resmi açılış töreni ile başladı.. İKÇÜ Bilimsel Araştırma Projeleri (BAP) Koordinatörlüğü ile İstatistik,Danışmanlık,Ölçme ve Değerlendirme Uygulama ve Araştırma Merkezi, NEÜ Büyük Veri Koordinatörlüğü paydaşlığında; kamu, özel sektör, sivil toplum ve akademi temsilcilerini bir araya getiren kongrenin açılış törenine, İKÇÜ Rektörü Prof. Dr. Saffet Köse ev sahipliği yaptı. Törene, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, NEÜ Rektörü Prof. Dr. Cem Zorlu, İzmir Kavram Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Derman Küçükaltan, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Süleyman Akbulut, Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Erciyes Üniversitesi Araştırma Dekanı Prof. Dr. Gökmen Zararsız, İzmir İl Milli Eğitim Şube Müdürü Doç.Dr. Özden Ölmez Ceylan, İzmir Aile ve Sosyal Hizmetler Müdür Yardımcısı Adem Soylu, Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Yönetim Kurulu Üyesi, Üniversite Sanayi İş birliği Koordinasyon Kurulu Başkanı Ali Arda Yüksel, İzmir Planlama Ajansı Başkanı Prof. Dr. Koray Velibeyoğlu, Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Muhlis Kaan Özhelvacı, İzmir Ticaret Borsası Araştırma ve Piyasa Geliştirme Müdürü Dr.Kenan Keskinkılıç, Ege Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Yiğit Tatış, İKÇÜ Bilimsel Araştırma Projeleri (BAP) Koordinatörü Prof. Dr. Mustafa Agah Tekindal, İstatistik, Danışmanlık, Ölçme ve Değerlendirme Uygulama ve Araştırma Merkezi(İSMER)Müdürü Prof. Dr. Ferhan Elmalı ile Dekanlar, çok sayıda konuk araştırmacı ve öğrenci katıldı. Çözüm Kültürünün Parçası Olun Açılışta konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, inovasyonu İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde kültür olarak yerleştirmeye çalıştıklarını belirterek, “Sırtımızı bilime yaslayalım, inovasyon kültürünü sahiplenelim ve kendimizi dışarıda değil bu işin tam merkezinde hissedelim” dedi. İnovasyonun yenilik olduğunu vurgulayan Başkan Dr. Tugay, “İnovasyon evinizden, bireysel yaşam alanınızdan tutun ülkeye, dünyaya dair yaşanılan sorunları çözmede yenilikçi bakış açısıdır. Genelde inovasyondan bahsedilince bir tür Ar-Ge olarak düşünülüyor. Oysa inovasyon herkesin dahil olması gereken bir kültürdür. Biz belediyede inovasyonu kültür olarak kurumun içerisine yerleştirmeye çalışıyoruz. Herkesin bir sorunun çözümüne bireysel olarak sağlayacağı katkı var. Kendinizi böyle tanımlamalı ve bu kültürün bir parçası haline gelmelisiniz. Şehrinizin sorunları için çözüm üreten kişiler olmalısınız. Ülkemizin gelişmesi, hak ettiği yere gelmesi, gençlerimizin refah, sağlık ve güven içerisinde yaşaması için bu yaklaşıma ihtiyacımız var” dedi. Gençlere Çağrı Belediye olarak gençlerin yolunu açmak için çalıştıklarını kaydeden Başkan Tugay, “Bu iş gençlerde bitiyor. Gençlerin zihinlerinde inovasyonun anlamını oturtmuş, bu kültürün bir parçası olmayı kabul etmiş olması gerekiyor. Gençler sorunların çözümüne katkı verecek büyük bir potansiyele sahip. Uluslararası kuruluşların yaptığı değerlendirmeler de bu yönde. Biz, güçlü kültürel alt yapısı ve güçlü dinamikleri olan bir ülkeyiz. İhtiyacımız olan şey sadece biraz daha fazla sorumluluk almak. Gerek aldığınız eğitim ortamının iyileştirilmesi gerek aldığınız eğitimin, sosyal yaşamınızın gelişmiş olması veya benzer her türlü sorun için veya yaşadığınız şehrinizin sorunları için çözüm üreten kişiler olmalısınız. Ülkemizin gelişerek hak ettiği yere gelmesi için özellikle gençlerimizin bu refah, sağlık ve güven içerisinde yaşaması için buna ihtiyacımız var. Öğrencilerin güç aldığı kurumların başında gelen üniversiteler bu anlamda çok önemli. Sırtımızı bilime yaslayalım, inovasyon kültürünü sahiplenelim ve kendimizi dışarıda değil bu işin tam merkezinde hissedelim” ifadelerini kullandı. İnovasyonda “Toplumsal Katkı Ekseni” İKÇÜ Rektörü Prof. Dr. Saffet Köse de yerel yönetimlerin, sosyal inovasyonu teşvik etmek için önemli paydaş kurumlar olduğunu belirterek üniversitelerin inovasyon kültüründe üstlendiği sorumluluğa dikkat çekti. Rektör Prof. Dr. Köse, “Üniversiteler, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşları hem bilgi üretimi hem de sosyal etki yaratımı açısından önemli aktörlerdir. Özellikle Yükseköğretim Kurulu ve Yükseköğretim Kalite Kurulu’nun 2023 ve sonrası kalite güvencesi sistemlerinde üniversitelerin “toplumsal katkı ekseni” temel bir değerlendirme alanı haline gelmiştir. YÖKAK’ın “toplumla etkileşim” kriterleriyle birebir örtüşen bu projeler, sosyal sermayeyi güçlendirmekte, politikaların şekillenmesine veri sağlamakta ve sosyal dönüşüme öncülük etmektedir. Bilimsel bilgiyi yerel temsilcilerle buluşturmak, sosyal inovasyon için kilit öneme sahiptir. “Bilimi toplumla buluşturmak” mottosuyla YÖK’ün tüm şehirlerimizde başlattığı 81 ilde 150 üniversitenin dahil olduğu “Bilim Kafe” buluşmaları bu yönüyle dünyada ilk olma özelliği taşımaktadır. Merkezi bir örnek olarak sunabileceğim bu uygulama, bilim ve toplum arasındaki bağın daha da güçlendirilmesi, üniversitelerin ürettikleri bilginin toplumda anlaşılır ve erişilebilir hale gelmesi, bilime olan güvenin artması, üniversitelerin şehirlerine ve bölgelerine sağladıkları katkıları arttırmayı hedeflemektedir” dedi. Bölge İçi Kurum ve Aktörlerle Etkin İş Birliği Sosyal sermayenin genel anlamda artırılması için toplumun dezavantajlı kesimlerine ulaşılmasından geçtiğine değinen Rektör Prof. Dr. Köse, “Özellikle çocuk, genç ve kadınlara ekonomik ve sosyal hayata daha fazla katılmalarını sağlayan sosyal destek programlarına ağırlık verilmelidir. Öğrencilerin ve araştırmacıların gerçek dünya sorunlarıyla etkileşim kurmasını ve deneyimsel öğrenmeyi teşvik etmesini sağlayacak iletişim kanalları oluşturmak, öğrenme forumları, şehir ağları, ve sınır ötesi ortaklıklar kuran yerel yönetimler, akademiden sosyal inovasyon sektörüne yapılandırılmış araştırmadan uygulamaya geçişi kolaylaştırabilir, farkındalığı artırabilir ve katılımı teşvik edebilir. Sosyal İnovasyon Ekosistemi projelerinin etkili bir şekilde ölçeklendirilmesi sağlanabilir. Bu noktada bölge içi kurum veya aktörlerle etkin iş birliğinin sağlanması önemlidir. Yerel yönetimler, sosyal inovasyonu teşvik etmek için gereken yapıyı sağlamakta önemli paydaşlardır. Öznesi insan olan yelpazesi oldukça geniş ve hayatın her alanına dokunan bu önemli kavramın anlaşılması, aktarılması ve kamuoyuna katkı sunması manasında Uluslararası Sosyal İnovasyon ve Veri Analitiği Kongresini oldukça önemli buluyor ve tüm paydaşlarımıza, katılım sağlayan tüm değerli protokol üyelerimize, araştırmacılarımıza ve çok değerli öğrencilerimize en kalbi şükranlarımı sunuyorum” şeklinde konuştu. Sosyal İnovasyonun Kalbinde ‘İnsan’ Vardır NEÜ Rektörü Prof. Dr. Cem Zorlu da kongrenin çağın sorunlarına cevap aramak için büyük öneme sahip olduğunu vurgulayarak, sosyal inovasyonun temel kaynağının insan olduğunu aktardı. Rektör Prof. Dr. Zorlu “Veri, insanı unuttuğunda yönünü kaybeder; insan, veriyi anlamadığında kendi gerçeğini ve geleceğini eksik anlatır. Sosyal inovasyonun kalbinde teknoloji değil, insan vardır. Sosyal inovasyon, insanın insana temas ettiği, toplumsal sorunlara yaratıcı ve adil çözümler üretebildiği bir düşünme biçimidir. Veri analitiği ise bu çözümlerin hem bilimsel dayanağını hem de geleceğe uzanan yol haritasını oluşturur. Bu tanımlardan hareketle bu iki alanın teknik kavramlara indirgenemeyeceği aşikardır. Sosyal inovasyon ve veri analitiğinin kesiştiği yerde bilgi yalnızca depolanan bir şey olmaktan çıkar, yaşamı dönüştüren bir güce dönüşür.NEÜ son yıllarda bu dönüşümün aktif bir parçası olma yönünde kararlı adımlar atmaktadır. Kampüsümüzde yürütülen veri temelli analiz projeleri, yerel yönetimlerden sivil toplum kuruluşlarına kadar pek çok alanda uygulanmaktadır. Farklı fakültelerimizin iş birliğiyle yürütülen öğrenci projeleri, sosyal inovasyonu merkeze alarak toplumsal fayda, adalet ve dayanışma odaklı yenilikler üretmektedir. Bu noktada, üniversitemiz ile Konya Büyükşehir Belediyesi’nin ortak girişimiyle kurulan Sosyal İnovasyon Ajansı, bu yaklaşımın en somut örneklerinden biridir. Bu anlamlı organizasyonda emeği geçen tüm akademisyenlerimize, düzenleme kuruluna ve katılım gösteren değerli konuklarımıza teşekkür ediyorum. Kongremizin, yeni düşüncelere, yeni iş birliklerine ve insanı merkeze alan yenilikçi yaklaşımlara vesile olmasını diliyorum” dedi. Önemli olan Veriyi Nasıl Kullandığınız Dünyada artık veriyi doğru yorumlayıp sosyal ve ekonomik değere dönüştüren ülkelerin rekabetinin yaşandığına dikkat çeken EBSO Üniversite Sanayi İşbirliği Koordinasyon Kurulu Başkanı Ali Arda Yüksel, güçlü ekonomiler arasında yer almanın yolunun katma değerli üretimden geçtiğini belirtti. Başkan Yüksel, “Artık kimin ne kadar çok veri topladığı değil de o veriyi nasıl kullandığı önemli. Veriyi değerli kılan şey onu doğru analiz edebilmek ve bir strateji belirleyebilmektir. Burada da kimin ne kadar çok üretim yaptığı değil, üretimin ve ihracatın niteliğinin fazla olması önemlidir. Bugün yaşadığımız çift savaşları bunun en somut örneği. Küresel rekabetteki lider şirketlerin veriyi analiz ve analitikten öte bir inovasyon aracına dönüştürmede kullandıklarına tanık oluyoruz. Bunu başarabilecekler yeniden inovasyona gidiyorlar. EBSO olarak yıllardır takip edilen ekonomiler arasında yer almanın yolunun katma değerli üretimden geçtiğini vurguluyoruz. Kâr amacı gütmeyen üyelerine hizmeti esas alan bir meslek örgütü olarak veri analizini her zaman kullandık ve faaliyetlerimize yön vermesine katkı sağladık. Ege Bölgesi Sanayi Odası olarak verinin raporlarda bir analiz olarak kalmaması ve sosyal inovasyona dönüşmesi gerektiği bilinciyle faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Sürdürmeye de devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. Açılış konuşmalarının ardından törene katılan konuk protokol mensuplarına plaket takdim edildi. Törenin ardından iki gün devam edecek yüz yüze ve çevrim içi kongre oturumlarına geçildi. -
13.10.2025
Toplu İş Sözleşmesi İmzalandı
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) ile Öz Büro –İş Sendikası arasında 4 Temmuz 2025 tarihinde grev nedeniyle sekteye uğrayan toplu iş sözleşmesi görüşmeleri, tarafların yürüttüğü müzakereler sonucunda, uzlaşı ile sonuçlandı. Senato Salonunda yapılan sözleşme imza töreninde, geçirdiği rahatsızlık nedeniyle katılamayan İKÇÜ Rektörü Prof.Dr. Saffet Köse’ye vekaleten Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Öz Büro-İş Sendikası Genel Başkanı Baki Gülbaba, üniversite idari kadrosu ile sendika temsilcileri hazır bulundu. Kamu Yararını ve İşçi Menfaatini Gözeten Bir Sözleşme Toplu iş sözleşmesinde gelinen süreci Rektör Prof. Dr. Saffet Köse’nin yönetiminde uzlaşı anlayışı içinde yürüttüklerini ifade eden Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, başından bu yana 4 temmuz da başlatılan grevin hiç başlatılmadan anlaşma ile tamamlanması arzusunda olduklarını kaydetti. Prof. Dr. Bulduklu, “Elbette gönül isterdi ki 4 Temmuz süreci olmasın ama zaman zaman da bazı gelişmeler sizin elinizde olmadan ortaya çıkabiliyor. Yaşanan elbette bir hak arama mücadelesidir ve biz de kamu kaynaklarının etkin kullanılmasından sorumluyuz. Biz kamu tarafıyız ve kamu kaynağını kullanırken aynı zamanda kendi işçimizin adına da kamu yararını gözetmek durumundayız. Ülkemizin kaynaklarını sürdürülebilirlik açısından baktığınızda bizler de sorumlu yönetici pozisyonunda görevliler olarak sorumluluk duygusuyla davranmak zorundayız. Sendika görevini yapabilir. Burada bir kırgınlık, alınganlık söz konusu olmaz. Neticede kamu sorumluluğu bilinciyle kamu yararını ve işçi menfaatini gözeten bir sözleşme mutabakatıyla süreci olumlu olarak sonlandırdık” dedi. Herkesin Adil Biçimde Hak Ettiğini Alması İçin Rektör Prof. Dr. Saffet Köse’nin tarafların yapıcı yaklaşımlarını esas aldığını İKÇÜ’nün çalışanlarının özlük haklarını her zaman ön planda tutan bir yönetim anlayışının söz konusu olduğunu vurgulayan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, yeni süreçte de aynı anlayıştan ödün vermeden devam edeceklerinin altını çizdi. Prof. Dr. Yasin Bulduklu, “İşyeri olarak kimseye bizim bir kırgınlığımız olamaz. Biz hem işyeri barışı hem de kurumdaki herkesin adil biçimde hak ettiğini alması noktasında elimizden gelen gayreti gösterdik. Göstermeye devam edeceğiz. Hazreti Mevlâna’nın çok güzel bir sözü var. 'Dünle beraber gitti, cancağızım, ne kadar söz varsa düne ait. Şimdi yeni şeyler söylemek lazım'. Artık yeni şeyleri konuşma zamanı. Ben her bir çalışanımızın ki hepsini birebir tanıyorum. Önümüzdeki süreçte yine her bir çalışanımıza kapımız hep açık, telefonumuz da açık. Geç olsa da güç olmadan bu anlaşmanın hayata geçirilmesindeki emekleri için Sayın Başkana ayrıca teşekkür ediyorum. İnşallah hayırlı olur” dedi. Çalıştığımız Kurum Bizim Kutsalımızdır Sendika olarak ülkenin, bağlı bulundukları kurumların ve üyelerinin içinde bulundukları şartları göz önünde bulundurarak ideolojilerden uzak bir anlayışla hareket ettiklerini ifade eden Öz Büro-İş Sendikası Genel Başkanı Baki Gülbaba da sendikacılığın gereği neyse o çizgiyle sendikacılık yapma gayretinde olduklarını kaydetti. Başkan Gülbaba, “İKÇÜ’de 4 Temmuz'da başlayan grevin bugün imzalayacağımız toplu iş sözleşmesiyle sonlanacağından dolayı hepimiz mutluyuz. Toplu iş sözleşmemizin imzalanması konusunda özellikle Rektörümüz Sayın Saffet Köse ve Rektör Yardımcımız Sayın Bulduklu'nun ortaya koyduğu tavrı sendikamız adına da arkadaşlarımız adına da şükranla karşılıyorum. Aslında grev bir yanlışlık değildi ama bir talihsizlik oldu ve çıkmak durumunda kaldık. Ülkenin koşulları, kamu çerçeve protokolü, genel toplu sözleşme süreçlerinde bazı beklentilerimiz vardı. Çalışanlar orantısız bir vergi yükü ile karşı karşıya. Eksikleri, artıları, yanlışları, hatalarıyla bir süreci geride bıraktık. Bizim için önemli olan yarından sonra işimizin başına dönmektir. En verimli, en efektif şekilde çalışarak ortaya bir emeği koymak durumundayız. Çalıştığımız kurum bizim için rızık kapısıdır. Kutsalımızdır. Herhangi bir konuda bir alınganlık ya da duygusallık içinde olunması zaten beklenemez. Bu noktada imzalayacağımız toplu iş sözleşmesinin hem üniversitemize hem de bütün üyelerimize hayırlı olmasını diliyoruz” ifadelerini kullandı. Karşılıklı iyi dileklerin ardından 31.12.2026 tarihine kadar geçerli olan toplu iş sözleşmesi için imzalar atıldı. -
10.10.2025İKÇÜ’den MANAS E-LAB Projesine Bilimsel Ortaklık
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Kırgızistan'daki yükseköğretim kurumlarında sürdürülebilir girişimcilik ekosistemlerinin geliştirilmesini hedefleyen MANAS E-LAB projesi ile Avrupa Komisyonu Yükseköğretim Alanında Kapasite Geliştirme Programı (Capacity Building in Higher Education) kapsamında destek almaya hak kazandı. Kırgız-Türk Manas Üniversitesi koordinatörlüğünde, İKÇÜ’nün yanı sıra İspanya'dan Fundación Universidad San Jorge, Kırgızistan'dan Naryn Devlet Üniversitesi ve Kırgızistan Yüksek Teknoloji Parkı’nın proje ortakları arasında yer aldığı 36 ay sürecek projenin bütçesi 537.230 Euro olarak belirlendi. İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinden Prof. Dr. Serhat Burmaoglu'nun proje yöneticiliğinde Doç. Dr. İrem Özgören Kınlı, Dr. Öğr. Üyesi Ela Burcu Uçel ve Dr. Öğr. Üyesi Esra Dündar Aravacık'tan oluşan İKÇÜ’lü akademisyenler, müfredat güncellemesi ve modernizasyonu konularında liderlik rolü üstlenerek projenin bilimsel altyapısının şekillendirilmesinde öncü olacak. Bişkek'te Tam Donanımlı Bir İnovasyon Merkezi MANAS E-LAB projesi hakkında bilgi veren Prof. Dr. Serhat Burmaoğlu, beş ana iş paketi üzerinden şekillenen kapsamlı bir yaklaşımla Bişkek'te kurulması planlanan inovasyon merkezinin bölgedeki genç girişimcilerin buluşma noktası olacağını aktardı. Proje kapsamında farklı fakültelere kolaylıkla entegre edilebilecek 4 modüler ders içeriği geliştirileceğini söyleyen Prof. Dr. Serhat Burmaoğlu, “Fiziksel ve Dijital Altyapı Geliştirme çalışmalarıyla Bişkek'te tam donanımlı bir inovasyon merkezi kurulması ve modern dijital öğrenme platformunun geliştirilmesi hedefleniyor. Potansiyeli yüksek en az 5 öğrenci girişimi finansal ve mentörlük desteğiyle güçlendirilecek ve yerel ile uluslararası 30 paydaşla stratejik ortaklıklar kurulacak. Bunların yanı sıra uluslararası bir akademik kongre ve öğrenciler arası iş planı yarışması düzenlenerek bölgesel ve uluslararası ağların genişletilmesi sağlanacak. Bu yarışma, genç girişimcilere fikirlerini yatırımcılar ve sektör temsilcileri önünde sunma fırsatı tanıyabilecek. Müfredat Güncelleme ve Modernizasyon aşamasında, teorik ağırlıklı geleneksel yaklaşımdan uzaklaşılarak, mevcut girişimcilik dersleri uygulamaya dayalı ve disiplinler arası bir perspektifle yeniden yapılandırılıyor. Bu sayede öğrenciler, gerçek iş dünyasının dinamiklerini deneyimleyerek mezun olabilecekler” diye konuştu. Türkiye- Kırgızistan Arasındaki Akademik ve Ekonomik Bağları Derinleştirecek En az 1000 öğrencinin girişimcilik programlarına aktif katılımının sağlanmasının hedeflendiğini belirten Prof. Dr. Serhat Burmaoğlu, insan kaynağı ve kapasite geliştirme çerçevesinde 50 akademik personelin girişimcilik eğitmeni olarak yetiştirilmesine imkân sağlanacağını da vurguladı. Prof. Dr. Burmaoğlu, “Hackathon ile bootcamp gibi yenilikçi etkinliklerin düzenlenmesi, bu etkinlikler ile öğrencilerin yaratıcı fikirlerini somut projelere dönüştürmeleri önemli hedeflerimizden biri. Etki, İletişim ve Sürdürülebilirlik iş paketi ile projenin kısa ve uzun vadeli etkilerinin bilimsel yöntemlerle ölçülerek sürdürülebilir iyi uygulamalar yaygınlaştırılacaktır. MANAS E-LAB projesi, İKÇÜ’nün bölgesel kalkınma ve uluslararası iş birlikleri konusundaki vizyonunun somut bir yansımasıdır. Türkiye ile Kırgızistan arasındaki akademik ve ekonomik bağları da derinleştirecektir. Proje, Kırgızistan'ın 2040 Ulusal Kalkınma Stratejisi ile tam uyumlu bir şekilde bölgede sürdürülebilir kalkınmaya, nitelikli istihdam yaratmaya ve genç kuşakların girişimcilik kapasitelerinin geliştirilmesine önemli katkılar sağlamayı amaçlamaktadır” ifadelerini kullandı. -
01.10.2025İKÇÜ’lü Akademisyenler, Dünyanın En Etkili Bilim İnsanları Listesinde
Stanford Üniversitesi tarafından bilim insanının yayınlarına yapılan atıfların etkisine göre sıralandığı "Dünyanın En Etkili Bilim İnsanları" listesinde İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Mühendislik ve Mimarlık Fakültesinden 4 akademisyen yer aldı. Kariyer Boyu Etki” ve “Yıllık Etki” kategorilerinde her yıl yayımlanan listede, dünya genelinde 22 anabilim dalı ve 174 alt bilim dalından 200 bini aşkın bilim insanı değerlendirildi. En az 5 yayına sahip araştırmacılar arasından c-score sıralamasında ilk 100.000’e girenler veya alt bilim dalında ilk %2’lik dilimde yer alanlar listeye alındı. Bilgisayar Mühendisliğinden Prof. Dr. Aytuğ Onan ile Makine Mühendisliğinden Prof. Dr. Buket Okutan Baba’nın “Kariyer boyu” etki kategorisinde yer aldığı sıralamada, 1500’üncü olarak yer alan Prof. Dr. Aytuğ Onan başarısını “Yıllık etki” başlığında da tescilledi. Prof. Dr.Onan’a bu kategoride Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümünden Prof. Dr. Gül Yılmaz Atay ile Elektrik Elektronik Mühendisliğinden Prof. Dr. Merih Palandöken eşlik etti. Küresel Rekabette Daha Güçlü Var Olabilmek İçin Rektör Prof. Dr. Saffet Köse İKÇÜ’nün başarılı akademisyenlerinin bilimsel arenada çalışmaları ile ön plana çıkmasından duyduğu gururu paylaştı. Yeni eğitim-öğretim yılına başarı haberleri ile başlamanın memnuniyetini yaşadığını kaydeden Rektör Prof. Dr. Köse, akademisyenlerin ürettikleri projelerin, bildirilerin ve makalelerin İKÇÜ’nün dünya çapındaki tanınırlığına büyük katkı sağladığına vurgu yaptı. Prof. Dr. Köse, “Günümüzde ülkelerin küresel bilgi ekonomisinde söz sahibi olabilmeleri açısından üniversitelerde yapılan bilimsel araştırmaların önemi tartışılmaz bir gerçektir. Üniversitelerin küresel rekabet ortamında daha güçlü bir şekilde var olabilmeleri, yüksek katma değerli araştırma sayısını artırmasına bağlıdır. Bölgesel, ulusal ve uluslararası çapta yürüttüğü önemli proje ve çalışmalar ile kente, bölgesine ve ülkesine değer katan bir bilim yuvası olan bir İKÇÜ olarak her alandaki nitelikli bilimsel üretime destek vermeye devam ediyoruz. Disiplinlerindeki en güncel bilgi ve araştırmaları öğrencilere aktaran hocalarımız etki değeri yüksek yayınlarıyla ulusal ve uluslararası sıralamalardaki başarılarını yıldan yıla güncellemektedir. Bu anlamda yerel, bölgesel ve ulusal ihtiyaçlara cevap veren, uluslararası standartlarda araştırma projelerinin sayısını artırma gayesindeyiz. Bilimi sadece bilim için değil, topluma fayda sağlamak için de kullanan, genç nesillere ilham kaynağı olan başarılı akademisyenlerimizi yürekten kutluyorum ve çalışmalarının başarıyla artarak devamını diliyorum” ifadelerini kullandı.
Toplam 203
Okunma Sayısına Göre Haberler :::
-
51 kez okunduBakay Hoca İçin Anma Programı
Kalp krizi sonucu 55 yaşında yaşamını yitiren İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi, Uluslararası Projeler ve Erasmus Koordinatörü Doç. Dr. Mehmet Emin Bakay için eşi, çocuğu, ailesi, yakın dostları, akademisyen arkadaşları, sevenleri ve öğrencilerinin de katıldığı anma programı düzenlendi. Geçtiğimiz ay geçirdiği ani kalp krizinin sonucu yaşamını yitiren ve sevenlerini yasa boğan Bakay Hoca’nın anılarını yad etmek için düzenlenen programı, şehir dışı programı nedeniyle katılamayan Rektör Prof. Dr. Köse’yi vekalaten Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Muhsin Akbaş, Prof. Dr. Süleyman Akbulut, Prof. Dr. Yasin Bulduklu, dekanlar, enstitü ve yüksekokul müdürlerinin yanı sıra, konuk üniversitelerden gelen akademisyenler, Milli Eğitim Bakanlığında birlikte çalıştığı mesai arkadaşları, eğitimciler, akademik ve idari personel ile öğrenciler takip etti. Program, İlahiyat Fakültesinden Dr. Öğr.Üyesi İhsan Sütşurup’un okuduğu Kur’an-ı Kerim Tilaveti ile başladı. Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, üniversiteye gelişi ile birlikte olan tanışmalarından koordinatörlük görevine uzanan süreçte birçok anıyı paylaştıklarını aktardı. Prof. Dr. Bulduklu, insani yönünün dışında güçlü akademik donanımı, proje adamı yönüyle de Bakay’ın İKÇÜ’nün uluslararasılaşma misyonuna kazanımlarının rekor seviyelere ulaştığını söyledi. Bulduklu, “İnanılmaz bir insandı. O’nun göreve başlamasıyla İKÇÜ’nün fonlardan aldığı pay, 12 kat arttı. 20 bilim haberi yaptıysak 15’i Bakay Hoca’nın içinde olduğu bir proje haberidir mutlaka. Emin Hoca başarılı bir akademik hayatının yanında çok iyi bir insandı. Sanki kırkı yıldır tanıyormuşum gibi. Çok arıyoruz kendisini, çok özlüyoruz. Mizahi yönü çok güçlüydü. Ölümü de keşke şaka olsaydı. Çok şey var ona dair. Kimseye karşı kötü düşünmezdi. O’nun lafıdır, ‘Öyle demeyelim abi’ derdi. Hepimizin başı sağ olsun. Mekânı cennet olsun. Dualarımız onunla olsun” Sosyal ve Beşerî Bilimler Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Şaban Doğan ise toprak ve deniz aşığı yakın dostu Bakay Hoca’yı kaybetmenin derin yası içinde olduğunu kaydetti. Şiir ortak paydasında başlayan dostluklarının her anlamda karşılıklı abi-kardeş ilişkisine dönüştüğünü paylaşan Prof. Dr. Doğan, Bakay’ın çok sevdiği Abdurrahim Karakoç’un ‘incitme’ dizileriyle seslendi: “Sensiz bir yanımız hep eksik kalacak. Cuma günleri kim kontrol edecek bizleri? Kimin yanına gideceğiz, kime dökeceğiz içimizi, kim koşacak imdadımıza en sıkıntılı zamanlarda? Kim teselli edecek? Yoksun öyle mi bundan sonra sabah çaylarında Emin Abi? Öyle demeyelim abi. Ama öyle’ler bitti mi artık? O yakını da uzağı hiç incitmedi. ‘Gölgesinde otur amma Yaprak senden incinmesin. Temizlen de gir mezara Toprak senden incinmesin. Toz konmasın sakın sana. Hakkı geçer halkın sana. Gücenmesin yakın sana. Uzak senden incinmesin...” O kadar çok anı biriktirdik ki birlikte…Kendisi göçünü toplayıp gitti, bize güzel anılarını bıraktı. İyi ki tanıdım seni, unutmayacağız, unutturmayacağız, Ruhun şâd, mekanın cennet olsun güzel insan” dedi. İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Sevtap Ünal da konuşmasında başarılarla dolu eğitmenlik hayatı vesilesiyle fakültenin birçok başarıya imza attığını kaydetti.Ünal, "Çalışkanlık, disiplinle ilgili sayısız ödüle sahipti. 2016’da üniversitemize geldi. Kısa sürede çok değerli, inanılmaz katkılar sağladı. Öğrencilerine kendini adadı. Dönem tatilinde ders yapan biriydi. Çok yardımseverdi. Gençleri çok severdi. ‘Hepsi çok pırıl pırıl ve öğrencilerle vakit geçirmekten çok mutlu oluyorum’ derdi. Başkalarının başarıyla mutlu olan, yüce gönüllü bir insandı. İnanılmaz çalışkan bir insandı. Yarım kalan hiçbir işi olmazdı. Bakay Hocadan hem akademisyen hem de insan olarak çok şeyler öğrendik. Biz kendisini tanımaktan, birlikte çalışmaktan, dostu olmaktan mutlu olduk. Dostluğuna paha biçilemez, anlatmaya kelimeler yetmez. Boşluğu asla doldurulamaz. Güven,samimiyet, dürüstlük onu en iyi anlatan erdemlerdir. O’nu tanımaktan gurur duydum. Seneyi devriyesinde İİBF Dergimiz için özel sayımız olacak hepinizden bu konuda desteklerinizi bekliyoruz” diye konuştu. İİBF Öğretim Üyesi Cihannuma Ekonomik Toplumsal Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Serhat Burmaoğlu da proje vesilesiyle olan tanışıklığından bahsettiği konuşmasında yurt dışına çıkmadan önce paylaştıkları akademik yolculuğu anlattı. Prof. Dr. Burmaoğlu, “Kendisiyle bir projeye başladık. Proje geçince birlikte İtalya’daki toplantıya gittik. İtalya’daki toplantıdaki haline, tavrına bilgisine hayran oldum Bizim fakültemizde böyle bir hoca varmış, hemen yanı basımızdaymış biz ulaşamamışız, farkına bile varmamışız, çok pişman oldum. İtalya’dan dönüşte bunu ona anlattım dedim ki gerçekten şu an çok sinirliyim. Biz seni üniversitede niye böyle bıraktık çok üzüldüm. Sonrasında Rektör Hocamız, Yasin Hocamız ile görüştüm. Eğitmenlik hayatında yaşadığı kırgınlıklar vardı. Bu işlere beni sokuyorsun ama sonra hep beraber üzüleceğiz dedi. İşin içinde birazcık üniversite, devlet deyince aslında Emin Hoca ikna edilebilir bir hoca. Kırgızistan görevine gidince sanki yalnız bırakmışım gibi üzüldüm aslında. Kırgızistan’dayken O’nun sayesinde hep iletişimde olduk. Iletişimi hiçbir zaman koparmadı hep devam ettirdi ve aslında buraya döndüğümde gördüm ki yönetim ekibiyle inanılmaz uyum sağlamış harika iş çıkartıyor. Motivasyonu yerinde ve açık söyleyeyim kendini bulmuştu. Uzaktan da olsak birlikte çalıştık. İyi ki birlikte çalıştık, hiçbir zaman unutmayacağız” şeklinde konuştu. Merhum Bakay ile birçok AB projesine imza atan Turizm Fakültesi Seyahat İşletmeciliği Anabilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Volkan Altıntaş da baş sağlığı dileyerek başladığı konuşmasında Doç. Dr. Mehmet Emin Bakay’ın vizyonundan istifade etmekten duydukları memnuniyeti paylaştı. Prof.Dr. Volkan Altıntaş,” Emin hocanın yokluğu bizim için birer boşluk ancak onun bıraktığı izler, ortaya koyduğu vizyon birer kazanımdır. Göreve ilk başladığı günden bu yana üniversitemiz ve fakültelerimiz için uluslararası anlaşmaların yapılmasını sağlayan, uluslararası ağımızı güçlendiren çok değerli bir hocamdı. Fakültemize, üniversitemize katkıda bulunduğu için kendisine minnettarım. Son defa Erasmus seyahatini benimle geçirmesi benim için oldukça anlamlı. Yaklaşık 15-16 saat süren uzun bir yolculuğa çıkmıştık. O uzun seyahatte yakından tanıma fırsatı bulduğum Emin Hoca ile çok farklı iş birliklerine imza attıktan sonra farklı projeleri daha yapacaktık. Nasip olmadı. Hayatım boyunca unutamayacağım çok değerli bir insan olduğunu söylemek istiyorum” diye konuştu. Merhum Bakay’ın akademik danışmanı olan Dokuz Eylül Üniversitesinden Emekli Öğretim Üyesi Prof.Dr. Reşide Kabadayı da yaşadığı derin üzüntüyü “O benim arkadaşımdı o benim öğrencim değildi kendisini çok özlüyorum” şeklinde ifade etti. Öğrenciliğinin dışında kendisine olan hürmetini, saygısını, yardımını hiçbir zaman esirgemediğini ifade eden Prof.Dr. Reşide Kabadayı, “Uzun vadede Emin ile arkadaş olduk, ben ona yardım ettim o bana yardım etti. Ama en çok özellikle emekli olduktan sonra o bana yardım etti. Ne zaman zorda kalsam ne zaman sıkışsam hep Emin’e başvurdum. O her bayram her yılbaşı beni önce telefonla arayıp o günlerimi kutlayan değerli bir öğrencimdi. O gerek öğretmenliğinde gerek eğitim yöneticiliğinde çok başarılı oldu. Bilim insanı olarak çok başarılıydı, bir bilim insanının sahip olması gereken özelliklere sahipti. Meslek hayatında çok iyi bir insandı, özel hayatında da öyleydi, ahlaklıydı, yardım severdi, iyilik severdi. Emin’in dogmaları yoktu, esnekti, dayatmazdı. Aynı zamanda tevazu sahibiydi, övündüğünü hiç ama hiç bir zaman görmedim. Kendisini çok özlüyorum beni dinlediğiniz için teşekkür ederim” şeklinde konuştu. Ege Üniversitesi Eğitim Fakültesi Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç.Dr. Yüksel Deniz Arıkan’da Doç. Dr. Mehmet Emin Bakay ile olan 30 yıllık dostluğundan bahsederek kaybından duyduğu acıyı ifade etti. Doç. Dr. Arıkan, “Hayatımdaki en zor anlardan biri onun aramızdan ayrıldıktan sonraki ilk dersimdi. Bu dersi O’na atfetmiştim, benim için zor olmuştu. Sizler onu üniversite perspektifinden tanıyorsunuz. Yaklaşık 30 yıla varan bir arkadaşlıkla, O’nu tanıyan biri olarak anlatmak isterim ki; ikimizin de hocası bizi odasına çağırırdı. Siz ikiniz çok iyi arkadaş olacaksınız dedi ve öyle de oldu. Yıllarca ayrılmadık, çocuklarımız oldu. Çok çalıştık, birlikte şehirler gezdik, birlikte türküler söyledik. Genç yaşta aramızda ayrıldı. Bir abi, bir kardeşimi kaybettim. Mekânın cennet olsun” dedi. Merhum Bakay’ın anısını yad etmek isteyenlerin söz aldığı ve oluşturulan anı defterine Bakay anısına duyguların paylaşıldığı program çerçevesinde ayrıca Merkez Kampüs alanında pilav ve lokma dağıtıldı. -
40 kez okundu
Toplu İş Sözleşmesi İmzalandı
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) ile Öz Büro –İş Sendikası arasında 4 Temmuz 2025 tarihinde grev nedeniyle sekteye uğrayan toplu iş sözleşmesi görüşmeleri, tarafların yürüttüğü müzakereler sonucunda, uzlaşı ile sonuçlandı. Senato Salonunda yapılan sözleşme imza töreninde, geçirdiği rahatsızlık nedeniyle katılamayan İKÇÜ Rektörü Prof.Dr. Saffet Köse’ye vekaleten Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Öz Büro-İş Sendikası Genel Başkanı Baki Gülbaba, üniversite idari kadrosu ile sendika temsilcileri hazır bulundu. Kamu Yararını ve İşçi Menfaatini Gözeten Bir Sözleşme Toplu iş sözleşmesinde gelinen süreci Rektör Prof. Dr. Saffet Köse’nin yönetiminde uzlaşı anlayışı içinde yürüttüklerini ifade eden Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, başından bu yana 4 temmuz da başlatılan grevin hiç başlatılmadan anlaşma ile tamamlanması arzusunda olduklarını kaydetti. Prof. Dr. Bulduklu, “Elbette gönül isterdi ki 4 Temmuz süreci olmasın ama zaman zaman da bazı gelişmeler sizin elinizde olmadan ortaya çıkabiliyor. Yaşanan elbette bir hak arama mücadelesidir ve biz de kamu kaynaklarının etkin kullanılmasından sorumluyuz. Biz kamu tarafıyız ve kamu kaynağını kullanırken aynı zamanda kendi işçimizin adına da kamu yararını gözetmek durumundayız. Ülkemizin kaynaklarını sürdürülebilirlik açısından baktığınızda bizler de sorumlu yönetici pozisyonunda görevliler olarak sorumluluk duygusuyla davranmak zorundayız. Sendika görevini yapabilir. Burada bir kırgınlık, alınganlık söz konusu olmaz. Neticede kamu sorumluluğu bilinciyle kamu yararını ve işçi menfaatini gözeten bir sözleşme mutabakatıyla süreci olumlu olarak sonlandırdık” dedi. Herkesin Adil Biçimde Hak Ettiğini Alması İçin Rektör Prof. Dr. Saffet Köse’nin tarafların yapıcı yaklaşımlarını esas aldığını İKÇÜ’nün çalışanlarının özlük haklarını her zaman ön planda tutan bir yönetim anlayışının söz konusu olduğunu vurgulayan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, yeni süreçte de aynı anlayıştan ödün vermeden devam edeceklerinin altını çizdi. Prof. Dr. Yasin Bulduklu, “İşyeri olarak kimseye bizim bir kırgınlığımız olamaz. Biz hem işyeri barışı hem de kurumdaki herkesin adil biçimde hak ettiğini alması noktasında elimizden gelen gayreti gösterdik. Göstermeye devam edeceğiz. Hazreti Mevlâna’nın çok güzel bir sözü var. 'Dünle beraber gitti, cancağızım, ne kadar söz varsa düne ait. Şimdi yeni şeyler söylemek lazım'. Artık yeni şeyleri konuşma zamanı. Ben her bir çalışanımızın ki hepsini birebir tanıyorum. Önümüzdeki süreçte yine her bir çalışanımıza kapımız hep açık, telefonumuz da açık. Geç olsa da güç olmadan bu anlaşmanın hayata geçirilmesindeki emekleri için Sayın Başkana ayrıca teşekkür ediyorum. İnşallah hayırlı olur” dedi. Çalıştığımız Kurum Bizim Kutsalımızdır Sendika olarak ülkenin, bağlı bulundukları kurumların ve üyelerinin içinde bulundukları şartları göz önünde bulundurarak ideolojilerden uzak bir anlayışla hareket ettiklerini ifade eden Öz Büro-İş Sendikası Genel Başkanı Baki Gülbaba da sendikacılığın gereği neyse o çizgiyle sendikacılık yapma gayretinde olduklarını kaydetti. Başkan Gülbaba, “İKÇÜ’de 4 Temmuz'da başlayan grevin bugün imzalayacağımız toplu iş sözleşmesiyle sonlanacağından dolayı hepimiz mutluyuz. Toplu iş sözleşmemizin imzalanması konusunda özellikle Rektörümüz Sayın Saffet Köse ve Rektör Yardımcımız Sayın Bulduklu'nun ortaya koyduğu tavrı sendikamız adına da arkadaşlarımız adına da şükranla karşılıyorum. Aslında grev bir yanlışlık değildi ama bir talihsizlik oldu ve çıkmak durumunda kaldık. Ülkenin koşulları, kamu çerçeve protokolü, genel toplu sözleşme süreçlerinde bazı beklentilerimiz vardı. Çalışanlar orantısız bir vergi yükü ile karşı karşıya. Eksikleri, artıları, yanlışları, hatalarıyla bir süreci geride bıraktık. Bizim için önemli olan yarından sonra işimizin başına dönmektir. En verimli, en efektif şekilde çalışarak ortaya bir emeği koymak durumundayız. Çalıştığımız kurum bizim için rızık kapısıdır. Kutsalımızdır. Herhangi bir konuda bir alınganlık ya da duygusallık içinde olunması zaten beklenemez. Bu noktada imzalayacağımız toplu iş sözleşmesinin hem üniversitemize hem de bütün üyelerimize hayırlı olmasını diliyoruz” ifadelerini kullandı. Karşılıklı iyi dileklerin ardından 31.12.2026 tarihine kadar geçerli olan toplu iş sözleşmesi için imzalar atıldı. -
31 kez okundu
MÜDEK Ekibi İKÇÜ’de
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi, eğitim ve öğretim kalitesinin ulusal ve uluslararası standartlarda tescili için başvurduğu, uluslararası kuruluşlar (EUR-ACE ve Washington Accord) tarafından tanınan Mühendislik Eğitim Programları Değerlendirme ve Akreditasyon Kurulu (MÜDEK) tarafından değerlendirmeye alındı. Değerlendirme, MÜDEK kurucu üyesi Doç. Dr. Erbil Payzın'ın takım başkanlığında; takım eş başkanı Dokuz Eylül Üniversitesinden Prof. Dr. Deniz Dölgen, Biyomedikal Mühendisliği asil değerlendirici İzmir Ekonomi Üniversitesinden Prof. Dr.Fazilet Vardar, eş değerlendirici Dr. Özlem Birgül, Elektrik-Elektronik Mühendisliği (İngilizce) asil değerlendirici Hasan Kalyoncu Üniversitesinden Prof. Dr. Mustafa Sadettin Özyazıcı, Harita Mühendisliği (İngilizce) asil değerlendirici İstanbul Teknik Üniversitesinden Prof. Dr. Hande Demirel, eş değerlendirici İstanbul Atlas Üniversitesinden Prof. Dr. Vahap Engin Gülal, İnşaat Mühendisliği (İngilizce) asil değerlendirici Uluslararası Kıbrıs Üniversitesinden Prof. Dr. Tahir Çelik, İnşaat Mühendisliği (İngilizce) eş değerlendirici İstanbul Teknik Üniversitesinden Doç. Dr. Reşat Atalay Oyguç, Mekatronik Mühendisliği (İngilizce) asil değerlendirici Dr. Türker Güdü, eş değerlendirici Çankaya Üniversitesinden Doç.Dr. Ülkü Ece Aylı, Metalurji ve Malzeme Mühendisliği (İngilizce) asil değerlendirici İskenderun Teknik Üniversitesinden Prof. Dr. Gürel Çam, eş değerlendirici Gaziantep Üniversitesinden Doç. Dr. Derya Kapusuz Yavuz ile öğrenci değerlendirici İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsünden Abdullah Önen’den oluşan ekip tarafından yapıldı. Daha Nitelikli Mühendisler Yetiştirilmesi İçin Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gökçen Bombar’ın refakatinde, Doç. Dr. Erbil Payzın başkanlığındaki ekip, akredite çalışmalarının değerlendirmelerde bulunmak amacıyla Rektör Prof. Dr. Saffet Köse’yi ziyaret ederek görüş alışverişinde bulundu. Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Muhsin Akbaş, Prof. Dr. Süleyman Akbulut, Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Genel Sekreter Nuretdin Memur, Fakülte Sekreteri Süleyman Ayer ile bölüm başkanlarının da hazır bulunduğu ziyarette, süreçle ilgili bilgi veren Doç. Dr. Payzın, MÜDEK’in Türkiye'deki mühendislik eğitimi kalitesinin yükseltilmesine katkıda bulunmak, daha nitelikli mühendisler yetiştirilmesi için faaliyet gösteren bir kuruluş olduğunu söyledi. Doç. Dr.Erbil Payzın, “ İKÇÜ ziyaretimizin verimli geçmesi için büyük çaba harcayan başta Rektör Prof. Dr. Köse olmak üzere tüm yönetim ve dekanlık ekibine, toplantı, görüşme ve ziyaretlerde bilgi ve görüşlerini samimiyetle paylaşan akademik ve idari personel ile öğrencilere takımım adına teşekkür ederim” diye konuştu. Eğitim Kalitesinin İyileştirilmesinde Dış Değerlendirme Çok Önemli Doç. Dr. Payzın’ın ardından söz alan Rektör Prof. Dr. Saffet Köse de MÜDEK tarafından yapılan ziyaretin oldukça değerli olduğunu belirterek akreditasyon süreci ile ilgili yapılan her çalışmanın üzerinde hassasiyetle durduklarını kaydetti. Tüm akademik programların kalite ve akreditasyon çalışmalarının destekçisi olduklarını ve farklı kurumlarca yapılan dış değerlendirmelerin kuruma bir ayna tutma işlevi olduğunun altını çizen Rektör Prof. Dr. Köse, sürekli iyileştirme gayesinde olan kurumlar için, gelişmeye açık yönlerine üçüncü bir göz tarafından bakılmasının eksiklik değil fırsat yarattığını aktardı. Prof. Dr. Köse, “Kuruluşundan itibaren eğitim kalitesinin ulusal ve uluslararası standartlarda olmasını esas almış bir İKÇÜ olarak tüm programların akreditasyonlarını alma hedefimiz üzerinde yoğunlaştık. Yükseköğretim kalite kültürünün oluşturulması adına İKÇÜ’nün payına ne düşüyorsa yapmanın peşindeyiz. Eğitim kalitesinin iyileştirilmesinde dış paydaşların da önemli bir rolünün olduğu aşikardır. Değerlendirme süreci kapsamında sunulan geri bildirimlerin, MMF’nin akreditasyon yolculuğunda yönlendirici olmasını ve katkı sağlamasını temenni ediyorum” dedi. Toplantı değerlendirme takımına teşekkür belgesi takdimi ile sona erdi. -
27 kez okundu
Geleceğin Şefleri Ceketlerini Giydi
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Turizm Fakültesi, Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü öğrencileri için “Geleneksel Ceket Giydirme Töreni" düzenledi. Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Emre Güler’in ev sahipliğinde yapılan töreni, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölüm Başkanı Prof. Dr. Atilla Akbaba, Dekanlar, Genel Sekreter Nuretdin Memur, akademisyenler, öğrenciler ve aileleri takip etti. Yıldızı Parlayan Bir Meslek Grubunun Temsilcileri Mesleki yolculuklarında önemli bir dönüm noktası olan ceket giyme töreninde öğrencilerin ve ailelerinin sevincini paylaşmaktan duydukları memnuniyeti paylaşan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, İKÇÜ’lü şeflerin mezun olduktan sonra Türk mutfağını dünyaya tanıtacak başarılı birer elçi olacaklarından emin olduklarını ifade etti. Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bulduklu, “Günümüzde gastronomi, basit yeme-içme ihtiyaçlarının çok ötesinde sosyal bir anlam kazanarak bir sanat ve bilim dalı olarak yerini almıştır. Gastronomi eğitiminin büyük bir yoğunluğunun mutfak eğitiminden geçtiğini görmekteyiz. Mutfak kavramı aslında bir arada olmayı, yardımlaşmayı, çok yönlü bir etkileşimi de simgeler. Diğer taraftan o toplumun kültürel değerlerini içerisinde barındırır. Coğrafya, kültür, yetiştirilen ürünler ve uygulanan pişirme teknikleri bir bölgenin mutfak kültürünü şekillendirmektedir. Tüm bu önemli kavramları barındıran günümüzde yıldızı oldukça parlayan bir meslek grubunun temsilcileri, turizm sektörünün vazgeçilmez bileşenleri olarak seçtiğiniz branşlarda, binlerce yıllık köklü geçmişiyle dünyanın en lezzetli mutfaklarından biri olan Türk mutfağının dünyaya tanıtılmasına çok değerli katkılar sunacağınıza yürekten inanıyorum” diye konuştu. Sektörde İsmi Başarıyla Telaffuz Edilen Bir Noktada Turizm fakültesinin kuruluşundan bu yana sektörle iç içe olduğunu, öğrencilerinin mezun olmadan sektöre giriş yaptığını aktaran Prof. Dr. Bulduklu, turizm endüstrisi, üniversite iş birliğini güçlendiren, İKÇÜ’lü öğrencileri sektör temsilcileriyle buluşturarak istihdam olanaklarını zenginleştiren etkinlikleri hayata geçirdiklerini hatırlattı. Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bulduklu, “Her yıl daha yoğun bir katılımla düzenlenerek sektör temsilcileri ile öğrencileri buluşturan ve geleneksel hale gelen Kariyer Günleri etkinliğinin 9’uncusunu geçtiğimiz günlerde düzenledik. Artık sektörde ismi başarıyla telaffuz edilen bir noktaya geldik. Bunda emekleri olan tüm akademisyenlerimize teşekkürlerimi iletiyorum. Ayrıca Turizm İşletmeciliği ile Gastronomi ve Mutfak Sanatları bölümlerinin uygulama odaklı eğitim yaklaşımlarıyla desteklenmesi yönünde YÖK ile Kültür ve Turizm Bakanlığı arasında iş birliği protokolü imzalandı. Bu çerçevede belirlenen 7 üniversiteden biri İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi oldu. Bu öğrencilerimiz önümüzdeki süreçte büyük bir fark yaratacak” dedi. Mutfak, Sonsuz Bir Keşif Alanı Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Emre Güler de gastronomi ve mutfak sanatlarının kültür, sanat ve bir tutku olduğunu ifade ettiği konuşmasında, İKÇÜ’lü öğrencilerin geleceğin başarılı şefleri, gastronomi uzmanları ve mutfak sanatçıları olma yolunda emin adımlarla ilerlediklerini söyledi. Dekan Prof. Dr. Güler, “Bugün giyeceğiniz bu ceketler, sadece birer kıyafet değil, aynı zamanda birer sembol. Bu ceketler, sizlere mesleğinize olan saygınızı, disiplininizi, yaratıcılığınızı ve özverinizi hatırlatacak. Aynı zamanda, bu ceketler, sizlere İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi ailesinin bir parçası olduğunuzu ve her zaman arkanızda olduğumuzu hatırlatacak. Unutmayın ki, başarıya giden yolculukta en önemli pusula, tutkunuzdur. Mutfak, sonsuz bir keşif alanı, sürekli öğrenme ve gelişme gerektiren bir sanat dalıdır. Bu yolculukta, karşınıza çıkacak zorluklar sizi yıldırmasın, aksine daha da güçlendirsin. Her zaman yeniliklere açık olun, yaratıcılığınızı serbest bırakın ve kendi özgün tarzınızı yaratın. Bu özel gününüzde, sizlere başarılar diliyorum. Umarım, bu ceketler size şans getirir ve hayallerinize ulaşmanızda size yol gösterir” dedi. Toplumumuza Ve İnsanlığa Hizmet Etmeğe Devam Edecekler Gastronomi alanına verilen önemin tüm dünyada her geçen gün arttığına dikkat çeken Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölüm Başkanı Prof. Dr. Atilla Akbaba, özellikle Türk Mutfağının sahip olduğu zenginlik ve bilinirliğin, önümüzdeki yıllarda dünya mutfakları içerisinde daha fazla ön plana çıkacağının ifade edildiğini kaydetti. Bu haliyle öğrencileri bekleyen çok zengin kariyer olanakları olduğunu aktaran Prof. Dr. Akbaba, “Turizm istatistikleri içerisinde gastronominin aldığı pay hızla artmaktadır. 2021 yılında 5.1 milyar dolar seviyesinde olduğu belirtilen gastronomi turizminin son 3 yılda 18 milyar dolara ulaştığı, 2025 yılında ise bu rakamın 25 milyar dolar olacağı ön görülmektedir. Özellikle son yıllarda şahit olduğumuz gelişmeler ve geleceğe yönelik projeksiyonlar, insan sağlığı, gıdaya erişim, küresel ısınma, iklim değişikliği, sürdürülebilirlik gibi yaşamsal öneme sahip gelişmeler mesleğinizin önemini daha da belirginleştirmektedir. Öğrencilerimiz bu ceketleri giyerek başladıkları yolda, mezun olduktan sonra da üstlendikleri sorumlukları yerine getirecek, değerlerimizi temsil edecek, toplumumuza ve insanlığa hizmet etmeğe devam edeceklerdir. Bu keyifli yolculuğun ilk adımında öğrencilerimizin yanında olduğumuz için çok mutlu ve heyecanlıyız. Ancak şunu da vurgulamak isterim ki, sadece bugün veya öğrenimleri sırasında değil, mezuniyetleri sonrasında da her zaman öğrencilerimizin yanında ve arkalarında olacağız, onlarla birlikte yürüyeceğiz” şeklinde konuştu. Konuşmaların ardından bölüm öğrencisi 85 öğrenciye, törene katılan protokol tarafından ceketleri giydirilirken; aileleri de bu mutlu ve heyecanlı anlara tanıklık etti. -
25 kez okunduİKÇÜ’de Eczacılık Günü Coşkusu
Eczacılık eğitiminin 186’ncı yıl dönümü ‘14 Mayıs Eczacılık Günü’ İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Eczacılık Fakültesince düzenlenen bir programla kutlandı. Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zeynep Şenyiğit’in ev sahipliğinde Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi ve İzmir Eczacı Odası birlikteliğinde hazırlanan programı, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Ege Üniversitesi (EÜ) Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hande Gürer Orhan, İzmir Eczacı Odası Başkanı Ecz. Tuncay Sayılkan, İstanbul Eczacılar Kooperatifi İzmir Bölge Satış Müdürü Rabia Çam, meslek temsilcileri, akademisyenler ve öğrenciler takip etti. Paydaş Güç Birlikleri İle Büyüme Yolculuğuna Devam Eczacılık Fakültesinin kısa sürede yakaladığı ivme ile İKÇÜ’nün en dinamik fakültelerinden biri olduğunu kaydeden Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, bilimsel proje başvurularında ve öğrenciler yer aldığı ulusal yarışmalarda kazanılan başarıların bunun en net göstergesi olduğunu aktardı. Eczacıların sağlık sektöründe üstlendiği hayati sorumluluklara işaret eden Prof. Dr. Bulduklu, “Tek kişilik ordu' gibi bir meslekten bahsediyoruz. Hem üretiyorsunuz, hem tanıtıyorsunuz, hem satıyorsunuz. Bir de halk sağlığını geliştirme gibi önemli bir çalışma alanınız var. Burada 7/24 çalışma prensibini de düşünürseniz toplum sağlığı açısından her daim sahada görünen, ulaşılabilen, sermayesi sadece kendi emeği olan, hastaları arasında güçlü bağ kuran ve sevgiyle yapılan kadim bir meslek. Bu meslek mensuplarını bünyesinden çıkaran bir üniversite olarak gururluyuz. Fakültemiz, başta odalarımız, kooperatiflerimiz, sektör paydaşlarımız ve kardeş fakülte olan Ege Üniversitesi ile kurduğu paydaş güç birlikleri ile büyüme yolculuğuna devam edecektir” dedi. Kendi İlacını Üreten, Genç Nesil Eczacılar İlaçta dışa bağımlılığın yerini kendi ilacını kendi üreten stratejilerin aldığını vurgulayan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bulduklu, bu noktada eczacı bilim insanlarının yerli ilaç üretiminde oldukça önemli çalışmalar yaptığını kaydetti. Prof. Dr. Bulduklu, “Bugün hızla yaşlanan ve hızla kalabalıklaşan bir nüfusun olduğu yerde, doğal olarak kaynakların çok büyük bir kısmını sağlığa harcıyorsunuz. İlaçta eğer Euro’yla, Dolarla, kurla uğraşmak istemiyorsanız bu ilaçları üretmek zorundasınız. Burada en önemli hususun artık eczacılık fakültelerinin sahada dükkan başında bekleyen eczacılar çıkarmasından sıyrılıp bilimsel eczacıların 186’ncı yılında artık kendi ilacını üreten, yurt dışına taşıyan genç nesil eczacıları sahaya kazandırması gerekliliği söz konusu. İlaç stratejik bir üründür. COVID-19 pandemisi bunu ortaya koydu. Aşımızı biraz geç yaptık ama yaptık. Daha erken yapılabilir miydi? Belki yapılırdı. Bizlerin bu noktada genç eczacılardan beklentilerimiz oldukça yüksek. Ben tüm eczacılarımızın, hocalarımızın ve geleceğin eczacısı öğrencilerimizin eczacılık gününü kutluyorum. Daha büyük hedeflere ulaşacaklarına inanıyorum” ifadelerini kullandı Eczacılık Dört Duvar Arasında Yapılan Bir Meslekten Çok Uzak Dekan Prof. Dr. Zeynep Şenyiğit de bu anlamlı günü Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi ve İzmir Eczacı Odası ile birlikte kutlamaktan duydukları mutluluğu paylaştı. Amaçlarının bilgiyi eyleme dönüştürebilen, topluma duyarlı, sürekli gelişime açık, mesleğine ulusal ve uluslararası alanda değer katan eczacıların yetiştirmek olduğunu vurgulayan Dekan Prof. Dr. Şenyiğit, “Eczacılık Fakültesi olarak bizler, mesleğin geleceğini inşa edecek genç eczacı adaylarını çağın bilimsel donanımıyla, etik değerlerle ve güçlü bir vizyonla yetiştirme sorumluluğunu taşıyoruz. Eczacılar yalnızca ilaç temin eden değil, danışmanlık, ilaç güvenliği ve toplum sağlığı alanlarında etkin rol üstlenen nitelikli sağlık profesyonelleridir. Eczacılık dört duvar arasında yapılan bir meslekten çok uzak, güncel trendleri, teknolojik gelişmeleri yakalamak, uzmanlaşmak ve uluslararası bağlantılar kurmanın gerekli olduğu bir bilim dalıdır. Tüm paydaşları ile güçlü bir iletişim ağı oluşturmak, görev alanına giren konularda daha yüksek standartlara ulaşmayı sağlamak gerekir. Bu noktada gençlerimizin aldıkları bilimsel bilginin ışığıyla alanlarının en iyisi olacak azme ve başarıya sahip olduklarını görmek bizleri mutlu ediyor. Mesleğin geleceği gençlerimizin başarılı çalışmalarından geçiyor” dedi. Dünyayla Yarışabilir Eczacılar İçin Çalışıyoruz EÜ Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hande Gürer Orhan da yeni teknolojilerin baş döndürücü hızla değiştiği çağımızda eczacılığın da dönüşmesinin kaçınılmaz olduğunu kaydetti. Sürekli ve düzenli bir değişim gösteren teknolojik düzey ve gerekse hizmet sunma biçim ve anlayışının mesleğin tüm dinamiklerini etkilediğini ifade eden Dekan Prof. Dr. Orhan, “Dolayısıyla bu değişim dönüşüm bizim omuzlarımıza yani akademi olarak ciddi bir sorumluluk yüklüyor ki biz bunun farkındayız ve hem kendi fakültem hem İKÇÜ için ve hem tüm fakültelerimiz için bunu söyleyebilirim. Bu değişim dönüşüme ayak uydurarak sizi gelecek 10-20 yıla hazır eczacılar, dünyayla yarışabilir eczacılar yapmak için eğitim müfredatımızı güncellemeye gayret ediyoruz. Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi İzmir'in ilk eczacılık fakültesi ve bu yıl 50’nci yılını kutluyor. İKÇÜ Eczacılık 7'nci yılında ve çok şanslınız, güçlü bir akademik kadronuz var, rektörlükten çok değerli bir destek var. Üniversite içerisinde güçlü ilişkiler, üniversite dışıyla, sektörle güçlü ilişkilerle dolayısıyla kısa sürede hızlı bir giriş yapmış bir fakültede oldunuz. Bunun da meyvelerini sizler mezun olduğunuzda göreceksiniz. İKÇÜ’den mezun olduğunuzda diğer eczacılardan, diğer yeni fakültelerin mezunlarından farkınızı göreceksiniz” diye konuştu. Tüm Meslektaşlarımla Gurur Duyuyorum Türkiye'nin 80 1 ilindeki 56 eczane odasının, Türkiye Eczacılar Birliği'nde, devletin tüm kurumlarıyla sürekli iletişim halinde olduğunu aktaran İzmir Eczacı Odası Başkanı Ecz. Tuncay Sayılkan da kişisel mesleki sorunların dolaylı olarak halk sağlığını etkilediğini ifade etti. Başkan Ecz. Sayılkan, “Bizim diğer meslek gruplarında olmayan yasayla verilmiş bir görevimiz var, diyor ki üyesinin menfaatini ve çıkarlarını korur, korur ve bunu yaparken devletin ve vatandaşın çıkarlarını da gözettir’. Biz nitelikli ve sürdürülebilir bir eczacılık inşa etmeye çalışıyoruz. Şunu iyi bilin ki gelecek nesillere olabildiğince iyi ve sürdürülebilir bir meslek bırakmak için herkes elinden geleni yapıyor. Çalışmaya ve öğretmeye devam ediyoruz. Türkiye'nin en çok meslek içi eğitim yapan odasıyız. Dünyada ve Türkiye'de neler oluyor, neler bitiyor? Sürekli bilgilerimizi tazelemek zorundayız. Ben nerede görev yaparsa yapsın tüm meslektaşlarımla gurur duyuyorum. Bu anlamlı buluşmada, meslektaşlarımın ve meslektaş adaylarımın eczacı günü kutluyorum. Bilimin ve doğruluğun ışığında nice yıllara” dedi. Program, ulusal yarışmalardan derecelerle dönen öğrencilere başarı belgelerinin takdimin ardından Assos İlaç’tan Ecz. Ebru Dedeoğlu’nun ‘İlaç Sektöründe Eczacının Rolü’ başlıklı konferansı ile devam etti. -
23 kez okunduSektörü Dönüştürecek Mühendisler “MÜSEB 2025”te
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İKC-ENSO Mühendislik Topluluğu öğrencileri tarafından organize edilen ve Ege Bölgesi’nin en büyük öğrenci organizasyonu olan Mühendislik ve Sektör Buluşmaları “MÜSEB 2025” düzenlenen çeşitli etkinliklerle tamamlandı. Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi, Kariyer Geliştirme Uygulama ve Araştırma Merkezi (KAGEM), Proje Genel Koordinatörlüğü ve Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığına bağlı İKC-ENSO Mühendislik Topluluğu iş birliğiyle düzenlenen MÜSEB-25 etkinliğinin açılış programına, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Muhsin Akbaş, Prof. Dr. Süleyman Akbulut, Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gökçen Bombar, İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi (İAOSB) Yönetim Kurulu Başkanı Cenk Karace, sektörün önde gelen firmalarından gelen üst düzey yöneticiler ve çok sayıda öğrenci katıldı. Farklı Sektörlerden Firmalarla Yakın İş Birliği İçindeyiz Programın açılışını yapan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Süleyman Akbulut, sektör-öğrenci buluşmalarını oldukça önemsediklerini belirterek; İKÇÜ’nün araştırma üniversitesi olma hedefi doğrultusunda önemli adımlar attığını kaydetti. Akademisyenler ve öğrencilerin ulusal ve uluslararası projeler üretmelerinin, sanayiyle yapılan iş birliklerinin artmasının ve yüksek katma değerli ürünlerin ortaya çıkmasının destekçisi olduklarını vurgulayan Prof. Dr. Akbulut, “Öğrencilerin ilgilendiği sektördeki yenilikleri takip etmesine, sektör profesyonellerinin deneyim paylaşımlarından yararlanabilmesine, onlarla birebir görüşme fırsatı yakalayabilmesine, yarı zamanlı ve tam zamanlı iş veya staj imkânlarından yararlanabilmelerine olanak sağlayan bu gibi buluşmaları geleneksel hale getirmekteyiz. Üniversitemiz proje üretmek, sanayi ile iş birliği yapmak, ulaşamadığı firma ile iletişime geçmek isteyen tüm akademik personelimize ve aynı şekilde akademisyenlerimizle ortak projeler yapmak isteyen tüm sanayi kuruluşlarımıza her zaman sonuna kadar destek vermeye hazırdır. Üniversitemizin iki sanayinin ortasında yer alması ve İzmir’in kuzey aksındaki sanayi bölgelerine yakınlığı da farklı sektörlerden firmalarla yakın iş birliği içerisinde olmamıza önemli bir katkı sağlamaktadır. Bu doğrultuda üniversitemiz, Kuzey İzmir TEKMER A.Ş., TTO A.Ş. ve son olarak ilan edilen Kuzey İzmir Teknoloji Geliştirme Bölgesindeki TECHNOCITY-İZMİR teknopark kuruluşu gibi yapılar aracılığıyla bilimsel bilginin teknolojiye dönüştürülmesi ve sanayi ile iş birliklerini güçlendirmek için çalışmalarına artan bir ivme ile devam etmektedir” dedi. Geleceğin Mühendislerine Önemli Bir Fırsat Dekan Prof. Dr. Gökçen Bombar ise bilgi üretiminin yalnızca sınıf ortamlarında ve laboratuvarlarda kalmaması, sahaya, üretime ve uygulamaya dönüşmesi adına bu tür organizasyonları son derece kıymetli bulduğuna vurgu yaptı. Dekan Prof. Dr. Bombar, “Sevgili öğrenciler, bugün sektör temsilcileriyle doğrudan temas kurarak kariyerinize önemli bir adım atma fırsatınız var. Unutmayın, bir mühendis yalnızca bildikleriyle değil, öğrenmeye olan tutkusu ve etik değerleriyle de tanınır. Geleceğe özgüven ve vizyonla yürüdüğünüzü görmek bizim için en büyük mutluluktur. Mühendislik, çözüm üretme, dönüşüm ve gelişimi merkezine alan bir disiplindir. Bizler, mühendisliği sadece bir meslek değil, aynı zamanda bir vizyon ve yaşam biçimi olarak görüyoruz. Ancak bu dönüşümün etkili olabilmesi için, sektör dinamikleriyle iç içe, iş birliğine dayalı bir yaklaşım gereklidir. MÜSEB de bu amaca hizmet eden önemli bir platformdur. Bu organizasyonun hayata geçmesinde emeği geçen tüm akademik ve idari kadromuza, iş birliği içinde olduğumuz sektör temsilcilerine ve etkinliğimize katılım gösteren tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı. Sektörü Dönüştürecek Gençler “Sektör sizi bekliyor” diyerek gençlere seslenen İAOSB Yönetim Kurulu Başkanı Cenk Karace, sanayi temsilcileri ile öğrencileri interaktif olarak buluşturan bu gibi etkinliklerin, tüm mühendislik disiplinlerinde iş birliğini, bilgi paylaşımını ve beceri gelişimini sağlayan önemli buluşmalar olduğunu aktardı. İKÇÜ ev sahipliğinde gerçekleşen “Mühendislik ve Sektör Buluşmaları” etkinliğine katılmaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu belirten Başkan Karace, “Bizler, yalnızca üretimin değil nitelikli insan kaynağının, teknolojik dönüşümün ve sürdürülebilir kalkınmanın öncüsüyüz. Bu hedeflere ulaşmanın yolu, siz gençlerin bilimsel donanıma sahip olmalarının yanı sıra vizyon sahibi bireyler olarak yetişmesinden geçiyor. Bu etkinlikler yalnızca bilgi alışverişi anlamında değil, aynı zamanda genç zihinlerle sektörün nabzını tutan profesyonellerin doğrudan teması açısından da çok değerlidir. Bugün burada üretimden yazılıma, otomasyondan sürdürülebilirliğe kadar birçok alanda faaliyet gösteren şirketlerle bir aradayız. Bu etkinlik sayesinde hem siz öğrenciler hem de biz sanayiciler birbirimizi daha yakından tanıma fırsatı bulacağız. Unutmayın; sektör sizi bekliyor ama daha da önemlisi sizin sektörü dönüştürecek güce sahip olmanızdır. Başta İKÇÜ Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi olmak üzere, İKC-ENSO Mühendislik Topluluğu ile Kariyer Geliştirme Uygulama ve Araştırma Merkezi’ne ve emeği geçen herkese teşekkür ederim” şeklinde konuştu. Açılış konuşmalarının ardından programın ilk gününde Süperpar Otomotiv San.Tic.A.Ş.’den Hulusi Atalay, Disera Medical Üretim Müdürü Onur Selim Öner, Siemens şirketinden İlker Demirci ile Alper Başer, BMC Tic. Araçlar Test ve Doğrulama Müdürü Harun Çoban, Vestel Tedarik Zinciri Ekip Lideri Mehmet Fırat Onay gençlerle yer aldıkları sektörler hakkında bilgi verdi. MÜSEB-25 Mühendislik ve Sektör Buluşmaları etkinliğinin ikinci gününde yer alan Otokoç Yazılım Uzmanı Şevket Kaplan, Norm Holding Üretim Yöneticisi Efe Uslucan, Tirsan Kardan Genel Müdürü İsmail Budak, Opsan Fabrika Müdürü Nazım Ege ve Mitsubishi İşe Alım Uzmanı İlayda Buse Çelik’in konuk edildiği seminerlerde de öğrenciler, firma temsilcileriyle bir araya gelerek; sektörle ilgili merak ettikleri konu başlıklarına yanıt aradı. Sektörün tanınmış marka ve firmalarının konuk edildiği MÜSEB 2025’te öğrenciler, iki gün boyunca şirketlerin etkinlik alanında yer alan stantlarını ziyaret etti ve staj başvuruları yaptı. -
22 kez okundu
İKÇÜ’de Ramazan “Birlikte” Güzel
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi ailesi iftar yemeğinde bir araya geldi. Rektör Prof. Dr. Saffet Köse’nin ev sahipliğini yaptığı iftar yemeğine, kurucu Rektör Prof. Dr. Galip Akhan, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Muhsin Akbaş, Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Prof. Dr. Süleyman Akbulut, dekanlar, enstitü ve yüksekokul müdürleri, akademik ve idari birimlerde görev yapan akademik ve idari personel aileleri ile iştirak etti. Kurumsal İletişim Koordinatörlüğü ile Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığının gelenekselleşen iftar programında, İKÇÜ ailesine seslenen Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, bir Ramazan-ı Şerif’i daha bir arada karşılamaktan duyduğu memnuniyeti paylaştı. Kalpleri arındıran, rahmet ve mağfiret kapılarının sonuna kadar açıldığı bir mana iklimi olan ramazanın önemine vurgu yapan Prof. Dr. Köse, “Cenâb-ı Hakk’ın lûtfuyla Ramazân-ı Şerîf’e eriştik. Bu bereketli günlerden fazlasıyla istifade etmeyi temenni ediyorum. Aynı zamanda Kur’ân ayı olan Ramazan’da, duyguların da oruca iştiraki gerekir. Hz. Peygamber (sav) “Nice oruç tutanlar vardır ki oruçtan onlara kalan sadece açlık ve susuzluktur.” buyurur. Aslolan Ramazân-ı Şerîf’i bütün hayatımıza teşmil edebilmektir. On bir ayın sultanında, siz değerli mesai arkadaşlarım ve çok değerli ailelerinin teşrifleriyle birlikte iftar yapmaktan büyük mutluluk duyuyorum. İftar programımıza katılım gösterdiğinizden dolayı tekrar hepinize teşekkür ediyorum. Bu bereketli günlerin tüm insanlık için barışa, huzura ve refaha vesile olmasını; yapılan tüm ibadetlerin kabul olmasını temenni ediyorum” diye konuştu. İftar programı çekilen hatıra fotoğraflarıyla son buldu. -
21 kez okunduİKÇÜ Hedeflerini Güncelledi
Kalite süreçlerini başarıyla sürdüren İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesinde, TSE EN ISO 9001:2015 Kalite Yönetimi Sistemi ve Yükseköğretim Kalite Kurulu ölçütleri kapsamında, 2024 yılı Yönetimin Gözden Geçirme (YGG) toplantısı yapıldı. Rektör Prof. Dr. Saffet Köse’nin başkanlığında, Kalite Koordinatörlüğünce düzenlenen toplantıya, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Muhsin Akbaş ve Prof. Dr. Süleyman Akbulut, dekanlar, müdürler, Genel Sekreter Nurettin Memur, daire başkanları, dekan yardımcıları, senato üyeleri, kalite koordinatörlüğü ve komisyonu üyeleri, akademik ve idari birimlerin kalite sorumluları katıldı. Yenilikçi ve Öncü Yaklaşımlarımızla Daha da İleri Toplantının açılış konuşmasını yapan Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, eğitim öğretim faaliyetleri, bilimsel araştırmalar, yönetişimde oluşan sinerji ve toplumsal katkı projeleri açısından kalite odaklı yaklaşımın önemini vurguladı. Geçen yılın bir analizinin ortaya konulması ve geleceğe yönelik planların gündeme alınması adına YGG toplantılarının oldukça önemli olduğunu kaydeden Rektör Prof. Dr. Köse, “Bu toplantıyı yaparken aslında kalite süreçlerimizi de mercek altına almış oluyoruz. Sunduğumuz hizmetlerin durumunu akademik, idari ve toplumsal katkılarımızı gözden geçirme, geliştirilmesi gereken hususlarımızı saptama fırsatı sunan bu buluşmayı önemsiyorum. Biz 'nitelikli eğitim', 'bilimsel araştırma' ve 'topluma hizmet' alanlarında yenilikçi ve öncü yaklaşımlarımızla her geçen gün daha da ileri gitmeye devam ediyoruz. Bilindiği gibi Yükseköğretim Kalite Kurulu (YÖKAK) tarafından 2 yıllığına akredite edildik. Aynı zamanda TSE EN ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi Belgesine de sahibiz. Bu standartlar belli süreçlerde kontrol ediliyor. Çünkü kalite, süreklilik isteyen çalışmaları gerektiriyor. Bu açıdan emekleriniz için her birinize teşekkür ediyorum” dedi. İKÇÜ’nün Çalışmaları Dikkat Çekiyor İKÇÜ’nün özellikle bilişim alanında yaptığı çalışmaların dikkat çektiğini dile getiren Prof. Dr. Saffet Köse, “Geçtiğimiz haftalarda, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından düzenlenen “2030’a Doğru Türk Yükseköğretim Vizyonu” toplantılarının dördüncüsüne üniversitemiz ev sahipliği yaptı. Yükseköğretim Kurulu Başkanımız Sayın Prof. Dr. Erol Özvar bilişim ve teknoloji alanında öne çıkan bir kurum olmamız nedeniyle bizleri tebrik etti ve özellikle bilişim alanında üniversitelerde yaptığımız çalışmaların önemini vurguladı. İdari ve akademik süreçlerde özellikle dijitalleşme noktasında öncü bir kurum haline geldik. YÖK’ün büyük veri ile ilgili çalışmalarında üniversitemiz paydaşlardan bir tanesi. İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi, yeni kurulmasına rağmen sürekli olarak gelişime açık ve bunun da hakkını veren bir üniversite olduğu için çalışmalarımız dikkat çekmeye devam ediyor. Bu noktada sizlerin katkılarınız çok değerli” ifadelerin kullandı. Başarının Sürekliliğini Sağlamak Önemli Türk yükseköğretiminde adından söz ettiren bir kurum olmak için daha fazla çalışılması gerekliliğinin altını çizen Prof. Dr. Köse, akademik üretkenliği artıracak tüm çalışmaların desteklendiğini, tüm paydaşları ile etkileşim halinde bir İKÇÜ olarak yakalanan başarının sürekliliğini sağlamak adına sistemli adımlar atıldığını aktardı. Rektör Prof. Dr. Köse, “Kurumsal akreditasyon sürecinin önemli bir ögesi olarak gördüğümüz bu toplantıların doğru analizlerle, etkili stratejik planlarla bize yol göstermesi gerektiğine inanıyorum. Aramızdaki koordinasyonu sağlamak ve uyumu güçlendirmek, kalite kültürümüze de olumlu yansıyacaktır. İdari süreçlerimizi daha etkin ve verimli hale getirecek adımları atmaya devam ediyoruz. Özellikle dijitalleşme noktasında önemli bir avantaja sahibiz” dedi. Hedeflerimizi Güncelledik Topluma hizmet alanında fark yaratacak sosyal sorumluluk projeleri ve iş birlikleri ile yollarına devam ettiklerini ifade eden Prof. Dr. Köse, “Stratejik planımızı oluşturduk ve deyim yerindeyse hedeflerimizi güncelledik. Önceki dönemde koyduğumuz her hedefe ulaşmanın da mutluluğunu sizlerle paylaşmak istiyorum. Kalite yolculuğumuzun Kalite Koordinatörlüğümüzün ve Strateji Geliştirme Başkanlığımızın katkılarıyla sürekli gelişim felsefesi üzerine inşa edildiğini vurgulamak isterim. Süreçlerimize katkı veren tüm ekip arkadaşlarıma teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu. Kalite Sürecini Başarıyla Yönetiyoruz Kalite Koordinatörü Doç. Dr. Funda İfakat Tengiz ise, İKÇÜ’nün sürekli gelişen ve dünya ile etkileşim halinde olan bir üniversite olmasında; nitelikli eğitim ve katılımcı yönetişim anlayışı açısından Kalite Güvence Sisteminin yol gösterici bir niteliğe sahip olduğunu vurguladı. Yükseköğretim kurumlarının eğitim-öğretim, araştırma ve toplumsal katkı faaliyetleri ile idari hizmetlerinin iç ve dış kalite güvencesi ve akreditasyon süreçlerini planlama ve uygulama esaslarının tümünü kapsayan Kalite Güvence Sisteminin gelişmeleri ve yenilikleri kalite standartlarında takip eden İKÇÜ açısından önemini anlatan Doç. Dr. Tengiz, “Türk Standartları Enstitüsü (TSE) TS EN ISO 9001:2015 Kalite Yönetim Sistemi (KYS) Standardı şartlarına uygun hizmet üretmek amacıyla 2012 yılında çalışmalara başlayan üniversitemiz, iki yıllık tetkik sürecinin ardından 2014 yılında TS EN ISO 9001 kalite yönetim sistemi belgesi almaya hak kazanmıştır. O tarihlerden bugüne kadar üniversitemizde kalite çalışmaları özenle sürdürülmektedir. 2024 yılında da belge yenileyerek sürece başarıyla devam ediyoruz. Görev bilinci ve özveri ile yaptığımız çalışmalara tam destek sağlayan Rektör Prof. Dr. Saffet Köse’ye ve üniversite üst yönetimine koordinatörlüğümüz adına teşekkür ediyorum” diye konuştu. Toplantı, katılımcıların görüş ve önerilerinin alınmasıyla tamamlandı. -
20 kez okunduRektör Köse’den “Günümüz Toplumunda Kadın ve Aile”
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Kadın ve Aile Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (İKÇÜKAM) Dünya Kadınlar Günü etkinlikleri çerçevesinde konferans düzenlendi. “Günümüz Toplumunda Kadın ve Aile” başlıklı konferansta katılımcılara seslenen Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, aile kurumunun korunması, güçlendirilmesi amacıyla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın tensipleriyle 2025 yılının "Aile Yılı" olarak ilan edildiğini, farkındalık oluşturması adına bu gibi etkinliklerin oldukça önemli bir destekleyici olduğunu belirtti. İslamiyet Öncesinde Her Türlü Zulme Maruz Kaldılar Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, İKÇÜKAM Müdürü Prof. Dr. Fatma Akkuş Yiğit, dekanlar, akademik ve idari personel ile öğrencilerin takip ettiği konferansta kadının tüm inançlardaki statülerini irdeleyen Rektör Prof. Dr. Köse, hor görülen, aşağılanan, değersizleştirilen kadınların, hak ettiği muameleyi İslam'la bulduğunu söyledi. Prof. Dr. Köse, “Ana erkil toplumlarda kadın kutsallaştırıyor. Ataerkilde de ikinci derecede statüdeler. Bazı toplumlarda ise hiçbir şekilde tanınmıyor. Mesela eski Yunanda kadının hiçbir hakkı yok, ne resmi, ne sosyal hayatta, ne de ailede hiçbir hakkı yok. Tevrat’ta da erkeğin kaburga kemiğinden yaratıldığına dair çıkarımlar, farklı yorumlar var. İleri gidildiğinde yasak meyveyi Adem’e yediren cennetten insanı çıkartan olarak tanımlanıyor. Bazı Yahudi anlayışlarında erkeklerin, kadın olarak yaratılmadıkları için şükür ettikleri duaları var. Hıristiyanlıkta da ciddi sorunlar var. Hz. Havva ve Hz. Âdem üzerinden anlatılar var. Yasak meyveyi yediren kadının, dünyaya yalnız günahı değil şehveti de indirdiğini kabul ediyorlar. Devlet dini olduğunda Yahudilikteki gibi bir tavır görüyoruz. Aziz Augustin’in tasvirine göre 'kadının tüm kötülüklerin kaynağı' olduğu inancı var. Papa Gregory, Katolik Kilisesi olarak kızlara evlenmemelerini, dünya üzerinde evliliğe set çekerlerse, Hz. İsa’nın ahiretteki eşleri olma şerefine nail olacaklarını söylüyor. Hz Meryem evlenmeden Hz.İsa’yı doğurdu, kadınlar evlenmemeli ki eşi olabilsini yayıyorlar. Kutsal bakireler, özel manastırlar ve kadın münzevirler ortaya çıkıyor. 12’nci asırda büyücü ve cadı avı ortaya çıkıyor. Karanlık çağda kadın her türlü zulme maruz bırakılıyor” dedi. Bütün Zulümler Kur’an-ı Kerim ile Kaldırıldı En rezil anlayışın ise "muta nikâhının" kaynağı olan eski İran’daki Mazdekizm olduğunu kaydeden Rektör Prof. Dr. Köse, kadının gerek aile hayatında gerekse siyasî, hukukî, sosyal ve ekonomik alanlardaki varlıklarına Cahiliye dönemi sonrasında kazandığına değindi. Prof. Dr. Köse, “En rezili anlayış maalesef bugün de var olan muta nikâhının kaynağı mazdektedir. Insanların birbirleri ile mücadele etmelerinin nedeni kadın ve paradır. Peygamber Efendimiz (sav) 23 yıllık peygamberliği süresince, İslam'ın kadına verdiği önemi bizzat davranışları ile ortaya koymuştur. Kadına esas değeri veren Hz. Muhammed ve Kur’an’dır. Eş değerdir ibaresi çok önemli. Birçok ayette bu var. Her birinin diğerine üstünlüğü vardır. Diğerinin eksikliğini tamamlar, yek vücut olurlar. Kadına karşı işlenen bütün zulümler Kur’an-ı Kerim ile kaldırılmıştır, şiddet yasaklamıştır. Hz. Peygamberimizin ailesiyle ilişkileri çok özeldir, örnektir. Çıkarken en son Kızı Fatıma ile vedalaşırmış, geri döndüğünde ilk onla karşılaşırmış. Başkalarıyla otururken Hz. Fatıma içeri girince ayağa kalkar, alnından öper, yanında oturturmuş” diye konuştu. Diri Diri Gömülen Kızlardan Cennetin Anahtarı Olan Bir Varlığa… Hz. Peygamber’in Veda Hutbesindeki 120 bin kişiye seslenişinde, bu konudaki mesajlarının oldukça önemli olduğunu ifade eden Prof. Dr. Köse, “Siz kadınları Allah’ın emaneti olarak aldınız diyor. Bu çok önemli. Emanet oluşu, sığıntılık değil. Burda anlatılan ona güç kullanarak şiddet uygulayarak üstünlük yapamazsınız. Emanetin kavramsal anlamda, Kur’an’da ve sünnet de bir çerçevesi vardır. Görev de bir emanettir. Görevi verirken ehline veriniz, vermezseniz kaos ortamı olur diyor hadislerde. Allah katında hayırlı olup olmadığınız öğrenmek istiyorsanız eşlerinize sorun, Allah katında en hayırlınız eşlerine hayırlı olandır diyor. Kölelik ve cariyelik İslamiyet’te yoktur. İslamiyet bunu kucağında bulmuştur. O dönemin savaş hukukunda ve borç ilişkilerinde kölelik yaygındır. Roma hukukundan kalma ödeme ilişkilerinde ve savaşlarda uygulanan bir kölelik cariyelik sistemi var. İslam öncelikle bu durumları düzeltmiştir. Cahiliye Araplarında kız çocuklarını sevmiyorlar ve diri diri gömüyorlar. Bunla ilgili açık ayet var. Cenab-ı Hak bunları muhatap bile almıyor. Bu kadar aşağılık bir şey. Diri diri gömülen kızlardan cennetin anahtarı olan bir varlığa dönüşüyor kadın.” dedi. “Devlet Bir Aile, Aile Küçük Bir Devlet" Anlayışı Medeniyetimize bakıldığında kadının her statüdeki ağırlığına ve işlevselliğine dair birçok örneğin yer aldığını aktaran Prof. Dr. Köse, devlet ve aile kavramlarının birbiriyle olan bağının oldukça güçlü olduğundan söz etti. Prof. Dr. Köse, “Kadının mülk, mirasının tasarrufu hakkına sahiptir. Kadının neyi varsa kim olursa olsun ondan izin alınmadan el sürülemez. Osmanlıda kadınların kurduğu vakıfların sayısının erkeklere göre yüzde 35’lere çıktığını görüyoruz. Camiler yaptırmışlar, vakıflar kurmuşlar, şirketler kurmuşlar ve insanlar çalıştırıyorlar, para kazanıyorlar. Kadınlar çalışma hakkına sahiptir ancak bu varoluş mücadelesine döndürülmemiştir. Önemli olan bu. İhtiyaç duyduğunda kadın da çalışır, engel yok. Geleneğimize baktığımızda devlet ile aile birbiri üzerinden tanımlanır. Aile kendi içinde bir devlettir, devlet onun büyük bir ailesidir. 'Devlet bir aile, aile küçük bir devlet' anlayışı söz konusu. Ailenin içinde nasıl bir düzeni, meskeni, bütçesi, komşuları vs hirerarşik bir düzeni varsa, devlete de bakın aynı şeyler var.” şeklinde konuştu. Babalığın Ölümü ve Anneden Yoksunluk Sendromu Günümüze gelindiğinde aile kavramı üzerinden oluşturulan problemlerin toplumun temel yapısına zarar verdiğine işaret eden Rektör Prof. Dr. Köse, bu kapsamda 2025 yılının Aile Yılı ilan edilmesini çok değerli bulduğunu ifade etti. Prof. Dr. Köse, “Bana sorarsanız bugün ailenin en temel sorunu dünyadaki bilim insanlarının da vrguladığı gibi babalığın ölümü ve anneden yoksunluk sendromudur. Annelerin ve babaların çocuklarına olan sorumluluklarını yerine getirmemesi toplumlar için büyük mesele. ABD’ de o kadar büyük bir iteratür var ki. Gelinen noktada ABD’ nin en ciddi sosyal sorunu olarak bu husus görülüyor. ABD’ nin ayakta kalmasını bu sorunun çözümü ile bağdaştırıyorlar. Michignan Üniversitesinden Micheal Lamb tarafından yapılan bir çalışmada, 7 aylıktan 13 aylığa kadar olan çocukların ebeveynlerinden ayrılmaya benzer tepkiler gösterdiğini bulunmuş. Örneğin, baba ayrıldığında, tıpkı anne ayrıldığında olduğu gibi çocuklar ağlamakta ya da yakınmaktadır. Diğer bir araştırmanın sonuçları ise, 7 ay ile 2 yaş arasındaki çocukların ebeveynlerine bağlandıklarına işaret etmektedir. Fransa da yapılan bir araştırmanın sonucuna göre ilk bir yılda bebek anne sevgisini alamazsa psikopatik eğilimler gelişiyor. Çocuk hayatı boyunca anne babadan hiç ayrılmasa bile… Sevgisiz büyüyen çocuklar kalıcı ve mutluluk verici ilişkiler kuramıyor” dedi. Aile Yılında Çocuk- Aile İlişkilerini Daha Çok Konuşmalıyız İlgisiz büyüyen çocukların sadece aile içinde değil topluma da bir sıkıntı oluşturduğunu vurgulayan Prof. Dr. Köse, son kitabında bahsettiği baba noksanlığı kavramından bahsederek çocukların aile içindeki ilişkileri görerek kendilerini geliştirdiklerini söyledi. Prof. Dr. Köse, “Günümüzde iş yaşamı nedeniyle çocuklar anaokullarına kreşlere gönderiliyorlar, eğitimini de dışarıdan alıyor anlayışıyla iş hayatından dönüşte yorgunluk vs nedenlerle çocuklarla ilgilenilmiyor. Artık profesyonelce anneliğin babalığın yapılması gerekir deniliyor. Araştırma sonuçlarına göre de sağlam bir aile kurumu istiyorsak çocukluk döneminde temellerin sağlam atılması gerektiğine işaret ediliyor. Çocuklar annelerini babalarını taklit ederek öğrenir. Burda önemli olan karşılıksız sevgi verilmesi. Aile bağlarını, yuvanın sıcak ve sevgi dolu ortamını çocuk hisseder. Bazı çalışmalar bunu aktarımın üç kuşak öteye geçtiğini söylüyor. İsveç’te yapılan araştırmada babalarıyla oyun oynayarak büyüyen çocukların iş hayatlarında daha başarılı oldukları ortaya konulmuş. Belli bir yaşa gelindiğinde sorumluluk vermek onları takip etmek önemlidir. Çocuğun daha çok test çözsün diye örneğin yatağını toplamasını istemiyoruz. Bu yanlış. Aile yılında çocuklarla aile ilişkilerini nasıl düzeltebilirizi çokça konuşmak gerekir. Çocukla oyun oynamak, Hz. Peygamber’in ifadesiyle çocukla çocuk olmak en güzel çözüm yolu olarak gözüküyor” şeklinde konuştu. -
19 kez okundu“10 Yıl" Plaket Töreni
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesinde (İKÇÜ) 10’uncu çalışma yılını dolduran idari personele plaket takdim edildi. Kurumsal İletişim Koordinatörlüğünün organize ettiği törende, kuruluştan bugüne kurumsal gelişime katkıda bulunan tüm birimlerden 263 personel, plaketlerini İKÇÜ protokolünün elinden aldı. Töreni, Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Muhsin Akbaş, Prof. Dr. Yasin Bulduklu ve Prof. Dr. Süleyman Akbulut Dekanlar, Enstitü ve Yüksekokul Müdürleri, Genel Sekreter Nuretdin Memur ile çok sayıda idari personel takip etti. İKÇÜ’nün Başarı Hikâyesinde Emekleriniz Son Derece Önemli Törende idari personele seslenen Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, hem akademik hem de idari çalışanları onore eden bir töreni İKÇÜ’de ilk kez yapmanın mutluluğunu paylaştı. İKÇÜ’nün başarı hikâyesinde her bir çalışanın emeği olduğunu belirten Prof. Dr. Saffet Köse, yeni kurulan bir kurumun idaresinde görev almanın ayrı bir özveri gerektirdiğini vurguladı. Rektör Prof. Dr. Köse, “Sizler üniversitemizin kurulduğu ilk günlerden itibaren zor koşullarda sorumluluk aldınız ve bu noktaya gelmesinde emekleriniz son derece önemli. Binası olmayan, kadrosu bulunmayan, teknik ve fiziksel olarak var olmayan bir kurumu bugün Türkiye’nin en önemli yükseköğretim kurumlarından biri haline getiren sizlersiniz. Esas itibariyle 10 yıl kurumlar açısından kısa gibi görünse de yeni kurulan bir üniversite için hayati düzeyde önemli bir sürece karşılık geliyor. Zira imkânsızlıklar içinden imkân bularak kurumu kurmanın ne derece güç olduğunu en iyi siz bilirsiniz. Önce Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesinde sonra Çiğli’de belediye binasında ve nihayet Tekel’in tütün depolarında devam eden yolculuk, bugün örnek bir kampüs olma yolunda ilerleyen bir aşamaya gelmiş durumda. Başkaları için on yıl sadece bir kısa süre gibi ifade edilse de bizim özveriyle çalışan ekibimiz ve bu yolculuğun büyük bir kısmına şahitlik eden şahsım için çok büyük anlam ifade ediyor” dedi. “Görünen” Kahramanlarımızsınız Yıllar içerisinde yakalanan başarı ivmesinin altında güçlü akademik başarılarının yanı sıra idari yapısının sağlamlığının yer aldığını aktaran Prof. Dr. Köse konuşmasına, Kurucu Rektör Prof. Dr. Galip Akhan’ın nezdinde yıllarını İKÇÜ’nün gelişimine adayan tüm personele şükranlarını ileterek devam etti. Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, “Bizimle birlikte kurulan pek çok üniversitenin yerleşke arayışı içinde olduğunu düşünürseniz bizim kurumsallaşma aşamasına geçmemizde ilk adımın önemini daha iyi anlayabilirsiniz. Sizler üniversitemizin gelişmesinde, ayağa kalkmasında, bugün koşmaya hazır hale gelmesinde büyük bir özveriyle çalışan ekip arkadaşlarımızsınız. Üniversitemizin görünen kahramanları sizlersiniz. Özellikle görünen diyorum zira görünmeyen kahramanlar takdir edilmeyen kişilerdir. Biz her zaman sizin çabalarınızın değerinin farkındayız. Her başarılı kurumun ardında, özveriyle çalışan bir ekip vardır ve ben bu ekip için kendimizi şanslı olarak değerlendiriyorum ve bu açıdan da farklıyız. Sizlerin çabası, aynı zamanda bir ekip ruhunun ve dayanışmanın sembolüdür. Her birinizin yaptığı iş, diğerini destekler ve birlikte çalıştığımızda ortaya çıkan güç ya da oluşan sinerji, üniversitemizin daha büyük hedeflere yürümesinin de temelini teşkil eder. Çok yakın zamanda sizler sayesinde, üniversitemiz hem eğitimde hem de idari süreçlerde örnek bir kurum haline gelecektir” şeklinde konuştu. Her Türlü Takdirin Üstünde Bir Çaba İKÇÜ’nün kurumsal hedefleri için güç birliği içinde fedakârca çalışan tüm personelin çabasının her türlü takdirin üstünde olduğunu kaydeden Rektör Prof. Dr. Köse, oluşan sinerji ile daha büyük yollar kat edileceği inancını paylaştı. Prof. Dr. Köse, “Biz idari personelimizi çok kıymetli görüyoruz. Bunu her ortamda her zaman dile getiriyoruz. İnanıyoruz ki bir idari personelin emeği, yalnızca görünen sonuçlardan ibaret değildir. Onların katkısı, bir üniversitenin günlük işleyişinden geleceğine uzanan geniş bir etki alanını kapsar. Her gün sabahın erken saatlerinde dersliklerimizi, ofislerimizi, kampüsümüzü temiz ve düzenli hale getiren arkadaşlarımızdan, öğrenci işlerine, bürokratik süreçleri ivedilikle aşan ofis çalışanlarımızdan, teknik atölyelerdeki emekçi kardeşlerimize, bilimsel süreçlere katkı verenlerden, karnımızı doyurmak için çaba gösteren arkadaşlarımıza, kısaca kurumumuzun amaçlarına erişmesi için fedakârlık yapan her birinize ayrı ayrı kalbi şükranlarımı sunuyorum. 10 yıl anısınaa plaket alacak siz çalışma arkadaşlarımı gönülden tebrik ediyorum ve bu törenin düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” dedi. Program, kanunda Prof. Dr. Ömer Özden, yaylı tanburda Doç.Dr.Cem Çırak, bağlamada Doç. Dr. Serkan Çelik, klavyede Aras Maltaş, ritimde Can Kaya, klarnette Aykut Uçakçı’ya solist olarak eşlik eden Doç. Dr. Mücahit Yalçın Öztüfekçi’nin verdiği konser ile devam etti. Sanat ve Tasarım Fakültesi Müzik Bölümü öğretim üyelerinin seslendiği eserler katılımcılar tarafından beğeniyle takip edildi. Konserin ardından törene katılan protokolün elinden plaketlerini alan idari personel, İKÇÜ’de 10’uncu çalışma yılı doldurmanın mutluluğunu paylaştı. -
19 kez okunduİKÇÜ’lü Akademisyenlere 10’uncu Yıl Töreni
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesinde 10 yılı aşkın süredir görev yapan akademik personel için “Eğitim-Öğretim ve Teşvik Ödülleri” Töreni düzenlendi. Kurumsal İletişim Koordinatörlüğünce ilki düzenlenen törene, Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Muhsin Akbaş, Prof. Dr. Yasin Bulduklu ve Prof. Dr. Süleyman Akbulut Dekanlar, Enstitü ve Yüksekokul Müdürleri, Genel Sekreter Nuretdin Memur ile akademisyenler katıldı. Üniversitenin Temelini Atan Kadro Törende, başarılı araştırmaları, yayınları, özverili çalışmaları ile İKÇÜ’nün akademik yolculuğuna 10 yılı aşkın süredir eşlik eden akademisyenlere seslenen Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, İKÇÜ’nün ulusal ve uluslararası alanda tanınırlığında en büyük pay sahibi olan çalışma arkadaşlarının ortaya koyduğu çabanın her türlü takdirin üstünde olduğunu vurguladı. Rektör Prof. Dr. Köse, “İlk bakışta 10 yıl kısa bir zaman gibi görünse de 15. yılına giren bir üniversiteye on yıl hizmet vermiş olmak, kimsenin konfor alanından çıkmadığı koşullarda yeni bir üniversitenin kuruluşu için risk almak ve elini taşın altına koymak kısaca bir üniversiteyi kurmak için rahatından vaz geçmek, önemli bir özveri ve fedakârlıktır. İşte bu nedenle 10 yıl süre olmasının ötesinde bir anlam ifade ediyor. Buradan bakıldığında üniversitenin temelini atan bu kadronun takdir edilmesi son derece önemli. Bugün genç ve dinamik bir üniversite olarak İKÇÜ her alanda kendini kanıtlamışsa bunda sizlerin büyük katkıları var. Kuruluşundan bu yana emek veren her bir akademisyenimizin yanı sıra kurucu rektörümüzün gelinen noktada çabaları her türlü takdirin ötesinde. Kurucu Rektörümüz Prof. Dr. Galip Akhan’a huzurlarınızda şükranlarımı sunuyorum. Bu başarıda onların vizyonu, emekleri büyük bir öneme sahip. Kuruluşumuzdan bu yana üniversitemize emek ve katkıları bulunan her kademeden akademik ve idari çalışanlarımıza üniversitemiz adına şükranlarımı sunuyorum” dedi. Gücümüzün Kaynağı İşini Gönülden Yapan Hocalarımız Geleceğin bilim insanlarını, girişimcilerini ve liderlerini yetiştirmek için saat mefhumu gözetmeden kendini gençliğe adayan akademisyenleri, yalnızca birer hoca, rehber değil aynı zamanda üniversitenin gelişimine en büyük katkıyı sağlayan ekip arkadaşları olarak gördüğünü ifade eden Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, gönül bağıyla çalışan bir ekibe sahip olmanın kendileri için büyük bir şans olduğunu kaydetti. Prof. Dr. Köse, “Akademi öğretmek için öğrenmeyi, öğretirken de öğrenmeyi gerektirir. Öğrencilere ışık tutarak onları bilgiyle donatırken, kendimizi de sürekli geliştirmek mecburiyetindeyiz. Elbette akademisyenlik her şeyden önce gönül işidir ve kutsal bir meslek olarak çaba ve azim gerektirir. Gerektiğinde risk alan, öğrencilerinin sorunları ile yakından ilgilenen değerli bir ekibimiz var. Her zaman söylediğim bir şeyi tekrar etmek isterim. Mesleğini severek yapanlar çalışmaya gitmezler. Çünkü onlar için mesleklerini icra etmek keyiflidir. Onu çalışma saati ile sınırlandırmazlar. Bizim de mesleğini seven hocalarımız var. Gücümüzün kaynağı da bu hocalarımız. Biz bu açıdan kendimizi şanslı yöneticiler olarak görüyoruz. Zira bizim ekibimiz tam da bu niteliklerde arkadaşlarımızdan oluşuyor. Biliyoruz ki bir bilim insanı olarak sizler insanların hayatında iz bırakan, yaşam boyu sürecek bir fark yaratan hocalarsınız “şeklinde konuştu. Bilimsel Katkılarınız, Toplumumuzun ve İnsanlığın Gelişimine Yön Verecek Bir yükseköğretim kurumunun başarısının, ekip çalışması ile yürütülen projelerden, paylaşılan bilgi ve emeklerden geçtiğini aktaran Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, genç bir üniversite olmasına rağmen 10 yıl içerisinde çok saygın bir konuma ulaşan İKÇÜ’nün gücünü bilgiden ve iş birliğinden alan bir kurum olduğunu aktardı. Prof. Dr. Saffet Köse, “İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi, önemli bir kurumdur ve potansiyelini daha da yukarılara taşıyacaktır. Hepimiz bir arada takım olarak bilgi, araştırma, topluma hizmet ve iyi insanlar yetiştirme amaçlarımızı birlikte gerçekleştirecek, üniversitemizin dünyanın sayılı eğitim kurumları arasındaki yerini almasına katkıda bulunacağız. Üniversitemiz için daha nice yıllar boyunca birlikte çalışacak, yeni başarılar elde edecek ve bilim dünyasına katkılar sunacağınıza olan inancımı ifade etmek istiyorum. Bilimsel katkılarınız, toplumumuzun ve insanlığın gelişimine yön verecek ve daha adil, daha eşit bir dünyaya katkı sunacaktır. 10 yıl ve üzerinde kurumumuza emek veren tüm hocalarımıza ayrı ayrı şükranlarımı sunuyor, bu organizasyonda emeği geçenlere teşekkür ediyor; İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi'nin gelecek yıllarında daha da büyüyerek, daha da güçlenerek, bilimin ve eğitimin ışığına yön vereceğine olan inancımı tekrar belirtmek istiyorum” dedi. Törende ayrıca Sanat ve Tasarım Fakültesi Müzik Bölümü öğretim üyeleri mini bir konser verdi. Kanunda Prof. Dr. Ömer Özden, yaylı tanburda Doç.Dr.Cem Çırak, bağlamada Doç. Dr. Serkan Çelik, klavyede Aras Maltaş, ritimde Can Kaya, klarnette Aykut Uçakçı’ya solist olarak eşlik eden Doç. Dr. Mücahit Yalçın Öztüfekçi’nin seslendiği eserler beğeniyle takip edildi. Program, İKÇÜ’de 10 yılı aşkın katkıda bulunan akademisyenlere plaket takdimi ile devam etti. -
19 kez okundu
İKÇÜ 7 Pilot Üniversite Arasında
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Turizm Fakültesinin her yıl düzenlediği Kariyer Günleri etkinliğinin 9’uncusu yoğun bir katılımla gerçekleşti. Sektör temsilcileri ile öğrencileri buluşturan, her yıl daha yoğun bir katılımla düzenlenerek geleneksel hale gelen Kariyer Günleri, Prof. Dr. Fuat Sezgin Konferans Salonu fuaye alanında yapıldı.Onlarca firmanın stant açtığı kariyer buluşmasına, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhsin Akbaş, Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Emre Güler, Genel Sekreter Nurettin Memur, dekanlar, akademisyenler, sektör temsilcileri ile çok sayıda öğrenci katıldı. Önemli Bir Boşluğu Dolduruyor Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhsin Akbaş, “Bugün, bizler için önemli bir gün. Turizm Fakültesi, üniversitemizin gerçekten en güçlü fakültelerinden bir tanesi. Gelenekselleşen Turizm Fakültesi Kariyer Günlerine her geçen yıl hem sektörün ilgisinin arttığını hem de gençlerin ilgisinin yoğunlaştığını görebiliyorum. Öğrencilerimizin gerek staj gerekse öğrenim hayatı sonrası kariyer takiplerinde Kariyer Gününün çok olumlu ve güzel dönüşleri olduğunu takip edebiliyoruz. Bundan ayrıca memnuniyet duyuyorum. Öğrencilerimizin etkinlikten maksimum düzeyde faydalanacaklarını, sektör temsilcilerinin de aynı şekilde taleplerini ifade etme imkânı bulacaklarını, belki ihtiyaçları noktasında önemli bağlantılar kurabileceklerini düşünüyorum. Sadece Turizm Fakültesi öğrencilerimizin değil, üniversitemizin diğer birimlerindeki öğrencilerin de kendilerini tanıtma ve sektör temsilcilerinin ihtiyaçlarının karşılanması noktasında, etkinliğin önemli bir boşluğu doldurduğu kanaatindeyim. Bu açıdan da gerçekten çok önemli bir etkinlik. Etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçenlere ve sektör temsilcilerine çok teşekkür ediyorum. Faydalı bir gün olmasını temenni ediyorum” diye konuştu. 7 Pilot Üniversiteden Biriyiz Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Emre Güler ise, Turizm Fakültesi tarafından 9’uncusu düzenlenen ve gelenekselleşen Kariyer Günü etkinliğinin Ege Bölgesinde ve İzmir’de turizm alanında düzenlenen en büyük kariyer günlerinden bir tanesi olduğunun altını çizdi. Kariyer Günü etkinliklerinin düzenlenmesinde sektör temsilcilerinin payının çok büyük olduğunu ifade eden Prof. Dr. Güler, ilerleyen aşamalarda diğer üniversitelerle birlikte ortak bir çatı altında büyük bir kariyer günü veya haftası düzenlemeyi hedeflediklerini açıkladı. Yükseköğretim Kurulu ile Kültür ve Turizm Bakanlığı arasında yükseköğretim ile turizm sektörünü bir araya getiren iş birliği protokolü çerçevesinde İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesinin pilot olarak belirlenen 7 üniversiteden biri olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Güler, “Protokolle, pilot olarak seçilen üniversitelerin Turizm İşletmeciliği ile Gastronomi ve Mutfak Sanatları bölümlerinin uygulama odaklı eğitim yaklaşımlarıyla desteklenmesi yönünde çalışmalar yapılıyor. Akademi ile birlikte sektörün de katkılarıyla gerçekleşen bu çalışmalarla öğrencilerimizin daha aktif, daha dinamik ve daha bilgili bir şekilde sahada olmalarını bekliyoruz. Etkinliğin düzenlenmesinde bizi destekleyen başta Rektör Prof. Dr. Saffet Köse olmak üzere üniversite üst yönetimine ve katılımlarınız için siz değerli sektör temsilcilerine de ayrı ayrı teşekkürlerimi sunuyorum” ifadelerini kullandı. Açılış konuşmalarının ardından Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhsin Akbaş ile Turizm Fakültesi Prof. Dr. Mehmet Emre Güler etkinliğe katılan firmaların stantlarını ziyaret etti. -
17 kez okunduİyi Bayramlar İKÇÜ
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Ailesi, Rektör Prof. Dr. Saffet Köse’nin ev sahipliğini yaptığı bayramlaşma töreninde bir araya geldi. Akademik ve idari personeli makamında ağırlayan Prof. Dr. Köse, tüm çalışma arkadaşlarının bayramını tek tek kutladı, aileleriyle birlikte huzur içinde bir bayram geçirmelerini diledi. Bayramlaşmada, Rektör Yardımcıları Prof.Dr. Muhsin Akbaş, Prof.Dr. Süleyman Akbulut, Prof.Dr. Yasin Bulduklu, Genel Sekreter Nurettin Memur, fakültelerden gelen akademisyenler ile idari personel, birlik ve beraberlik temennisiyle bayramlaştı. Bir bayramı daha karşılamanın mutluluk ve heyecanını paylaştıklarını söyleyen Rektör Prof.Dr. Saffet Köse, bayramların millî değerlerimizin, aile bağlarımızın canlı tutulmasına ve güçlendirilmesine vesile olduğunu söyledi. Bu özel günlerde sosyal yardımlaşma ve dayanışma geleneğinin en güzel örneklerinin sergilendiğini ifade eden Prof. Dr. Köse, “Ramazan, kardeşliktir, yardımlaşmaktır, paylaşmaktır. Gönül birliğimizi, sevgi, muhabbet iklimini pekiştiren ulvî bir atmosferdir. Akademik ve idari personeli, öğrencileri ve mezunlarıyla İKÇÜ büyük ve güçlü bir ailedir. İKÇÜ olarak ülkemizin gönül birliğine, yarınlarına değer katmaya, gelişmesine katkı sağlamaya devam edeceğiz. Ramazan Bayramının tüm insanlığa barış, huzur ve esenlik getirmesini hayırlara vesile olmasını Cenâb-ı Allah’tan diliyorum. Bayramınızı en içten dileklerimle kutluyorum” dedi. -
17 kez okundu
“Yılın Vakfı” ile Aile Paneli
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Kurumsal İletişim Koordinatörlüğü ile Kadın ve Aile Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (İKÇÜKAM) tarafından “2025 Aile Yılı” kapsamında “Mehir ve Aile” konulu bir panel düzenlendi. Rektör Prof. Dr. Saffet Köse’nin moderatörlüğünde yapılan panelde, 'Yılın Vakfı' Ödülünü alan Gençleri Evlendirme ve Mehir Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Mustafa Özdemir, İKÇÜKAM Müdürü Prof. Dr. Fatma Akkuş Yiğit, Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü ve Psikoloji Bölüm Başkanı Prof.Dr. Mustafa Şahin konuşmacı olarak yer aldı. Paneli, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Muhsin Akbaş, Prof. Dr. Süleyman Akbulut, Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Dekanlar, akademik ve idari personel, vakıf ve STK temsilcileri ile öğrenciler takip etti. “Mehir ve Aile” panelinin açış konuşmasını yapan Rektör Prof. Dr. Saffet Köse üniversite olarak sosyal sorumluluk bilinciyle aile kurumunun güçlendirilmesi yönündeki çalışmaları oldukça önemsediklerinin altını çizdi. Aile kavramı üzerinden oluşturulan problemlerin toplumun temel yapısına zarar verdiğine işaret eden Rektör Prof. Dr. Köse, bu kapsamda 2025 yılının ‘Aile Yılı’ ilan edilmesini çok değerli bulduğunu ifade etti. Aile Kendi İçinde Bir Devlettir Güçlü bir geleceğin anahtarının güçlü aile yapısı olduğunu belirten Prof. Dr. Köse, “Bu panelde aile kavramının tarihsel gelişiminden, aile içi iletişimin psikolojik açıdan bireylerin ruhsal sağlığı üzerindeki etkilerine akademik çerçevede değerlendirirken Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan tarafından ‘yılın aile vakfı’ ödülü takdim edilen Mehir Vakfının STK olarak topluma yaptığı faydalı projeleri dinleme fırsatı edineceğiz. Malumunuz olduğu üzere 2025 yılı Sayın Cumhurbaşkanımız Aile Yılı olarak ilan etti. Bu çerçevede ülkemizin çeşitli şehirlerinde, üniversitelerimizde ve farklı kurumlarda ailenin anlaşılması ve anlatılmasına dönük programlar var. Biz de daha önce yaptığımız programlara ilaveten bir de ülkemizde çok orijinal bir STK olan Mehir Vakfını da dinlemek istedik. Bunun iki tane sebebi var. Birincisi Mehir Vakfı bugüne kadar 32.000'e aşkın kişiyi Türkiye'nin 60 şehrinde düğün yaparak evlendirmiş. 16 bin küsur çiftten sadece iki tane boşanma var. Şu anda deprem bölgelerinde düğün faaliyetlerinin yanında, her şehirde 100 çift evlendirilmesi gibi projeleri var. İkincisi biz daha önce Mehir Vakfının çalışmaları ve sosyal dokumuza yaptığı değerli katkılar için Mütevelli Heyet Başkanı Sayın Mustafa Özdemir’e fahri doktora beratı tevcih etmiştik. Aile kurumuna destekleri sebebiyle Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan tarafından yılın aile vakfı ödülü alması hasebiyle bu süreçte yapılan çalışmaları tekrar dinlemek istedik. Bu önemli yılda aileyi konuşmak üzere sohbet tadında bir program düzenledik” dedi. ‘Aile Yılı” temasıyla farkındalık ve dayanışma projelerine katkı sunmaya devam edeceklerini kaydeden Rektör Prof. Dr. Köse, medeniyetimizin aile ve devleti bütünleştirici bir yapıyı esas aldığına işaret etti. Prof. Dr. Köse, “Aile kendi içinde bir devlettir. Devlet o milletin büyük ailesidir. Onun da ana dinamiği muhabbettir. Mesela ailede yer alan akrabalık kavramlarını topluma taşımışsınız. Toplumda hiç tanımadığınız insana ana, baba, dersiniz, hala teyze dersiniz, amca, dayı diye hitap edebilirsiniz. İşte bu bir aile oluşturmaktır” diye konuştu. 28 Ülkede Faaliyet Yapan Uluslararası Bir Vakıf Konumundayız Konuşmasına aile yılı ilan edilmesinin stratejik bir hamle olduğunu vurgulayarak başlayan Mehir Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Mustafa Özdemir, Rektör Prof. Dr. Köse ile 1995 yılında vakıf paydasında birlikte yola çıktıklarını aktararak evlendirmeyi bir ‘mutluluk hareketi’ olarak gördüklerini ifade etti. Başkan Özdemir, “Vakfımızın 16.000'e yakın çiftin yuva kurmasına aracılık etmek için 30 yıldır durmaksızın çalışıyor. Benzersiz bir STK’yız ve 28 ülkede faaliyet yapan uluslararası bir vakıf konumundayız. Dil, din, ırk ayrımı yapmayız. Savaş, sel, deprem olan bölgelerde, ülkelerde hızlıca toplu düğünler icra ediyoruz. Mehir Vakfı 18-40 yaş arasında nişanlı çiftlerin mutlu yuvalar kurmasına, bu sayede huzurlu bir dünya oluşmasına vesile olmaya çalışıyor. ‘Ben evlenmek istiyorum, yuva kurmak istiyorum’ diyen kadına, erkeğe Yüce Allah’ın ciddi bir yardımı var, muhabbeti var, sevgisi var. Biz bu sevginin bilinciyle yola çıktık ve ‘mutluluk hareketi’ mottosuyla tüm dünyada huzurlu bir geleceğe katkıda bulunmaya çalışıyoruz. Mutluluğa ulaşmak için bize yapılan müracaatlara bir ay ile 90 gün arasında cevap veriyoruz. Belki de mobilya, beyaz eşya üzerinden kurulan 5 yıllık hayalleri, 3 aya indiriyoruz. A’dan Z’ye bir eve ne lazımsa onu veriyoruz. Evlenmek isteyen herkese kapımız açık. Marifet iltifata tabi ve bu mutluluk hareketinde Sayın Cumhurbaşkanımız bizi her zaman takdir etti. Kendilerinin tevcih ettiği 12’nci ödülümüz olan ‘Yılın Vakfı’ ödülü bizim çok kıymetli bir taltif oldu. Buradan zat-ı alilerine hürmetlerimi sunuyorum. Kendilerine sözümüz var; Gazze’de de düğün yapacağız. Mazlumların olduğu her coğrafyada olmaya devam edeceğiz. Türkiye hayırseverleri başta Konya hayırseverleri olmak üzere yardımlarını esirgemeyen herkese buradan teşekkür ediyoruz” şeklinde konuştu. Birinci Sırada Aile, İkinci Sırada Ordu İKÇÜKAM Müdürü Prof. Dr. Fatma Akkuş Yiğit, medeniyetimizde kadının ailedeki ve toplumdaki yerini aktardığı sunumunda, Türklerde ailenin toplumun ve devletin temini olarak görüldüğünü belitti. Prof. Dr. Yiğit, “Sağlam bir toplum olabilmesi için güçlü bir aile olması şarttır. Bizim anlayışımızda, güçlü bir aile, güçlü bir toplumu, güçlü toplum da güçlü bir devlet oluşturuyor. Türkler anayurtları olan Türkistan coğrafyasından yüzyıllar içerisinde dünyanın pek çok yerine dağılmış ve pek çok yerde devlet kurmuş büyük bir millet. Pekâlâ, bu dağınıklığa rağmen Türk milleti nasıl ayakta kalabildiği sorusuna baktığımız zaman burada biz iki faktörü görüyoruz. Birincisi aile, ikincisi de ordu. O sebeple Türk milletinin ayakta ve sağlam olarak kalabilmesinde ailenin oldukça büyük bir rolü var ve ordunun da güçlü olması, ailenin güçlü olmasına bağlı olduğunu rahatlıkla görebiliyoruz. Orhun Yazıtları ve Dede Korkut hikayeleri ve hatta ondan önce eski metinlerde aile ve akrabalık ilişkilerine dair çok farklı ve fazla kelime görüyoruz. Eski Türkçede aile ‘oguş’ olarak isimlendiriliyor. Ailelerin bir araya gelmesi ile uruglar, uruglar bod (boy, kabile), bodun (boylar birliği) ve il (devlet) oluşumunu görüyoruz. Bodunu özellikle vurgulamak istiyorum. Çünkü boylar aile ile devlet arasında bir aracı. Bu boyların hanedanlıkları kurduğunu görüyoruz. Türkiye'ye en çok göç eden Türkler Oğuz boylarıdır. Oğuz boyları içerisinde mesela Selçuklular, Kınık boyundan, Osmanlılar da Kayı boyundandır. Bundan dolayı bu boylar devletle aile arasında önemli bir iletişim aracı olduğunu tarih boyunca görüyoruz” ifadelerini kullandı. Millî Mücadele Kadın Kahramanlar Cumhuriyetin 100’üncü yılı etkinlikleri kapsamında çıkardıkları “Millî Mücadele Basınında Kadın Kahramanlar” kitabında, İstiklal mücadelesinde öne çıkan kadınlarımız ile birlikte isimleri unutulmuş nice kahraman kadınları gün yüzüne çıkardıklarından bahseden Prof. Dr. Fatma Akkuş Yiğit, 2025 yılının aile yılı olmasının tarihsel süreç açısından bakıldığında da çok önemli bir dönüm noktası olduğunu kaydetti. Prof. Dr. Yiğit, “Türk devletlerinde ailenin kurulması ve aile adına gerekli tedbir ve önlemlerin alınmış olduğunu görüyoruz. 2025 yılının aile yılı olmasını, hem ailenin güçlenmesi hem de akrabalık, aile bağlarının güçlendirilmesi adına oldukça kıymetli buluyorum. Millî Mücadele Basınında Kadın Kahramanlar kitabında, arşiv özellikle süreli yayınlarda gazeteler kullanarak pek çok kadın kahramanımızın isimlerini zikrettik. Onları da minnet ve rahmetle yad ediyoruz” dedi. Aile İnsanın İlk Sevgi Okuludur. Aile kavramına toplumsal psikoloji bağlamında yaklaşan Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü ve Psikoloji Bölüm Başkanı Prof.Dr. Mustafa Şahin de sunumunda bazı odakların, insanı kimliksiz, cinsiyetsiz, milliyetsiz, hedonist bir yapıda köklerinden kopmuş, anne baba ilişkileri olmayan ya da tek ebeveynli bir yapıyla ele aldığından bahsetti. Rektör Prof. Dr. Köse’nin ‘Modern Çağın Sorunu: Baba Yoksunluğu eserinin bu konuda çarpıcı bilimsel verileri gündeme getirdiğine vurgu yapan Prof. Dr. Şahin, “Rektör Hocamızın bizim alana kattığı disiplinler arası bir çalışmada, Modern Çağ'ın sorunu, baba yoksunluğu kitabına ücretsiz ulaşılabilmekle beraber çok kıymetli bilgileri barındırdığını belirtmek isterim. Bu eser, Aile Danışmanlığı programında kullandığımız temel kaynaklardan biri oldu. Aile için nasıl bir söz ortaya koyar diye yapay zekâya sordum. Toplumun çelik çekirdeğidir dedi. Çelik esnektir ama dayanıklıdır. Aile de esnek ve dayanıklılığı toplumun büyümesine büyük katkı yapar; kırılmamalı, dağılmamalıdır. Esneklik bu bağlamda insan hayatında oldukça değerli bir boyut. Günümüzün sorularına baktığımız zaman boşanma sayısının artması, doğum hızının düşmesi gibi temel kavramlar var. Aile değer aktarmanın kalesidir. Psikolojik güvenliğin sosyal uyumun temelidir. Güçlü bir aile olmadan güçlü bir toplum, güçlü bir devlet olunmaz. Aile insanın ilk sevgi okuludur. Bu okulda koşulsuz sevgi kaynağı anne, bireyin ruhsal yapısına güç, güvenlik ve gibi çok değerli değerleri katan babadır. Temel kuramlardan yola çıkarak Freud'la başlasak der ki insan gelişimi 0-6 yaşın eseridir. Tüm gelişimin temeli burada. Bu dönem birey üzerinde ailenin en etkili olduğu dönem. Aile bireyin davranışlarının temelidir” ifadelerini kullandı. Önleyici Çalışmalar Tedavinin Önünde Gelir Güçlü devlet olmanın yolu sağlıklı bireylerden geçtiğini ifade eden Prof. Dr. Şahin, koruyucu, önleyici politikaların ekonomik anlamda da önemli faydalar sağlayacağını belirtti. Prof. Dr. Şahin, “Devletin bugün ilaca ve rehabilitasyon hizmetlerine harcadığı para, antidepresanlara harcadığı paralara baktığımız zaman daha yüksek olduğunu görüyoruz. Bu yatırımın aslında aileye yapılması gerekir. Tedavi etmek daha zor bir şeydir. Önleyici çalışmalar, önleyici müdahaleler her zaman tedavinin önünde gelir ve biz devlet olarak aile yılında güzel bir farkındalık yaratmak, bunları hayata geçirme bilincine ulaşmak istiyoruz” dedi. -
17 kez okundu
Sağlık Bilimleri Enstitüsü SAGOK 2025’e Ev Sahipliği Yaptı
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ), İzmir Bakırçay Üniversitesi ile İzmir Demokrasi Üniversitesi tarafından sağlık bilimleri alanında çalışan araştırmacıları, geleceğin akademisyenleri olacak lisansüstü öğrencileri bir araya getiren Sağlık Bilimleri Öğrenci Kongresinin (SAGOK 2025) 4’üncüsü düzenlenen açılış programıyla başladı. İKÇÜ Sağlık Bilimleri Enstitüsü ev sahipliğinde, toplum sağlığının geliştirilmesinde yenilikçi ve dijital yaklaşımlar ile ortak sorunlara çözüm önerilerinin tartışılacağı kongrenin açılışına, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Gemi İnşaatı ve Denizcilik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hakkı Dereli, İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Mehmet Dirik, Mühendislik Ve Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Gökçen Bombar, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Derya Özer Kaya, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tuğrul Bulut, Sağlık Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Hatice Yıldırım Sarı, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Mustafa Soyöz, Yabancı Diller Yüksekokulu Müdürü Dr. Öğretim Üyesi İrfan Arık, akademik ve idari birimlerden gelen yöneticiler ile öğrenciler katıldı. Eleştirilmek de Güzeldir Kongrenin açılış konuşmasını yapan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, SAGOK 2025’in İKÇÜ’nün ev sahipliğinde yapılmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Asli işi bilgi üretmek olan üniversitelerin, bilgi üretirken devamlılığı sağlama misyonuna işaret eden Prof. Dr. Yasin Bulduklu, özellikle lisans ve lisansüstü öğrencilerin bu üretim sürecine katkılarının oldukça değerli olduğunu kaydetti. Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bulduklu, “Akademik birimlerin öğretme-öğrenme kültürleri, uzmanlık alanları farklı olabilir. Ama akademinin esas amacı eleştirel düşünebilmek, fikrini söyleyebilmek, özellikle lisansüstü boyutta fikrini savunabilmek, çıktıları analiz edebilmek, yorumlayabilmektir. Yüksek lisansa geçiş aşamasından itibaren öğrenciler akademik donanıma ilişkin tezler, bilimsel çalışmalar, makale, konferans bildirisi, kongre, çalıştay raporu gibi gelecekteki akademik donanımlarına katkı getirecek sürece hızla geçiyor. Kongrelerde öğrencilerin savunmacı bir üsluba büründüklerini görüyorum. Bırakın yaptığınız şey eleştirilsin. Eleştirilmek de güzel bir şey. Eleştirilirken eğer kanıtlayabiliyorsanız savunun. Ama körü körüne savunmayın. Akademi bazen deneyimle öğrenmeyi de gerektirir. Hata yapmaktan korkmayın, yazın, girişimci olun. Dolayısıyla bu tarz etkinlikler aslında sizin kendi çapınızı görmeniz açısından son derece önemli. Öğrencilerin hem ulusal hem de uluslararası düzeyde; kişisel, sosyal, akademik hayatlarında fayda sağlayacak bu tarz organizasyonlar büyük şans” dedi. Dünyaya Örnek Bir Sağlık Modeli Türkiye’nin artık sadece tüketen değil; koruyan, geliştiren ve üreten bir sağlık sistemiyle dünyaya örnek olduğunu aktaran Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bulduklu, İKÇÜ, İzmir Bakırçay Üniversitesi ile İzmir Demokrasi Üniversitesi enstitülerinin, sağlık alanında çalışan akademisyenleri, araştırmacıları, profesyonelleri ve öğrencileri bir araya getiren bu bilimsel platformun birlikte çalışma kültürünü yaygınlaştırması adına örnek olduğunu da vurguladı ve kongrede emeği geçenlere teşekkür etti. 3 Üniversiteden Örnek Paydaş Birliği İKÇÜ Sağlık Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Hatice Yıldırım Sarı da yaptığı selamlama konuşmasında lisansüstü eğitim sürecinin öğrencilerin bilimsel araştırma yolculuğundaki önemine değindi. İKÇÜ Eczacılık Fakültesi, Diş Hekimliği Fakültesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi ve Tıp Fakültesine bağlı 56 lisansüstü programda 350'ye yakın lisansüstü ve doktora öğrencisi ile çalıştıkları bilgisini veren Prof. Dr. Sarı, öğrencilerden tek beklentilerinin bilgi üretmeleri olduğunu söyledi. Prof. Dr. Sarı, “Biz son düzenlemeler ile lisansüstü eğitiminde yüksek lisanslar için bir bildiri sunma, doktora öğrencileri için de mezuniyet koşulu olarak üç makale yayınlama ve bir bildiri sunma koşullarını getirdik. Bunlar da üretilen bilginin bilimsel ortamlarda paylaşılması ve sunulması açısından önemli. Kongremiz bu çıktıya hizmet etmesi açısından da önem taşıyor. 157 bildiri alan kongremizde, paydaş 3 üniversiteden öğretim üyelerinin konuşmaları ile 8 panel gerçekleşecek. Uluslararası konuşmacılarımız da çevrimiçi olarak oturumlara katılacaklar. Kongremizin gerçekleştirilmesinde desteğini esirgemeyen başta Rektörümüz Prof.Dr. Saffet Köse hocamız olmak üzere düzenleme kurulu üyelerine, enstitülerin idari ve akademik çalışanlarına, sponsor firmalarımıza teşekkür ediyorum. İki günlük yoğun bir bilimsel içerik sağlayacak, engin bilgi ve deneyimleriyle programımızı güçlendirecek değerli konuşmacılara, oturum başkanlarına ve bildiri sunacak olan araştırmacılara şükranlarımızı sunuyoruz” ifadelerini kullandı -
17 kez okunduTürk Kültürel Miras’ı Prof. Dr. Doğan’a Emanet
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Sosyal ve Beşerî Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şaban Doğan, Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Vakfı bünyesinde faaliyet gösteren Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Enstitüsü başkanlığına atandı. Özellikle yurt dışındaki Türk kültür varlıkları üzerine Türkiye merkezli arkeolojik çalışmaların önünü açan çalışmalar yürüten enstitüde, yeni görevine başlayan Prof. Dr. Doğan, atanmasından duyduğu memnuniyeti paylaştı. Prof. Dr. Doğan, “Türk arkeolojisinin arzulanan seviyeye gelmesi ve kültürel mirasımızın gelecek nesillere gereği gibi aktarılması için çıkılan bu kutlu yolculukta görev almanın gururunu yaşıyorum. Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Enstitüsü Gaziantep'te bulunmaktadır. Uygarlığın beşiği olarak adlandırılan Mezopotamya topraklarının, çağın en önemli arkeolojik keşiflerinden olan Zeugma Antik Kenti’ne ev sahipliği yapan Gaziantep şehrimizden dünyanın dört bir yanındaki kadim uygarlığımızın tarihîne katkı sunacak çalışmalara geçit olmaya devam edilecektir. Hitit, Lidya, Frigya gibi uygarlıkların yanı sıra Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı İmparatorluklarının yaşam sürdüğü bu topraklarda yapılan arkeolojik kazılar, son dönemde Göbeklitepe gibi alanların keşfi dünya tarihini değiştirmeye devam etmektedir. Bu bakımdan enstitü faaliyetleri oldukça önemli” dedi. Gelecek Nesillerimize Ulaştırmamız Gereken Emanetler İKÇÜ bünyesinde özellikle Moğolistan’da başkanlık yaptığı Togu Balık kenti gibi Orta Asya tarihine önemli bulgular kazandıran arkeolojik kazıların kapsamını genişletecek olmanın heyecanı içinde olduğunu ifade eden Prof. Dr. Doğan, “Antropoloji, sanat tarihi, tarih, epigrafi, nümismatik gibi tüm ilgili alanlarda Avrupa, Orta Doğu, Balkanlar, Akdeniz, Ege, Karadeniz, Kafkasya, Orta Asya, Güney Asya ve dünyanın diğer bölgelerindeki kültür varlıkları üzerine Türk bilim insanları ve öğrencilerimizin çalışmalarına destek olmaya devam edilecektir. Tarihî ve kültürel taşınmaz varlıklarımız sadece geçmişten bize kalan miras değil, gelecek nesillerimize ulaştırmamız gereken emanetlerdir. Bu emanetlerin ayakta tutulması, gelecek kuşaklara aktarılması ve turizm destinasyonuna kazandırılması adına Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Enstitüsü bünyesindeki projelere katkı sunmaktan onur duyacağım.Bu göreve layık gören Kültür ve Turizm Bakanımız Sayın Mehmet Nuri Ersoy’a, Bakan Yardımcımız Sayın Gökhan Yazgı’ya ve Mütevelli Heyet üyelerine teveccühleri için şükranlarımı arz ederim” ifadelerini kullandı. -
16 kez okundu
TSE’den Tetkik Görevlisi Eğitimi
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesinde (İKÇÜ) TS EN ISO 9001 standardı kapsamında düzenlenen kalite eğitimleri tamamlandı. Türk Standartları Enstitüsü (TSE) Ege Bölge Koordinatörlüğünce Kalite Koordinatörlüğü tarafından organize edilen eğitimlere farklı birimlerden 30 personel katıldı. TSE Eğitmeni Gülhan Yüzereroğlu tarafından verilen 3 günlük eğitim programında katılımcılara; kalite yönetim sisteminin temel kavramları, süreç yaklaşımı, sürekli iyileştirme, risk temelli düşünme, tetkik teknikleri ve tetkikçi etik ilkeleri gibi konularda kapsamlı bilgiler verildi. Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhsin Akbaş, Kalite Koordinatörü Doç. Dr. Funda İfakat Tengiz, Kalite Güvencesi Uzmanları Öğr. Gör. Özlem Bakan Demirel, Öğr. Gör. Dr. Bahar Yalçın Kavuş ’un takip ettiği eğitim hakkında bilgi veren Yüzereroğlu, İKÇÜ’nün uzun yıllardır Kalite Yönetim Sistemi belgeli olduğunu hatırlatarak, TSE tarafından verilen eğitimin hem bir hatırlatma mahiyeti taşıdığını hem de yeni tetkikçilerin kuruma kazandırılması amacıyla gerçekleştirildiğini dile getirdi. Sürdürülebilir Bir Kalite Anlayışı Üniversitenin kalite yönetim sistemlerinin sürdürülebilirliğinin sağlanması, iç tetkik süreçlerinin daha etkin bir şekilde yürütülmesi adına bu eğitim programlarını oldukça önemsediklerini ifade eden Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhsin Akbaş, kalite seviyesini bir basamak daha yükseltmek için bu tür programların taşıdığı önemi vurguladı. Kalite odaklı yönetim anlayışını daha da güçlendirmeyi hedeflediklerini kaydeden Prof. Dr. Akbaş, “Kalite farkındalığının artırılması ve kalite kültürünün tüm üniversite bileşenleri tarafından benimsenmesi, üniversitelerin sürdürülebilir gelişiminde kritik bir rol oynamaktadır. Öğrencilerimizin de katılımıyla kalite güvencesi çalışmaları son dönemde önemli bir ivme kazandı. İKÇÜ kalite yönetimi alanında attığı adımlarla kurumsal kapasitesini arttırmayı ve hizmet kalitesini en yüksek seviyeye çıkarmayı hedeflemektedir. Sürdürülebilir bir kalite anlayışı, üniversitenin stratejik hedeflerine ulaşmasında önemli bir yol haritası olmaktadır. Kalite kültürü sadece akademik başarıyla sınırlı bir kavram değildir. Aynı zamanda öğrenci memnuniyeti, araştırma-geliştirme, toplumsal katkı ve kurum içi verimlilik gibi pek çok başlıkta temel göstergeleri belirlemektedir. Birimlerimizi ulusal ve uluslararası kalite standartlara uygun olarak güncelleyerek üniversitemizdeki bilim iklimini güçlendirmeye devam etmekteyiz. Bizlere bu yolculuğumuzda rehberlik eden stratejilerimizin hayata geçirilmesiyle gelişimimize katkı sunan yaklaşımları için Yükseköğretim Kalite Kuruluna, kalite kültürünün yaygınlaşması ve içselleştirilmesi için faaliyetlerimize destek veren TSE’ye, süreci başarıyla yürüten Kalite Koordinatörlüğümüze, öğrencilerimize, tüm çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyorum”diye konuştu. Eğitim programı Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhsin Akbaş’ın TSE Eğitimcisi Gülhan Yüzereroğlu ’na teşekkür belgesi takdim etmesi ile sona erdi. -
15 kez okunduTEDxİKÇÜ ile İKÇÜ’de Yıldızlar Geçidi
İlham verici insanların hikâyelerini, “Paylaşmaya değer fikirler” sloganıyla toplumla buluşturan TED (Technology, Entertainment, Design), TEDxİKÇÜ lisansıyla İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesindeki ilk etkinliğini gençlerle buluşturdu. TEDx resmi onayıyla, Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı Koordinatörü Doç. Dr. Yeliz Doğru'nun öncülüğünde, organizatör Emre Elmacı ve organizasyon koordinatörü Beyza Deveci iş birliğiyle "Kuyruklu Yıldız" temasıyla düzenlenen buluşmada, alanında uzman konuşmacılar öğrencilerle bir araya gelerek fikirlerini ve ilham veren hikâyelerini paylaştı “İz Bırak, Keşfet ve Parla” sloganıyla ilki düzenlenen TEDxİKÇÜ’ye öğrenciler, yoğun ilgi gösterirken; Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şaban Doğan, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sevtap Ünal, Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gökçen Bombar, Sanat ve Tasarım Fakültesi Prof. Dr. Oğuz Dilmaç, SKS Başkanı ve Etkinlik Koordinatörü Doç. Dr. Yeliz Doğru, akademik ve idari personel, öğrenciler ve çok sayıda davetli katıldı. Bütün Aşamaları Öğrencilerimiz Organize Etti Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, “TEDx’in ana amaçlarından biri; hata yapmaktan korkmamak ve onlardan yeni bir şeyler öğrenmektir. Girişimcilik, hataları sahiplenmeyi ve bu hatalardan ders çıkararak, güç alarak ilerlemeyi gerektirir. Eğer bir girişimci olacaksanız, yaptığınız hatalardan öğrenip yolunuza devam edebilmelisiniz. Başarılı girişimciler, hatalarına sahip çıkan ve onları düzelten kişilerdir. Girişimcilikte başarı için öğrenmek çok önemli. Bizim öğrencilerimiz bu tür organizasyonlarda sorumluluk ve risk almalılar. Sizler ilk organizasyonda önemli sorumluluklar aldınız. Bundan sonra da almalı ve hata yapmaktan korkmamalısınız. Unutmayın, bu bizim ilk TEDx organizasyonumuzdu ve bütün aşamaları öğrencilerimiz organize etti. Bu sadece bir başlangıç. Bugün salonu dolduran sizler arasından, gelecekte çok başarılı girişimciler ve organizatörler çıkacak” dedi. Türkiye’nin Parlayan Yıldızları İKÇÜ’den Çıkacak Etkinliğin başlangıcında TEDxİKÇÜ ekibine neden “Kuyruklu Yıldız” temasını seçtiklerini sorduğunda, almış olduğu yanıttan çok etkilendiğini dile getiren Prof. Dr. Bulduklu, “Evet, milyarlarca yıldız var ama kuyruklu yıldızlar nadir yani onların sayısı çok az. Türkiye’nin parlayan kişilere ve kişiliklere ihtiyacı var. Emin olun, bu kişilikler İKÇÜ’den çıkacak. Bizler, İKÇÜ olarak, buradan gerçekten büyük yıldızlar çıkaracağımıza inanıyoruz. TEDx zaten yapısı gereği, ilham veren hikâyeleri ve başarıları önümüze getiriyor. Buradan alacağınız dersler, belki de hayatınızı değiştirecek, size bir vizyon kazandıracak” ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Yasin Bulduklu organizasyon ekibine, katılımcılara, TEDxİKÇÜ kapsamında deneyimlerini paylaşacak olan konuşmacılara ve sponsorlara teşekkür ederek konuşmasını noktaladı. Gençlerin ‘İz Bırakma’ Cesaretine Katkı Sunduk İnovasyondan, bilime, sanata alanında yıldızlaşan isimlerin katıldığı, dünyanın en prestijli organizasyonlardan birini İKÇÜ’ye taşımanın heyecanını yaşadıklarını belirten Başkan Doğru, “Etkinliğimizin teması: “Kuyruklu Yıldız – İz Bırak, Keşfet ve Parla.” Biliyorum ki her birinizin içinde keşfedilmeyi bekleyen değerli fikirler var. Belki de az sonra kıymetli konuşmacılarımızdan birinin söylediği bir cümle, bir bakış ya da yaşanan küçük bir an, sizin o yolculuğa çıkmanızı sağlayan bir kıvılcım olacak. Bugün yaklaşık 6 saat sürecek bu etkinlik için sevgili öğrencilerimiz, TEDx ekibimiz, büyük bir özveriyle aylardır gece gündüz çalıştılar. Bizler de bu yolculukta onların yanında olmaktan, gençlerimizin “iz bırakma” cesaretine katkı sunmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Sözü daha fazla uzatmadan, bugünün hepiniz için ilham dolu, keşiflerle dolu ve unutulmaz bir deneyim olmasını diliyorum” diye konuştu. İlham Veren Bir Yolculuk: TEDxİKÇÜ Etkinliğin resmi organizatörü Emre Elmacı ise, “Aralıksız, tam 3 aydır gecesini gündüzüne katan TEDxİKÇÜ ekibi olarak emeklerimizin karşılığını aldığımız bugün, hem mutlu hem de gururluyuz. Çünkü, büyük başarılara imza atmak, hedefi yüksek olan insanların idealidir. Oscar Wilde’ın çok sevdiğim bir sözü vardır: “Kendin ol; diğer herkes çoktan kapılmış”. Bu söz, yalnızca kişisel yolculuğumda değil, aynı zamanda etkinliğimizin teması için de büyük bir anlam taşıyor. Bugün, bu koltuklarda oturan herkes, kendi hayatına dair bir iz bırakacak. Etkinliğimizin resmi lisansını aldığımız günden beri yanımda olan kıymetli organizasyon koordinatörü Beyza Deveci’ye ve hayalimize gönülden inanan TEDxİKÇÜ halkla ilişkiler ekip lideri Melisa Açar’a teşekkür etmek istiyorum. Bugün, hayalimizin gerçeğe dönüştüğünü görmek tarif edilmez bir mutluluk. Üniversitemizin bize sunduğu imkânlar ve sağladığı destekler için başta rektörümüz Prof. Dr. Saffet Köse olmak üzere, Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Yasin Bulduklu ve tüm üniversite üst yönetimine teşekkür ederim. Her zaman arkamda olduğunu hissettiren ve etkinlik için elinden geleni, hatta fazlasını yapan İKÇÜ SKS ailesine de teşekkür ederim. Bizleri yüreklendiren değerli sponsorlarımıza da bir kez daha teşekkürü bir borç biliyorum. Umuyorum ki bu etkinlik, sadece bugünün değil, geleceğin de ilham kaynaklarından biri olur. Hepinize keyifli ve ilham dolu bir TEDx günü diliyorum“ dedi. Eşsiz Hikâyeler, Kıymetli Paylaşımlar Etkinliğin organizasyon koordinatörü Beyza Deveci, TEDxİKÇÜ’nün başarısında emeği geçen herkese teşekkür ederken, üniversitenin sağladığı desteğin böyle anlamlı organizasyonların hayata geçirilmesinde ne denli kıymetli olduğunu vurguladı. Beyza Deveci, “Bugün, İKÇÜ’de bir ilki yaşamanın heyecanı içerisindeyiz. Bu özel günün başlangıcında yalnızca öğrenmenin değil, aynı zamanda ilham almanın ve birbirimize güç katmanın da ne kadar önemli olduğunu vurgulamak isterim. Çok değerli konuşmacılardan dinleyeceğiniz eşsiz hikâyeler ve kıymetli paylaşımlar sizleri bekliyor. Burada olmak, yalnızca dinlemek değil, aynı zamanda birlikte düşünmek, gülmek ve keşfetmek için bir adım atmak demek. Umuyorum ki, bugün okulumuzda ilk defa gerçekleşen bu etkinlik, gelecekte bir gelenek haline gelir ve bu ilham dolu yolculuğa tekrar çıkmak için kolları sıvayan yeni öğrenciler yetişir. Başta, bize her zaman inanan ve bu doğrultuda desteğini esirgemeyen, SKS Başkanı ve Koordinatör Doç. Dr. Yeliz Doğru’ya, lisans sürecimizden itibaren her aşamada birlikte ilerlediğimiz organizatör Emre Elmacı’ya, sürecin en başından bu yana yanımda olan halkla ilişkiler ekip lideri Melisa Açar’a, gece gündüz demeden sonsuz revizeleri göğüsleyen tasarım ekibime ve Sümeyye Aslan’a gönülden teşekkür ediyorum. Ekipte yer alan herkesi tek tek sayamasam da hepinizi gerçekten çok seviyorum. Şimdi, eğer hazırsanız, artık sözde değil, eylemde ilham almanın zamanı geldi. Bu muazzam etkinliği başlatıyorum. Hepinize keyifli bir zaman dilimi dilerim” şeklinde konuştu. İKÇÜ Sahnesinde Farklı Sektörlerin Yıldızlar Geçidi Açılış konuşmalarından sonra sahne, Tan Sağtürk Akademi’nin genç dansçılarının oldu. Ardından, iletişim stratejileri ve kurumsal mutluluk kavramını bir araya getiren Gdz Elektrik Dağıtım Grubu Kurumsal İletişim Müdürü Gizem Dağ sahneye çıktı. “Mutluluk Tasarımı”na dayalı özgün yaklaşımını aktaran Dağ, iş dünyasında pozitif dönüşümün nasıl mümkün olabileceğini gençlere anlattı. Müziğin birleştirici gücüne inanan orkestra şefi ve müzik direktörü Masis Aram Gözbek, sanatın hem bireysel hem de toplumsal etkisini, yenilikçi projeler üzerindeki değerlendirmelerini paylaştı. Daha sonra, sınırları cesaretiyle aşan ve ilklere imza atmanın gururunu yaşayan, Türkiye’yi birçok uluslararası yarışmada başarıyla temsil eden milli yüzücü Bengisu Avcı sahne aldı ve gençlere deneyimlerini aktardı. Selim Yuhay sahne aldı ve mimariyi medya ile buluşturarak etkinliğe katılan geniş kitleye ilham verdi. Selim Yuhay mimarlık serüvenini, televizyon deneyimini ve tasarımın yaşamla olan ilişkisini katılımcılarla paylaştı. Medya sunuculuğu ve dijital içerik üretimi alanındaki birikimiyle tanınan İlkay Buharalı, iletişimin dijital dönüşümünü ve etkili anlatım yollarını aktardı. Etkinliğin bir sonraki aşamasında Vals, Zeybek, Tango, Latin ve Bale gibi beş farklı dans stilini bir araya getirerek izleyicileri büyüleyen ve Cumhuriyetin kültürel zenginliğini sanatla buluşturan Cumhuriyet Potporisi adlı gösteri gerçekleşti. Gösterinin ardından, gökyüzüne olan tutkusu ve ilham veren başarı hikâyesiyle Naile Sevda Varol sahneye çıktı ve pilotluk mesleğinin perde arkasını ve kadınların havacılık alanındaki yükselişini anlattı. Ardından, sahne Türk rap müziğinin tanınan isimlerinden Anıl Piyancı’nın oldu. Etkinliğin son bölümünde ise katılımcılar, TEDx Talks Back oturumuna katılarak konuşmacılarla etkileşime geçtiler. Bu bölümde, dinleyiciler görüşlerini paylaşarak, etkinlikle ilgili geri bildirimlerde bulunma imkânı buldu. Öğrenciler, etkinlik boyunca ilham verici konuşmalar sayesinde yeni bakış açıları kazanma fırsatını yakaladı. -
15 kez okunduİKÇÜ FEST’25 Başladı
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Sağlık, Kültür ve Spor Daire (SKS) Başkanlığınca 8’incisi düzenlenen İKÇÜ’Fest’25 Bahar Şenliği coşkulu kortej yürüyüşüyle başladı. Öğrenci toplulukları, akademik ve idari personelin katılımıyla merkez kütüphane önünden başlayarak Rektörlük Binası önünde devam eden BandoRed eşliğindeki kortej yürüyüşüne, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Muhsin Akbaş, Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Prof. Dr. Süleyman Akbulut, Dekanlar, Genel Sekreter Nuretdin Memur, SKS Daire Başkanı Doç. Dr. Yeliz Doğru ile çok sayıda öğrenci katıldı. Dönemi Gülen Yüzlerle Kapatmak İstiyoruz Şenlik alanında son bulan kortejin ardından şenliklerin resmi açılışını yapan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, üç gün planlanan festival etkinliklerinin gençlerden gelen talepler doğrultusunda hazırlandığını kaydetti. Rektör Prof. Dr. Saffet Köse’nin öğrencilerin keyifli bir lisans hayatı geçirmeleri adına her türlü çalışmaya destek verdiğini aktaran Prof. Dr. Bulduklu, “Her yıl büyük bir heyecanla beklediğimiz Baharın yenileyici ruhunu, gençliğin enerjisiyle buluşturduğumuz şenliklerde sosyal, kültürel ve sanatsal yönleriyle de öne çıkan zengin bir içerik hazırladık. Oldukça yoğun geçen bir akademik yılın stresinden biraz da olsa uzaklaşmak, hep birlikte biraz nefes almak, eğlenmek, dinlenmek ve koşuşturmaya biraz ara vermek için 3 gün boyunca eğlenmenizi istedik. Bu eğlenceye akademik ve idari personelimizi de katarak dönemi gülen yüzlerle kapatmak istiyoruz” dedi. Şenlikler Kurumsal Kültürü İnşa Etmenin Önemli Bileşeni Sadece akademik ve bilimsel anlamda değil; aynı zamanda sosyal, kültürel ve sportif yönden de gelişime önem verdiklerini kaydeden Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bulduklu, “İKÇÜ olarak biz, sadece meslek sahibi bireyler değil, aynı zamanda topluma duyarlı, kültürel birikimi olan, sosyal yönü güçlü nesiller de yetiştirmek arzusundayız. Salt akademik eğitim vermenin ötesinde her açıdan donanımlı iyi insanlar olarak mezunlarımızı hayata hazırlıyoruz. Bu tür etkinlikler de bu hedefin önemli bir parçası. Şenlikler ve bu türden etkinliklerin kurumsal kültürü inşa etmenin önemli bileşeni olduğunun farkındayız. Kimlik oluşturmak ve aidiyet yaratmak için çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Bu güzel şenliklerin hazırlanmasında emeği geçen başta SKS Daire Başkanlığımıza, öğrenci topluluklarımıza, gönüllü öğrencilerimize ve katkı sunan tüm paydaşlarımıza kalbi şükranlarımı sunuyorum. Unutmayalım ki, birlikte eğlenmeyi, birlikte üretmeyi ve birlikte yaşamayı öğrenen bir toplum, geleceğe daha umutla bakabilir. Keyifli, sağlıklı, eğlenceli bir şenlik diliyorum” ifadelerini kullandı. Katılımınız Bizim İçin Çok Önemli ve Değerli SKS Daire Başkanı Doç. Dr. Yeliz Doğru da dopdolu bir programla birbirinden renkli etkinlik ve konserler eşliğinde 3 gün sürecek İKÇÜ FEST 2025’in keyifli geçmesi temennisinde bulundu. Doğru, “Bu gibi özel etkinliklere, değerli öğrencilerimiz ile akademik ve idari personelimizin katılımı bizim için çok önemli ve değerli. Şenliklerde bizlere destek olan üniversitemizin değerli gençlerinin oluşturduğu topluluklarımıza, tüm öğrencilerimize güzel bir festival diliyorum. Kültür, sanat ve müziği bütünleştirdiğimiz etkinliklerimizin eşliğinde tüm İKÇÜ ailesine iyi eğlenceler diliyorum” diye konuştu. Konuşmaların ardından festival kapsamında SKS Daire Başkanlığınca personel ve öğrenciler arasında düzenlenen Rektörlük Turnuvasında dereceye giren takımlara ve sporculara ödülleri Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu tarafından takdim edildi. Ödül takdiminin ardından törene katılan protokol, şenlik alanındaki topluluk stantlarını gezerek öğrencilerle sohbet etti. Rektörlük Kupasını Kimler Kazandı? Personel Voleybol Branşında 1. Rektörlük Takımı, 2. Sağlık Bilimleri Fakültesi Takımı, 3. Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Takımı Personel Basketbol Branşında 1.Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Takımı, 2. Sağlık Bilimleri Fakültesi Takımı, 3. Diş Hekimliği Fakültesi Takımı Personel Futsal Branşında 1. Sosyal Bilimler Enstitüsü Takımı, 2. Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Takımı, 3. Bilgi İşlem Daire Başkanlığı Takımı Personel Erkek Masa Tenisi Branşında 1. Maksut Çetin2. Rıza Şen, 3. Umut Ziya Koçak Personel Kadın Masa Tenisi Branşında 1. Eylem Aykurt, 2. Anıl Çobanoğlu Dede, 3. Didem Yüzügülenç Öğrenciler arası Voleybol Branşında 1. Eczacılık Fakültesi Takımı, 2. Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Takımı, 3. Diş Hekimliği Fakültesi Takımı Öğrenciler arası Basketbol Branşında Dereceye giren takımları 1. Gemi İnşaatı ve Denizcilik Fakültesi Takımı, 2. Diş Hekimliği Fakültesi Takımı, 3. İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Takımı Öğrenciler arası Futsal Branşında 1. Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi-2 Takımı, 2. Eczacılık Fakültesi Takımı, 3. Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi-1 Takımı Öğrenciler arası Masa Tenisi Branşında 1. Erdal Develioğlu, 2. Hüseyin İsa Aksoy, 3. Emre Berdi -
15 kez okundu
“Kök Hücre ve Organ Naklinde Güncel Pratikler İnovatif Yaklaşımlar”
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Tıp Fakültesi ve Transplantasyon İmmünolojisi ve Genetiği Derneği paydaşlığında “Kök Hücre ve Organ Naklinde Güncel Pratikler İnovatif Yaklaşımlar” Sempozyumu yapıldı. Organ bağışının hayati önemi ve toplumda farkındalık oluşturmanın gerekliliğinin vurgulandığı oturumların yer aldığı sempozyum için düzenlenen resmi törene, İKÇÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof.Dr. Esra Meltem Koç, Transplantasyon İmmünolojisi ve Genetiği Derneği (TİGED) Başkanı Prof.Dr. Caner Süsal, Türk Nefroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Aydın Türkmen, İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi (TÖTM) Karaciğer Nakil Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sezai Yılmaz, İKÇÜ Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi, TİGED Yönetim Kurulu Üyesi, Prof. Dr. Tülay Kılıçaslan Ayna, İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Organ Nakli Koordinatörü Dr. Rahmi Baykan, Sağlık Bakanlığı Türkkök Birimi yöneticileri, İzmir Bölgesi Transplantasyon Faaliyetlerini aktarmak üzere İzmir Şehir Hastanesi, Acıbadem Üniversitesi İzmir Kent Hastanesi, İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi, Ege Üniversitesi ile Koç Üniversitesi Organ Nakli İmmünoloji Araştırma Mükemmeliyet Merkezi (TIREX) araştırmacıları, çok sayıda akademisyen ve öğrenci katıldı. Sağlık İletişiminin Doğru Kullanımının Önemi Konuklara seslenen Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, ülkemizde organ naklini artırmak için sağlık iletişimi kanallarının etkin kullanılması gerektiğine dikkat çekti. Bağışçıları olumsuz etkileyecek unsurların doğru iletişim stratejileriyle aşılabileceğini ifade eden Prof. Dr. Bulduklu, “Konunun sosyal ve özellikle iletişim stratejileri boyutunda tartışılmasının gerekliliğine inanıyorum. İnsanlar arasındaki bilgi eksikliği, organ bağışına engel olmaktadır. Bunun için ciddi bir farkındalık ve kampanyalara ihtiyaç var. Zira insanın insana yapabileceği en büyük iyilik herhalde yaşama hakkı sunmaktır. Ayette belirtildiği gibi, 'Her kim bir hayatı kurtarırsa bütün insanları kurtarmış gibi olur' Birinin hayatına devam etmesini sağlamanın kutsallığı aslında eğitim ve bu kampanyalar yoluyla aktarmak gerektiğinin altını çizmek isterim. Organ nakli hizmetlerinde paydaş olan bağışçılar, aileler ve yakınlar, sağlık personeli, hastane yönetimi, üniversiteler, toplum sağlığı merkezleri, din görevlileri, bakanlıklar, kamu kurumlarının içinde olduğu geniş bir yelpazede yapılacak sürdürülebilir faaliyetlerde iletişimin doğru yönetilmesi önem arz etmektedir. Halkın konu ile ilgili farkındalık düzeyinin artırılması sağlık iletişiminin doğru kullanımıyla olacaktır” diye konuştu. İlham Verici Buluşma İKÇÜ Tıp Fakültesi hakkında sunum yapan Dekan Yardımcısı Prof.Dr. Esra Meltem Koç, sempozyumun Rejeneratif Tıp ve Kök Hücre Uygulamaları alanlarında bilgi paylaşımına fırsat vermesi açısından oldukça önemli olduğunu vurguladı. Koç, “Yeni iş birliklerine, bilimsel üretkenliğe ve yenilikçi yaklaşımlara katkı sağlayacak sempozyumun öğrencilerimize yeni ufuklar ve deneyimler kazandırmasını umuyoruz. Ayrıca sempozyuma katkı ve destekleri için tüm paydaşlarımıza, değerli konuşmacılarımıza ve katılımcılarımıza teşekkür ediyor ve İlham verici bir program olmasını diliyorum” şeklinde konuştu. Çapraz Nakil İhtiyacı TİGED Başkanı Prof.Dr. Caner Süsal da derneklerinin üstlendiği misyona değindiği konuşmasında amaçlarının inovatif yenilikçi tedavileri değiştirebilen, bu testleri uygulayabilen genç bir yeni nesil yetiştirmek olduğunu aktardı. Direktörlüğünü yürüttüğü Koç Üniversitesi Organ Nakli İmmünoloji Araştırma Mükemmeliyet Merkezi TIREX’in çalışmalarından bahseden Başkan Prof. Dr. Süsal, “TIREX, Avrupa Komisyonunca Türkiye’ye ilk kez verilen 2,5 milyon avro hibe destekli ERA Chair projesine sahip. Türkiye dünyada canlı vericili nakillerde böbrekte ilk, karaciğerde ikinci sırada. Canlıdan karaciğer ve böbrek nakillerinde oldukça iyi bir deneyim ve birikimimiz var. Türkiye'nin çok ihtiyacı olan ‘Çarpaz Nakil’ konusunu oturumlarda tartışacağız. Bu konuda nasıl ilerleyebiliriz? Bunun dışında da lokal ve kök hücre konusundaki klinik çalışmaları, böbrek nakli konusunda kapsamlı olarak tartışmaya çalışacağız. 2025 Nobel Tıp Ödülü, bağışıklık sisteminin kendi dokularımıza saldırmasını önleyen regülatör T hücrelerini keşfeden Mary Brunkow, Fred Ramsdell ve Shimon Sakaguchi’ye verildi. Transplantasyon immunolojisi bildiğiniz gibi oldukça önemli bir konu. Bunu da son Nobel ödülü ile tekrar teyit etmiş olduk. Biliyorsunuz bu regülatör T hücreleri organ naklinde de önemli bir rol oynuyor ve yeni klinik çalışmalar bu konuda yapılmaya başlandı. Bu keşifler, tıpta bağışıklık sistemini yeniden düzenleyerek otoimmün hastalıkları tedavi etme imkânı sunuyor. Örneğin, interlökin-2 (IL-2) gibi moleküllerle Treg hücrelerinin sayısı artırılabiliyor. Ayrıca hastadan alınan Treg hücreleri laboratuvar ortamında çoğaltılarak, organ nakli sonrası reddi önlemek amacıyla kullanılabiliyor. Onun için derneğimiz bu önemli konularda yoğun olarak çalışmakta” dedi. Evlerinde Umutla Telefon Bekleyen Hastalar İçin Transplantasyon İmmünolojisi ve Genetiği Derneği Yönetim Kurulu Üyesi, Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tülay Kılıçaslan Ayna, organ ve kök hücre naklinin sadece tıbbi bir konu olmadığını, yaşam zincirini devam ettiren bir insanlık sorumluluğu olduğunu kaydetti. Prof. Dr. Ayna, “Bu buluşmalarda, alanda çalışan uzmanların karşılıklı bilgi alışverişinde bulunması ve üniversite öğrencilerimizde bir farkındalık oluşturması amaçladığımız temel noktalardan. Bir insanın yaşamına dokunmak, ona yeniden nefes, yeniden umut olabilmek, bağış kelimesinin ardında gizli olan en büyük anlam. Ülkemizde binlerce insan kök hücre nakli ve organ nakli için bekliyor. Bu hastalardan bir kısmı süreci hastanelerde geçiriyor, bir kısmı evlerinde umutla bir telefon bekliyor. Bu bekleyiş işi sona erdirecek şey belki bizim bir imzamız, belki bizim bir kararımız, belki bizim bir farkındalığımız olabilir. Bu yüzden siz değerli gençler bu konuda en büyük gücü taşıyorsunuz. Bu etkinliğin sonunda hepimizin bu konuda biraz daha bilinçli, biraz daha duyarlı, biraz daha kararlı, hatta birinin umudu olacak kadar cesur olmasını diliyorum” dedi. Açılışın ardından konuk araştırmacıların transplantasyon faaliyetleri başlıklarında kendi alanlarında yaptıkları sunumların yer aldığı bilimsel oturumlara geçildi.





